Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY [email protected]

TGS: Önce git bir uçak nasıl yükleniyor, boşaltılıyor gör, daha sonra TGS ile ilgili yazı yaz.

Başka bir insanın veya kurumun nasırına basılınca feryat etme yeteneği olan bazı insanlar (?) hiçbir şeyi kazara yapmazlar. Sonuçları feryadı kesecek biçimde önceden planlarlar. Mesleklerini doğru hayaller üzerinde söyledikleri yalanlarla icra ederler, hayatlarının yarısı kendilerini bu noktaya getirenleri, öbür yarısı ise birbirini aldatmakla geçer.

TGS Çalışanlarına Ahmet Bolat Seslenişi. Tehdit ve sevgi sunumu bir arada

Aslına bakarsanız kimse kimseyi küçümseyecek kadar büyük değil. Ne unvanda olursanız olun bu değişmez. Bunu bilmelisiniz. Küçümsediğiniz şeyler için gün gelir önemsediğiniz bir bedel ödersiniz. İnsanların sessin sakin durduğuna bakıp gücünüze güvenip, basmayın damarlarına. Karada ve denizde mayınlarda sessiz dururlar. Biri gidip üzerlerine basana kadar.

Üstümüze, Sağdan Soldan Her taraftan Cahillik Yağıyor

Justin Kruger ve David Dunning Cornell Ünv’ de yaptıkları tez çalışması sonucu: Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır. Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir, nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler ve de kifayetsiz muhterisler’ her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler.

En Büyük İletişim Problemimiz; Anlamak için değil, Cevap vermek için okuyor ve dinliyoruz

Duymak istediğimiz yanlışlar vardır nedense. Hem de bile bile. Hiç kimse bildiğinden fazlasını işitmez; kimse hissedebildiğinden, hayal edebildiğinden ve düşünebildiğinden fazlasını okusa bile algılamaz. İnsanlar neyi görmek isterlerse onu görür, neyi duymak istiyorlarsa onu duyarlar. Okuduklarını da, kendilerine uygun şekilde anlar ve yorumlarlar.

Bazı THY Çalışanlarının alışkanlıkları değişti. Artık tek konuları Para. Para varsa mutlular

THY: Yöneticiler, şirket çalışanlarının maddiyata bu denli eğilmelerine hangi davranışların sebep olduğunu ve bu eğilimin artmasındaki rollerini düşünmelidirler. Bu eğilim yalnız zorlaşan hayat şartlarına bağlı olarak mı artıyor? Peki maddeye karşı eğilim artarken çalışanlarda bir karakter zafiyetine neden olmuyor ve aidiyet duygusunu zedelemiyor mu?

Yeni Bir Yılın Eşiğinde

İnsanlar geçmişte yaşadıklarından ötürü hayat ve diğer insanlar hakkında olumsuz temel inançlara sahip olabilirler. Örneğin: Diğer insanlara güvenilmez, beni incitebilirler. Vb. Olumsuz inançlar yalnız psikolojik stresin olduğu durumlarda ortaya çıkar. Ve daha önce yaşamış olan memnuniyetsizlikler, bu duyguları yeniden formatlayıp önümüze koyabilir.

Ülkemiz İçin Durmak Yok, Yola Devam Derken THY Durağında Size Bir “Çay” İkram Etsek?

Doruğa çıktıkça iş yaşamı güçleşir, sorumlulukta artar ve insanlar bu zor yaşamın büyük zorlukları ile tepeye tırmanırken ve varınca karşılaşır. Yenmesi gereken en önemli zorluk ise yaşanılan olaylar karşısında sorumluluğunu müdrik ve adil olmaktır. Bu çalışanlarda yöneticiye / yönetime karşı güven duygusu oluşmasına neden olur. Sahi size güven duyan var mı?

Geçmiş Zaman Olur Ki Hayali Sikke Etmez / O Dönemde THY Türk Pilotları Nelere Sabretmişlerdi

Bazıları çoktan kapadım o defteri derse de o defter kapanmıyor. Mazi, hiçbir zaman bizi büsbütün terk etmiyor. En umulmadık zamanda karşımıza çıkıveriyor ve kendini hatırlatıyor, benden ders al dercesine. Peki, o derste ne anlatıyor ki? Beni hatırla ama bugünün kararlarını gelecekteki fırsat ve tehlikeleri gözlemleyerek, hiçbir şeyden etkilenmeden al diyor.

THY: Yanlışları Israrla Vurgularken Güzel Konuları Yazmaktan Kaçınıyor muyum?

Portakalı sıkınca içindeki su bardağa akar. Aynı mantık çok şey için geçerli. Biri bizi sıkıştırıp üzerimize bir baskı yaptığında, aşağılayıcı bir şey söylediğinde içimizden öfke, nefret, acı ve gerginlik gelir. Zira İçimizde olan budur. Şayet, güven ve doğruluk, vermek ve almak istediğimiz şeyse, kendimizi baskıdan kurtarıp bir şeyleri değiştirmemiz şart.

BİR İNSANIN KENDİSİNE TAKABİLECEĞİ EN BÜYÜK ÇELME, YALANININ AYAĞINA DOLAŞMASIYMIŞ.

