26 Ocak 2015, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY cetinozbey@airporthaber.com
  • çetin usta, yorumlara bakıyorum da seni okuyan az galiba. bizimkiler çok gülüyor.
  • uluslararsi bir finans kurulusunda calisiyorum,gecen sene bir siketle iliski kurup,biizm sirketle calismasini sagladim,boyle en azindan 200 tane sirket ile iliskimiz var,orta olcekte bir sirket,belki orta olcektende biraz daha kucuk, bizim sirketin ceo su, bana kendi imzasi ile tesekkur mektubu gonderdi, 1 kagit,1 imza ama insana kendini cok iyi hissettiriyor.. su anda gordugum thy de calisip,mudurlere prim verimesinden dolayi kendini dislanmis hissedenler var,bence bu dislanmislik hissiyati thy ye verecegi primden cok daha zarar verir.. 3 kurus mudurlere verecegiz diye ,tum calisanlari kotu hissettirmeyin. 1, 2 kurus verin ama herkese verin,veya hickimseye vermeyin.. insanlar kendini dislanmis hissettiginde ,aileden dislanmis hissettiginde hem ise 4 elle sarilmaz,hemde kalifiye olanlar ilk sansta yuvadan ucarlar .. calisanlari markayi sahiplendirin, miles and miles programi musteri icin bunu yapmaya calisirken,siz calisanlari gozardi etmeyin..
  • I. Sayın Özbey, bu konuda da çok şey yazılır, söylenir. Bu araştırmanın sonuçlarının tartışılması da mümkün, sanırım o şirket bunu da yapmıştır. Başlıkları baktığımızda, bunların bir şekilde bizlere de yabancı olmadığını zaten anlayabiliyoruz. Çağımızın yükselen değerleri var, çalışanlar olarak bizlerden istenen şey de istisnasız her sektörde bunlara artı değerler katmamız. Konu başlıklarını da inceledim, bulabilirsem o yazıyı da okumaya çalışacağım. Yazı özeti, kısaca tüm bu sorunların düğümlendiği yer olarak psikolojik faktörleri işaret ediyor. Bu çok önemlidir, geçen haftaki yazınız ile ilgili, alt alta konulup okunması gerekir. Ben sektörel olarak bakabiliyorum, hayatımız buralarda geçti, ne olursa olsun bir yaşam geçiyor, şakası yok bunun, ortalama, normal şartlarda 20-25 yıl diyelim, az zaman değildir. altı doldurulduğunda içinizden geçen, ben buraya ait birisiyim, buradan ayrılacağım, burada verdiğim emeğin karşılığı olan değer benim yaşamımı idame ettirecek ve ben buna katkı..
  • II. sağlayacağımdır. Bildiğimiz kelime ile aidiyet duygusu veya kurumsal var olma hissiyatı, değişik kelimelerle ifade edilebilir. Yani ben var oldukça bu şirket yada kuruluş veya çalıştığın yer, var olacaktır düşüncesinin yok edilmesi. Buradaki ben, merkeziyetçi ben olarak değildir, öyle değildir elbette, yani çalışanların da ikamesi söz konusu olabilir zaman zaman, bu kaçınılmazdır. Ekonomik varlığını sürdüren bir şirkette, her bayrak devredilmeye de hazırdır ama bunun insan olan değerin duygularının yok edilmeden yapılması önemlidir. Bu anlamda, emek ve insan en yüce değerdir. Bunun üzerinde günümüzde yükselen değerler, bu iki değerin yok edilmesine yönelik ve bilinçli olarak toplumlara aşılanan bir veba mikrobu gibidir. Çok üzücüdür ki, biz bu değerlerin ne yazık ki esiri olmuş durumdayız…

