23 Şubat 2015, Pazartesi
Ali KIDIK
Ali KIDIK info@airporthaber.com
  • havacılık tazminatı sadece atc lere veriliyor? Yalannnnnnnnnnnnnnnn...doğrusunu yazzzzzzzzzzzzz ve atc çalışanlar diyorki bizim aldığımız parada gözünüz var buda yalannnnnn kimsenin alacağı parada gözümüz yok.. siz aldığınız tazminatın hakkını verin akşama kadar oturmakla hak verilmez... biz adalet istiyoruz...
  • torpil adam kayırma ayrımcılık eşitsizlik her zaman vardı ama bunların sayısı fazla değildi şimdi ise alanen korkmadan çelilmeden yapılıyor bu kurumda ise ortalamanın çok üstünde yapıldı CHP li Haluk Koç yakınların nerelere nasıl yerlere yerleştirildiğini resmi olarak yazılı listeyi açıkladı fakat o liste eksiktir eksik hazırlanmıştır dhmi gibi kurumlarda o listeye torpii ile nasıl havacılık tazminatında direk 1. gruba geçirilen kişiler de girmelidir eşi vip müdürü olup bilgi işlem de çalışıp 1. gruba girenlermi ararsınız başka kurumdan telekomdan teiaş dan elektronikçilerin 1.grup tan tazminat alsınlar diye ankara esenboğa havaalanında başlatılıp ilk maaş tan itibaren hiçbir eğitimi sertifikası olmadan istasyonların yerini bilmeden ballı kaymaklı maaş ile 1.gruptan başlatılanlarmı ararsınız hep bu kurumda kimse söylemese de biz söyleyeceğiz çünkü ÖZGÜR OLMANIN TEK YOLU GERÇEKLERİ SÖYLEMEKTİR
  • Son olarak, unutulmamasına gereken unsur şudur. Esasında vergisiz olan tazminatların vergilendirilerek, en büyük payın seyrüsefer meslek kollarından alınan vergilerden oluşturulduğu bir sistemle, diğer gruplara verilecek ücretler için de kaynak yaratılmış olmasıdır. Değil %500, %1500 oranında bir tazminat sürecinin bile YPK kararına bağlanabilme imkanının olduğu bir ortamda, DHMİ meslek grupları içerisindeki makasın çok fazla açılmaması için Seyrüseferin oranlarının da tıraşlanarak, iş kardeşliği unsurunun bozulmaması için gerekenin yapılmaya çalışıldığı aşikardır.Şimdi sorarım; 1. Tazminatlar vergiye tabi değilken, kaynak yaratmak için vergilendirilmiştir, 2. Oranlar daha yüksek iken, aşağıya çekilmiştir, 3.YPK sürecinde, değil iki sene, 2 ay bile geçmeden süreç karara bağlanabilecekken, bu kadar süre beklenilmiştir. Hiç bir SSH meslek grubu, bize ne diğer gruplardan, tazminatlar YPK nın izlediği yola göre verilsin dememişken, bu saldırganlık gerçek mağdurları açığa çıkarmaktadır.
  • Şimdi bu iki ana prensibe göre karar veren YPK organları, seyrüsefer dışındaki meslek kollarının her iki maddeye aykırı olmasından ötürü süreci askıya almış ve o malum 2 yıllık gecikme ve tıkanıklık süreci başlamıştır. Bu süreçte YPK seyrüsefere tazminatların serbest bırakılabileceğini bir çok görüşmede dile getirmiş, ancak DHMİ eski Gnl. Md.ü Sn. Birdal iş kardeşliği ve huzurunu ön plana çıkartarak bu öneriyi her defasında reddetmiştir. Eski UDH Bakanımız Sn. Binali Yıldırım'ın dahi YPK sürecinde son derece zorlandığı, devlet geleneklerini aşarak kararın bir an önce çıkarılması konusunda bu denli enerji harcadığı bir ortamda, bir KİT genel müdürünün sanki iki dudağı arasındaymış gibi, sanki istediği oranları istediği gruplara dağıtabilme yetkisi varmış gibi algılanması, tam bir bilgisizlik örneğidir.

BİRDAL'IN GİDİŞİ ÜZERİNE DAVUL ÇALMAYACAĞIM...

Ben sivri dilliyim, gördüğümü, doğruluğundan emin olduğum her şeyi yazmak isterim. Bazen ölçüyü de kaçırabilirim. Lakin bunlar sektörüm adına, havacılık çalışanlarının ezilmemesi adına, bu sektöre milyonlarca dolar döken işverenlerin çektiği zulümler adına yazılmış yazılardır.

Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürü Orhan Birdal'ın kararname ile görevinden alınarak müşavir yapılmasından sonra şöyle geçmişi gözümün önüne getirdim.

Orhan Birdal DHMİ Genel Müdürlüğü'ne atandığında "Orhan Birdal'ın yüzü hiç gülmüyor. İletişim kurması için yüzünün gülmesi gerekir" şeklinde bir yazı kaleme almıştım. Tam o yazımın yayınlandığı gün WOW Otel'de bir organizasyon vardı ve Orhan Birdal, DHMİ Genel Müdür Yardımcısı Funda Ocak ile birlikte o toplantıya gelmişlerdi ki kapıda karşılaştık.

Funda Ocak yazımı okumuş olmalı ki; "Genel müdürüm yüzünüz gülsün Ali Bey yüzünüzün gülmediğini yazmış" diyerek şakalaşmıştık.

Gazeteciliğin en temel prensiplerinden birisi de fikri takiptir. Biz böyle yetiştirildik ve üstadlarımızdan öyle dersler aldık.

Bizim görevimiz bu sektörü havacılık haberi açısından bilgilendirmektir. Kim olursa olsun, yanlışını da yazdık, doğrusunu da.

O kadar çok yanlışlar oldu ki, biz bunları sindirip kendimizi işimize adadık. Orhan Birdal, bizim haberciliğimizi "yalakalık" yapmak olarak düşünmüş olmalı ki biat etmemizi, her şekilde sadece onun istediklerini yazmamızı istedi. Ama biz bunları ne kendimize yakıştırırız ne de hizmet ettiğimiz sektör adına bu tür davranış içinde yer alırız.

Havacılık tazminatını yazarken başlayan düşmanlığı, olumsuzlukları, kayırmaları, özel önem vermeleri yazdığımızda ise "Tükürürüm senin personelinin ağzına" derecesine kadar getirdi. Biz ne edebimizden ne de edebiyatımızdan vazgeçmedik. Sakinlik ve vakur içinde hareket ederek işimizi yapmayı sürdürdük.

Değerli DHMİ çalışanlarının her gün nasıl da isyanda olduğunu biliyoruz. Haksızlıklar karşısında tek seslerinin biz olduğumuzu da biliyoruz. Lakin Orhan Birdal, o iletişimlerini de kesti. Kendisi iletişim mezunu olan bir genel müdürün takındığı tavır Airporthaber'i DHMİ sisteminde yasaklamak oldu. Oysa çağ o kadar gelişti ki artık akıllı telefonlar olduğunu aklına getiremedi.

Orhan Birdal'ın yanlışlarını yazdık. Bu bizim görevimizdi.

Hiç kimseye yar olmayan koltukların o'na da yar olmayacağını eninde sonunda gideceğini biliyorduk. Halen yazamadığım şeyler var. Artık gitti. Çok fazla söze gerek yok. Günahları veya sevapları kendisine ait. Umarım personelinin gözünde hoş seda ile gitmiş olsun.

"Kar oldu yollar kapandı, sis oldu görüş mesafesi azaldı" gibi eften püften mazeretlerle görevinden alındı söylemlerine hiç mi hiç katılmıyorum.

Demem o ki; Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Orhan Birdal ile çalışmak istemiyordu. Ta en başından beri. Her ne kadar Orhan Birdal, bakanın bu tavrını yansıtmamaya çalışsa bile işin özü bu idi.

Benim bildiğim, Birdal milletvekili adayı olmak üzere istifa edecekti. Lakin vekilliği garantiye alamayınca bu düşüncesinden vazgeçti.

Şimdi bu gidişin faturasını Hamdi Topçu'ya bile kesenler olacak. Zira Hamdi Topçu fobisi oluşmuş  insanlar bunun böyle olduğunu iddia edecekler.

Orhan Birdal'ın hayrına olacak şeyi söylüyorum. Çok geç değil. Hemen emekliye ayrılıp milletvekilliğini denemeli. Bu arada çocuklarına havalimanlarında hazırladığı gelecek hem ona yeter hem de bütün sülalesine. Çok fazlasını yazmaya gerek yok.

Eminim bundan sonra müfettişler didik didik edip bütün işlerini mercek altına alacak.

Görün bakın neler çıkacak neler. Tabi "kol kırılır yen içinde kalır" denilip kamuoyu ile paylaşılmazsa kimseler bir şey duyamayacak.

