10 Ekim 2011, Pazartesi 11:35:12

"SIR" UÇAK KAZASI

Araştırmacı Selim Özkök, 1979 yılında Isparta yakınlarında düşen ABD keşif uçağının düşmesine ilişkin sır perdesini araladı. İşte Özkök’ün anlatımıyla 32 yıl önce yaşanan kazaya ait bilinmeyenler...
  • ismi geçen arkadaşlarla ve diğer köylülerle bu uçağın hurdalarından o zamanlar çok para kazandık.7-8 yaşlarındaydık. olayları aynen hatırlıyorum. yıldırım
  • GAZETE UÇAK TİPİNİ YANLIŞ YAZMIŞ OLABİLİR. SIK YAPILAN BİR GAZETECİLİK HATASIDIR. Prowler, bir pilot ve üç elektronik harp uzmanından oluşan dört kişilik bir mürettebata sahiptir. İki adet Pratt & Whitney J52-P408 turbojet motoru sayesinde 950 km/h seyir hızına ulaşabilen uçak, 1.840 km'lik bir seyir menziline sahiptir. Uzun ve zorlu elektronik harp ve istihbarat görevlerinin uçağın teknik aksamı ve elektronik donanımı üzerinde oluşturduğu yük sebebiyle Prowler uçakları pek çok savaş ve destek uçağına göre daha sık bakım gerektirmektedir.
  • 2m06 boylu bir Pilotun o küçücük kokpitte ne isi var. Bacaklari çok uzun oldugundan bir hata yapmis olabilir. Bu uçaklari 1974 kibris çikartmasindan sonra Yunanistan satin aldi (60 adet) ve o zaman Yunanistan hava kuvvetleri Ankarayi bile bombalariz diyordu ve bu durum çok kaygi yaratmisti.
  • Selim, Tuna ve ekipte olup diğer emek veren herkese araştırmaya katkılarından ötürü çok teşekkürler. Darısı diğer araştırmalara..
Ülkemizde gerçekleşmiş uçak kazalarına ait arşivleri incelerken   Milliyet gazetesi arşivinde 17 mayıs 1979 tarihine ait kısa ve anlaşılmaz bir kaza haberi gördüm.
 
Söz konusu haberde A-17 tipi 4 kişilik keşif ve gözlem amaçlı bir uçağın kaza yaptığı ve pilotun öldüğünden bahsediliyor. İlginç olan şu ki, A-17 1935 yapımı, pervaneli, iki kişilik eski bir uçak. Haberde 4 kişilik   gözlem ve keşif uçağından bahsedilirken, uçakta tek kişinin bulunma ihtimali bana sıra dışı geliyor.  Bunun yanında haberde yazım hatası olabileceğini düşünerek A-7 uçaklara bakıyorum, ama bu uçaklar bombardıman ve saldırı uçakları.  Aynı zamanda o bölgede böyle bir dağ ismi yok. Uçağın düştüğü yer Yeşilköy’ün doğusunda Çalı dağı. Bilinmezlikle dolu yeni bir havacılık arkeolojisi çalışmamız böylece başlıyor.
Araştırmaya öncelikli olarak günümüzde yayından kalkmış bulunan Isparta’ya ait yerel Demokrat gazetesinin eski arşivlerini ve muhabirlerini araştırmakla başlıyorum. Bu araştırma sırasında  Isparta’da  eski Tercüman gazetesinin muhabiri  M. Zafer Çağlar bey ile tanışıyor ve irtibata geçiyorum.  Zafer bey şu anda Süleyman Demirel Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulunda Radyo Televizyon programcılığı bölümünde öğretim görevliliğinin yanı sıra THK Isparta Başkanı olarak görev yapıyor. Aynı zamanda meslek hayatı boyunca  3 uçak kazasına muhabir olarak birebir tanık olmuş bir insan.

 
 Zafer beyle yaptığımız uzun ve güzel bir söyleşiden sonra, verdiği bilgiler doğrultusunda düşen uçağın bir keşif ve gözlem uçağı değil, tahmin ettiğim gibi bir jet uçağı olduğunu öğreniyorum. Bölgede çektiği resimleri ve haberi Tercüman gazetesine göndermesine rağmen,  haberin yayınlanması şansız bir şekilde askeri yetkililer tarafından sansürleniyor ve haber sadece Milliyet gazetesi tarafından kısa ve anlaşılmaz şekilde  geçiştiriliyor. Haber Tercüman gazetesinin yan kuruluşu Ak ajans tarafından “The Associated Press’e” gönderiliyor. Mevcut yabancı haber kaynaklarında bulduğum bilgiler bu yoldan ulaştırılmış olan bilgiler.

