02 Ağustos 2011, Salı 09:30:20

"THY OKULLARA DERS OLUR"

Hürriyet Gazetesi yazarlarından Ertuğrul Özkök, THY'ye övgü dolu sözler sarfetti...
  • Yahu bu Özkök kadar RÜZGAR ADAM görmedim. Ali Kemal halt etmiş.
  • bu adam kdr satılık bi adam tanımıyoruzzzz
  • Ertugrul Ozkok bir seylere soyunuyor ama dur bakalim kokusu cikar yakinda. Penalti atacak baska adam mi yoktu? Birileri bir isaret veriyor, bu zat hareketleniyor, yazi yaziyor, organizasyonlara katiliyor. Hurriyetin genel yayin yonetmenligini kim istedi de birakti sanki bilmiyoruz. Beyefendi simdi de thy saksakciligina soyunmus. Komedi...
  • THY borsada yatırımcısnın canında okudu, zararlarımız katmerleşti, bu da okullarda ders olur, küçük yatırımcının THY nasıl kaybettiği vs,
  • Yorumunuz uygunsuz ve hakaret içeren unsurlara yer verdiğinden dolayı yayımlanmamaktadır.
  • Londra Paris arasinda A380 uctugunu biliyorsunuz herhalde. THYnin buyuk govdeli ucaklari IST'te park yeri isgal edicegine arasira boyle kisa mesafeli ucuslar yapabilir, dunyada bircok ornekleri var. Bende takunya, deve, Arap vizyonundan hic hoslanmiyorum. Ama siradan bir Turk gazetecisi, Kobe Bryant gibi bir starla THYnin sponsor oldugu, Barcelona ve ManU. 80bin ABDli onunde devre arasi penalti atmaya calisiyorsa, takdir etmek lazim. Bunun gibi olaylar bazen para bile alinamiyabilir. Bakin gun gelicek bu sponsorluklar bir lobi olayina donusup Turkiye'ye olimpiyat, dunya kupasi gibi organizasyonlar getirebilir, daha degisik kapilar acabilir.
  • Kimin ne söylediğine bakarım. Kimin bu güne kadar neye neyin karşılığı veya neyi neden söylediğide çok önemli. THY A-330 İstanbul- Ankara, B-777'yi İstanbul- Brüksel hattında uçuracak kadar "Olağanüstü bir Vizyon Sergiliyor" bunun adına havacılıkta Vizyon denmez köylülük denir. Zorlamayla Arap vizyonuda diyebilirsiniz.
  • ohh bedava bilet bedava bedava herseye yap yağını ne oldugu belli olmayan dönek yazar!
  • Havacılığa ve futbola meraklı sıradan bir vatandaş olarak yazıyorum: Organizayon çok harika ama THY'nin böyle bir organizasyon için Ertuğrul Özkök'ü tercih etmesi yanlış olmuş bence. Ertuğrul Özkök , artık geride kalmış, köhne ve az gelişmiş Türkiye'nin temsilcilerinden ve sebeplerinden. "lise yıllarımda iyi bir futbolcuydum. Topu iki ayağımın arasına sıkıştırıp, başımın ve rakibin üzerinden aşırtma hareketini çok başarılı şekilde yapardım." şeklinde anlatmaya çalıştığı hareketin geçmişi 15 seneyi geçmez. Yalan dolanla laf kalabalığı da yapmış her zamanki gibi...Evet doğru tahmin ettiniz, bu adama dayanamıyorum ve hiç bir yerde görmek istemiyorum..
  • herkes sevmek zorunda değil tabiki , heleki birşey almak isteyip de alamadı ise, ama yapılan iş gerçekten övgüye değer bir iştir olumsuz yazanlarada saygı duyuyoruz ama biraz bencilliklerini rafa kaldırsınlar ve milliyetçilik penceresinin perdesini aralayıp dışarı bir göz atsınlar.
Hürriyet yazarlarlarından Ertuğrul Özkök, geçtiğimiz günlerde Amerika'nın başkenti Washington'da oynanan Barcelona-Manchester United maçını ve Kobe Bryant'ı detayıyla incelerken THY'den de övgüyle söz etti.

İşte Ertuğrul Özkök'ün o yazısı:

 

Yetkililerin verdiği rakamlara göre statta 81 bin 500 biletli seyirci var.

Burası Washington Redskins takımına ait bir saha. Yani Amerikan futbolunun oynandığı yer.

Birazdan dünyanın en büyük iki futbol markası, Barcelona ile Manchester United oynayacak.

Birazdan bulunduğumuz locaya, son 20 yılın, Michael Jordan’dan sonraki en büyük ismi Kobe Bryant gelecek ve maçın ilk devresini birlikte seyredeceğiz.

Ama ondan daha heyecan verici bir şey var.

Devre arasında sahaya ineceğiz, 81 bin kişinin önünde, geliri sakat çocuklara yardım için verilmek üzere üçer penaltı atacağız.

Biraz sonra Kobe Bryant bulunduğumuz locaya giriyor. Üzerinde bir tişört, altında dizlerinin altına inen bir şort var. Çok uzun boylu, ama NBA maçlarında televizyon ekranında gördüğümüzden çok daha fit duran bir adam.

