19 Ağustos 2019, Pazartesi
Fatih AKDENİZ
Fatih AKDENİZ fatih@airporthaber.com

Havacılıkta kâr ve ‘yastık’ denklemi!

Havalimanları, dışarıdan bakıldığında çok önemli bir iş merkezi olarak bilinir. Havalimanlarında çalışmak, çalışanların dışındaki birçok kesim tarafından amiyane tabirle ‘İyi yere kapak attı’ ifadesiyle vücut bulur.

Peki gerçekten öyle mi?

Havacılık denince şüphesiz akla önce pilotluk ve kabin memurluğu geliyor. Bunun yadsınacak ya da kınanacak bir tarafı yok. Bir uçak kazasında eğer pilot öldüyse mümkün olduğunca hata pilotun olur, eğer pilot ve yolculardan kurtulan olduysa pilot kahraman olur. İşin teknik incelemesi henüz yapılmadan şirketlerin PR çalışmaları sonucu basın ve çeşitli kanallar aracılığı ile kamuoyuna böyle empoze edilir.

Evet, kaza havacılığın bir gerçeği. Ancak kaza dediğimiz olgu sadece uçak kazası olduğunda mı önem kazanır? Ya da uçak kazasının kavramsallaştırılıp başka kaza yokmuşçasına havacılığın tek sorunu olarak görülmesi ne kadar doğrudur?

Bir uçak kazasında can kaybının fazla olduğu aşikar… Ancak ‘küçük’ görünen kazaları art arda sıraladığınızda aslında bir uçak kazasından daha vahim hale gelmesi hiç mi göze çarpmaz?

Ya da bu kazaları önemsiz kılan mağdurların yolcu değil de personel olması mı?

Ses getirme şekli can kaybının anlık olarak yüksek olmasına mı bağlı, yoksa şirketlerin ‘maaş verdiği’ kişilerin bedel ödemesinin normalleştirilmesine mi?

Kârdan fedakârlık etmeyenlerin kurduğu sistemin altında ezilenler bu işin neresinde peki?

Sistemin yükünü çekip de ‘beğenmiyorsanız kapı orada’ sözlerini işitenler yükün ağırlığını mesai saatleri içerisinde mi çekiyor, yoksa ‘üstlerinden’ gördükleri psikolojik baskıyı göğüslerinde yumuşatamamaları esnasında mı?

Havacılık demek uçak demek, yolcu demek ve ekonomi demek. Tamam, buna itiraz eden yok. Peki yolcuyu rahat ettirme gayreti içerisinde olan ve bunu sık sık basınla paylaşan şirketler ve yetkilileri, aynı rahatlığı ya da en azından huzuru personele sağla(ya)madıklarında sistemsel ‘kurguyu’ kiminle paylaşacaklar? Gece eve gidip başını koydukları yastıklarına mı? Hiç sanmam…

Havalimanlarında çalışmak… Aslında başlı başına bilmem kaç ciltlik kitap konusu. Bir dokun bin ah işit. Onlara sor anlatsınlar. Tabi sistemin dışında kalmayı göze alabilirlerse.

Mesele, yolcuyu rahat ettirirken bu gayretin içinde olanların mümkün olduğunca ezilmesi mi? Haklarının yok sayılması mı? Yoksa yoğun sezonlarda bütün bir günü yarım ekmek arasıyla geçiştirenlerin ve doğru düzgün dinlenmeye vakit bulamayanların işgüzarlığı mı? Belki de öyledir ne dersiniz?

Gece 3’te eve gidip ertesi gün ‘izinli’ olan personeli akşam 7-8-9’da tekrar mesaiye çağırıp ‘sen izinliydin dinlenmişsindir yoğunuz çık gel’ diyenlerin yolcuyu rahat ettirmekten başka bir düşüncesi olabilir mi hiç? Zira bu düşünce, izinli olması aralıksız 6-7 saat uyumasıyla eş değer görülüp sosyal hayatıyla zerre ilgilenilmediğinden belli değil mi?