Bu görüşmelerin ardından uçağın düştüğü Gelendost ilçesine bağlı Yeşilköy içinden olayı bilen kişilerle irtibata geçmeyi deniyorum. Uzun bir zamanın ardından nihayet enkaz çalışmamız da her yönden büyük yardımları ve emeği geçen Musa Aydoğdu ile tanışıyoruz.

 
Birlikte bir program yaparak 11 Eylül 2011 Pazar sabahı Gelendost Yeşilköy’de olmak üzere anlaşıyoruz.
 
Pazar sabahı Isparta’dan 3 kişilik bir ekiple yola çıkıyoruz.  Köydeki arkadaşlarla birlikte ekip toplam olarak 6 kişiye ulaşacak.

Musa bey bizi köy girişinde karşılıyor. İlk görüşeceğimiz kişi, kaza alanına ulaşmak  üzere gönderilmiş ABD helikopterine binen  ve bölgeye ilk giden kişilerden olan Niyazi Çulçu. 

Niyazi Beyi, yol üzerindeki  evinde ziyaret ediyoruz. Güzel bir çay faslından sonra olayı bize anlatmaya başlıyor. Olay günü yaşadıkları kendi ağzından aynen şöyle: “Kazanın hemen sonrasında bölgeye gelen uçaklar alçak uçuş yaptılar. Yaklaşık birkaç saat sonra bir helikopter bölge  üzerinde turlamaya başladı. Askerden geleli 15 gün olmuştu. Uygun bir iniş alanı ve köy halkından bölgeyi bilen birilerini arayacaklarını tahmin ederek, elime kırmızı bir tişört aldım. Tişörtü elimde sallayarak boş tarlalardan birine koşturdum. Pilot anlamış olacak ki bulunduğum tarlaya indi. Helikopterde bir Türk binbaşı vardı. Çevirmenlik yapıyordu. Bana “bu bölgeye bir uçak düşmüş, kaza olan yeri biliyor musun?”  diye sordu. Bende az önce o taraftan geldim, kaza alanını biliyorum, ben gösterebilirim dedim. Binbaşı “seni alamayız, havada yön tayinini kaybedersin” dedi. Bende askerden yeni geldim, yön tayinimi kaybetmem,  askerde de uçak tecrübem var’ dedim. Bunun üzerine helikoptere beni aldılar. Helikopterle havalandıktan sonra kaza alanının 800 metre kadar aşağısında gösterdiğim düzlük alana inmelerini söyledim.  Önce cesedin olduğu yere onları götürdüm. Pilot paraşüte bağlı duruyordu.  Pilotun başı önden sağlam duruyordu, fakat aldığı darbeden olsa gerek kafasının üstü açılmış ve içi boşalmıştı.  Cesedin göğüsten aşağısı parçalanmış durumdaydı, vücut parçaları ardıç ağaçları üzerine dağılmıştı. Gelen ABD’li askerler cesedi toplamaya çekindiler. Bunun üzerine cesedi ben toplarım dedim.. Burada görev yapan Selim astsubayı ve karakol komutanı Kütahyalı Mehmet Kaplan’ı yanıma verdiler. Etraftaki ve ağaç dalları üzerindeki  ceset parçalarını toplayıp, ceset torbasına koydum. Pilotun kalan gövdesini de paraşüte sardılar. Cesedin sahibine ait silah kaburgalarına gömülmüştü, Kimliği ve cüzdanı üzerindeydi. Cüzdanında 500-600 dolar para vardı, onları sayıp tutanağa işlediler. Genç ve uzun boylu bir pilottu. Uçak parçaları geniş bir alana dağılmıştı. Cesedi helikoptere aldılar ve götürdüler. Her yerde dağılmış büyük mermiler vardı. Bize keşif uçağı dediler. Kazadan  aylar sonra bölgeye araçlarla 50-60 tane ABD’li asker geldi. 
Konuştuğumuz diğer görgü tanıkları kaza günü olan 16 Mayıs 1979 yılında öğlene doğru  Eğirdir gölü üzerinden arkasından siyah dumanlar çıkaran bir jetin, Gelendost Yeşilköy üzerine doğru geldiğini, uçağın son derece alçaktan geçtiğini ve büyük bir gürültüyle köyün doğusunda sapa bir mevkide bulunan Çalı dağına çarparak dağıldığını anlatıyorlar. Uçağın çarptığı dağın arka yamacında ağaç altında dinlenen köy sakinlerinden biri, gürültü ve tepesinde  uçuşan büyük parçalardan neye uğradığını şaşırmış.
Bu bilgilerden sonra Gelendost Yeşilköy’e doğru diğer ekip arkadaşlarıyla buluşmak üzere yola çıkıyoruz.  Köyde bizi İbrahim Özdamar 
 