Müşavirlik hayatında başarılar diliyorum Orhan Bey. Benim çalışma arkadaşlarımın ağzına tükürmek için havacılığın başka makamlarına gelmeniz gerekecek. Önerim şu ki müşavirlik döneminizde biraz empati yapın ve kimlere neler çektirdiğinizi düşünün.

Biraz da iletişim konusunda kitap okuyun.

BİRDAL'IN GİDİŞİ ÜZERİNE DAVUL ÇALMAYACAĞIM...

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (67)

arff ~ 2 yıl önce
havacılık tazminatı sadece atc lere veriliyor? Yalannnnnnnnnnnnnnnn...doğrusunu yazzzzzzzzzzzzz ve atc çalışanlar diyorki bizim aldığımız parada gözünüz var buda yalannnnnn kimsenin alacağı parada gözümüz yok.. siz aldığınız tazminatın hakkını verin akşama kadar oturmakla hak verilmez... biz adalet istiyoruz...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
T O R P İ L ~ 2 yıl önce
torpil adam kayırma ayrımcılık eşitsizlik her zaman vardı ama bunların sayısı fazla değildi şimdi ise alanen korkmadan çelilmeden yapılıyor bu kurumda ise ortalamanın çok üstünde yapıldı CHP li Haluk Koç yakınların nerelere nasıl yerlere yerleştirildiğini resmi olarak yazılı listeyi açıkladı fakat o liste eksiktir eksik hazırlanmıştır dhmi gibi kurumlarda o listeye torpii ile nasıl havacılık tazminatında direk 1. gruba geçirilen kişiler de girmelidir eşi vip müdürü olup bilgi işlem de çalışıp 1. gruba girenlermi ararsınız başka kurumdan telekomdan teiaş dan elektronikçilerin 1.grup tan tazminat alsınlar diye ankara esenboğa havaalanında başlatılıp ilk maaş tan itibaren hiçbir eğitimi sertifikası olmadan istasyonların yerini bilmeden ballı kaymaklı maaş ile 1.gruptan başlatılanlarmı ararsınız hep bu kurumda kimse söylemese de biz söyleyeceğiz çünkü ÖZGÜR OLMANIN TEK YOLU GERÇEKLERİ SÖYLEMEKTİR

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Tazminatlar ~ 2 yıl önce
Son olarak, unutulmamasına gereken unsur şudur. Esasında vergisiz olan tazminatların vergilendirilerek, en büyük payın seyrüsefer meslek kollarından alınan vergilerden oluşturulduğu bir sistemle, diğer gruplara verilecek ücretler için de kaynak yaratılmış olmasıdır. Değil %500, %1500 oranında bir tazminat sürecinin bile YPK kararına bağlanabilme imkanının olduğu bir ortamda, DHMİ meslek grupları içerisindeki makasın çok fazla açılmaması için Seyrüseferin oranlarının da tıraşlanarak, iş kardeşliği unsurunun bozulmaması için gerekenin yapılmaya çalışıldığı aşikardır.Şimdi sorarım; 1. Tazminatlar vergiye tabi değilken, kaynak yaratmak için vergilendirilmiştir, 2. Oranlar daha yüksek iken, aşağıya çekilmiştir, 3.YPK sürecinde, değil iki sene, 2 ay bile geçmeden süreç karara bağlanabilecekken, bu kadar süre beklenilmiştir. Hiç bir SSH meslek grubu, bize ne diğer gruplardan, tazminatlar YPK nın izlediği yola göre verilsin dememişken, bu saldırganlık gerçek mağdurları açığa çıkarmaktadır.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Tazminatlar ~ 2 yıl önce
Şimdi bu iki ana prensibe göre karar veren YPK organları, seyrüsefer dışındaki meslek kollarının her iki maddeye aykırı olmasından ötürü süreci askıya almış ve o malum 2 yıllık gecikme ve tıkanıklık süreci başlamıştır. Bu süreçte YPK seyrüsefere tazminatların serbest bırakılabileceğini bir çok görüşmede dile getirmiş, ancak DHMİ eski Gnl. Md.ü Sn. Birdal iş kardeşliği ve huzurunu ön plana çıkartarak bu öneriyi her defasında reddetmiştir. Eski UDH Bakanımız Sn. Binali Yıldırım'ın dahi YPK sürecinde son derece zorlandığı, devlet geleneklerini aşarak kararın bir an önce çıkarılması konusunda bu denli enerji harcadığı bir ortamda, bir KİT genel müdürünün sanki iki dudağı arasındaymış gibi, sanki istediği oranları istediği gruplara dağıtabilme yetkisi varmış gibi algılanması, tam bir bilgisizlik örneğidir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000