İNSAN KAYNAK DEĞİL BİR KIYMET, BİR DEĞERDİR

Şimdiye kadar sizin için kaleme aldığım birçok yazı ile çalışanların işyerleri ile ilgili neler hissettiklerini anlatmaya çalıştım. 18 Ocak 2015 günü Hürriyet gazetesinin İnsan Kaynakları ekinde yazılarını sürekli takip ettiğim Sn. ZEYNEP MENGİ’ nin köşesinde benzeri konuyu tabii ki daha ustaca işleyen bir yazı gördüm. Başlığı “ YILDA BİR KEZ DEĞERLİSİNİZ DEMEK YETERLİ DEĞİL “ Kim okudu, kim görmedi bilemem. Ancak istedim ki bu yazıyı okumayanlar varsa onlar da okusun. Bu yazıda ARET VARTANYAN CORPORATE TRAİNİNG ( AVCT ) kuruluşu tarafından 5185 beyaz yakalı çalışan ile yapılmış olan bir anketin sonuçları konu ediliyor. Bu çalışanların, 5185 deneğin içerisinde bizim sektörümüzden kaç kişi var bilemiyorum. Bana sanki yok gibi geliyor. Şayet bizim sektör mensupları bu ankete iştirak etmiş olsalardı, menfi olan yüzdeler daha dikkat çekici ve daha büyük boyutlarda olurdu. Bizi üzen uygulamalar galiba tüm sektör çalışanlarının ortak sıkıntısı. Anket sonuçları bunu söylüyor. Tabii ki anlayana.Anlamak isteyene.

Bu arada IK konusunda bir araştırma yaparken Türkiye'de İnsan Kaynakları yerine İnsan Kıymetleri kavramını resmen ilk kullanan firma olarak Bersay İletişim Grubu olduğunu öğrendim. .Bersay 'ın kurucusu Ali Saydam'ın diğer şirketlerinde aynı uygulama hayata geçirilmiş durumda. Grubun çalışan politikası "İnsan kaynağının 'Kıymet' olduğu bilinci ve ömür boyu eğitime olan inancı ile şekillendirilmiştir" diye özetleniyor. Tek başına, bu dört kelime Sn. Ali Saydam’ın ve şirketinin konuya bakış açısını ve yaklaşımını ortaya koyuyor. Bu cümleyi yazımın başlığına taşıdım. Belki çalışanları düğmesine basınca çalışan veya duran kişiliksiz bir makine olarak gören bizimkilere ulaşır bu söz. Kim bilir?

Evet; YILDA BİR KEZ DEĞERLİSİNİZ DENMESİ ÇALIŞANLAR AÇISINDAN TABİİ YETERLİ DEĞİL. Bizim sektörde çalışanları motive ettiği düşünülen, arada bir inanılmayan ağızlardan gerekli veya gereksiz ortaya dökülen İlave sözler de var.  Bu söz üstlerce yapılan konuşmaların kenar süsü gibi olmuş.      “ BİZ BİR AİLEYİZ” . Yine de Sivil Havacılık Sektörü beyaz yakalı çalışanları unutmamalıdırlar ki, her ne kadar patron adı verilen babalarınızın ve annelerinizin sizleri düşünmek gibi bir hobileri yoksa da sizler yinede  “  BİR AİLESİNİZ  “. Malum aile bağı kutsaldır ya. Hani aile kralların bile giremediği bir kaleymiş ya. Bu iltifat sizler için yeterli olmalı değil mi?

Evet;  İşte Zeynep Mengi hanımın geçtiğimiz haftaki yazısı. Noktasına, virgülüne dokunmadan sunmak istedim size. Tabii ki izinleri ile.

Yılda bir kez “ değerlisiniz” demek yeterli değil.

“ 5185 beyaz yakalı ile yapılan ankete göre çalışanların % 81’i varlığının iş yeri için önemli olmadığını % 79’u hiç bir şekilde aidiyet hissi taşımadığını söylüyor. Eğitim şirketi Aret Vartanyan Corporate Training (AVCT ) 5183 5185 beyaz yakalı ile bir araştırma yaptı. Bu araştırmaya göre:

Çalışanların % 87’si Pazartesi günleri işe gitmeyi iple çekmediğini söylüyor. Yüzde 81’i varlığının iş yeri için önemli olmadığını, bu anlamda çarkın bir dişlisi olduğunu ve değiştirilebileceğini hissettiğini söylüyor. Çalışan erkeklerin % 47’si, kadınların % 73’ü mobbing’ e maruz kaldığını ifade ediyor. % 78’i yeterli parasının olması halinde şu andaki işini yapmayacağını belirtiyor. .% 71’i kendilerini şirket nezdinde değerli hissetmiyor. % 18’i çalıştığı şirketten emekli olabileceğini söylüyor.35 yaş üstü beyaz yakalıların %67’si ikinci bir kariyer yolu düşündüklerini belirtiyorlar. % 79’u hiçbir şekilde aidiyet hissi taşımadığını, koşulları daha iyi olan bir fırsat ile karşılaştığında işini değiştirebileceğini ifade ediyor. Gelir artış isteği değerlendirme dışı bırakıldığında çalışanların ilk beklentisi ödüllendirme / takdir görme sonrasında samimi iletişim ve esnek çalışma saatleri geliyor.

