10 Şubat 2020, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY cetinozbey@airporthaber.com
  • Yazarlarınızdan Fatih akdeniz neden görünmüyor
  • Demokrasi olmadigi icin bu sahada emek vermis tum captan arkadaslarim sorunlarini cikip anlatamadilar aslinda bu firsat iyi bir firsatti !anlatanlari ve anlatmak istiyenleri isten atma tehtidiyle susturdular yazik oldu !
  • SİZ BİR ŞEYLER VERMEĞE KALKINCA İNSANLARIMIZ ALMAMAK İÇİN DİRENİYOR.DEDİKODU İLE İLGİLİ YAZINIZI ÇOK BEĞENDİM. ELİNİZE SAĞLIK. TEŞEKKÜR EDİYORUM.
  • Harika bir Çetin Özbey yazısı. Al yazıyı çerçevelet ve ofisine as. Sık sık oku ve planını ona göre yap. Yorum yapılmasına bile gerek yok. Teşekkürler Sayın Özbey.
  • Bir kuleci yazmış, deneyimli olan zaten vardı diye, o günkü Kule operatörü deneyimiydi ise vay halimize! Önerim şudur; DHL yada hangi ünite use, lütfen kule operatörü olacakları İngiltere, Almanya gibi bu işi profesyonelce yapan yerlere göndersinler, hiç yoktan yeni elemanlar iyi bir alt-yapı ile o deneyimli dediklerine belki bir şeyler öğretirler.
  • Çetin Bey, evet pist yorgun ancak sizin arkadaşınızın tabiri ile "yamalı" halden son bir yıla yakındır kurtulmuş durumda. Arkadaşınız tekrar uçuş yaparsa bunu daha iyi anlayacaktır. Mevcut pist merkez hattındaki tüm anolar yenileri ile değiştirildi, eskisi gibi bir yerden taşlar fırlayan bir pist değil ancak evet yüz de yüz şuna katılırım, pistin iyi bir zamanlama yöntemi ile tamamının yenilenmesi gerek. 2. pist yapılsa bile mevcut pistin kapatılmasını da düşünmeyin öyle bir durum olacağını hiç sanmıyorum. Pistin değişikliğine gelince, bu karar İstanbul yaklaşmaya ait, Sabiha Gökçen Hava Trafik Kulesine ait değil... Lastik izlerine gelince, lastik izi temizliği itina ile yapılmakta ve gereken değerler alınarak kaydı tutulmakta ki bunu kaza incelemesi yapan ekip zaten inceleyecektir.
  • Çetin Bey, yukarıdaki yazınızın ana fikirlerine katılmakla beraber orada yanlış anlaşılmaya elverişli bir durum var, bazı okurlar için (özellikle sektörden olmayan, Sabiha Gökçen havalimanını tanımayanlar). SAW'da sadece bir tek pist var, o da 06/24 pisti. Rüzgar durumuna göre iniş ve kalkışlar ya 06 başından, ya da 24 başından yapılıyor. Tam tabiri öyle olmasa bile bu 06/24 pisti Bakan'ın konunun yabancılarına anlatmaya çalıştığı gibi "yorgun" yani yıpranmış ve ciddi bir yenilemeden geçmesi gereken bir pist. Bu da artık 6 ay mı alır, daha mı çok? Bilemem. Bu nedenle geceyarısından sonra sabah saat 06'ya kadar pist kapatılıp yamalı bohça tarzı bakım/onarımlar gıdım gıdım yapılmakta. Yani Sabiha Gökçen'de birisi kapatılsa diğeri hizmet verecek gibi 2 pist durumu yok. Yapılması artık fevkalade gecikmiş 3.500x60mt'lik o 2. pist bitip hizmete verildiğinde, o zaman SAW'da 2 pist olacaktır ama büyük olasılıkla o tarihte mevcut 3.000x45mt'lik pist kapatılıp kapsamlı bir bakıma alınacaktır!
  • Dün bir meydana iniş yaptım yanındaki meslektaşına alçalmadan önceki brifingimde şunu dedim, inişte hata yapabilirim kritik bir durumda söyleyeceğin tek şey GO AROUND (PAS Geç) olsun, nedeni onra konuşuruz dedim. THY Amsterdam kazasından sonra Boeing 737-800 Kaptanlarını Almanyaya gönderip o güne kadar alınmamış bir eğitime tabi tutturup öğretmen olmalarını sağladı. Ne oldu bu eğitimden sonra dereniz THY öncelikle kokpit içi iletişim bozuklukları ortadan büyük oranda ortadan kaldırıldı ve First Offiser