 ve Musa Üstündağ karşılıyor. Ekibimizin diğer üyeleri Isparta’dan Tuna Tuna


 ve Mehmet Erdem
.
Biraz sohbetten sonra enkaz alanına doğru yola çıkıyoruz. İbrahim ve Musa bey, az sonra bir traktör ve ellerinde tüfekleriyle bize katılıyorlar. Tüfeklerin bölgede ne kadar gerekli olabileceğini bölgeye ulaşınca çok iyi anlıyoruz. Çünkü 4-5 kez çoban köpeği gruplarının saldırısına maruz kaldık. Bölgede domuz sürüleri de var. Neyse ki hiçbir canlıyı vurmak zorunda kalmadık.
Köy çıkışında ben traktöre geçiyorum.Arabadaki arkadaşlarımız birkaç kez yola saplandılar. Bir  arabanın gidebileceği en son noktada arabamızı bırakıyoruz. Yemek molası vermek için subaşında yemek hazırlıklarımıza başlıyoruz. Çalı dağı tam karşımızda duruyor. Yemekten sonra arkadaşların bir kısmı traktörle diğerleri ise yayan olarak arabanın yanına yola çıkıyorlar. Bende çarpmanın şiddetinden parçaların çok geniş bir alana yayıldığını öğrendiğim için, bir şeyler bulabilirim ümidiyle dağa doğru tek başıma yola koyuluyorum. Yol üzerinde bir su başında ihtiyar bir amcaya rastlıyorum. Amca az ötedeki yaşlı bir ardıç ağacını göstererek, buranın pilotun cesedinin bulunduğu yer olduğunu söylüyor.



 Bu nokta ikiye ayrılmış motor gövdesinin bulunduğu yer olarak gösterilen yerinde gerisinde bir nokta. Çarpma noktasının oldukça gerisinde bir alan. Demek ki gerçekten pilot fırlatma koltuğunu ateşlemeyi başarmış, ama geç kaldığı için parçalanmış. Bir süre daha gittikten sonra mahir traktörcümüz Musa Üstündağ beni yolda traktörüyle karşılıyor. Mahir diye özellikle belirtmeyi isterim, çünkü traktörü yönetmedeki maharetini ilerleyen saatlerde bolca görme imkânımız oldu.   Biz Musa beyle, dağın batı yamacından tırmanışa geçiyoruz. Diğer arkadaşlarında doğu yamacından çıktığını hesap ediyorum. Bölgede telefonlar çekmiyor. Tırmanmaya başladıktan bir süre sonra ilk parçayla karşılaşıyorum. Tüm büyük parçalar köylüler tarafından toplanıp satılmış. İlk başta bir şey çıkmaması moral bozucu olsa da, daha sonra tek tük parçalar belirmeye başlıyor. Bu noktanın çarpma alanının ötesi olduğu hemen anlaşılıyor. Musa bey, az sonra bana sesleniyor. Uçağın neresine ait olduğunu bilemediğim bir parça yeri gösteriyor. Büyük ihtimalle flaplara veya iniş takımına ait bir parça
 

Daha sonra karşımıza bir çok parça çıkmaya başlıyor. Ama uçağın modeliyle alakalı mevcut veriyi elde edebileceğimiz bir parça henüz karşımıza çıkmadı.   Kayalıkların arasında tek tek parça arıyoruz ve bol miktarda ufak parçalar karşımıza çıkıyor. Parçaları toplayarak ve yerlerini resimleyerek çarpma noktasına doğru ilerliyoruz. İlerleme noktasında çukurlukta Musa Bey, bir jet motoruna ait yaklaşık 10 cm uzunluğunda kompresör pali buluyor. O an için fazla bir bilgi vermeyeceğini düşündüğüm bu parçanın daha sonrasında geçme yuvasındaki harf ve numaralardan A-7 Corsair jetlerde kullanılan  
Allison TF41-A-2 turbofan motorunun kompresör kanatlarından biri olduğunu öğreniyorum. Biraz sonra üzerinde sadece test meter , SQ ve altında DIS yazan bir parça buluyoruz 


