02 Mayıs 2022, Pazartesi
Servet BAŞOL
Servet BAŞOL [email protected]

PAZARLAMA

ABD’nin pazarlama taktikleri saymakla bitmez. Yalanlarını, başarısızlıkları ve beceriksizliklerini bile ballandıra ballandıra bir övünç hikayesi olarak pazarlarlar. Bu hafta Havacılık ile ilgili olan en önemli iki konuyu inceleyelim.

1– İlk Uçuş

2– Ay’a inme

Dünya arşivi incelendiğinde şu konularda ve tarihlerde bu tür haberlere erişmeniz çok kolay;

1871-xx-XX İlk Rüzgar Tüneli. Basınç ve sürat üzerine yapılan ilk rüzgâr tüneli, Wenham ve John Browning tarafından yapılmıştır. Amerikadaki “Smithsonian Institution”, bu çalışmaları 1895’de Wilbur Wright ve kardeşine, destek olmak için vermiştir.

1891-xx-XX Otto Lilienthal, 1894’de geliştirdiği “Segelapparat” Süzülen Makina, sonraları Ingiliz, İrlanda, Rusya, Fransa, Arjantin, Amerika ve Almanya’da diğer uçuculara örnek teşkil etmiştir. 1871’de Ingiltere’de Francis Wenham ve John Browning tarafından hazırlanan Rüzgar Tüneli, Smithsonian Enstitüsü tarafından desteklenen Wright kardeşlere iletilmiştir.

1895-xx-XX Smithsonian Enstitüsü ve Wright Kardeşler. Havacılıkdaki gelişmelerden ülke olarak geri kalmamak için, günümüzdeki adıyla Pittsburg Üniversitesi, o zamanki adıyla Smithsonian Enstitüsü - USA, Lilienthal’in Lift & Drag tablosu ile birlikte Wenham ve John Browning’in 1871’deki rüzgar tüneli çalışmasını Wright kardeşlere verdi

1896-05-06 Samuel P. Langley; Aerodrome VI uçuşu. Langley, buhar gücü ile çalışan Aerodrome No.V’in 30 m yükselerek 1006 m yol kat etmesini sağlamıştır. (Aerodrome latince - Hava Koşusu demektir) Sürati ise saatte 32 km idi. Bu pilotsuz uçuşlar Savaş Bakanlığı ($50,000) ve Smithsonian Enstitüsü ($20,000) tarafından, pilotlu uçuş için desteklenmiştir.

1899-04-XX Gustav Weisskopf - Pittsburgh, Pennsylvania uçuşu. Amerika Birleşik Devletleri’nde tek kanatlı ve buhar motorlu havadan ağır uçan ilk pervaneli uçak, Alman Gustav Weisskopf tarafından uçuruldu. Uçak ilk uçuşunda yerden ancak 7.5 m havalandı ve yolu üzerindeki üç katlı bir binayı aşamayarak ona çarptı.

1899-05-17 Augustus. M. Herring - “At’sız Asır” - uçuşu. Bisiklet tasarımcısı ve hafif uçak motor üreticisi olarak tanınan Herring, ilk uçuşunu yaptığında “At’sız Asır” adlı mecmua, bu uçuşu yeni bir asrın başlangıcı olarak seçkin okurlarına 17 May 1899’daki sayısı ile duyurmuştu. Derginin bastığı resme bakarak çok ilginç tespitler yapılmaktadır. Örneğin Wright kardeşlerin ilk uçakları, bu tasarımın aynısı olmakla birlikte Herring’in kontrol yüzeyleri, onların yaptıkları ilk uçakta yoktu. Wright kardeşler bu kontrol mekanizmalarını ancak ilk uçaklarından 4 sene sonra geliştirdikleri yeni uçaklarına uygulayabileceklerdi.

