08 Ağustos 2016, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY cetinozbey@airporthaber.com
  • Empati yaptim da bir an ... onuruz insanlarin durust insanlara yaptigi bu tür zulumler son bulur insallah ve gene temenni ediyorum ki Abbas görevine geri doner adalet yerini bulur.. Lanet olsun sinirlerim bozuldu okuyunca bu yazıyı. ....
  • Yapilan haksizliklarin giderilip.Abbas beyin tekrar göreve iade edilmesi gerekrigini dusunuyorum
  • Yapilan haksizliklarin giderilip.Abbas beyin tekrar göreve iade edilmesi gerekrigini dusunuyorum
  • Sevgili Çetin Özbey bu şartlarda hakkını aramak daha da zorlaşıyor, fetöcü vs olmasan dahi başına bir iş gelir mi,gün gibi aşikar haksızlık, hukuksuzluk içeren uygulamalara karşı tavır alınamıyor. Yöneticler bu ortamda istediği atı oynatıp, istemediği, sevmediği personele daha hoyratça ve pervasız uygulamaları sadizm ve narsizme varan ölçülerde yapabilmektedir. Yıllardır şu an SHGM'nin başındaki kişinin yardımı ve kumpas ile birimde yönetici olan ve koltuğuna liyakat ile değil sadakatle bağlı, personele karşı acımasız ve şüpheci yaklaşan , eleştiri yapılmasına hiçbir şekilde müsamaha göstermeyen ve etrafına da liyakatle değilde, dalkavukluk ile bağlı,ispiyoncu şef-personel çetesi ile dik duran omurgalı personele karşı birlikte mobbing uygulayan,yalan-dolan-iftira-itibarsızlaştırma-manevi baskı-fazla mesailerini onaylamayan ve ayrımcı yöneticiye bir şey olmaması bu yaşanan sürecin benim açımdan hayalkırıklığı ile devamına sebeb oluyor.İlahi adaletin tecellesini bu dünyada da tez dilerim

THY’ndaki Bu Kumpası Kimler, Nasıl Şekillendirdi?

Bu yazıyı Abbas’ın hikâyesi olarak okumayın lütfen. Eminim ki, THY sisteminde birçok Abbas var. Yaşadıkları başkalarınca  bilinmeyen. Veya görülmesine, bilinmesine rağmen sessiz kalınmış. Hikâye THY’nin o dönemdeki tepelerinin Gülen Cemaatinin en alt seviyedeki bir görevlisi için uzun seneler kuruma hizmet vermiş çalışanına ne denli acımasızca davranabildiği ve uzun hizmet yıllarını bir anda nasıl silebildiğini anlatmak amacı ile kaleme alındı. Tabii ki bu anlatımda yer alan hususlar Abbas’ın bana anlattıkları ve de elindeki dokümanlardan esinlenerek kaleme aldım. Dokümanları bir kenara koysanız bile yaşananların sonuçlarına bakınca anlatımın yüzde yüz doğru olduğu ortaya çıkıyor.

THY’ nda yukarılarda, tepelerde o dönemden kimler kaldı bilemiyorum. Eğer kaldıysa onlar şimdi şirketteki Fetö’ ye yakınlık duyanları     ( sanki bilmiyormuş, tanımıyormuş gibi ) işten uzaklaştırmak için belirlemeye çalışıyordur (?) . İşte bu yaşanmış biraz da THY’ nın o dönemdeki kişiliksiz ve dirayetsiz yöneticilerinin marifetlerini anlatmak amacı ile yazılmıştır.

Taşıdığı unvan nedeni ile Abbas Güzel ile ilgili olarak yapılan işlemlerde imza veya koordinasyon parafı bulunması gereken dönemin Satış ve Pazarlama Başkanı Bayram Özçelik’ in daha sonra THY’ den ayrılarak. TGS’ de çalışmaya başladığı bilgisi kendilerinden alınmıştır.