lerin kendilerini ifade edebilme rahatlığı sağlandı. Ardından THY aldığı tedbirlerle özellikle iniş safhasında 1000 feet in altında gerekli şartlar sağlanamadığı durum söz konusu olursa pas geçme şartı getirildi. Ayrıca CRM uygulamaları kapsamında seminerler düzenlemekle kalınmayıp şirkete alımlarda CRM uygulamaları yürürlüğe girdi. Mütemadiyen kalici eğitimler, kontroller, bunların hepsi olası bir büyük kaza kırımların önüne geçebilmek için yapıldı ve halen devam ediyor. Peki Pegasus Trabzon ve Sabiha Gökçen kazalarından sonra nasıl bir tedbir aldı? Bunu sorgulamak gerekir ilk olarak. Bu olayda tabii ki pilotaj hatası olduğu aşıkar ancak diğer yönleri de iyi irdelemek gerekir. Pegasus yönetimi uçuş emniyetini tabii ki ön planda tutuyordur ama bunu uçucular nasıl algılıyor ona bakmak gerekir. Uygulamalardaki takipler kök nedenleri ile araştırılıp çözümler getirilmez ise bu tür olaylara gebe kalınır ve gün gelir doğum gerçekleşir. Hemen hemen tüm meydanların pist başı ve pist sonlarında lastik izleri olur ve bunu tüm pilotlar bilir. Ancak bunun kabul edilebilir bir değeri vardır ve yetkililer önlem alır. Pilot hiç bir zaman bunu bildiği için riske girmez ve indikten sonra bu riski dikkate alır frenlemesini ona göre yapar. Pist bozukluğuna ilgili otoritenin önlem alması gerekir almıyorsa bunun üzerine havayolu şirketlerinin gitmesi gerekir gitmiyorsa vebaline katlanır. Devlet-i yönetenlerin önceliği farklı alanlara kayabilir, emniyetin önem arz ettiği alanlara görev alanlar durumu en yüksek otoriteye kadar bunu uygun dille bildirmekten sorumludur. Meteorolojiye suç bulamayız. Ancak meteoroloji şartlarının çok hızlı değişkenlik gösterdiği zamanlarda akıllı ve deneyimli kule operatörlerine ihtiyaç vardır. Meydan otoriteleri kötü hava şartlarının olacağı günlerde deneyimli kule operatörlerini göreve çağırmalidır. Kule operatòrü uçakların arka rüzgar limitini bilemez ama değişken ve hamleli rüzgarların arttığı zamanlarda pistin yönünün değıştirilmesi gibi alternatifleri göz önünde bulundurarak pilotların zorlanmasına sebep olabilecek sorunların üstesinden gelinmesinde fayda sağlayabilir. Öngörü hayat kurtarır. Genelde uçakların arka rüzgar limiti 15 Knots (30 km) i geçmez. Her birim bu olaydan kendine ders çıkarmalı ve önlem almanın yollarını araştırmalıdır Diger onemli bir husus pas gecen diger uçaklar inişte nasıl etkilendiklerini inişte pistin değişmesi gerektiğini neden kuleye tavsiye etmemişler! Pilot zeki insandır zekiliği kendisine kalırsa hiç bir işe yaramaz Eğer o gün bir meslektaşım bunu yapmış olsaydı, kuleyı zorlayacaktı ve kaza önlenmiş olacaktı, kim bilir! Eğitim ve LİYAKAT hakikaten çok önemlidir. Önemli.önemsiz her işte eğitimli ve LİYAKAT sahibi dürüst insanlar görev almalıdır. Aksi taktirde; hava ve kara araçları kazaları yapmaya devam edecek. Depremlerde can kayıpları olacak. Heyelânlarda insanlar nefessiz kalacak. Olaya yetişmeye çalışan güvenlik ekipleri canından olacak. Harekata giden asker mermini hedefi olacak. Siyasetçi insan kayıracak. Adaletin terazisi bir tarafa kayacak. Ve gariban olan halk bunun çilesini çekecek. Artık TÜRKİYE kendine gelmeli. Birlik beraberlikle hareket edilmeli. YOKSA HER ALANDA KAYBETMEYE MAHKUMUZ!
  • 2,4 pisti değil. 24 pisti. Televizyonlarda havacılığın h'sini bilmeyen insanlarin yazmasina alistik fakat sizin bile bu sekilde yazmaniz guldurdu...

