18 Mayıs 2020, Pazartesi
Servet BAŞOL
Servet BAŞOL servetbasol@airporthaber.com

COVID-19 Sonrası “Yeni Düzen”!

Sokağa çıkma yasağı bittiğinde herkes yiyecek almaya koşuyor. Ancak ondan sonra gezmek akla geliyor. Salgının geçtiği ya da düşüş gösterdiği yerlerde gezmeyi düşünenler hala eskinin nerede ise yarısı kadar.

Şu an için uluslar arası dolaşım olmasa bile, yurt içi dolaşım mümkün görünmekte. Son birkaç ilde de bu uygulamaya son verildiğinde o da artış gösterecek.

Halk hala endişeli. Geçen yazımda da bahsettiğim 1:30 saatlik uçuş mesafesi altındaki yerlere halk, başka vasıtalarla değil kendi vasıtaları ile gitmek eğiliminde. Gidilecek yerler ise turistik değil, ya hasret gidermek için memleketine ya da şehirden kaçmak için yazlığına. Hastalığın en çok etkilediği yaşlı ve kronik hastalık sahiplerinin henüz dışarı çıkmaya “gönüllü” olduklarını sanmıyorum.

Gezi için dışarı çıkacak olan gençler ise tatil noktalarına yönelmiş durumda olsa bile henüz eski oranlara ulaşmanın çok uzağındalar. Şu an için yakın ve güvenilir noktalar daha çok tercih edilmekte. Ayrıltılan (fr: rezerve) yerlerin özellikleri ise (çok’tan en az’a) ekonomik, orta sınıf, üst sınıf ve lüks olarak sınıflandırılmakta ve bu sıralamada ekonomik yerlerde doluluk oranı yüksek iken lüks yerler en düşük oranı vermekte. Bu oranların hemen artmasını da beklememeliyiz. Ayrıca gezginlerin sınıf ve beklentileri de değişmiş durumda. Eskiden para ile kiralanan uzun iskemle (chaise slongue) ve gölgelik (shamsia) artık bedava veriliyor olsa bile sağlık nedeniyle istenmiyor. Kumsalda (fr: plage) havluların altına serilecek koruyucu örtüler ile akşam serinliğinde üzerine alacağı şal’ı bile insanlar yanlarında taşınmakta olacaklar.

Zaten seyahat niyetinde olanlar Eylül öncesini düşünmüyorlar. Önce yazlıklarına gidenlerin durumlarını gözleyecekler ve ona göre karar verecek gibi görünüyorlar. İşin daha da ilginç tarafı, Eylül’de okulların da açılacak olması. Bu durumda gezi planı yapabileceklerin sayısı çok az, “bekle ve gör” seçeneği belirleyici olacak. Demem odur ki kimse kendini güvende hissetmedikçe hiç bir şey eski hareketliliğini kazanmayacak.

Uluslar arası uçuşlar açıldığında ise başka bir olgu egemen olacak gibi görünüyor. İç hatlar için ne düşünülüyor ise, dış hat gezileri için de aynı davranışın beklenmesi doğal olacak. Yani, artık toplu organize geziler değil, kişisel planlamanın yönlendirdiği özel geziler ön plana çıkacak.

 

Devletlerin alacakları gezi şartlarına uyanlar ancak uçaklara kabul edilecekler. Uçakların 1:30 saat üzeri uçuşlarda yolcu bulmaları ve uçağı doldurmaları sorunsuz gerçekleşecek. Maske ve siperlik ile seyahat edilecek. Havalimanında ve uçaklarda Vergisiz Satışlar (Duty Free) yapılmayacak. Uçaklarda ikram, mecmua ve gazete dağıtılamayacak. Koltuk sınırlaması olmayacağı için sosyal mesafe isteyenler ek koltuk satın alabilecekler. Yolcular, kendi yiyecek ve içecekleri ile uçağa binmek isteyecekler. Buna müsaade edecek olan şirketlerde yolcu patlaması yaşanabilir.

Otel, lokanta ve büfelerin gözle görünür sağlık koşullarını yerine getiriyor olmalarının bile talebi arttıracağından şüphe duyulacağı kesin. Al git ve evlere servis dışında kapasite sınırlaması ve sosyal mesafe kuralları, bir yere kadar müşteri çekecek. Sonuçta otellerde gym, açık büfe, havuz ve ortak soğutma sistemlerinin kapalı olması da buna neden olacak. Çoğu otellerde, parklarda dahası, toplu bulunulacak yerlere girmek için özel kod almış olma şartı getirilecek.

Yine hem parasal hem de sağlık endişelerinden dolayı temizlik ve mikroptan arındırmanın kişisel yapılabilmesi nedeniyle özel oda, daire ya da ev kiralaması tercih edilecek.

Geziler sadece hava, kara, deniz toplu taşımacılığındaki düzenlemelerle artmayacak. İlk varış istasyonundan son varışa kadar ara yolculuk olanaklarındaki düzenlemeler, toplu taşımacılıktaki artışı da etkileyecek. Varış yerindeki fırın, bakkal, market, manav vs. bu geziye çıkmak için çok etkili bir tavır ortaya koyulmasına neden olacak. Kısacası yöre halkının bu salgına yaklaşımı, gezilerin geleceğini etkileyecek olan en önemli veri olacak. Kimse gideceği yerdeki şartları sorgulayıp aldığı yanıtlara güvenmeden başka bir yere gitmeyecek gibime geliyor. Buna, vardığında kendisine uygulanacak olan 14 günlük karantina süresi de dahil.!

Konumuz olan havacılığa gelirsek havayolu şirketleri, mevcut özel (ing: Lounge) alanlarını (ing:saloon) sınıf farkı gözetmeksizin kendi yolcularına açmalılar ki şirkete güven gelsin ve başka şirket yolcularından arındırılarak korunmakta olduklarını düşünsünler. Elbet bu alanlarda ikram vs.. bulunmayacak. Bu da böylesi alanların tamamen kendi yolcuları için kullanılmasına ek bir yük getirmeyecek. Hele uçağa biniş için bekleme alanı girişine bir de virüsten arındırma kabini koydular mı, demeyin gitsin.

TC Sağlık Bakanlığı’nın sayfasında çok yararlı bilgiler var. Okumanızı tavsiye ederim.

Norm’ dan üretilmiş olan normal, yabancı dilde “düzen” anlamındadır. Yabancı dili kullananlar için “new normal”, “nouveau normal”, “nuovo normale”, “nueva normalidad” “yeni düzen” anlamındadır.

Türkçe “yeni normal”, ben dahil bir çok kişiye anlamsız gelmektedir. Türkçede kullanılan normal, “TDK- sıfat: Kurala uygun, alışılagelen, olağan, aşırılığı olmayan, uygun” anlamındadır.Hepimiz şundan eminiz ki artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.!

Bundan dolayıdır ki söylem, “yeni normal” değil, “Yeni Düzen” olmalıdır.

Ve olacaktır da.!

www.servetbasol.com

COVID-19 Sonrası “Yeni Düzen”!

Facebook Yorum

Yorumlar

Tek yeni düzen İga da olur ~ 4 ay önce
İga yönetimini değiştirmezse başarılı yönetilmeyen operasyon daha da virüsle işin içinden çıkılmaz zor sürece getirir bunuda İga göze alamaz kadri Samsunlu ve Ekibi gider yeni ceo kriz yönetme yapabilirse başarı ivmesine geçer yeni düzende

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000