 Bu parçanın üzerindeki yazıları araştırdığımda, A-7 uçaklarda da kullanılmış olan AN/ARC-131 model telsiz sisteminin Receiver-Transmitterine  ait olduğunu buluyorum.

Daha sonrasında ise etrafta karşılaştığımız ve üzerinde firma ismi, seri no ve “calibrator yaw no 2” yazan ufak bir devre parçası buluyoruz. 

Bu parça uçakta YAW pozisyonunu kalibre eden bir devre parçasının ikinci devre pertinaxı. Bu önemli bir bilgi, çünkü bu parça üzerinde yazan bilgilerden bunun bir A-7 yaw kalibratör parçası olduğunu buldum. İyi bir yorgunluktan sonra diğer arkadaşlarımızla dağın üzerinde karşılaşıyoruz ve bir dinlenme molası veriyoruz. Moladan sonra kollara ayrılarak tarama pozisyonunda dağı didik didik tarıyoruz. Önemli olabileceğini düşündüğümüz tüm parçaları resimliyoruz. Sonunda uçağın kuyruğunun çarptığı ilk noktayı ve ikinci dağılma noktalarını da görüntüledikten sonra, Musa (Aydoğru) ile bizim çıkış noktamıza doğru hep birlikte gidiyor ve ateşte demlediğimiz yorgunluk çaylarımızı içiyoruz.

Arabayı koyduğumuz noktaya giderken bir kısmımız yürüyerek, diğerleri de traktörün üzerinde yola koyuluyoruz. Yolda ilk çoban köpeği saldırısından kıl payı kurtulduktan sonra, nihayet saat 21:00 sularında arabamızı koyduğumuz yere ulaştık. Güzel bir akşam yemeği faslından sonra ateşin başında tekrardan çayımızı yudumlayarak bu çalışmamızı da burada sonlandırıyoruz.
 
Daha sonrasın da traktörün üzerinde 7 kişi ile birlikte, dolunay ışığının altında inanılmaz güzellikte ve bir o kadar da tehlikeli bir gezinti yaptık. Bu gezintinin ardından Isparta’ya ancak gecenin 2:30 da ulaşabiliyoruz.  Çektiğimiz yorgunluğa ve sıkıntılara kesinlikle değen bir araştırma gezisi oldu. Bu sayede kaza arşivlerimizde bir uçak kazasını daha aydınlatmış olduk.
Enkaz alanından edindiğimiz parçalardan elde ettiğim bilgilere yukarıda biraz değindim. Elimde üzerinde seri numarası bulunan başka parçalarda var. Ama diğer birkaç parçadan elde ettiğim bilgiler uçağın modelini kesinlikle belirlemeye yetti.
Uçağın modeli A-7D Corsair II. 1970 yılında hizmete girmiş. Kuyruk numarası 70-0977. Pilotun ismi “David Paul MAYER”, 24 yaşında 2,06 mt boyunda uzun boylu ve genç bir pilot.
Uçağa ait bilgiler ve resimler aşağıdadır :



Chance Vought A-7D Corsair II, 70-0977 / EL, US Air Force
 Çok başarılı bir sporcuymuş. Futbol takımında kaptan, güreş takım kaptanı, yan hakem, gülle atıcısı. Navigasyon takımında yer almış. Yurt dışındaki haberde talihsiz bir pilotaj hatadan bahsediliyor. Ama köyde görüştüğüm görgü tanıklarının ortak olduğu nokta, uçağın arkasından koyu siyah bir duman çıkararak geldiği yönünde. Bundan da büyük ihtimalle uçağın bir motor arızasına maruz kaldığı düşünülebilir. Ama gene de kaza-kırım  raporunda yazanları bilemediğim için spekülasyonda bulunmak istemiyorum.  Pilot David Mayer’e ait bulabildiğim tek resim Custer lisesine ait olan resim.