Bir sistemdir almış başını gidiyor. Nedir yolcuyla çalışanı farklı kılan? Birinin para verip diğerinin o parayı alması mı? Çark ne peki? Sistemin bir dişlisi… Peki çarkı çevirenler verdikleri paranı karşılığında emek aldıklarının farkında mı? Canların gitmesi önemli mi? Önemli elbette. Peki sadece bir tanesinin musibet olarak algılanıp bin nasihatten daha elzem olduğunun farkına ne zaman varılır?

KAÇ KAZA DAHA LAZIM?

Tahminen kaçıncı kazadan sonra ‘artık önlem alalım da can kaybı olmasın, uzuv kaybı olmasın, yaralanma olmasın’ teşhisi konulur? Sayısını bilelim de ona göre sayalım…

Sahi son aylarda kaç kez kaza yaşandı? Havalimanı içinde, havalimanı dışında. Peki biz bunların kaçını duyduk?

Servis araçları mesela; kaç kez kazaya karıştı son 4-5 ayda? Bunların kaçında bir sonrakinin önüne geçmek için bir set oluşturuldu? Bu döngü sizin kuramınız, peki can kimin canı araştırdınız mı?

Geçtiğimiz günlerde TGS’nin bakım atölyesinde yaşanan kazada ne oldu mesela? Gencecik bir insan hayatını kaybetti, bir kişi de yaralandı. İş kazalarında çalışanların hatası yok mudur? Elbette vardır. Hadi hep beraber bir istatistik tutalım, kaçında çalışan suçludur da kaçında çarkın dişlisi ‘HATALIDIR?’

İşçi, memur, şef, müdür, başmüdür, genel müdür yrd., genel müdür… Bunlar havacılıkta alıştığımız silsilenin bir bölümü… Ne oldu mesela, kime ne oldu? Bilen var mı?

Üst düzey bir yöneticinin ‘çalışanın canına mal olan bir cihazı burada görmek istemiyorum derhal değiştirin’ dediğini duydum bu kaza sonrasında. Ayrıca ailenin hiç yalnız bırakılmadığını ve yöneticilerin ellerinden geleni yapmaya çalıştığının da farkındayım. Ama çarkın rotası ne zaman değişecek?

Tek bir şirketi kapsamıyor bu yazdıklarım… Başta yer hizmetleri şirketleri olmak üzere havacılıkla ilgili şirketlerin hiç görünmeyen yerlerini gördünüz mü hiç? Yöneticiler mesela; havalimanlarının gidilmedik yerlerine gittiler mi hiç? 20 yıldır çalışan birine rastladılar mı, bundan yıllar önce o şirkette iş kazası sonrası bir uzvunu kaybeden, ya da o işi artık yapamayacak hale geldiği için masa başına oturtulan birini gördüler mi? Bunlara rağmen ‘şirketim beni kapının önüne koymadı çalışmaya devam ediyoruz’ diyen biriyle hiç göz göze geldiler mi?

İstisnaları ayırıyorum elbette… Ama her şeyiyle şirketine bağlı, erdemiyle tüm benliğiyle işini yapmaya çalışanlara en ufak bir şikayetinde ‘nankör’ yaftası yapıştırılması sistemin bir getirisi mi yoksa iş sözleşmesinin bir maddesi mi?

İnsanın olduğu her yerde hata ve aksaklık vardır, olacaktır ama aynı kazanın bir daha yaşanmaması için sistem ne zaman harekete geçer acaba?

‘Kâr’ın vicdanları rahatlattığı bir düzenin, kurgulanmış ve gerçeğe dönüşmüş olguların insan hayatından daha önemli olduğu bir döneme şahitlik ediyoruz hepimiz.  Aksi halde ‘yastığa’ nasıl anlatırız derdimizi?

Havacılıkta kâr ve ‘yastık’ denklemi!

Facebook Yorum

Yorumlar

Arf ~ 2 ay önce
Veleybol femerasyonuna bağlanak

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Su an ~ 2 ay önce
Saniyorum kimse hakkini hukukunu koruyamiyor, Kaos heryerde, tek kafaya yakinsen hersey senin uzaksan ayvayi yedin

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Arff ~ 2 ay önce
Evet akla hemen pilot hostes gelir, peki ya biz? Gece gündüz yoğun çalşan aksatmadan iş yapan bizi gören hatırlayan varmı? Hani derler ya gizli kahraman. Ne kadar arffci arkadaşımız yorgunluktan bitap bilen varmı?

