
Türk Hava Yolları, 2011 yılının ilk 3 ayında ciroda yüzde 27 artış sağladı ancak bu dönemi 280 milyon lira faaliyet zararı ile kapattı. THY, ilk çeyrek dönemdeki zararı hesapta olmayan Ortadoğu ve Afrika krizi ile Japonya’daki tsunamiye bağladı. Her fırsatta global bir marka olduğu vurgulanan THY’nin bu tür bahanelerin ardına sığınma lüksü var mı açıkçası bilmiyorum!
Kur farkı, faiz etkisi, yükselen yakıt fiyatları ve Türkiye’ye yakın coğrafyada yaşanan krizler THY’nin mevcut tablodan sorumlu tuttuğu kalemler olarak karşımıza çıkarken bir an, 2008 krizinde THY’nin yükselen yakıt fiyatlarına karşı nasıl gardını aldığını hatırladım.
O dönem, Türk Hava Yolları yakıt maliyetlerini kontrol edebilmek amacıyla hedge yöntemini uygulamış, yıllık yakıt tüketim miktarının yüzde 10’a kadar olan kısmını hedge etmişti. Yani THY krizi görmüş, kendini bir nebze olsun sağlama almıştı…
2008 yılında krizi öngörerek böyle bir yönteme başvuran THY’nin, şimdi bölgesel krizleri(petrol ihraç eden ülkelerdeki) bahane olarak sunması, kabul edilebilir bir durum mudur? 2008’de yakıtı hedge eden THY, bu dönemde de pekala aynı yönteme başvurabilirdi. Şimdi diyeceksiniz ki, senin düşündüğünü onlar düşünemez mi? Mutlaka düşünmüşlerdir ama ben neden düşünülmediğini değil neden yapılmadığını soruyorum. Acaba Lale devrindeki gibi zevk-ü sefaya mı dalındı, ünlü oyuncularla, futbol takımlarıyla, şarkıcılarla imzalanan sponsorluk anlaşmaları, reklam filmleri, şatafatlı törenler zafer sarhoşluğuna mı neden oldu?
Uzun süredir THY’nin uçuş işletme bölümünde huzursuzluklar yaşandığını vurguluyorum. Pilotların aidiyatlarını kaybettiğini, konsantrasyonlarının bozulduğunu, bunun da ucuz atlatılan hava olaylarına sebep olduğunu anlatıyorum. Tek tek saymayacağım ama daha önceki yazılarımda birçok uçağın yaşadığı kırım da dahil hava olayları var. Pistten çıkma, motor vurma, kuyruk vurma vs…
Acaba THY’nin son dönemde yaşadığı bu olaylar uçakların sigortalarına nasıl yansımıştır? Yüksek sigorta bedelleriyle sigortalanan uçakların, yaşanan olaylar sebebiyle son dönemde sigorta bedelleri kaç katına çıkmıştır? Bunun bütçedeki yeri nedir? Parasal yönünden ziyade, sigorta şirketlerinin şart koştuğu belirli sayıda yabancı pilot çalıştırma şartı THY’de hangi orandadır? Türk vatandaşı pilotların iş başvurusu için İnsan Kaynakları’na dahi çıkarılmadığı bir anlayış bunu hangi sebeplerle yapıyor, aranan kriterlere uysa bile neden Türk pilotlara işe başvurma imkanı dahi verilmiyor? Uçuş işletmeyi sigorta şirketleri mi yönetiyor?
Bakın iki hafta önce THY’nin bazı yabancı pilotlarının başka işletmelerde görev yaptığını ve bunun tespit edilmesinden sonra da görevlerine son verildiğini yazmıştım. THY Uçuş İşletme şuurunu yitirmiş, pilotlarından haberi yok. Türk pilotlara kayıtsız şartsız kapıları kapatmış. Uçakları yerde bırakmayı dahi göze alıyor, ona rağmen yabancı pilotu Türk pilota tercih ediyor. Boeing 777 tipi uçaklarda kokpit sıkıntısı yaşandığını duyuyorum. Boeing 737 tipinden 777’ye geçmek isteyen Türk pilotların önünü tıkayan zihniyet uçakların yerde kalmasını dahi göze alarak adeta kumar oynuyor.
Şimdi soruyorum, acaba yanlış yönetilen uçuş işletmenin THY’nin bütçesine olumsuz etkisi ne kadardır?
| Bu makale toplam [ 41171 ] kere görüntülendi. | Makaleye toplam [ 39 ] yorum yapıldı. |
| [ Yazdır ] | [ Yorum Gönder ] | [ Başa Dön ] | [ Önceki Yazısı ] | | |
Ali KIDIK
Oya TORUM
Tevfik UYAR
Oktay ERDAĞI