Kaynak: http://www.custer1972.com/class_profile.cfm?member_id=4295297)

Kazayla ilgili tek bulabildiğim gazete haberide “The Milwaukee Journal - May 31, 1979” kaynağına ait haber.
Türkiye üzerinde uçarken kazada hayatını kaybeden Milwaukee’den Pilot. Teğmen David Paul Mayer için Cuma günü anma töreni yapılacaktır. 24 yaşındaki Mayer, diğer 3 avcı uçağı pilotuyla birlikte NATO alçak uçuş tatbikatı yaparlarken hayatını kaybetti. O zaman A-7 avcı bombardıman uçağı bulutlu bir semada uçuyordu ve uçağını yan yatırarak girdiği bulut kümesinde dağa çarptı. Mayer, 1972 yılında Custer  lisesinden  mezun olduktan sonra Hava Kuvvetleri  akademisi girdi. 1976 yılında akademiden mezun oldu……..
Haberin rahat okunabilir olmamasından dolayı tam metni şu şekilde :
Memorial services will be conducted Friday for David paul mayer, an air force lieutenant from milwaukee who was killed in air accident may 16 while flying over Turkey. Mayer. 24. was killed when he and three other figher pilots were engaged in low flying NATO exercises. Mayer entered the air force academy after graduating from custer high school in 1972. He graduated from the academy in 1976. At Custer, Mayer, a lineman, was the captain, most valuable player and an Allcity selection as a footbal player. He also was captain of the wrestling team. he was active with the navigators organizasyon and was a member of the officers Christian fellowship organization. He is survived by his parents Lester and gertrude of milwaukee and Pyylis Schmid of Fergus Falls Minn., and a brother, Daniel of Minneapolis. the body was flown to the Air force academy in colorada springs. colo.. where a funeral and burial were conducted. the memorial services will be at 7:30 pm friday at maount tabor united church of christ, 4920 N sherman blvd.
NOT: BU ÇALIŞMA İÇİNDE İSMİ GEÇMESEDE EN AZ DİĞER ARKADAŞLARIMIZ KADAR EMEĞİ GEÇEN ve ARAŞTIRMA KONUSUNDA ÇOK YARDIMLARI OLAN KÜRŞAT MALKOÇ BEYE TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
Selim ÖZKÖK kimdir?
1973 doğumlu Selim ÖZKÖK, aslen Veteriner hekim olmasının yanında Anaerobik biyoteknoloji ve biyogaz konusunda Türkiye’deki sayılı uzmanlardan biridir. Türkiye’ye  “havacılık arkeolojisi” deyimini sokan Özkök, çok sayıda uçak kazasına yönelik araştırmalar yaptı. Selim Özkök aynı zamanda amatör bir pilot.
"SIR" UÇAK KAZASI

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (12)

Misafir ~ 5 yıl önce
ismi geçen arkadaşlarla ve diğer köylülerle bu uçağın hurdalarından o zamanlar çok para kazandık.7-8 yaşlarındaydık. olayları aynen hatırlıyorum. yıldırım

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
GAZETE UÇAK TİPİNİ YANLIŞ YAZMIŞ OLABİLİR. SIK YAPILAN BİR GAZETECİLİK HATASIDIR. Prowler, bir pilot ve üç elektronik harp uzmanından oluşan dört kişilik bir mürettebata sahiptir. İki adet Pratt & Whitney J52-P408 turbojet motoru sayesinde 950 km/h seyir hızına ulaşabilen uçak, 1.840 km'lik bir seyir menziline sahiptir. Uzun ve zorlu elektronik harp ve istihbarat görevlerinin uçağın teknik aksamı ve elektronik donanımı üzerinde oluşturduğu yük sebebiyle Prowler uçakları pek çok savaş ve destek uçağına göre daha sık bakım gerektirmektedir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
2m06 boylu bir Pilotun o küçücük kokpitte ne isi var. Bacaklari çok uzun oldugundan bir hata yapmis olabilir. Bu uçaklari 1974 kibris çikartmasindan sonra Yunanistan satin aldi (60 adet) ve o zaman Yunanistan hava kuvvetleri Ankarayi bile bombalariz diyordu ve bu durum çok kaygi yaratmisti.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
Selim, Tuna ve ekipte olup diğer emek veren herkese araştırmaya katkılarından ötürü çok teşekkürler. Darısı diğer araştırmalara..

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000