1899-10-11 Augustus Herring’in “Çift Kanatlı Uçak” ile uçuşu. 1896’da, insanın kullandığı, havadan ağır, motor gücü ile, kontrol edilebilen bir “Uçan Makina” patenti için USA patent ofisine müracaat etmiştir. Octave Chanute, Michigan Gölü kumsalındaki ilk uçuşunda 15 m yol almıştı. 22 Ekim günü yapılan denemede ise 8 ila 10 saniye havada kalan uçak, 22 m yol almıştı.

1900-xx-XX Wright Kardeşler Planör uçuruyor. Wright Kardeşler, Alman Otto Lilienthal, Octave Chanute ve Samuel P. Langley’i örnek alarak planör uçurmaya başladılar. İlk planör denemesini 1900 yılında ve ikinci denemelerini de 1901 yılında yaptılar. Octave Chanute, Avrupada yazıştığı lider havacılardan Louis Mouillard, Gabriel Voisin, John J. Montgomery, Louis Blériot, Alberto Santos Dumont ve Percy Pilcher ile yazışarak elde ettiği tüm bilgileri Wright Kardeşlere iletiyordu. Smithsonian Enstitüsü de dünya çapındaki diğer gelişmelerden Wright Kardeşleri bilgilendirmeye devam ediyordu.

1901-08-14 Gustav Weisskopf - Bridgeport Connecticut uçuşu– Gustav Weisskopf, (Amerikalılar bu Alman’a, isminin İngilizce çevirisi ile Whitehead demektedirler!) 1899’dan sonra tek kanatlı ve buhar motorlu havadan ağır Number-21 model uçağı ile bu sefer dört uçuş gerçekleştirdi. Bu uçuşların en başarılısında, yerden 61 m yükseklikte 2500m yol kat etti.

1902-01-17 Gustav Weisskopf – Connecticut uçuşu. 1901’den sonra bu sefer karosen yakıtı kullanan Number22 uçağı ile (yine Amerikalılar bu Alman’a, isminin İngilizce çevirisi ile Whitehead demektedirler.) iki uçuş denemesinde bulundu. İlk uçuşu 3200 m, ikinci uçuşunda ise 11.300 m yol almıştır. Hiçbir zaman Amerikan vatandaşlığına geçmeyen Alman Gustav Weisskopf, 1927 senesinde kalp krizinden ölmüştür.

1903-12-17 Wilbur ve Orville Wright kardeşler’in uçuşu. Wilbur ve Orville Wright kardeşler, Wilbur’ün ürettiği, 12 hP motorlu ilk uçaklarını, 36,5 m ve 12 saniye süre ile uçurdukları ve aynı gün yaptıkları ikinci deneyde ise 259,7 m mesafeyi 59 saniyede aldıkları, sadece noter kaydında geçer. Bu belge dışında böyle bir “uçuşun” yapıldığını ve gerçekleştiğini gören olmamıştır. “The Wright Brothers, had not allowed public viewing of the flight.” dense bile ABD için patent hakkı çok önemlidir, ayrıca Smithsonian Enstitüsü Avrupa’da ne kadar sanayi casusluğu yapsa da gelişmelere erişecek ABD vatandaşı bulamamakta (Gustav Weisskopf halen Alman vatandaşıdır) ve havacılık konusunda geri kalmış görünmek istememektedir. Orville’in ilk uçuşu yaptı denilen uçağını Smithsonian Enstitüsü’ne vermek yerine 1942 senesinde Londra Bilim Müzesi’ne uzun süreli kiralaması sonucu varisleri ile Smithsonian Enstitüsü 1948 senesinde bir anlaşma imzalayarak uçağın ABD’ye geri getirilmesini sağlar. Yapılan bu “gizli” anlaşmanın şartı, Smithsonian Enstitüsü’nün yalnızca Wright Flyer'ı tanıması ve insanlı, güçlendirilmiş ve kontrollü ilk uçuş olarak başka hiçbir uçuşu tanımamasıdır. Havacılık araştırmacısı Binbaşı William J. O'Dwyer, 1975 yılında Orville Wright varisleri ile yapılan anlaşmayı ABD Connecticut Senatörü Lowell Weicker ve ABD Bilgi Özgürlüğü Yasası yardımıyla öğrenir ve bu anlaşmayı yayınlar. 25 Haziran 2013'te Connecticut Valisi Dan Malloy, Gustave Whitehead'i insanlı, güçlendirilmiş ve kontrollü ilk uçuş gerçekleştiren ilk kişi olarak tanır.