İşyerlerimizde Dedikodu ve Aptal Espiyonlarla Karar Verip Birbirimizi Yargılıyoruz.



ÜZÜCÜ BİR KAZA: Malum; Pegasus Havayollarına ait İzmir-İstanbul seferini yapan Boeing B737 800 tipi uçak Sabiha Gökçen Havalimanına inişinden sonra pistten çıktı ve meydana gelen kazada üç yolcu hayatını kaybetti, 174 yolcu ve 6 mürettebat yaralandı.

Hayli eski bir sivil havacılık mensubu olmama rağmen uçaktan anlamam.  Ancak her konuyu uzmanına danışmayı bilirim.  Geçen gün yaşanılan Pegasus kazasını da senelerce uçmuş bir kaptanımızdan dinledim. Sabiha Gökçen Havalimanının bu pistini senelerce kullanmış olan kaptandan. Bu kazanın geliyorum dediğini söylüyor. An itibarı ile Rüzgâr 240/280’den 22 Hamle.37 Knot. Pist Islak. Bu şartlarda 06 ( pistin 06 yönünden* )  inmek doğru değil. Sivil Havacılık kuralları riske girmemeyi öngörür.  Yayınlanan kule ve uçak görüşmelerinde, “ kulenin; Pist değişecek muhtemel 24 pist ( iniş pistin 24 yönünden *) olacak dinlemede kalın şu an için 10 dakikalık operasyonu keseceğiz. Çünkü yaklaşmadaki rüzgârla yer rüzgârı arasında bir takım tutarsızlıklar var. Pas geçen trafiklerimiz fazla malumat dinlemede kalın arayacağım, sizden önce inen trafiğimiz kuvvetli kuyruk rüzgârı (tail-wind) rapor etti. Sizden önceki trafik pas geçtik. Evet; bu konuşmalar yapılmış ancak PGS 06’ya iniş yaptığına göre sonuçta gerekli iznin verildiğini düşünmek yanlış bir yaklaşım değil herhalde.

Kuleye mevcut şartlara rağmen pistin neden hemen değiştirmediği, kaptanımıza ise bu şartlarda neden pas geçmediği mutlak sorulacaktır.

Sabiha Gökçen Havalimanı işletmecisi şirket yöneticilerinin de uçuş ekiplerince konumu berbat olarak tarif edilen 06 pistinde mevcut lastik izlerini görmüş olmaları gerekir. Bu izlerin yağmur sonrası pisti daha kaygan hale getirdiği de açık. Aynı gözler pistte bulunması gereken çizgilerin de bulunmadığını görmüş olacak ki anlatımlarında bunu da belirtirken, pistin bu durumunda kalkışlarında zıplaya zıplaya yapıldığını da ilave ediyorlar. Bu pist neden onarılmadı. Evet; pisti onarmak için kapatmak gerek. Mevcut 2 pistten birinin kapatılmasının ise ne anlama geleceğiniz siz düşünün.

Tabii ki bu arada Sabiha Gökçendeki inşaatı altı senedir süren ve bu zaman zarfında bir türlü bitirilemeyen pist yapımını bu denli geciktiren yetkililerin de bu oluşumdaki rolünü unutmamak gerek. Şayet o pist bitirilmiş olsaydı …. (?)  Evet;  kokpit ekibine, kuleye sual yöneltmek kolay,ancak bu son sualin sorulacağı kimseyi bulmak ve de suali yöneltmek zor gibi.

Kazada yaşamlarını yitirmiş olan yolculara rahmetler ve yakınlarına başsağlığı dileklerimi sunuyorum. Kazayı yaralı olarak atlatan diğer yolcularımıza ve PGS uçuş ekibine de geçmiş olsun derken, sağlıklar diliyorum. Keşke bu olay kırım boyutunda kalsaydı ve can kaybımız olmasaydı.

Aptal Dedikodularla Birbirimizi Yargılıyor ve Karar veriyoruz.

Evet, büyük bir acı yaşadık. Elazığlı ve Malatyalı insanlarımızı kaybettik. Rahmetler olsun ve Milletimizin başı sağ olsun. Depremi izleyen günlerde gazetelerimizin manşetlerini gördünüz herhalde. Tek yumruk olduk. Felaket Birleştirdi vb… Birleşmemiz için böylesine bir felaket mi yaşamamız gerekli. Evet, bu günlerde insanlar birbirini yıpratmak için konuşmuyor. Sağ olsunlar Cumhurbaşkanımız, 3 Bakanımız, Partilerin Elazığ ve Malatya Milletvekilleri, Ana muhalefet partisi temsilcileri, İstanbul Belediye Başkanı ve de bilmediğimiz veya tanımadığımız birçok siyasi Elazığ ve Malatyalıların acısını paylaşmaya geldiler. Bu zevat birbirine başsağlığı dileklerini sundular mı? Zannetmem. Ama güzel olan bir şey var ki bu günlerde herkes bu acı olayı politika malzemesi yapmama nezaketini gösterdi. Esasen başka bir şey de beklenemezdi. Keşke saygıdeğer siyasilerimiz milletimizin bu kenetlenmesini Elazığ ve Malatya’da hastane ziyaretlerini, vatandaşlarla görüşmelerini vb. hep birlikte yaparak bu tür durumlarda her şeyi kenara bırakıp el ele tutuşacak olgunlukta olduğumuzu ekranlarda tüm milletimize gösterselerdi.  (25.01.2020). 