Aynı oyunun başrol oyuncularından biri olan Nairobi Satış Müdürü Mevlit Kayar’da Türk Hava Yollarının kaymağını hayli yedikten ve terfiler aldıktan sonra 17-25 Aralık sürecinin başında THY ile iş ilişkisi kesildi ve şirketten atıldı.

Hikâyenin Başrol oyuncusu olan Fethullah Gülen Okulu öğrencisi, cemaat mensubu mahalli memur Ahmet Bozdemir,  Abbas Güzelin İş akdinin feshini takiben ondan boşalan yere alındı ve kadrolu statüye geçirildi. Daha sonra ise terfi ettirilerek Tanzanya Müdürü olarak atandı.  Adı geçen şahsın da 17-25 Aralık sürecinde THY ile iş ilişkisi kesilerek kurumdan uzaklaştırıldı.

Tüm bunlara rağmen Abbas bu tehlikeli üçlüden çok önce THY’ den disiplin kurulu kararı ile tart edilmişti. Beni çok şaşırtan ise aşağıdaki işlemlerin tümünün Genel Müdür Temel Kotil tarafından hiç sorgulanmadan ve kendilerinin onayı ile yapılmış olması.

GERÇEKLERİN GEÇ DE OLSA ORTAYA ÇIKMAK GİBİ KÖTÜ BİR HUYU VAR.

Evet, Abbas Güzel Şubat 2009 ayında Kenya (Nairobi)’ye İstasyon şefi olarak tayin edildi Aynı kararla Mevlit Kayar isimli Kişi Satış Pazarlama Müdürü, Sertan Ketenci’ de aynı istasyona Muhasebe Şefi olarak atandı. Ve bu arada İstasyon Şefine yardımcı olmak üzere Ahmet Bozdemir isimli şahıs da mahalli personel statüsünde İstasyon kadrosuna katıldı.  Ahmet Bozdemir Fethullah Gülenin okulundan mezun olmuş ve onlarla ilişkisini kopartmamıştı. Ve de bunda yadırganacak bir şey yoktu. Abbas, Satış Müdürü, Muhasebe şefi ve bir TC vatandaşı olan ve ülkede oturma iznine sahip olmayan Mahalli memur Ahmet Bozdemir ile birlikte gerekli izni almak için resmi makamlara müracaat ettiler. Tesadüf bu ya ( ? ) Ahmet Bozdemir’in oturma izni bir hatada çıktı.

Diğerleri ise oturma izinleri gelmediği için her ay İstanbul’ a gidip gelerek çalışmalarına devam ettiler.

Abbas Temmuz 2009’da senelik iznini kullanmak üzere Türkiye’ye geldi ve mahalli personel Ahmet Bey İstasyon Şefliğine vekâletle görevlendirildi. İzin dönüşünde Abbas’ı karşılayan Muhasebe Şefi Sertan Ketenci mahalli personel Ahmet Bozdemir’in oturma izninin sahte olduğu bilgisini verdi. , Polisin ofisi basarak şahsi bilgisayarına el koymuş ve adı geçen THY görevlisi için çalışma yasağı getirilmişti.  .Becerikli Ahmet Satış ve Pazarlama Müdürünün ve Gülen Okullarının Genel Müdürü Ahmet Kara beyin nüfuzu kullanılarak serbest kalmasının sağlandığı ancak çalışma yasağının kaldırılmasının mümkün olmadığı bilgisini verir. Buna rağmen Satış Müdürünün Ahmet Bozdemir’in istihdamının gündüz saatlerinde THY Üniforması olmaksızın sürdürmesi, maaşının Merkezin bilgisi dâhilinde Nairobi Müdürlüğünün temsil giderleri faslından gayri resmi olarak ödenmesi uygulamasının ise THY Genel Müdürlüğündeki belli yetkililerin bilgisi dâhilinde yapıldığını gösteriyor.

