12 Mart 2018, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY cetinozbey@airporthaber.com

Yaşamımızdaki Maskeli Yüzler.

Yeni doğan her insan tertemizdir. Ancak “ona büyüyünce iyilik ve kötülüğü kavrayıp bunlardan birini seçme yeteneği verilmiş; bu sebeple insan ileride kendini sorumlu kılabilecek bir seçim özgürlüğüne sahip. Olayları gözlemlemesi ve değerlendirmesi için ona göz, kulak ve kalp (akıl) verilmiş, kendisine doğru yol gösterilmiş, böylece değerlerin bilincine varmasını ve onlardan ahlâk kanununun buyurduklarını, seçmesini sağlayacak şekilde donatılmıştır.” ( Sorularla İslamiyet )

Evet;  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup, Bayrağımıza hakaretle vatandaşlarımıza kötülük (?)  yapanları gördük. Örnek konumuz Türkiye Cumhuriyeti çıkışlı olduğu için maske yakıştırmasını yapamıyorum. Bazı İş yerlerimizde patron maskesi veya patronun taktığı menfaat maskesinin aynını takıp, çalışanlara eziyet edenler var. Ellerinden gelse çalışanlara bu güne kadar kullanılan en insanlık dışı maske olan “kirli köle maskesini “ takacaklar ama bilmiyorlar belli ki. Siyasi yaşamda  ( x ) düşüncede olup ( y ) düşüncenin mantığına çok ağır sözler sarf eden bir kişinin her şeyi, tüm söylediklerini bir kenara koyup ( y ) maskesi taktığına şahit oluyoruz. Yüzlerini maskelenmeye ve ne olduklarını saklamaya gerek duymayan ve yüzleri halen kızabilen insanların en çok şaşırdıkları husus ise bu maskenin altındaki yüzün maskesiz halini de bilmeleri ve bu günkü yüzü ile yan yana koyamamaları. Birliktelik bir maskeli baloda olsa ve insanlar o maskeli yüzü tanımasa hadi neyse.  Bir ara buna profesyonellik diyorlardı. Sonra politika dediler.  Mehmet Akif ERSOY. "Artık ikiyüzlüleri sevmeye başladım çünkü yaşadıkça yirmi yüzlü insanlar görüyorum.”demiş. Kimlerden esinlendi de bu sözü söyledi bilemiyorum. 

Hatırlar mısınız bilmem, soytarılık ve dalkavukluk konusu ile ilgili bir yazımda, Osmanlıdaki soytarıların padişahın vefatından veya tahttan ayrılmasından sonra yeni padişaha soytarılık yapmadığını yazmıştım. Bizim maskelilerde böyle bir haslette yok. Peş peşe on değişik maskeyi kısa sürede değiştirebilecek ve bunun nedenlerini anlatabilecek kabiliyette hepsi.

Pek çok insan yaşamları ortama ve ortamdakilere uyum ve iletişim sağlayabilmek için olduklarından başka bir şekilde görünme ihtiyacı hissetmeleri nedeni ile değişik maskeler kullanıyorlar. Bilmem hiç dikkatinizi çekti mi insanlar bir süre aynı grubun içinde kalıp bu birlikteliği benimsemeleri halinde ( daha doğrusu benimsedikleri anda )  yüz çizgileri bir tarafa karakterleri bile diğerlerine benzemeye başlıyor. Aynı maskeden yüzlercesi binlercesi belki de daha fazlası yan yana. Tarikat mensuplarında bu ifade de belirtilen fiziksel benzerliğin ne denli doğru olduğunu görebilmek mümkün. Şili’li şair yazar Pablo NERUDA, "İnsanlarla yüz yüze konuşarak her sorunu halledebilirsiniz ama bazı insanlar gelir önüne,  hangi yüzüne konuşacağını bilemezsin demişti. Kendisi şu anda hayatta olsaydı, tekniğin ilerlediğini ve maske kullanan insanların istedikleri her karaktere büründüğünü görebilecekti. 

Bu yazıyı yazmaya oturduğum zaman eşim Sn. Gülden Zeybek’in bir yazısını verdi bana. Saklamış. % 80’i yazmayı düşündüğüm hususları dile getiriyordu. Bir daha okudum. Bu konuyu bu denli akıcı bir lisanla kaleme almak beni aşardı. Dolayısı ile yazıyı Sn. yazarın ismi ile köşeme almamın sorun yaratmayacağını düşündüm. Yazının başlığı Maskeli Balo ve Onun Sahte Yüzleri. Özellikle iş yaşamımızda kullanılan maskeleri ortaya koymuşlar.