Gerçek anlamda ışıldıyor.

Menajerliğini yapan kadın, önceden “Kesinlikle fotoğraf çekmek yok, soru sormak yok” diyor. Biraz da onun estirdiği havayla mesafemizi koruyoruz.

Oysa çok sempatik bir adam ve hepimizin elini sıcak bir şekilde sıkıp ön sıraya oturuyor.

Devrenin bitmesine 10 dakika kala, Manchester United’ın iki görevlisi gelip bizi alıyor. Tam klasik İngiliz tarzı. Erkek, takım elbiseli, kadın döpiyes giymiş.

100 bin kişilik Fedex stadının bir ucundan ötekine yürümeye başlıyoruz. Asansörle en alt kata iniyoruz. Artık takımların soyunma odalarının bulunduğu yerdeyiz.

Bizi bir soyunma odasına alıyorlar. Vaktimiz çok sınırlı. Hızla Manchester United formasını giyip, elbiselerimi karşımdaki kapısız dolaba asarken üzerindeki fotoğrafı fark ediyorum. Yıldız şeklinde bir zeminin içinde, çok güzel bir genç kız gülerek bana bakıyor.

O an anlıyorum ki, soyunmak üzere bize tahsis edilen bu soyunma odası, Washington Redskins maçların arasında sahaya çıkan ponpon kızların soyunma odası.

Manchester United’ın görevlisi bizi, sahada anonsları yapacak görevli ile tanıştırıyor. Her şey tam ve dakik bir disiplinle uygulanıyor.

Ta ki sahaya ininceye kadar.

O an Kobe Bryant’ın Amerika’da ne olduğunu anlıyorum.

İlk sıralardaki bütün genç insanlar ellerindeki formaları Kobe’ye uzatıp, imza istiyor. Çoğunun elinde Barcelona forması var. Saha Kobe ismiyle yankılanıyor.

O arada sohbet ediyoruz. “Sizin yüzünüzden kaç uykusuz gece geçirdim biliyor musunuz” diyorum. “Neden” diye soruyor.

“Amerika’yla 7 saat farkı yüzünden NBA maçlarını ancak gece yarıları seyredebiliyoruz” diyorum.

Kobe, sahada locadakinden de daha sempatik. “Önce siz penaltıyı atın” diyorum. “Yok yok siz başlayın” diyor.

Bizlerle birlikte bol bol poz veriyor. 

Sonra penaltı atışları için ısınma başlıyor. Isınma sırasında fena değilim. Attığım toplar kaleyi buluyor.

Asıl atışlar ise benim açımdan tam bir felaketle sonuçlanıyor. 

Önce Amerika’da yaşayan Türk işadamı üç atış yapıyor. Her hafta futbol oynuyorlarmış. Üçü de güzel atışlar. Üçü de gol oluyor.

Sıra bana gelince tabii ki işler değişiyor. Attığım üç penaltının ikisi dışarı gidiyor, birisi de zar zor gol oluyor. Açıkçası şu günlerde Türkiye’de olsa, ben değil ama kaleci şikeden kesin içeri alınırdı.

Sonra Kobe gelip tek atış yapıyor. Gayet profesyonelce yapılmış, çok başarılı bir atış ve kalecinin sağından gol oluyor.

“Çok iyi atış. Futbol oynuyor musunuz” diye soruyorum.

“Just when I was kid” diyor. Yani çocukken biraz oynamış. Ancak ertesi gün Barcelona’lı bazı futbolcular ve Amerikalı kadın futbolcularla birlikte yapılan “ünlüler maçı”nda gayet iyi futbol oynayabildiğini gösteriyor.

Bana gelince; lise yıllarımda iyi bir futbolcuydum. Topu iki ayağımın arasına sıkıştırıp, başımın ve rakibin üzerinden aşırtma hareketini çok başarılı şekilde yapardım.

O akşam, yaş ilerlemesinin mekaniğini anladım.

Beyin, gençlikte yapılan bütün hareketlerin net bilgilerini saklıyor. Yani beyniniz, o hareketlerin hepsini yaptıracak bilgiye ve zindeliğe sahip.

Ancak o “emirler”, ayaklar ve vücut tarafından tam olarak uygulanmıyor. 

Haftada en az 5 gün yüzüyorum. Vücuduma baktığım söylenebilir.

Beynim topa nasıl vuracağımı, kaleciyi şaşırtacak hangi hareketi yapacağımı çok iyi biliyor ve anlatıyor.

Ama ayak takımı yok mu, işte o yapmıyor.

Sevgili arkadaşlar, yaşlanmanın acı gerçeği işte budur ve “Bir gün herkes hayata karşı attığı penaltı atışlarından en az ikisini kaçıracak”.

Çocukluk hayallerimden biri, çok büyük bir statta futbol oynamaktı. 

Cumartesi akşamı, 81 bin kişinin karşısında penaltı attım.

Hem de efsane bir insanla birlikte.

O gece anladım ki, hayal kurmanın yaşı yok.