ÇALINAN MİNAREYE KILIFI İŞTE BÖYLE UYDURDULAR.

Nedir, kimdir bu Soca? Soca;  ağır ve organize suçlarla mücadele eden resmi bir İngiliz Devleti Kuruluşu. Abbas’ı hedef yaptıklarına göre onun da suçu hem ağır, hem de organize olmalı.Suçun organize olduğu kesin ama, suçlu Abbas değil:  Peki, Soca Türk Hava Yollarına gönderdiği yazıda ne diyor?  Özel olarak edinilen istihbarata ( ? )  göre organize göçmen kaçakçılardan düzenli olarak büyük nakit para alarak yetersiz belgeli yolcuların ( daha çok Somalili) seyahatlerini sağlamak ve dürüst  olmayan göçmenlik memurlarınca giriş izni verilmesini de sağlamaktadır vb..vb. Bu yazının Nairobi Göçmenler İdaresine gönderilmemesi de ayrı bir tuhaflık.

Abbas’ın Merkeze çekildiği tarih 18 Şubat 2010. Abbas’ın Genel Müdür dâhil yöneticilere gönderdiği mailin tarihi 21 Şubat 2010. Soca’ nın Abbas’ ın aleyhinde kaleme aldığı ve Türk Hava Yollarına gönderdiği yazının tarihi ise 22 Şubat. 2010. THY’ nin saygıdeğer yöneticilerinin bu konudan yazıyı almadan üç gün önce bir şekilde haberdar oldukları kesin. Başka bir ifade ile sistemde haberleşme üst düzeyde..

Biraz geriye gidersek Abbas bir gece havalimanına gider ve hizmet alınan yer hizmetleri çalışanlarının Somalili ve tek yön biletli yolcuları kendilerine ait olmayan pasaportlarla seyahat ettirilmek istendiğini görerek müdahale eder ve de THY’ nin bu konudaki muhtemel zararının oluşmaması için alınması gereken önlemleri olayla birlikte ertesi sabah Müdürüne anlatır. Bu arada Yar Hizmeti Şirketinin 4 personelinin de bu işin içinde oldukları anlaşılır ve de görevden alınırlar.  Abbas Müdürüne alınması gereken önlemleri sıralar. Satış Müdürü bu tedbirlerin satışı azaltacağı düşüncesi ile uygulanmasını kabul etmez. Bu tür olaylara karşın daha tedbirli olunacaktır.Abbas daha tedbirli hareket etmişse de, uğraşının bazı insanlara daha fazla sıkıntı verdiği de açık.

Abbas tarafından yapılan gayri resmi araştırmada SOCA’ da görev yapan Soymon adlı yönetici kişi ile THY Nairobi Satış Müdürü Mevlüt Kayar’ın çok yakın irtibatta olduğu öğrenilir. İl bakışta Kişisel çıkara dayandığı mutlak olan bu yakınlığın sonucunda Bay Soyman’ un bu yazıyı kaleme alarak yanında çalıştığı görevliye imzalatıldığı gerçeği kabulü zorunlu bir şekilde ortaya çıkar. . Bir İngiliz Kuruluşu bu tür bir yazıyı neden yazar? Nairobi den İngiltere’ye giden yetersiz belgeli veya belgesiz seyahat eden yolcuların bulunması ve ya yazıda da belirtildiği üzere bu şekilde seyahat edenlerin dikkati çekecek boyutta fazlalaşması halinde konuya dikkat çekmek için yazar.