Evet; acı tüm milletimizin acısı. Depremde hayatını kaybeden tüm insanlarımıza rahmetler, sağlık kuruluşlarında tedavi gören vatandaşlarımıza sağlıklar diliyor ve milletimize başsağlığı dileklerimizi sunuyorum.

Arkamdan ne konuşuldu?  Önemi Yok. Bunu Senin Yanında Nasıl Konuştular. Onu Söyle.

“ Nedense özellikle bizim ülkemizde insanların birbirini yıpratması denince ilk önce siyasilerin yıpratma ötesi davranışları daha sonra da iş yaşamındaki çekişmelerden kaynaklanan menfaate dayalı davranışlar ve de bunu yapan karakter yoksunları geliyor akla. Basınımızın bazı kalemlerini de bu meyanda k olgunluğa saymak gerekir ama onlar bu gün A takımının yarın ise başka bir takımının ası olacak.  Her ne ise en azından benim aklıma gelenler sırası ile bunlar. Bu sıralama nasıl devam eder dersiniz? Mutlak herkese göre değişen bir sıralama vardır diye düşünüyordum. Kendimizle ilgili veya savunduğumuz görüşe karşıt fikir üretenlerden hiç ama hiç hoşlanmadığımız açık. Her gün gazetelerde ve işyerlerimizde bu çirkinliğin birçok örneğini görüyor ve yaşıyoruz.

"Ben tenkide açığım, yeter ki yapıcı olsun" türü sözler ise toptan hikâye. İnsanoğlu tenkit edilmeye dayanıklı değil. Tenkide, karşıt görüşe maruz kalınca kişinin koruyucu kalkanları otomatikman açılıyor. Önce kişisel savunma, sonra karşı saldırı. Hepimizde demeyeyim ama birçoğumuz da bu huy var maalesef. Biz insanlar nedense birbirimizi yıpratmaya bayılıyoruz.

Geçen Gün bir televizyonda izledim. Yeni evli bir Türk çift karavan ile tura çıkmış. Hindistan’da bir grubun tacizine uğramışlar. O ülkede bunun benzeri olaylara sıklıkla rastlanıyormuş. Ve de polis kendilerine yardımcı olmamış. Birçok çirkinlik yaşamışlar. Türkiye’ye döndükleri zaman bu yaşadıklarını sanal medyada arkadaşları ile paylaşma ihtiyacı hissetmişler. Televizyonun bu yaşanmışı haber yapmasının nedeni bu noktada başlıyor. Televizyonda konu edilen bu ikilinin Hindistan’da yaşadıkları değil. Konu sanal medyada bu paylaşımı görenlerin hiç tanımadıkları bu insanlar hakkında yazdıkları yorumlar. Ve de bu yorumların çirkinliği. İnsanlar haklarında yazılan bu yorumlar nedeni ile neredeyse Hindistan’da yaşadıklarını unutmuşlar. Evet; yukarıda da belirttiğim

Üzere bizler birbirimizi yıpratmaktan zevk alıyoruz. Tanıyalım, tanımayalım. Önemli değil. Sanki kendimizi tatmin ediyoruz.

Evet, sağa sola, ona buna  kızıyoruz ama biz de zaman zaman aynı şeyi başkalarına yönelik olarak yapıyoruz. Hatta bazen de başkalarının bu konudaki kurgularına figüran oluyoruz, Ama isteyerek. Ama istemeden. İlgili olsun veya olmasın (x) şahıs hakkındaki menfi görüşümüzü gerine gerine söylüyoruz üstelik yanımızdaki insanın kim olduğunu düşünmeden.  Neyi, kime nasıl nakledeceğini de bilmeden. Bana göre insanoğlunun en kötü tarafından biri işte bu.  Hani bir söz var. “ Bana arkamdan konuşulanlafı söyleme. Onlar bunu senin yanında nasıl konuştular onu söyle”

Gerek ülkede ve gerekse işyerimizde dedikodularla, aptal Gerek espiyonlarla karar veriyor ve de yargılıyoruz birbirimizi. Kendimiz için ne sağlıyoruz bunu yaparken anlaşılabilir değil. Evet, olana bitene bakınca artık birbirimize tahammülümüzün kalmadığını görüyoruz. Sanal medyadaki bağırış, çağırış bu çirkinliği en açık şekilde ortaya koyuyor.