 

O dönemin ABD sanayii casusluğunu Smithsonian Enstitüsü yapmakta idi. Konu patent ve patentin getireceği kazanç olunca ABD, her şeyi yapmak zorunda idi. Her türlü çağrıya kulağını kapamış olan Gustav Weisskopf, bir türlü Alman vatandaşlığını bırakmaz. Bu nedenle yerine bir ABD vatandaşı olmuş başka bir göçmen seçilir ve desteklenir. Kökenleri Fransız olan bu göçmenler, Wilbur ve Orville Wright kardeşler, bisiklet tamircileridir ve ABD yanlış ata oynadıklarını çok geç fark edecektir. Avrupa’nın her bir bilimsel bulgularını bu kardeşlere veren Smithsonian Enstitüsü, kardeşlerin bir başarı elde etmesinde geç kalınca, patent savaşlarında geri kalmamak için Noter müessesini devreye sokarak işi çözer. Senelerce “İlk Uçuş Yalanı” ile dünyanın beynini yıkamış olan ABD, gerçek ortaya çıkmış olsa bile, hala “ilk uçuş” denince akla gelen bu sahtekarlıktır. 77 sene boyunca beyni yıkanmış ve bu yalan ile kendine paye çıkartmış bir ülke, hele dünya medyasında sözü geçen bu ülke, elbet Goebbels’in tavsiyesine uyacaktır;

Yeterince büyük bir yalan söyler ve onu tekrar etmeye devam ederseniz, insanlar sonunda ona inanmaya başlayacaklardır. Yalan, ancak Devletin halkı yalanın siyasi, ekonomik ve / veya askeri sonuçlarından koruyabileceği süre boyunca sürdürülebilir.

Tüm bunlar olurken bir Kanadalı ortaya çıkar ve birden ABD’nin dört kolla sarıldığı bir havacı oluverir.

1908-06-04 tarihinde en hafif motorları yapan Glenn H. Curtiss, Alexander Bell’in çağrısı üzerine Aerial Experiment Association için bir uçak üretir. June Bug adını verdiği bu uçak, dışarıdan yardım almadan kalkıyordu. Bu yarışmanın tek şartı “dışarıdan destek almadan uçmak” olunca, Wright Kardeşler yarışmadan çekilmişlerdi. Bu ABD’nin ilk resmi “Havadan Ağır Uçağı ve Uçuşudur”. Amerikan ordusu, hep onunla çalışmayı tercih etti çünkü Wright Kardeşler hala serbest uçmayı öğrenememişlerdi. İlk savaş uçağı, bu savaş uçağına ilk makineli tüfeğin montesi, ilk uçak gemisi, ilk askeri deniz uçağını yapan ve ABD’de ilk Lisanslı Uçak Üreten de yine Kanadalı Curtiss’dir.

1910-01-07 tarihinde dünyadaki ilk Pilot Lisansı, L’Aero-Club de France tarafından Louis Bleriot’a (Nbr.-1) verilmiştir. Fransa’daki başarılarından dolayı 2 numarılı Pilot Lisansı Kanadalı Glenn H. Curtis’e verildi.

1911-07-08 tarihinde de ABD’de ilk Pilot Lisansı Aero Club of America ile, 01-Glenn Curtiss’e ve sırasıyla 02-Frank Purdy Lahm, 03-Louis Paulhan, 04-Orville Wright ve 05 Wilbur Wright’a verilmiştir. İlk uçanlar Wright Kardeşler olsa idi, elbet ilk sırada onlar olacaklardı.

Patentin önemini bizler şöyle biliriz, 1932’ den sonra ilk yaptığımız anlaşma Amerikan Curtis-Wright grubu ile yapılmıştı. Anlaşmada Curtis’den av, yolcu ve Fledgling uçakları alınması planlanmıştı.