Türk Hava Yollarının elinde bahis konusu seferlere ait uçuş kuponları mevcut. Bunları tetkik etmek hiç akıllarına gelmez mi? Gelmemiştir ( ? )  Düşünememişlerdir ( ? ). Sekiz on aylık süre içinde bahis konusu seferlerde Nairobi’den hareket edip transit bir nokta üzerinden İngiltere varışlı Somali veya Srilanka vatandaşı olan yolcu kuponu olmadığını göreceklerdi. Bu arada mahkemelerimizin de konuyu çok iyi bilen şahısları bilirkişi olarak kullanmadıkları da açık. Mahkemelerin havacılık ile ilgili bir takım bilgilere net ve doğru bir şekilde sahip olmadıkları ve bu nedenle konulara göre bilirkişi kullandıkları biliniyor. Esasen bu tür yolcuların mevcudiyeti halinde yazının altında uçuş tarihi / belgesiz veya yetersiz belgeli yolcu adı ve bilet numarasının da yazılı olduğu bir liste eklenmiş olması gerekirdi ki bu tür resmi yazışmalarda teamülün bu şekilde olduğu da ortada..

Fethullah Gülene bağlı okul yöneticilerinin veya Fethullah Gülen örgütünün yaptığı iş  Somali’deki geçerli seyahat belgesine sahip olmayan yolcuları Türk Hava Yolları uçakları ile İskandinav ülkelerine götürmekten ibaretti. Bu gayri kanuni işlemin hiç bir kişisel veya örgüt çıkarı olmadan yapılması tabii ki mümkün değildi. Evet, Abbas arı kovanına çomak sokmuştu. Ve da arıları ürkütmesi ona bir şekilde ödetilecekti. Ve ödetildi de.

GÜLEN OKULLARI GENEL MÜDÜRÜNÜN THY MÜDÜRÜNE TALİMATI

Ahmet Bozdemir’in yakını olan ve sürekii Pensilvanya’ ya uçan Kenya Gülen okulları Genel Müdürü Ahmet Kara’ya her Türkiye’ ye gidişinde VIP işlemi uygulanıyor ve İstanbul’da da aynı statüde karşılanması sağlanıyordu.   Her şey bir tarafa bu şahsa Satış Müdürlüğü yetkisi ile sürekli İkram bileti veriliyordu. Kendisi THY bürosunun işleri ile yakından ilgileniyordu. O günlerde Gülen okulları Genel Müdürü Ahmet Bey, kaçak çalıştırılması devam eden Ahmet Bozdemir’in bu statüsünün ne zaman sonlanacağını sordu. Öyle ya bu denli yakınları olan biri kadrolu olarak çalıştırılmaya başlanmalıydı. Evet Gülen okulları Genel Müdürü Satış Müdüründen bilgi istemiş ve tam bir cevap alamaması üzerine 3 günlük bir süre içinde bu konuyu halletmesinin gerektiğini söylemişti. Bu adeta bir emirdi. Tesadüf bu ya, bu üç günün sonunda Abbas Güzel’in görevinden alınarak merkeze çekildiğine ilişkin mesaj THY Nairobi THY İstasyonuna ulaşmıştı. Abbas’ın İstanbul’a dönmesinin ardından Ahmet Bozdemir resmi olarak işbaşı yapmıştı.  Abbas ayrılmadan önce Satış Müdürüne hakkında verilen bu kararın nedenini sormuş ise de tabii ki sorusu cevaplanmamış ve Müdür Bey konu ile ilgili hiç bir bilgiye sahip olmadığını söylemekle yetinmişti. Abbas yine de 21 02 2010 / 20. 55 tarih ve saat gruplu mail ile İstasyonun genel durumunu Genel Müdür’e adresli bir mesajla İstanbul’daki üstlerine duyurmuştu. Kendisi ile 6-8 ay önceki görüşmemde “ Neden tüm yaşadıklarını anlatmadın diye sormuştum. Aldığım cevap “Kimi kime şikâyet edecektim ki” beklediğim gibiydi. Kaldı ki halen THY personeliydi ve de görev bekleyecekti. Doğruydu. Bunu yapamazdı. THY üst yöneticilerinin bu mantıkla iş birliği içindeymiş gibi hareket edebileceğini da düşünemezdi. Zira aklı o denli kötüye çalışmazdı. Hoş; Gülen okullarının bulunduğu tüm yurt dışı THY istasyonlarındaki durumun farklı olmadığı ve okul mensuplarına ve de o noktalara seyahat eden cemaat mensuplarına her türlü imtiyazın tanındığı sürekli konuşuluyordu. Ama kimsenin duymayacağı alçak bir sesle.