İzmir Alsancak Stadı’nın kapısında Lefter Küçükandonyadis ve Can Bartu’yu  görmek için çıkış kapısında bekleyen küçük adam var ya, işte o hiç yaşlanmıyor.

NOT: Türk Hava Yolları, iki dev futbol takımı ve efsane bir basketbol oyuncusu ile kendi markasını birleştirerek bana göre olağanüstü bir vizyon sergiledi. Büyük markalar için vizyon önemlidir. Liderlik kadrosunun kalitesini de gösterir. Ama yıllarca şirket yönetmiş bir insan olarak şunu da çok iyi biliyorum. Karar tek başına yetmez. İyi uygulayıcılar da gerekir. Geçen cumartesi akşamı Fedex stadında bu vizyonu hayata geçirmeye çalışan olağanüstü insanlar tanıdım. Maç öncesi, maç sırası ve sonrasında, her an ellerindeki THY panoları ile koşan insanlar gördük. Çekilen her fotoğraf karesine, THY pankartlarını sokarak müthiş bir görünürlük sağladılar. THY’nin bu büyük projesi, işletme okullarında örnek olay olarak incelenecek düzeyde. Kaliteli bir markanın imajına sınıf atlatmak konusunda çok ilginç bir örnek.

Ertuğrul Özkök / Hürriyet

 

"THY OKULLARA DERS OLUR"

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (16)

Misafir ~ 9 yıl önce
Yahu bu Özkök kadar RÜZGAR ADAM görmedim. Ali Kemal halt etmiş.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 9 yıl önce
bu adam kdr satılık bi adam tanımıyoruzzzz

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 9 yıl önce
Ertugrul Ozkok bir seylere soyunuyor ama dur bakalim kokusu cikar yakinda. Penalti atacak baska adam mi yoktu? Birileri bir isaret veriyor, bu zat hareketleniyor, yazi yaziyor, organizasyonlara katiliyor. Hurriyetin genel yayin yonetmenligini kim istedi de birakti sanki bilmiyoruz. Beyefendi simdi de thy saksakciligina soyunmus. Komedi...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 9 yıl önce
THY borsada yatırımcısnın canında okudu, zararlarımız katmerleşti, bu da okullarda ders olur, küçük yatırımcının THY nasıl kaybettiği vs,

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 9 yıl önce
Yorumunuz uygunsuz ve hakaret içeren unsurlara yer verdiğinden dolayı yayımlanmamaktadır.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 9 yıl önce
Londra Paris arasinda A380 uctugunu biliyorsunuz herhalde. THYnin buyuk govdeli ucaklari IST'te park yeri isgal edicegine arasira boyle kisa mesafeli ucuslar yapabilir, dunyada bircok ornekleri var. Bende takunya, deve, Arap vizyonundan hic hoslanmiyorum. Ama siradan bir Turk gazetecisi, Kobe Bryant gibi bir starla THYnin sponsor oldugu, Barcelona ve ManU. 80bin ABDli onunde devre arasi penalti atmaya calisiyorsa, takdir etmek lazim. Bunun gibi olaylar bazen para bile alinamiyabilir. Bakin gun gelicek bu sponsorluklar bir lobi olayina donusup Turkiye'ye olimpiyat, dunya kupasi gibi organizasyonlar getirebilir, daha degisik kapilar acabilir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 9 yıl önce
Kimin ne söylediğine bakarım. Kimin bu güne kadar neye neyin karşılığı veya neyi neden söylediğide çok önemli. THY A-330 İstanbul- Ankara, B-777'yi İstanbul- Brüksel hattında uçuracak kadar "Olağanüstü bir Vizyon Sergiliyor" bunun adına havacılıkta Vizyon denmez köylülük denir. Zorlamayla Arap vizyonuda diyebilirsiniz.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 9 yıl önce
ohh bedava bilet bedava bedava herseye yap yağını ne oldugu belli olmayan dönek yazar!

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 9 yıl önce
Havacılığa ve futbola meraklı sıradan bir vatandaş olarak yazıyorum: Organizayon çok harika ama THY'nin böyle bir organizasyon için Ertuğrul Özkök'ü tercih etmesi yanlış olmuş bence. Ertuğrul Özkök , artık geride kalmış, köhne ve az gelişmiş Türkiye'nin temsilcilerinden ve sebeplerinden. "lise yıllarımda iyi bir futbolcuydum. Topu iki ayağımın arasına sıkıştırıp, başımın ve rakibin üzerinden aşırtma hareketini çok başarılı şekilde yapardım." şeklinde anlatmaya çalıştığı hareketin geçmişi 15 seneyi geçmez. Yalan dolanla laf kalabalığı da yapmış her zamanki gibi...Evet doğru tahmin ettiniz, bu adama dayanamıyorum ve hiç bir yerde görmek istemiyorum..

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 9 yıl önce
herkes sevmek zorunda değil tabiki , heleki birşey almak isteyip de alamadı ise, ama yapılan iş gerçekten övgüye değer bir iştir olumsuz yazanlarada saygı duyuyoruz ama biraz bencilliklerini rafa kaldırsınlar ve milliyetçilik penceresinin perdesini aralayıp dışarı bir göz atsınlar.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000