 

Apollo 11'in Kayıp Kasetleri:

Apollo 11'in kayıp kasetleri, 1969'da ilk Ay'a iniş sırasında Apollo 11'in yavaş taramalı televizyon (SSTV) yayınından ham formatında telemetri veri bandında kaydedilen ve daha sonra kaybolan kasetlerdi. Veri bantları, yedekleme için iletilen tüm verileri (video ve telemetri) kaydetmek için kullanıldı.

1980'lerin başında, NASA'nın Landsat programı ciddi bir veri bandı sıkıntısıyla karşı karşıyaydı ve büyük ihtimalle bu sırada bantlar silinmiş ve yeniden kullanılmıştı.

Araştırmacılar, ham işlenmemiş Apollo 11 SSTV sinyalini içeren bantların, o zamanki standart prosedür izlenerek 1980'lerin başında NASA tarafından silindiği ve yeniden kullanıldığı sonucuna vardı.

Bu analog veri bantlarının kayıp olduğu haberi 5 Ağustos 2006'da ortaya çıktı.

16 Ağustos 2006'da NASA, "Orijinal kasetler Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nde veya NASA arşivleme sistemi içinde başka bir yerde olabilir" diyerek resmi aramasını duyurdu.

SSTV sinyalli veri bantlarının Avustralya'dan Goddard'a gönderildiği ve birkaç yıl sonra rutin olarak silindiği ve yeniden kullanıldığı sonucuna vardılar.

NASA (https://www.nasa.gov/feature/not-unsolved-mysteries-the-lost-apollo-11-tapes)

Kayıp Ay Taşları:

ABD uzay ajansı Nasa geçtiğimiz günlerde, iki Apollo uzay görevinden Dünya'ya geri getirilen Ay kayalarının çoğunun kaybolduğunu duyurdu.

13 Aralık 1972'de Apollo 17 görevinin sonuna doğru, Eugene Cernan ve Harrison Schmitt - Ay'a ayak basan son adamlar - bir taş aldılar. Cernan, "Bu kayadan bir parçayı dünyadaki pek çok ülkeyle paylaşmak istiyoruz" dedi. Dileği yerine getirildi.

Başkan Richard Nixon, tuğla büyüklüğündeki kayanın parçalara ayrılmasını ve 135 yabancı devlet başkanına ve ABD eyaletlerine gönderilmesini emretti.

Her "iyi niyetli Ay taşı", parlak bir topun içine yerleştirildi ve alıcı ulusların bayrağının takılı olduğu ahşap bir plaka üzerine monte edildi.

Dünya milletlerine hediye olarak verilen 184 taş. ABD dışında 160 ve ABD içerisindeki 24 kaya kayıp.

https://www.bbc.com/news/magazine-16909592

 

Hesap cetvelinin uzun ve seçkin bir geçmişi vardır ... 1622'de William Oughtred'den Apollo'nun aya iniş yaptığı misyonlara kadar ... üç buçuk asırlık bir süre ... bu üzerine inşa edilen neredeyse tüm büyük yapıların tasarım hesaplamalarını yapmak için kullanıldı.

https://www.oughtred.org/history.shtml

Bilmem, “slide rule” kullananız var mı? Ben, havacılığa başladığım 1970 senesinde Dalton modelini, 1980’lerde ise Jeppesen modelini kullanmaya başladım. Kullanma becerim de çok iyi idi. Ama durun. Aya gidiş tarihindeki en güçlü slide rule daha 1961’de kullanılmaya başlanmıştı. 19. yüzyılın sonlarından 1970'lere kadar, kayar cetvel mühendisler, bilim adamları, elektrikçiler, denizciler, lise ve üniversite öğrencileri ve diğerleri için başlıca hesaplama araçları olarak hizmet etti. Demek ki birileri de zamanın en güçlü ve etkili hesap cetvelini kullanarak aya gitmiş, iniş yapmış, taş, toprak toplamış ve geri dönmüştü bu cetveli kullanarak.