ABBAS THY DİSİPLİN KURULU İLE TANIŞACAĞI İÇİN ÇOK SEVİNMİŞTİ.

03 Mart 2010 tarihinde senelik izne ayrılıp moral toplamaya çalışan Abbas’a o güne kadar hiç tanışmadığı THY Disiplin kurulundan bir yazı geldi.  Kendisini çağırıyorlardı. Sevindi. Sorunu anlatacak ve de her şey belki de düzelecekti. Gitti, ama gördü ki kazın ayağı pek de düşündüğü gibi değildi.

Disiplin kurulunda Abbas’a ellerinde kendisi ile ilgili bir şikâyet mektubunun bulunduğu bilgisi verildi. Nairobi de bulunduğu on ay içerisinde yasa dışı bir göçmen kaçakçılığı çetesine katıldığı ve yüklü miktarlarda rüşvet aldığı iddiasıyla sadece sözlü savunması alındı ve kendisine iş akdinin feshedildiği bildirildi. Bu da yetmezmiş gibi şikâyet edenin kim olduğuna ilişkin bilgi dahi alamadı Abbas. Bilahare Hava-İş Sendikasından aldığı bilgi ve belgeye göre Abbas hakkındaki şikâyeti THY’ na ileten kuruluş SOCA isimli İngiliz Kuruluşuymuş. Abbas bu şikâyet üzerine merkeze çekilmiş ve iş akdi de bu şikâyet üzerine feshedilmiş. Abbas şaşırmış kalmış. Gülsün mü, ağlasın mı?

ABBAS NE YAPSIN Kİ? ADALETE SIĞINDI?

18 Mart 2010 tarihinde Abbas zorunlu olarak şirketini mahkemeye verdi. 20 sene emek verdiği şirketle hukuki platformda hesaplaşmak istemezdi ama mecbur oldu buna. İlk duruşma 06 Haziran’da yapıldı. THY tarafı ellerinde delil ve şahit bulunduğunu ve bunları mahkemeye ibraz edeceklerini söyleyerek erteleme istedi. Duruşma 20 Ağustos tarihine ertelendi. 20 AUG günü THY avukatları mahkemeye delil ve şahitlerinin bulunmadığını söylediler ve de suç duyurusunda bulunduklarını ifade ettiler. Mahkemenin bekleme mecburiyeti doğdu. Abbas’ında tabii. Bu arada Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı  6 ay süre ile Abbas hakkında gerekli araştırmayı yaptı ise de bir şey bulamadı, ama Abbas’ın ikamet yeri Maltepe olduğu için yetkisizlik nedeni ile dosyayı Anadolu Cumhuriyet Savcılığına gönderdi..THY oyaladı, araştırmayı yapanlar uzattı ve bu tahkikat 5 sene sürdü.  Bunu takiben Abbas Anayasa mahkemesine bireysel başvuruda bulundu. Bununla da yetinmedi ve durumu Başbakanlık Bimer koordine merkezine, Cumhurbaşkanına, THY Yönetim Kurulunun o dönemdeki Başkanı Hamdi Topçu ya bildirdi ve bir anlamda içini döktü. Tabii ki hiç birinden bir cevap alamadı. O günün şartları ile bu normaldi tabii ki. Abbas bu günde değişik bir tutum ve ilgi ile karşılaşacağını ve birilerinin şu konuya bir kez daha bakalım diyeceğini hususunda fazla ümitli değil.

ABBAS’IN THY UÇAĞINA BİNİŞİ YASAK.