Karar verme mekanizmasının başındaysanız veya başındakine yakınsanız, haber taşıyanlar sizi kötüye ve yanlışa ikna etmek konusunda daha maharetli oluyorlar nedense. Ve de bunu sağlayabilmek için inanılmaz büyük gayret sarf ediyorlar. Yaratıcılıkları da cabası. Bu hareketin prim yaptığını görünce, anlatacak, espiyon edecek bir şey bulamaz ise, primden yoksun kalmamak için uyduranlara bile rastlamışızdır yaşamımızda. En tehlikelisi de bu durum.  Allahtan bu denli profesyonel olanlarımız çok fazla değil.

Bu zihniyet yanlışlıkla birini methederse, araştırın. Şöyle veya böyle mutlak bir yakınlık vardır aralarında. Kendi yakınlığı yoksa bile yetkili ve etkili birinin yakınıdır hakkında müspet konuşulan. İşte; yaşamın düzeni bu denli kötü ve de acımasız. Biz İnsanlar da bu kötü düzene uyma yarışındayız nedense. Dale Carnegie "Tanrı'nın bile insanlar hakkındaki hükmünü, ömürleri sona erdikten sonra verdiğine inanırken.  Biz kim oluyoruz da insanları birkaç kez görmek, iki-üç yazı okumak, birkaç dedikodu dinlemekle yargılama hakkına sahip olabiliyoruz." diyor. Evet; unutmamamız gereken; yüce Tanrının bizlerle ilgili hükmü,ömrümüz sona erince verdiğidir.

Bu konuda daha ileri adım atmak nasıl olabilir? Belli ki şayet günah işlemekten korkuyorsak frene basmayı becerebiliriz.  Ve de artık bu konuda günaha girmemeyi hedefleyebilir, kendimizi, beynimizi ve ağzımızı ve de klavye üzerindeki elimizi daha sıkı bir iç denetime tabi tutabiliriz. Kim bilir; bakarsınız, daha rahat ve daha huzurlu oluruz

Sayın Zeynep Çakır ne diyor? Evet;  asıl hastalık bünyemizde: Biz bizden farklı olana, üstün olana tahakküm değil tahammül ve hatta iftihar etme melekesini geliştiremedikten ve karşımıza izafe ettiğimiz bütün kötülüklerin en az on kat fazlasının bizde olduğunu itiraf edemedikten sonra çok yalnız kalır, çok kavga ederiz.”

Bu kavgalar sırasında insanlar birbirini lime lime edebilir, yıpratırken. Birbirinin kalbini kırabilir, bir diğerinin haklarına saldırabilir ve de İnsana kendisini değersiz hissettirebilirler. Aslında insanların birbirlerine yapabileceği kötülükler saymakla bitecek gibi değil. Nedenini halen tam olarak anlayamıyorum ama insanlar hoşlanmadıkları, sempati duymadıkları kişilerle aynı ortamda bulunmaları halinde bile etkileri tüm çevrelerinde hissedilebilip görülebilen büyük bir gerilim girdabı yaratabiliyorlar. Bu nedenle İnsanlar birbirlerine üzüntü verme konusunda hassaslar. Ve de başarılılar.

Ve de şurası mutlak ki, yaşamda insanların mutsuzluk duygusuna kapılmalarının en büyük nedenlerinden birinin kişiler arası ilişkiler olduğunu düşünmek yanlış bir yorum olmasa gerek. Belki de bu nedenle 21. yüzyılda bu ilişkiler kitaplara konu oluyor ve de sosyal, psikolojik konuların işlenmesi esnasında bunu bir davranış bozukluğu olarak irdeleniyor. En sık görülen davranış bozuklukları; hırçınlık, sinirlilik, saldırganlık, insanları yıpratma alışkanlığı,  inatçılık, yalan söyleme, karşı gelme, konuşma bozukluğu vb davranışlardır. Her ne ise bunların, davranış bozukluklarının tümünün tedavisi var. Var olmasına var da hekim sayısının yeterli olabileceğini düşünebilmek hayli zor.