İnsanların sahteliğinden, sahtekarlığından, iki kelimesinden birinin yalan olmasından, birbirlerinin arkalarından atıp tutmalarından, dost gibi görünmelerinden bıktık. Tecrübeyle sabittir ki, bir adam konuşurken gözlerinizin içine bakıyor üstelik bir de elinizi sıkıca kavrayıp kuvvetli bir biçimde sıkıyorsa, mutlaka sakladığı önemli bir şey vardır.

TAŞERON İŞÇİLER: HAKLARININ GASP EDİLDİĞİNİ SÖYLÜYOR. DOĞRUMU? BU ŞİRKETLERİ KİM DENETLİYOR?

Alt yüklenici firmaların çalışanlarından hayli yoğun mutsuzluk sinyalleri geliyor. Bunu asıl yükleniciye (işverene) sormak gerek. Alt yüklenicileri denetlemek onların işi ya. Mevzuat öyle söylüyor. Taşeron işçiler birtakım haklarının gasp edildiğini söylüyorlar. İşvereninin denetim raporlarında görünmez mi bunlar? Zahmet olmaz ise bir göz ve el atsanız

ÖZEL SEKTÖR ÇALIŞANINA PROMOSYONU “EMEKLİ OLUNCA ALIRSINIZ” DİYEN YÖNETİCİYİ DERT ETMEYİN.

2007’ de Başbakanlık genelgesi ile Kamu çalışanlarına bu hak verildi. Mantık bu konuda çalışanların ayırt edilmemesini öngörüyor. İnanıyorum ki işverenlerin çoğunluğu da bu yönde düşünmeğe başlamıştır. Tabii büyük istihdam yapan firmalar daha fazla düşüneceklerdir. Onlar için Kardan daha büyük zarar desek yanlış mı olur? Bilmem. Ne çare. Haksa verilecektir

THY: Primler Tamam, Kâr Payı da Açıklandı. Artık “Unutturamaz Seni Hiçbir Şey” Bay Bolat.

Yaşam salt parayla satın alınabilen şeylerden oluşmuyor. Paraya bakışınız, onu hayatınızda nasıl konumlandırdığınızla, parayı nasıl kullandığınız ise kültürel birikiminizle ilintili. Hakkınız olduğunu şiddetle savunduğunuz maddi bir haktan ufak bir para sahibi olunca vazgeçmek şahsiyet sorununuzun bir göstergesi. Kültürel birikiminiz: Belli ki sıfır.

İSTER MİSİN BİRİSİ ÇIKIP: KİMSEYİ APTAL YERİNE KOYMADIM. HERKES GEÇİP OTURDU KENDİ YERİNE DESİN

Bir insana defalarca şans vermenin aptallık olduğuna asla inanmadım. İnsan karanlık olduğunda ister istemez evinin içini ne kadar ezberlemiş olsa da ya kapıya ya duvara çarpıyor. Ama bu nedenle evini hiçbir zaman terk etmiyor. Bu da böyledir birinin karanlığını aydınlatana kadar evde sabırla beklemek gerek. Ve de burası bizim evimiz. Aydınlanacaktır mutlak.

SN. BOLAT: BUGÜN KAÇ DANIŞMANINIZ VAR? HER EMEKLİ OLANA BU İMKÂN TANINIYOR MU? HANİ SEÇMEK ZOR YA?

Konu her ne ise dürüst bir insana danışırsan işin bir kısmını çözmüş olursun. Alacağın görüşün faydalı olmasını istiyorsan, konundan kendisi veya yakınları için fayda beklemeyen kimselerle istişare et. Kıskanç olmayan akıllıya ve kinci olmayan zeki kimseye, fikir danış. Evet danışmak sana fazladan akıl verir, unutma akıl ise yalnız akıllılara yardımcı olur.

BAZI YÖNETİCİLER KENDİ İTİBARINI KENDİ SIFIRLIYOR

İtibarlı olmak için, sadece kendi çıkarımıza uygun olan durumlarda değil, hayatın her yanında karakter bütünlüğü içinde yaşamamız gerekiyor. Kimsenin yönlendirmesine ihtiyaç duymadan, her koşulda doğruyu ve yanlışı bulabilenlerin yani pusulası kendi içinde olanların, sosyal statüleri ne olursa olsun itibarlı kişiler olacaklarına inanılır (Temel Aksoy)

THY: O ZAMANLARDA ESKİLERİN HEPSİNİ İŞTEN ATMASAYDINIZ BUGÜN SIRA “BİZİM ÇOCUKLARA” GELMEZDİ.

Bazı yöneticiler vardır ki, ileriyi görürler, uğraştıkları konu ile ilgili kendilerine merkezi bir amaç belirler ve işin bitiminde şu oldu, böyle oldu diye hüsran yaşamazlar. İşte büyük şirketleri idare eden tepe yöneticiler bu türden olmalı ileriyi görebilmeli ve yaptıkları işin sonra şekillenebilecek etaplarını da düşünüp ona uygun planlama yapmalıdırlar.