Çalışanların en üst düzeyden en temel düzeye kendilerini değersiz hissettiklerini belirten Aret Vartanyan temelde karşılıklı güven sorunu olduğunu söylüyor. Değersiz hissetmek veya aidiyet duygusunun olmaması iş sonuçlarına, o kişinin şirketteki iç iletişimine yansıyor. Bunu görebilmek için yöneticinin gözlemleri çok önemli. Bireyin yapılan işlere karşı mutsuz ve eleştirel yaklaşımı, projelerin bir parçası olmayı seçmemesi, sıklıkla tekrar eden hastalıklar, takvimlerin gecikmesi, kendini eğlenceli konulardan bile geri çekmesi, gibi durumlar iyi ipuçlarıdır ve de iyi değerlendirilmelidir.

Çalışanlar da insan.

CEO’ dan güvenlik görevlisine kadar şirketin bir bütün olduğu düşüncesinden hareket ederek çalışanların insan olduklarını, iş yaşamı dışında da hayatlarının , korku ve sorunlarının olduğunu Kabul etmek gerekiyor. Sadece kendine yansıyan sonuçlara odaklanmış dinlemeyen, dinlediklerini duymayan şirketler, eşini çocuklarını, sevdiklerini, çevresindekileri dinlemeyip onlara neler katabildiğine hiç bakmadan sürekli kendi istediği düzeni sağlamaya ve korumaya çalışan bireylere benziyor. Yılda bir kez çalışanlarını toplayıp siz önemlisiniz, değerlisiniz demek ya da doğum günü kutlaması gibi harcıalem uygulamaları yeterli görmek, eğitim vermiş olmak için eğitim düzenlemek

gerçekten çalışanlar açısından hiçbir şey ifade etmiyor. Aidiyet duygusunun artmasına destek olacak çalışmaların bir metot içerisinde ve sürekli yapılması ile güven ancak sağlanabilir.”

Benim penceremden bizim sektöre bakınca bu anket nasıl görünüyor?

Benim pencere sektörün tanıdığım bildiğim kısmının ( İkram Kuruluşları ve Havalimanı İşletmecileri ve diğer kuruluşlar hakkında yeterli bilgi  sahibi değilim )  kötü manzaralı yerini görecek şekilde projelendirilmiş galiba.

Yukarıda da ifade ettiğim gibi bu ankette bizim sektör çalışanlarının görüşlerine başvurulmuş mu? Bunu bilemiyorum. Eğer deneklerin % 25’i bizim sektörden olsa sonuç değişir miydi? Menfi yönden evet. Bazı yüzdeler çok dikkat çekici şekilde büyürdü. Bilmem yanlış mı düşünüyorum.

Evet, Anket sonucunda, herhangi bir oran belirtilmeden taraflar arasında karşılıklı güven sorunu olduğu ifade ediliyor. Kendimi ne kadar zorlarsam zorlayayım, bunu anlayabilmem mümkün değil. Şirketlerimizin tepe yöneticileri her fırsatta sözlü veya yazılı basında şirketlerinin falan filan klasmanda üçüncü, beşinci olduğunu, kısa dönemde ne büyük yol kat ettiklerini, cirolarını  ve takip eden sene için projelerini anlatıp duruyorlar. Şirketlerini bu duruma tek başına çalışarak getirmediklerine göre çalışanların bu yükselişte ki payını da inkâr etmeleri, eğer bir zihinsel rahatsızlıkları yoksa mümkün değil.  Konuşmalarında beyanatlarında ifade ettikleri sonuçların şekillenmesinde ana faktör olan çalışanlarına neden güvenemediklerini anlayabilmek ise imkânsız. Gelelim çalışanlara. Anket sonucunda belirtilen bunca menfiliğin oluşmasında birinci derecede söz sahibi olan yöneticilere bu çalışan neden güvensin ki?  Ankette bu noktada bir terslik var. Bu konunun üzerinde daha önemle durulması ve konuyu daha fazla açacak çapraz suallerle öyle veya böyle konuya ışık tutulması gerekirdi. Tabii ki konunun uzmanı değilim ama böyle düşünüyorum.