“ Nasıl bir ortamda hangisi uygunsa alıp suratımıza geçirdiğimiz, gün boyu taktığımız maskelerimiz var. Neden mi? Büründüğümüz rolü layıkıyla oynayalım diye. Hem oynayalım, hem de bu Oscar’lık performansımızı sergilerken  pek değerli seyircilerimiz aslında neler düşündüğümüzü anlamasın, gönlümüzden geçenleri bilmesin diye...

Herkesi başka başka mekânlarda taktığı maskeler diğerlerinden daha çok ilgilendiriyor olabilir. Benim en çok ilgilendiğim işyerlerinde taktıklarımız. Hani hep diyorum ya: “İş hayatı, özel hayatımızda bir dakikamızı bile birlikte geçirmeyi tercih etmeyeceğimiz insanlara bir dirsek mesafesinde sabahtan akşama katlanma sanatı” diye... İşte belki de bu “katlanma” durumu işyerlerindeki maskeleri vazgeçilmez kılan. Yaptığı işi, birlikte çalıştığı insanları çok seven, her sabah güle oynaya işyerlerine koşuşturan azınlığı(!) ilgilendirmiyor bu yazı tabii. Bu yazı daha çok olduğu gibi ol (a) mayanlara... “-mış gibi” yaşayanlara...

Bilenler bilir; kullanım süreleri minimum birkaç saniyeden başlar bu maskelerin; dileyen işyerinde çalıştığı süre boyunca aynı maskeyi kullanabilir.

Genellikle 08:00/17:00 ya da 09:00/18:00 arasında olsa da, mesai saatleri dışına sarkan kullanımlar olduğunu gözlemlemek mümkündür. Maske takmanın iş hayatındaki fiyakalı ismi “profesyonellik” tir.

Sevmediğimiz insanlara gülümseyen maske, en belli başlı kullanılandır. Gülümsemeyle yetinmeyip işi bi’ tık daha ileri götürerek “kanka muhabbeti” yapanlar olduğu bile görülmüştür.   Küçük ölçekli şirketlerde patronun, büyük ölçeklilerde amirin aslında katılmadığımız fikirlerine cân-ı gönülden katılıyor-muş gibi yapma maskesi de pek popülerdir.

Popülerlikte onunla boy ölçüşecek kadar iddialı bir diğer maske ise çalışıyor-muş gibi görünüp aslında Boş İşler Müdürü tadında mesaiyi laklakla geçirmektir. Bu kişiler çalışma saatleri dâhilinde sürekli sigara molasında ya da onun bunun masasının dibinde sohbette olup mesainin bitimine kısa bir süre kala “çalışmayı unuttuğunu fark ederek” toplantı koyan “cingöz”lerdir. Bunlar işi tamamen kavramış, fazla mesaiye kalmanın patronların gözünü en fazla boyayan hareketlerden olduğunu bilen “profesyonel”lerdir.

Arkadaşımızın aldığı terfide gözümüz olduğu halde onun adına çok sevin-miş gibi görünme maskesinin de ofislerde sıkça kullanımda olduğunu söylemek yanlış olmaz. Hatta yüzüne güldüğümüz bu arkadaşımızın terfiyi almaması için ilgili kişilerle kapalı kapılar ardında görüşerek elimizden geleni ardımıza koymamak da bu maske altında yapılabilecek hareketlerdendir.

Olmadığımız gibi görünmeyi becerebildiğimiz sürece varızdır iş hayatında, budur genel geçer kural.

Sevgilisinden ayrılan, eşiyle kavga eden, çocuğu çok hasta olduğu için ofiste ağlayan, “muayyen gününde” olduğundan cinleri tepesine çıkmış “duygusal” hatunlar profesyonel olamamakla, iş hayatı ile özel hayatı birbirine karıştırmakla suçlanmazlar mı zaten? Bundandır işyerlerinde üzgün olduğumuzda mutlu, sinirli olduğumuzda sakin gözükmek için bunca çaba sarf etmemiz. Ağlarken yakalandığımızda soranlara, “Yok bir şey” dememiz. Çünkü biliriz ki hiç kimsenin gerçekten neden ağladığımızı umursadığı yoktur aslında. Kalabalıklar içinde yalnızızdır çünkü.