İşyerlerimizde Dedikodu ve Aptal Espiyonlarla Karar Verip Birbirimizi Yargılıyoruz.

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (18)

Fatih akdeniz nerede ~ 5 ay önce
Yazarlarınızdan Fatih akdeniz neden görünmüyor

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Massimo ~ 5 ay önce
Demokrasi olmadigi icin bu sahada emek vermis tum captan arkadaslarim sorunlarini cikip anlatamadilar aslinda bu firsat iyi bir firsatti !anlatanlari ve anlatmak istiyenleri isten atma tehtidiyle susturdular yazik oldu !

Yanıtla

Kalan karakter 1000
ÖĞRENMEK ~ 5 ay önce
SİZ BİR ŞEYLER VERMEĞE KALKINCA İNSANLARIMIZ ALMAMAK İÇİN DİRENİYOR.DEDİKODU İLE İLGİLİ YAZINIZI ÇOK BEĞENDİM. ELİNİZE SAĞLIK. TEŞEKKÜR EDİYORUM.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
B-52 ~ 5 ay önce
Harika bir Çetin Özbey yazısı. Al yazıyı çerçevelet ve ofisine as. Sık sık oku ve planını ona göre yap. Yorum yapılmasına bile gerek yok. Teşekkürler Sayın Özbey.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Kaptan ~ 5 ay önce
Bir kuleci yazmış, deneyimli olan zaten vardı diye, o günkü Kule operatörü deneyimiydi ise vay halimize! Önerim şudur; DHL yada hangi ünite use, lütfen kule operatörü olacakları İngiltere, Almanya gibi bu işi profesyonelce yapan yerlere göndersinler, hiç yoktan yeni elemanlar iyi bir alt-yapı ile o deneyimli dediklerine belki bir şeyler öğretirler.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Sn Kaptan, ~ 5 ay önce
Maşallah siz eğitiminizi çok iyi almışsınız.
Çaylak Havacı ~ 5 ay önce
Çetin Bey, evet pist yorgun ancak sizin arkadaşınızın tabiri ile "yamalı" halden son bir yıla yakındır kurtulmuş durumda. Arkadaşınız tekrar uçuş yaparsa bunu daha iyi anlayacaktır. Mevcut pist merkez hattındaki tüm anolar yenileri ile değiştirildi, eskisi gibi bir yerden taşlar fırlayan bir pist değil ancak evet yüz de yüz şuna katılırım, pistin iyi bir zamanlama yöntemi ile tamamının yenilenmesi gerek. 2. pist yapılsa bile mevcut pistin kapatılmasını da düşünmeyin öyle bir durum olacağını hiç sanmıyorum. Pistin değişikliğine gelince, bu karar İstanbul yaklaşmaya ait, Sabiha Gökçen Hava Trafik Kulesine ait değil... Lastik izlerine gelince, lastik izi temizliği itina ile yapılmakta ve gereken değerler alınarak kaydı tutulmakta ki bunu kaza incelemesi yapan ekip zaten inceleyecektir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
ÇAYLAK HAVACI ~ 5 ay önce
YAZIMDA ARKADAŞIM SÖZÜNÜ KULLANMADIM. KULLANABİLİRDİM DE. ZİRA YAZIDA SİZİN YORUMUNUZDAN BAHSEDECEKSEM CÜMLEYE" YORUMCU ARKADAŞIMIZIN İFADE ETTİĞİ GİBİ" ŞEKLİNDE BAŞLAMA ALIŞKANLIĞIM VAR.BU SİZİNLE ARKADAŞ OLDUĞUMUZUN İFADESİ DEĞİLDİR.PİST YAMALI MI, DEĞİL Mİ? BİR YERİNDEN TAŞLAR FIRLAYAN BİR PİST Mİ DEĞİL Mİ? VB.. VB.. DİLERİM Kİ SİZİN SÖYLEDİKLERİNİZ DOĞRU OLSUN..
Buyuk Harf ~ 5 ay önce
Buyuk harfle yazmanin ne demek oldugunu biliyorsaniz bu cok yakisiksiz, bilmiyorsaniz da arastirip ogrenin(mesleginizden oturu bilmeniz gerekirdi bu zamana kadar)
CVP BÜYÜK HARF ~ 5 ay önce
BUNU BELKİ 50 KEZ ANLATTIM. YORUMCULARA VERDİĞİM CEVAPLARIN AYIRT EDİLMESİ İÇİN YORUMLARI BÜYÜK HARFLE CEVAPLIYORUM. BUNUN YAZI İLE İLGİLİ DİKKATİNİZİ ÇEKEN TEK NOKTA OLMASI SİZLE İLGİLİ BİR ŞEYLER SÖYLÜYOR.
mafaky ~ 5 ay önce
Çetin Bey, yukarıdaki yazınızın ana fikirlerine katılmakla beraber orada yanlış anlaşılmaya elverişli bir durum var, bazı okurlar için (özellikle sektörden olmayan, Sabiha Gökçen havalimanını tanımayanlar). SAW'da sadece bir tek pist var, o da 06/24 pisti. Rüzgar durumuna göre iniş ve kalkışlar ya 06 başından, ya da 24 başından yapılıyor. Tam tabiri öyle olmasa bile bu 06/24 pisti Bakan'ın konunun yabancılarına anlatmaya çalıştığı gibi "yorgun" yani yıpranmış ve ciddi bir yenilemeden geçmesi gereken bir pist. Bu da artık 6 ay mı alır, daha mı çok? Bilemem. Bu nedenle geceyarısından sonra sabah saat 06'ya kadar pist kapatılıp yamalı bohça tarzı bakım/onarımlar gıdım gıdım yapılmakta. Yani Sabiha Gökçen'de birisi kapatılsa diğeri hizmet verecek gibi 2 pist durumu yok. Yapılması artık fevkalade gecikmiş 3.500x60mt'lik o 2. pist bitip hizmete verildiğinde, o zaman SAW'da 2 pist olacaktır ama büyük olasılıkla o tarihte mevcut 3.000x45mt'lik pist kapatılıp kapsamlı bir bakıma alınacaktır!