THY: ÇALIŞAN, KENDİSİNİ KÖTÜ VE AŞAĞILANMIŞ HİSSETMESİNE NEDEN OLAN ÜSTLERİNİ ASLA UNUTMAZ (2)

Hayat sana kendini değersiz hissettiren insanların yanında vakit geçirmek için çok kısa diye bir söz var. Aslında Yaşam, üzüntü ile acı arasında sallanarak gidip gelen mutsuz bir süreç olup bu dönemde insanın kendisini kötü hissetmesi doğal. Bir de çirkin ve bencil insanlar kendimizi kötü hissettirecek şeyleri kasten bilinçli ve art niyetle yapmamış olsalar.

THY: ÇALIŞAN, KENDİSİNİ KÖTÜ VE AŞAĞILANMIŞ HİSSETMESİNE NEDEN OLAN ÜSTLERİNİ ASLA UNUTMAZ (1)

Kendini beğenmiş ve çok saygın olduğuna inanan bir insan statü üstünlüğüne aşırı önem verir. İş yerindeki küçük bir terslik bile bu kişiye statüsünü kaybetme korkusu yaşatır. Ve şayet bu kişi bir tepe yönetici ise statüsündeki muhtemel bir değişiklik onda aşağılanma korkusu doğuracaktır. Bunu takip eden uygulama ve kararlarında ise hata yapması kaçınılmazdır

THY’NİN STATÜSÜ: DEVE DESEM DEVE DEĞİL. KUŞ DESEM KUŞ DEĞİL. ACEP NE OLA Kİ?

Evet, THY’ nin azınlık hissesi kamuda. %49,12. Buna rağmen THY, yönetim hakkı kamuda olan bir özel sektör kuruluşu (?) Hadi canım sende olur mu böyle şey diyeceksiniz. Gelin bunu söylemeyin. Zira durum aynen, tıpa tıp söylediğim gibi. Aslında ne deve ne de kuş. THY ne zaman mı bu ikilemin içinden çıkacak dersiniz? Kamuya ait olan % 49,12 hisse de özelleştirilince.

PRİM VE KÂR PAYI ORTAYA ÇIKINCA THY’ DE “KASTİ FAULSÜZ” BİR MAÇ OYNAMAK HAYAL OLDU.

Geçen yazıdaki yorumlarda THY’ nin düşman kardeşleri diğerlerine size neden prim veriliyor diye sorarken bir zümre THY’na en büyük faydayı kendilerinin sağladığını, dolayısı ile paylaşımda en büyük payın kendilerinin olması gerektiğini söylüyor, pandemi’ de sizi biz besledik sözleri ile kişisel kalitelerini vurguluyorlardı. Yazık THY’ ye. Çok, çok yazık.

THY: YK BAŞKANI İŞE PRİM ÖDEMEKLE BAŞLADI. KAR PAYI ARKADAN GELECEK.

Umut verip, güven aşılayıp ta yarı yolda bırakılan ne çok insan var değil mi? Bu insanların gönül sadakasını iki cihanda da ödemek imkânsız. Ancak yapamayacağı, yerine getiremeyeceği şeyler için söz vermek, bugün için neredeyse bir yaşam şekli oldu. Amaç ne diye sorarsanız günü, anı ve zevahiri kurtarmak. Oysaki verilen söz zamanında ödenmesi gereken bir borçtur

THY: BANKADAN PROMOSYON ALMAK İÇİN EMEKLİ OLMAYA GEREK YOK. İŞTE SİZE KÂR PAYI + PROMOSYON

Umut etmek, hayal kurmak, güzel günlerin gelmesini beklemek, sıkıntıların geçmesini beklemek, ömrümüz hep beklemekle geçiyor. Beklemek, sonunda beklenilen olacaksa, gelecekse güzel. Şayet doğru durakta bekliyorsak güzel. Zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız. Ancak belirsizlik içinde, acaba olacak mı, gelecek mi diye beklemek, bitmek bilmeyen bir çile.

SORUMLULUK ÖZGÜRLÜKTÜR. SORUMLULUĞU BAŞKASINA DEVRETMEK İSE MAHKUMİYETİ KABULLENMEKTİR (?)

Doruğa çıktıkça hayat güçleşir, risk ile sorumlulukta artar ve insanlar iş yaşamının büyük zorlukları ile tepelere tırmanırken ve de oraya varınca karşılaşır. Yenmesi gereken en önemli zorluk ise yaşanılan olaylar karşısında sorumluluğunu müdrik olmaktır. Bu çalışanlarda yöneticiye / yönetime karşı güven duygusu oluşmasına neden olur. Ya tersi olursa mı?

HAVAYOLU TEPE YÖNETİCİSİ VE BİR ORKESTRA ŞEFİ

İnsan, tabiat olayları ve sosyal olaylar hakkında bilgi sahibidir, çevresindeki olaylarla kendisini yakınlaştırabilen, kaynaştırabilen insan sağlıklı kararlara verebilir. İnsanın karar verebilmesi için, yoğun bir duygu, bilinç ve bilgi bütünlüğüne ihtiyacı var. Arkasında sağlam ve tarafsız (?) bir bilgi yoksa iyi fikirler doğru bir kararı desteklemez.