Ben ise aya inişten on bilmem kaç sene sonra bu cetvellerin Dalton modelini, sonra daha gelişmiş olan Jeppesen modelini kullanmaya başlayınca, aya inişin neden bu kadar kolay olabileceğine olan inancım tavan yaptı. 1980’lerde ben bu modern hesaplama cetvelleri ile nasıl zorlukların üstesinden geliyorsam, o dönemdekiler de ellerindeki Faber-Castell 2/83N Novo Duplex ile bu görevi gerçekleştirmişlerdi.

  

Abacus’dan bu yana sayarsak, abaküs, kayar cetvel ve bilgisayar diyebiliriz. Hepsi de yaşantımızı kolaylaştıran buluşlar.

Abaküs ve kayar cetvel yanı sıra bilgisayar ise, Apollo’da şöyle bulunmaktaydı;

Apollo Rehberlik Bilgisayarı (AGC- Apollo Guidance Computer), her bir Apollo komut modülü (CM) ve Apollo Lunar Modülü (LM) üzerine kurulu olan Apollo programı için üretilmiş bir dijital bilgisayardır. AGC, uzay aracının rehberliği, navigasyonu ve kontrolü için hesaplama ve elektronik ara yüzler sağladı.

AGC, 15 veri bit ve bir eşlik biti ile toplam 16 bitlik bir kelime uzunluğuna sahiptir. AGC'deki yazılımın çoğu, küçük bir miktarda okuma/yazma çekirdek belleği mevcut olmasına rağmen, tellerin manyetik çekirdeklerin içinden ve çevresinden örülmesiyle oluşturulan, çekirdek halat belleği olarak bilinen özel bir salt okunur bellekte depolanır.

https://en.wikipedia.org/wiki/Apollo_Guidance_Computer

Ruslarla olan uzay yarışında hiç öne çıkamayan ABD, bir “hesap cetveli” ile aya gidip, iki kişiyi indirip, ayda gezip, ay taşı toplayıp yeryüzüne dönen ilk uçuş pazarlamasında da başarılı olmuştur. Sorun şudur ki, ABD’nde Bilgi Özgürlüğü diye bir yasa vardır ve 50 sene sonra her talep edene “devlet sırrı” olmadıkça her tür bilgi verilir. Tıpkı Wright Kardeşlerin ilk uçuş yalanının bu yasa ile ortaya çıkması gibi.

Demek ki ilk aya inişten 50 sene sonra birileri ‘şu uçuş verilerini bir paylaşın da o dönemde neleri nasıl aşıp, hangi zorluklara göğüs gerdiniz’ diye elbet soracaktı. Eğer NASA gerçekten aya inmiş olsa, devlet sırrı hariç, olmayan verileri paylaşamayacaktı. Tedbir ise basitti. Aya inişin iki delili vardı; 1- Uçuş kayıtları ve 2- Getirildiği söylenen ay taşları.

  1. Veri kayıtları için, NASA’ın kaset sıkıntısı yüzünden kasetleri silip yeniden kullandığını,
  2. Dünya milletlerine hediye olarak verilen 184 taşın da kaybedildiğini…

söyleyince siz daha neyi isteyeceksiniz? Benim de çok kıymet verdiğim makara teyp kasetlerim, AKAI teybim artık olmadığı halde depomda durmakta. Bu makaraları 1975 senesinde almıştım. Hala kullanabilecek durumda olmalarının tek nedeni, benim NASA’dan zengin olmam.!

Haç zamanı kutsal topraklardan topladığım taşları buradaki şeytanlara attığım için sizlere gösteremeyecek olmam da benim hatam. İnsan en az bir-ikisini saklar değil mi?

Siz de haklısınız ama etrafta o kadar çok şeytan var ki, taş yetmiyor.!

E re nata – Koşulların belirlediği gibi.

www.servetbasol.com

 

PAZARLAMA

Facebook Yorum

Yorumlar

Servet bey ~ 2 ay önce
Muazzam bilgilendirici bir yazı olmuş teşekkürler ve iyi bayramlar...

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000