Anket sonuçları çalışanların % 87’si Pazartesi günleri işe gitmeyi iple çekmediğini söylüyor. İple çekmemek çok hafif bir anlatım. Bizim sektörde eminim ki çalışanların  % 90’nının işe giderken ayakları haftanın yedi günü geri geri gidiyor. % 10’nu mu soruyorsunuz. Onlarda ya patronlara veya şirketin etkili yöneticilerine yakın olanlardır. Bazı şirketlerde % 90 olarak ifade ettiğim oran daha düşük olabilir. İyi bakarsanız o şirkette sizden, bizden ayırımı vardır.

Deneklerin yüzde 81’i varlığının iş yeri için önemli olmadığını, kendisini çarkın bir dişlisi olarak görmediklerini ve her an değiştirilebileceğini hissettiğini söylüyor. Sivil Havacılık sektörünün belli kuruluşlarında kendisini  çarkın dişlisi olarak görenler yönetime ve tepe yöneticilere yakın olanlardır. Çoğunluk her zaman değiştirilebileceğini düşünür. Kimse varlığından ve sürekliliğinden amin değildir.

Çalışan erkeklerin % 47’si, kadınların % 73’ü mobbing’ e maruz kaldığını ifade ediyor. Tabii ki bin türlü mobbing şekli var. Bizdeki IK yöneticileri bu konunun hakiki uzmanıdırlar. Bunu biliyorum ama, bu konuda rakamsal bir ifadede bulunamıyorum.

% 78’i yeterli parasının olması halinde şu andaki işini yapmayacağını söylüyor. Evet; hani şu iş aramak için müracaat edilen kuruluşlar var ya. Eğer bir tanesinde tanıdığınız varsa size sektör şirketlerinden iş değiştirmek için kendilerine müracaat eden beyaz yakalıların ne denli fazla olduğunu söyleyecektir. Çalıştığım bir şirketle ilgili böyle bir bilgi almıştım. İnanabilmek mümkün değildi.

Anket sonuçları çalışanların % 71’inin kendilerini şirket nezdinde değerli hissetmediğini söylüyor. Bizim sektörde bu yüzdenin daha fazla olduğunu söyleyebilmem mümkün. Çalışırken insanlar şirketin kimi, kimleri değerli bulduğunu zaten görüyorlar.

Deneklerin % 18’i çalıştığı şirketten emekli olabileceğini söylüyor. Bu konunun bizim sektördeki yansımasını görebilmek için beyaz yakalı memur personelin hizmet sürelerine bakmanız yeterli. Anket sonucundaki % 18’lik yüzdeye ulaşabileceğimizi düşünemiyorum. % 18 iyi bir yüzde.

Yine Deneklerin % 79’u hiçbir şekilde aidiyet hissi taşımadığını, koşulları daha iyi olan bir fırsat ile karşılaştığında işini değiştirebileceğini ifade etmişler.  Aidiyet duygusu çok hassas ve önemli  bir konu. Ben işverenlerin çalışanlarda aidiyet duygusunun gelişmesini istediklerinden bile şüphe duyuyorum. İstihdam uygulamaları zaten bunu gösteriyor. Aynı zamanda bu duygunun kişideki gelişimini engelleyecek her şey işverenler ve vekilleri tarafından özellikle yapılıyor gibi.

Gelir artış isteği değerlendirme dışı bırakıldığında çalışanların ilk beklentisi ödüllendirme / takdir görme sonrasında samimi iletişim ve esnek çalışma saatleri geliyor. Gelir artışı başka bir deyişle akçeli konular belki de deneklerin değişik sektör mensubu olmalarından ötürü değerlendirme dışı bırakılmıştır.  Yine de konu genel anlamda fikir verecek bir sual ile ortaya konulabilirdi diye düşünmekten kendimi alamıyorum.. İnsanlar neden çalışıyor?  Evet, insanlar neden bu şartlarda bile çalıyorlar? Bunu en iyi bilenler sizlersiniz.