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP MAFAKY ~ 5 ay önce
UYARI İÇİN TEŞEKKÜRLER. HAKLISINIZ. BU BENİM METNİMDE BÖYLE İFADE EDİLDİĞİNE GÖRE HATA BENİM. PİSTİN HEM 06 TARAFINDAN HEMDE 24 TARAFINDAN İNİŞ YAPILDIĞINA GÖRE KONUYU BANA YAZAN KAPTANIMIZ PİST DEĞİŞİKLİĞİNDEN KASTI BU OLMALI. ALLAH'TAN Kİ YAZININ BAŞINDA UÇAK VE UÇUŞ KONUSUNDAN ANLAMAM DEMİŞİM. TEKRAR TEŞEKKÜR EDİYORUM.
cvCVP MAFAKY 2 ~ 5 ay önce
DÜZELTMELERİ YAPTIM. BİLGİNİZE
Kaptan ~ 5 ay önce
Dün bir meydana iniş yaptım yanındaki meslektaşına alçalmadan önceki brifingimde şunu dedim, inişte hata yapabilirim kritik bir durumda söyleyeceğin tek şey GO AROUND (PAS Geç) olsun, nedeni onra konuşuruz dedim. THY Amsterdam kazasından sonra Boeing 737-800 Kaptanlarını Almanyaya gönderip o güne kadar alınmamış bir eğitime tabi tutturup öğretmen olmalarını sağladı. Ne oldu bu eğitimden sonra dereniz THY öncelikle kokpit içi iletişim bozuklukları ortadan büyük oranda ortadan kaldırıldı ve First Offiser lerin kendilerini ifade edebilme rahatlığı sağlandı. Ardından THY aldığı tedbirlerle özellikle iniş safhasında 1000 feet in altında gerekli şartlar sağlanamadığı durum söz konusu olursa pas geçme şartı getirildi. Ayrıca CRM uygulamaları kapsamında seminerler düzenlemekle kalınmayıp şirkete alımlarda CRM uygulamaları yürürlüğe girdi. Mütemadiyen kalici eğitimler, kontroller, bunların hepsi olası bir büyük kaza kırımların önüne geçebilmek için yapıldı ve halen devam ediyor. Peki Pegasus Trabzon ve Sabiha Gökçen kazalarından sonra nasıl bir tedbir aldı? Bunu sorgulamak gerekir ilk olarak. Bu olayda tabii ki pilotaj hatası olduğu aşıkar ancak diğer yönleri de iyi irdelemek gerekir. Pegasus yönetimi uçuş emniyetini tabii ki ön planda tutuyordur ama bunu uçucular nasıl algılıyor ona bakmak gerekir. Uygulamalardaki takipler kök nedenleri ile araştırılıp çözümler getirilmez ise bu tür olaylara gebe kalınır ve gün gelir doğum gerçekleşir. Hemen hemen tüm meydanların pist başı ve pist sonlarında lastik izleri olur ve bunu tüm pilotlar bilir. Ancak bunun kabul edilebilir bir değeri vardır ve yetkililer önlem alır. Pilot hiç bir zaman bunu bildiği için riske girmez ve indikten sonra bu riski dikkate alır frenlemesini ona göre yapar. Pist bozukluğuna ilgili otoritenin önlem alması gerekir almıyorsa bunun üzerine havayolu şirketlerinin gitmesi gerekir gitmiyorsa vebaline katlanır. Devlet-i yönetenlerin önceliği farklı alanlara kayabilir, emniyetin önem arz ettiği alanlara görev alanlar durumu en yüksek otoriteye kadar bunu uygun dille bildirmekten sorumludur. Meteorolojiye suç bulamayız. Ancak meteoroloji şartlarının çok hızlı değişkenlik gösterdiği zamanlarda akıllı ve deneyimli kule operatörlerine ihtiyaç vardır. Meydan otoriteleri kötü hava şartlarının olacağı günlerde deneyimli kule operatörlerini göreve çağırmalidır. Kule operatòrü uçakların arka rüzgar limitini bilemez ama değişken ve hamleli rüzgarların arttığı zamanlarda pistin yönünün değıştirilmesi gibi alternatifleri göz önünde bulundurarak pilotların zorlanmasına sebep olabilecek sorunların üstesinden gelinmesinde fayda sağlayabilir. Öngörü hayat kurtarır. Genelde uçakların arka rüzgar limiti 15 Knots (30 km) i geçmez. Her birim bu olaydan kendine ders çıkarmalı ve önlem almanın yollarını araştırmalıdır Diger onemli bir husus pas gecen diger uçaklar inişte nasıl etkilendiklerini inişte pistin değişmesi gerektiğini neden kuleye tavsiye etmemişler! Pilot zeki insandır zekiliği kendisine kalırsa hiç bir işe yaramaz Eğer o gün bir meslektaşım bunu yapmış olsaydı, kuleyı zorlayacaktı ve kaza önlenmiş olacaktı, kim bilir! Eğitim ve LİYAKAT hakikaten çok önemlidir. Önemli.önemsiz her işte eğitimli ve LİYAKAT sahibi dürüst insanlar görev almalıdır. Aksi taktirde; hava ve kara araçları kazaları yapmaya devam edecek. Depremlerde can kayıpları olacak. Heyelânlarda insanlar nefessiz kalacak. Olaya yetişmeye çalışan güvenlik ekipleri canından olacak. Harekata giden asker mermini hedefi olacak. Siyasetçi insan kayıracak. Adaletin terazisi bir tarafa kayacak. Ve gariban olan halk bunun çilesini çekecek. Artık TÜRKİYE kendine gelmeli. Birlik beraberlikle hareket edilmeli. YOKSA HER ALANDA KAYBETMEYE MAHKUMUZ!