Bazen... Çok kısa bir süreliğine de olsa birbirine gülümseyen insanların hırsları okunur yüzlerinden... Sadece bir saliseliğine yakalarsınız o ifadeyi yüzlerinde. Dayanamaz, ele verir kendini. Ama siz de oyuna katılırsınız hemen; rolünüzün gereğini yerine getirir, en az onun kadar iyi bir performans sergilersiniz fark ettiğinizi görmezden gelerek. Budur çünkü “oyunun kuralı”. Kuralına göre oynarsınız. İçinizden geldiği gibi değil, gerektiği gibi.

Düşünün bakalım bugünkü maskeli balonuzda siz hangi yüzlerle karşılaştınız? En önemlisi aynada kaç farklı siz gördünüz?”

İnsanlar hep çekişiyor. Yapılan her iyiliğin arkasında art niyet aranan bir dönemi yaşıyoruz. İnsanların dostluk ve samimiyetlerine inanmak zor. Hani bir söz var.”İki çeşit insan var. Hatalarıyla yüzleşenler ve gittikçe yüzsüzleşenler.” Ve bir halk deyimi var halimizi anlatan “Tencere dibin kara seninki benden kara.” Biz böyle değildik. Neler oldu bize?

Evet; bu suali biri bize yöneltse sıra sıra anlatacaklarımız var. Neden böyle olduğumuzu öyle güzel anlatırız ki? Tabii ki insanlardaki ahlaki çöküşe bir anlamda kendimize değinmeden. Bazıları bunu Dini inançlardaki gerilemeye bağlıyor. Japonların yaşamlarına da aksetmiş olduğu görülen bir sözü var. Herkes değişik bir dine inanıyor. Birçok din var. Ancak ahlak bir tane. Medeniyetin ve de medeniyetin temeli ve aydınlatıcı unsuru olan bilimin bu denli ilerlemesine rağmen bu ahlaki çöküş tüm insanlık adına çok düşündürücü.

Dua ederim ki bir grubun çıkarı veya şahsi menfaati uğruna maskeler takarak diğer kişiler için kötülük planlayan ve yapan tüm çirkin yüzleri Allah affetmesin ve yaptıklarının bedelini bu yaşamda ödesinler. Dilerim ki; artık bu maskeler insanları kandırmak, istismar etmek, için değil, yalnız baloların eğlenceli ortamında kişileri neşelendirmek için kullanılsın.

Her ne ise hayal kurmanın bir maliyeti olmadığı gibi sağlığa bir zararı da yok. Benim de bu günkü hayalim bu olsun.

Yaşamı nasıl kabullenirseniz öyle kabul edin. Nasıl oynamak isterseniz öyle oynayın. İster maskeli, ister maskesiz. Ama unutmayınız ki, yaşam yaptığımız tercihlerin bir toplamı. Sonuçta bu yolda yürürken, komik olmak veya saygı değer görünmek sizin elinizde. Evet; bazılarımız hayatı bir komedi olarak görürler. Bu türlerin komedi oyunundaki son espriyi hatırdan çıkartmamaları iyi olacaktır. Son sahnede nedense bizler gülemeyiz. Ama herkes bize güler.

Yaşamımızdaki Maskeli Yüzler.

Facebook Yorum

Yorumlar

Cvp mimikri yazana ~ 9 ay önce
Zekisiniz mimikri böcek biliminde ortama göre şekil alan canlılara denir doğa da kendini her türlü korumak için o ortama benzer kısaca bu feromon salgılama ise vücut dışına salgılanan kimyasal hormondur yani yazinizla özdeş maskeleme saklanma kamuflaj mimikrilik yapan insanlar feromon da ise x li olmayıp y olduğu halde x in kimyasal salgılarını kullanarak tatlı bir şekilde koku yayarak birbirini bulma özelliği

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Mimikri çok ~ 9 ay önce
Mimikri piyasada çok iyi gözükmek içinde feromon salgılıyor afrodizyak etkisinden bunlar kazanır

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP MİMİKRİ ~ 9 ay önce
KEŞKE SİZİ CEVAPLAYABİLECEK KADAR ZEKİ OLSAYDIM.
CVP KIZILDERİLİ ~ 9 ay önce
ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA ( 19 MART ) MÜMKÜN DEĞİL. DAHA SONRAKİ HAFTA BAKARIZ. TEŞEKKÜRLER TAKİBİNİZ İÇİN.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Kizilderili- temiz ve duru hayat ~ 9 ay önce
Cetin Bey biraz kizilderililere atifta bulunarak konu lari yazarsaniz biz Turkler daha iyi anlayacagiz

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000