Evet; şartlar buysa, bu çalışanlar neden halen görevlerini sürdürüyorlar? Bunun cevabını herkes biliyor Tüm iş arayanların resmi kanallara müracaat edip kayıt yaptırdıklarını düşünseniz bile ( ? )  buna rağmen ülkedeki genç işsizlik oranı % 19 ise memnunsunuz veya değilsiniz çaresiz bulmuş olduğunuz işe devam etmekten başka çözüm yok. Bunu en iyi kavramış olanlar tabii ki uygulamalarını bu gerçeğe göre şekillendiren patronlarımız. 

İnsan kaynak değil bir kıymet, bir değerdir.

Yukarıdaki açıklamalardan sonra, bu sözün sektörümüz için ne kadar yabancı bir deyiş olduğu tüm çıplaklığı ile görülüyor. Bizler tomurcuksuz ağaçların yaygın ve çoğunlukta olduğu gölgelik bir ormanda yaşıyoruz. Güneş yok, Dolayısı ile büyüme ümidimiz hiç yok. “TOMURCUK DERDİ OLMAYAN AĞAÇ BİR ODUNDUR ” derler ya. Bizim orman da bu türden çok ağaç var. Nasıl mı gelişiyorlar?  Sağlıklı ağaç tohumu daha fidanken tomurcuklarını döküp ağırlıktan kurtuluyor. Suni gübre karışımlı toprak desteği, onu ideal kıvama getiriyor. Odunlaştırıyor. Bu tür neye mi yarıyor? Kazara kalan veya bir şekilde yeşeren yeni tomurcukları arsız otlara uygulanan zirai işlemle kurutmaya ve her söylenene “ evet “ diyerek kendi unvanını ve gelirini sistemli olarak korumaya. Tabii ki bazılarını özürlerimle tenzih ediyorum ama işte bu türe genel olarak yönetici diyorlar.

İNSAN KAYNAK DEĞİL BİR KIYMET, BİR DEĞERDİR

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (21)

......... ~ 2 yıl önce
çetin usta, yorumlara bakıyorum da seni okuyan az galiba. bizimkiler çok gülüyor.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP........ ~ 2 yıl önce
EVET ARKADAŞIM. OKUR SAYISI BEKLEDİĞİMİN ÇOK ALTINDA. BU KADAR YAZABİLİYORUM. SİZİNKİLER KİM BİLMİYORUM. MUHTEMELEN AYNAYA ARKALARINI DÖNÜP, BAŞKA BİR AYNAYLA KENDİLERİNİN ARKA BİR MINTIKASINA BAKAN BİRİLERİDİR. YİNE DE ALLAH EĞLENMEKTEN AYIRMASIN.ÇALIŞANLARLA BİRLİKTE GÜLEBİLİYORLAR SA SORUN YOK.
ztk ~ 2 yıl önce
uluslararsi bir finans kurulusunda calisiyorum,gecen sene bir siketle iliski kurup,biizm sirketle calismasini sagladim,boyle en azindan 200 tane sirket ile iliskimiz var,orta olcekte bir sirket,belki orta olcektende biraz daha kucuk, bizim sirketin ceo su, bana kendi imzasi ile tesekkur mektubu gonderdi, 1 kagit,1 imza ama insana kendini cok iyi hissettiriyor.. su anda gordugum thy de calisip,mudurlere prim verimesinden dolayi kendini dislanmis hissedenler var,bence bu dislanmislik hissiyati thy ye verecegi primden cok daha zarar verir.. 3 kurus mudurlere verecegiz diye ,tum calisanlari kotu hissettirmeyin. 1, 2 kurus verin ama herkese verin,veya hickimseye vermeyin.. insanlar kendini dislanmis hissettiginde ,aileden dislanmis hissettiginde hem ise 4 elle sarilmaz,hemde kalifiye olanlar ilk sansta yuvadan ucarlar .. calisanlari markayi sahiplendirin, miles and miles programi musteri icin bunu yapmaya calisirken,siz calisanlari gozardi etmeyin..