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Bir bilene sormuşlar ~ 5 ay önce
Yeşilköy yaklaşma sabiha gökçen kule.talep önce tüm operasyonu durdurma hemen sonrasında pist değişikliği.yeşilköy approach.günahın büyük.son trafik şu olsun diye zorlama talimat .pas geçenlerin tailwind bilgileri size iletilmiş.course a oturtturmadan önce niyet sordunuzmu arkadaşlar??? Gerçeklerin kötü bir huyu vardır ortaya çıkar.içi rahat olmayanlar .size iyi çalışmalar
Çaylak Havacı ~ 5 ay önce
Evet güzel bir eleştiri ancak hatalarınız var: 1- Sabiha Gökçen'de otorite ile kule farklı kurumlardır, otorite kuleye tecrübeli personel çağır diyemez, ayrıca gerek de yoktur çünkü her vardiyada deneyimli personeller vardır. 2- Pistte lastik izi çalışmaları meydan otoritesi tarafından yapılmakta ve frenleme ölçümleri alınmakta ve ayrıca bunların tüm kayıtları tutulmaktadır. 3- Kazanın yaşanmasından yarım saat - bir saat öncesinde iniş yapan uçaklardan 10-12 knot kuyruk rüzgarı alındığına ve pistin değişmesi gerektiğine dair bilgi kule görevlilerine iletilmiştir.
Çetin Özbey ~ 5 ay önce
2,4 pisti değil. 24 pisti. Televizyonlarda havacılığın h'sini bilmeyen insanlarin yazmasina alistik fakat sizin bile bu sekilde yazmaniz guldurdu...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP ÇETİN ÖZBEY ~ 5 ay önce
ALIŞTINIZ İSE SORUN YOK.ALLAH SİZİ HEP GÜLDÜRSÜN.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000