Yanıtla

Kalan karakter 1000
AdayAdayıAFA ~ 2 ay önce
çokta fifi olmasan da olursun
TGS ~ 2 ay önce
Havacılıkta Pilotlar ve Kabin Memurları saygı görüp, haklarını koruyabiliyorlar dimi? Bunların aynısının Yolcu Hizmetleri Memurları için de olması gerekiyor. En azından Türkiye dışında öyle(maalesef ki) İşçiye, memura yaptığı işten dolayı üstlerinden saygı gösterilmeli.Alanda yolcunun bütün sıkıntısını, stresini hatta ve hatta en önemlisi siniri biz çekiyoruz. Bizlerin karşısında hakaretler yağdırılıyor. Yolcu bağırmaya görsün hemen işi halloluyor. Olmaması lazım. Özür dileyerek amiyane bir tabir kullanacağım; Havacılıkta YHM sifonu çektiğinde arta kalan kısım olarak görebiliriz. Bu yüzden DEĞER ve SAYGI görmüyoruz bence. Kimse kalkıp ağzını dahi açamıyor yine maalesefki işten çıkartılma korkusu ile. Evet şuan için Türkiye şartlarına nazaran bir nebzede olsa güzel maaş alıyoruz diyebiliriz. Çok şükür diyelim de kimse üşüşmesin şükür etmesini bilin diye. Aldığımız maaş ne güldürüyor ne de öldürüyor. Tatmin edici düzeylere gelmeli. Mesela TK'nin kendi YHM memurlarını ele alalım; ne iş yapıyorlar TGS yi denetliyorlar. Denetleme yaparak perfecto bir gelirleri var. En az o düzeyde olmalı diğer YHM maaşları da. Sosyal imkanlarını hiç saymıyorum bile. Umarım, umarız ki TEZ zamanda çalışanları mutlu edecek adımlar atılır. Atılmalı da! Sadece buradan ses çıkarabiliyoruz maalesef. Herkesin buraları takip ettiğini biliyoruz. Çıkın bir personelle konuşun. Bir dinleyin bakalım neler konuşacaklar. Allah aşkına, Allah'a olan inancınız var ise YHM ve İşçilere güzel haberler ile gelirsiniz.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Delta ~ 2 ay önce
Buz dağının görünen ve görünmeyen yüzleri... Maalesef ki bu ülkede havacılık sektöründe çok kötü, kötü, kötünün iyisi firmalar var. Yeni havalimanında can kayıpları, is kazalari en basindan beri almis başını gidiyor. Alakasız-vasifsiz kisiler alakasiz yerlerde calisiyor, dayisi olmayan tecrubeli personel issiz. Kadin arkadaşlarımız bazi pozisyonlara basvuruyor "turbanli personel" sartina takilip ise alinmiyor. Hamile kalan arkadaslarimiz "personel fazlaligindan" isten cikartiliyor. Havalimani isleten baska bir "kurumsal" firmamiz havalimani kapanmadan once siz soyle tecrubelisiniz, siz soyle degerlisiniz diye kacip gitmesinler amaciyla gazladigi personelleri baska grup firmalarina gonderecegini soyleyip onemli departmanlarinda senelerce calismis tecrubeli personellerini baska grup şirketine -kasiyer- olarak gönderiyor. Ama ayni firma disaridan bir suru alakali-alakasiz lisan bilen-bilmeyen eleman alip bas taci ediyor. Baska departmanda calisan personeller, bambaska alanda calistiriliyor. (Bkz; bir isci nasil daha ucuza calistirilir?) YHL'da en ufak hatada "hadi kapiya" diyerek kapiya konuyor personeller. Daha neler neler.. Bir dokunun bakalim personellere de bin ah işitin.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Sry ~ 2 ay önce
Güzel bir yazı olmuş elinize sağlık birşeyler değişir mi evet değişir ama çok zor. Insan haklarının bukadar hiçe sayıldığı amatör egolu ve kibirli yöneticilerle daha da zor.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000