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP ZTK ~ 2 yıl önce
ÖNCELİKLE YAZIMIN BİZİM SEKTÖR DIŞINDAKİ ÇALIŞANLAR TARAFINDAN OKUNMASINDAN DUYDUĞUM MUTLULUĞU İFADE ETMEK İSTERİM. ÇOK TEŞEKKÜRLER. MAALESEF SEKTÖRÜMÜZDE AYIRIMCILIK MEVCUT. ÜSTELİK BU AÇIK AÇIK YAPILIYOR. BİR BAKIYORSUNUZ PATRONA EN YAKIN YÖNETİCİNİN ÜNİTESİNDE HERKESİN BİR ŞEKİLDE TERFİİ SAĞLANMIŞ. GİZLİ ÜCRET ARTIMLARI VB... VE DE SAYGIDEĞER YÖNETİCİLER BUNUN YARATTIĞI TAHRİBATIN FARKINDA DEĞİLLER.YUVADAN UÇANLARA GELİNCE KİMİN UÇTUĞU KİMSENİN UMURUNDA DEĞİL. TEKRAR TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM.
CVP DÜZELTME ~ 2 yıl önce
BAKTİM TEK TAPAJ HATASI O DEĞİL. İKAZINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER.
CS. ~ 2 yıl önce
I. Sayın Özbey, bu konuda da çok şey yazılır, söylenir. Bu araştırmanın sonuçlarının tartışılması da mümkün, sanırım o şirket bunu da yapmıştır. Başlıkları baktığımızda, bunların bir şekilde bizlere de yabancı olmadığını zaten anlayabiliyoruz. Çağımızın yükselen değerleri var, çalışanlar olarak bizlerden istenen şey de istisnasız her sektörde bunlara artı değerler katmamız. Konu başlıklarını da inceledim, bulabilirsem o yazıyı da okumaya çalışacağım. Yazı özeti, kısaca tüm bu sorunların düğümlendiği yer olarak psikolojik faktörleri işaret ediyor. Bu çok önemlidir, geçen haftaki yazınız ile ilgili, alt alta konulup okunması gerekir. Ben sektörel olarak bakabiliyorum, hayatımız buralarda geçti, ne olursa olsun bir yaşam geçiyor, şakası yok bunun, ortalama, normal şartlarda 20-25 yıl diyelim, az zaman değildir. altı doldurulduğunda içinizden geçen, ben buraya ait birisiyim, buradan ayrılacağım, burada verdiğim emeğin karşılığı olan değer benim yaşamımı idame ettirecek ve ben buna katkı..