Bu arada Abbas’ a Nairobi ye gidip mahkemenin talebine rağmen gönderilmeyen vesaikin temini ile mahkemeye ibrazının yerinde olacağı bildirilince, Abbas THY’ de görev yapmakta olan eşinin üzerinden pass bilet alarak Nairobi ye gitmek üzere uçağa bindikten sonra THY Genel Merkezinde gelen bir emir üzerine uçaktan indiridi. Bedelini ödeyip bilet alma yönündeki talebi ise “ THY uçakları ile seyahat edemeyeceği “ bildirilerek geri çevrildi. Abbas seyahat bedeli ödeyerek Mısır Havayollarından aldığı biletle Nairobi ye uçtu ve Türk elçiliğine müracaatla yardım istedi. Bu isteği de iki ülke arasında adli konularda anlaşma olmaması ve dolayısı ile elçiliğin yapacağı bir şey bulunmadığı gerekçesi ile geri çevrildi. Her ne ise Anadolu Cumhuriyet Savcılığında davaya bakan görevli savcı başka yere tayin oldu ve de başka bir savcı göreve geldi de iş sonlandı nihayet. Abbas bu işten yüzünün akı ile çıkmıştı. Bu karara THY Hukukçuları itiraz ettiler. 18 ağır ceza mahkemesi itirazı reddetti ve bunun sonucunda işe iade mahkemesini Abbas kazanmış oldu. Demokrasilerde çare tükenmez diyen THY bu kez de işe iade kararını temyiz etti. Hakkımda hiç bir olumsuzluğa rastlanmamış olmasına rağmen Yargıtay Abbas’ın iş akdinin “ haksız ama geçerli nedenle sonlandırılmış olduğuna ve işten çıkartıldığım tarihe kadar ki kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesine hükmetti ”

SON BİR İKİ NOT:

Konunun bu şekilde oluşmasında başrolü oynayan Mevlüt Kayar’ın daha sonra THY’nin en önemli İstasyonlarından biri olan Chicago ’ya Satış Müdürü olarak tayinini ve bilahare THY Genel Müdürlüğünde Satış ve Pazarlama Başkan Yardımcısı olarak ikinci bir terfi ile atanmasını takiben Nairobi’ deki mahalli memur Ahmet Bozdemir’i bir önceki işinde gösterdiği üstün liyakat ( ? ) nedeni ile Tanzanya satış ve Pazarlama Müdürlüğüne terfien atanmasını nasıl yorumlamam gerektiğini bilemiyorum (?) Tesadüfün bu kadarı da fazla diyor ve geçiyorum.

17-25 Aralık tarihlerinden sonra paralel yapının varlığının ortaya kesin bir şekilde çıkmasını takiben hizmetlerinden daha fazla istifade edilmesi mümkün iken  (?)  Abbas’ın Nairobi’deki Müdürü ve saygıdeğer mesai arkadaşının ( Mevlüt Kayar ve Ahmet Bozdemir’in ) terfien atandıkları yeni görevlerinde daha fazla cevvaliyet  gösterme imkanı bulamadan işten  atılmış olmalarını  hayretle karşılıyorum (?)

Evet; hikâye bu işte. Yukarıda da belirttiğim üzere konu salt Abbas ile ilgili değil. Garibim Abbas ne yapsın? Bu tür çete ile nasıl baş etsin? Yetkili ve etkili kişilerin kollaması altında olan bu çirkin adamlar senaryoyu yazmış. Türk Hava Yollarının Tepe ve üst Yöneticilerini ve Disiplin Kurulunun saygın yönetici üyelerini bu  kumpas’a  figüran yapmışlar. Abbas’ın elinden daha fazlası gelmez ki? ne yapsın? Kime başvursun.