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP CS. ~ 2 yıl önce
SİZİ YARIN CEVAPLAYACAĞIM. KUSURUMA BAKMAYINIZ.
CVP CS ~ 2 yıl önce
MERHABALAR. HABERİN TAM METNİ YAZIMIN İÇİNDE MEVCUT. YILA BİR KEZ DEĞERLİSİNİZ DEMEK YETERLİ DEĞİL BAŞLIĞININ ALTINDA TIRMAK İLE BAŞLAYIP ÇALIŞANLARDA İNSAN BAŞLIKLI PARAGRAFIN SONUNA KADAR UZANAN TIRMAK İÇİNDEKİ METİNDİR.BEN AİDİYET ÇALIŞMA YAŞAMINDA ÇOK ÖNEMLİ. TABİİ Kİ HEMFİKİRİZ. SEKTÖRÜMÜZDE BAYRAK DEVİRLERİNİN İNSANIN DUYGULARININ RENCİDE EDİLMEDEN YAPILMASINA İLİŞKİN ÇOK KISITLI ÖRNEK VARDIR. GENELİ MAALESEF İNSANI KÜÇÜK DÜŞÜRMEKLE KALMAYIP, AŞAĞILIYOR DA. BEN İŞ AKTİ FESHEDİLEN BİR İNSANA İKİ SAAT İÇİNDE ŞİRKETİ TERK ET DENDİĞİNİ VE DE KAPISINA GÜVENLİK GÖREVLİSİ DİKİLEREK GÖZLEM ALTINDA TUTULDUĞUNU BİLİYORUM. BEN THY’ DEN KOVULDUM. GENEL MÜDÜR ODAMA GELİP “ YOLLARIMIZI AYIRMAYA KADAR VERDİK DEDİ” ANCAK İŞLEMİN TAMAMLANMASI İÇİN ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANININ ONAYI GEREKİYORDU. BU İŞLEM DE BİR HAFTA SÜRÜYORDU ORTALAMA. BU BİR HAFTA ZARFINDA İŞİME DEVAM ETTİM. İHALELER YAPILDI, TERFİLER ONAYLANDI, İŞ NORMAL AKIŞINDA DEVAM ETTİ. VB..VB.. ATILMAKTAN ÖTÜRÜ KIRGINDIM AMA AŞAĞILANMAK BİR TARAFA YÜCELTİLDİM DESEM YANLIŞ OLMAZ.TABİİ Kİ BU AŞAMADA ÇALIŞMA ARKADAŞLARIMIN DAVRANIŞLARINI DA UNUTMAM MÜMKÜN DEĞİL. BU DAVRANIŞLAR ŞİMDİKİ YÖNETİCİLERE OLDUKÇA YABANCI.SİSTEM ŞİMDİ DEĞİL YÜCELTMEK, AŞAĞILIYOR, EZİYOR VE UN UFAK EDİYOR. BEN BU ANKETTEN ÇOK ANKETİN BİZİM SEKTÖRÜMÜZDE YANSIMASI İLE İLGİLİYİM. FARKINDASINIZDIR. BİZLER OKUMAYI SEVMİYORUZ. MARLOW’U OKUYACAKLARINI DA ZANNETMİYORUM. KALDI Kİ MARLOW ‘UN İHTİYAÇLAR SIRALAMASINDA İLK BASAMAKTAKİ İHTİYAÇ, DAHA SONRAKİ İHTİYAÇLAR ORTAYA ÇIKMADAN DOYURULMALIDIR.DENDİĞİNİ ANIMSIYORUM. İLK İHTİYACIN İLKEL VE ACİL KONULARI KAPSADIĞI VE KİŞİLERİN BUNLARI KENDİ STANDARTLARINA GÖRE KARŞILADIĞI DÜŞÜNÜLDÜĞÜ TAKDİRDE, SİVİL HAVACILIK SEKTÖRÜ İÇİN MARLOW’UN DÜŞÜNCELERİ İKİNCİ SIRADAKİ İHTİYAÇLARA GEÇİŞ İLE BİRLİKTE SONLANIR MALUM İKİNCİ SIRADA GÜVENLİK, 3 NCÜ OLARAK SEVGİ, 4 NCÜ İHTİYAÇ İNSANIN KABUL GÖRMESİ VE SONUNCUSU İSE KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRMEKTİR. BİR DİĞERİNE GEÇEBİLMEK İÇİN BİR ÖNCEKİNİN DOYURULMASI MAALESEF SEKTÖRÜMÜZ ÇALIŞANLARI AÇISINDAN SÖZ KONUSU DEĞİL. İŞ YERİNDE GÜVENİ, SEVGİYİ, KABUL GÖRMEYİ BULABİLMELERİ ÇOK AMA ÇOK ZOR. TABİİ Kİ BU BENİM GÖRÜŞÜM. YAZILARIMI TAKİBİNİZ VE DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ İÇİN SİZE ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM.
Düzeltme ~ 2 yıl önce
Kusura bakmazsanız bir düzeltme yapmak isterim. Marlow değil Maslow olacak. Saygılar,
CS. ~ 2 yıl önce
II. sağlayacağımdır. Bildiğimiz kelime ile aidiyet duygusu veya kurumsal var olma hissiyatı, değişik kelimelerle ifade edilebilir. Yani ben var oldukça bu şirket yada kuruluş veya çalıştığın yer, var olacaktır düşüncesinin yok edilmesi. Buradaki ben, merkeziyetçi ben olarak değildir, öyle değildir elbette, yani çalışanların da ikamesi söz konusu olabilir zaman zaman, bu kaçınılmazdır. Ekonomik varlığını sürdüren bir şirkette, her bayrak devredilmeye de hazırdır ama bunun insan olan değerin duygularının yok edilmeden yapılması önemlidir. Bu anlamda, emek ve insan en yüce değerdir. Bunun üzerinde günümüzde yükselen değerler, bu iki değerin yok edilmesine yönelik ve bilinçli olarak toplumlara aşılanan bir veba mikrobu gibidir. Çok üzücüdür ki, biz bu değerlerin ne yazık ki esiri olmuş durumdayız…

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000