Sahi son anda aklıma geldi. Bu tür konularda Şirketin yapması gereken ilk iş durumu resmi makamlara bildirmek ve suç duyurusunda bulunmaktır. İlk önce yapılması gereken budur. Hatta disiplin Kurulu Kararında da bu bu hükmün yer alması gerekir. Hadi onlar bunu düşünemedi, Genel Müdür disiplin kurulu kararını tavsiye niteliğinden çıkartmak için onaylaması esnasında da mı bunu düşünemedi.  Bunun kimleri kızdıracağını bildiği için için düşünmüş ise de gündeme getirmemiştir. Hal böyle iken konu hukuki platforma Abbas tarafından çekilmiştir. THY ancak olayın vukuundan altı ay sonra İlk mahkemeyi Abbas’ın kazanmasını takiben Abbas hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Neden ki?

Bu gün birisi çıkıp Abbas’a;  hele getir şu adamın yazdığı konunun vesaiklerini derse şaşırırım vallahi. Abbas terbiyeli bir insan.  Getirir ve saygılı bir şekilde sunar. Size gösterdiği saygıdan ötürü halen Türk Hava Yollarında çalışır zannedersiniz onu. Saygısı onun tabiatındadır ve de nasıl olursanız olun yönetici olmanızdandır. Keşke yönetici olabilseydiniz ve de keşke onun yapısında bulunan saygıya layık olsaydınız.

Abbas kendisine vurulan damganın kararı veren / onaylayan THY Genel Müdürü tarafından silinmesini bekler. Abbas ve ailesi İadeyi itibar bekler.

Bu insanlara ve bunların oyuncağı olup 22 senelik emeği tereddütsüz sıfırlayan tüm tepe, üst ve orta kademe yöneticilere ağız dolusu beddua ediyorum. Sonrada düşünüyorum.  Bu çirkin insanlar kendiliğinden gelip Türk Hava Yollarına yerleşmediler ya.( ? )

THY’ndaki Bu Kumpası Kimler, Nasıl Şekillendirdi?

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (174)

Kesemen ~ 3 ay önce
Empati yaptim da bir an ... onuruz insanlarin durust insanlara yaptigi bu tür zulumler son bulur insallah ve gene temenni ediyorum ki Abbas görevine geri doner adalet yerini bulur.. Lanet olsun sinirlerim bozuldu okuyunca bu yazıyı. ....

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Müzeyyen ~ 4 ay önce
Yapilan haksizliklarin giderilip.Abbas beyin tekrar göreve iade edilmesi gerekrigini dusunuyorum

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Müzeyyen ~ 4 ay önce
Yapilan haksizliklarin giderilip.Abbas beyin tekrar göreve iade edilmesi gerekrigini dusunuyorum

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Azledilen Mühendiz ~ 4 ay önce
Sevgili Çetin Özbey bu şartlarda hakkını aramak daha da zorlaşıyor, fetöcü vs olmasan dahi başına bir iş gelir mi,gün gibi aşikar haksızlık, hukuksuzluk içeren uygulamalara karşı tavır alınamıyor. Yöneticler bu ortamda istediği atı oynatıp, istemediği, sevmediği personele daha hoyratça ve pervasız uygulamaları sadizm ve narsizme varan ölçülerde yapabilmektedir. Yıllardır şu an SHGM'nin başındaki kişinin yardımı ve kumpas ile birimde yönetici olan ve koltuğuna liyakat ile değil sadakatle bağlı, personele karşı acımasız ve şüpheci yaklaşan , eleştiri yapılmasına hiçbir şekilde müsamaha göstermeyen ve etrafına da liyakatle değilde, dalkavukluk ile bağlı,ispiyoncu şef-personel çetesi ile dik duran omurgalı personele karşı birlikte mobbing uygulayan,yalan-dolan-iftira-itibarsızlaştırma-manevi baskı-fazla mesailerini onaylamayan ve ayrımcı yöneticiye bir şey olmaması bu yaşanan sürecin benim açımdan hayalkırıklığı ile devamına sebeb oluyor.İlahi adaletin tecellesini bu dünyada da tez dilerim

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000