Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu, ‘yıl sonuna kadar 600 pilota ihtiyacımız var’ dediğinde herkes şaşırmıştı.
Türkiye’nin mevcut durumda pilot yetiştiren kurumlarının toplam kapasitesi bile o kadar değilken THY, 600 pilotu acaba nasıl bulacaktı? Herkesin aklına takılan soru buydu…
Zira, Türkiye’de halen pilot yetiştiren okulların durumları ortadaydı. Havayolu şirketleri, o okullardan mezun olan öğrencilere karşı eğitim kalitesini göz önünde bulundurarak mesafeli duruyordu. Türk Hava Yolları da diğer şirketler de, bir ikisi dışında FTO olarak bilinen uçuş okullarından mezun olan pilotları açıkçası pek tercih etmiyordu.
Bir ara, kamuoyu baskısına dayanamayarak yeni mezun öğrenciler için 400 saat uçuş koşulunu 210 saate çekse de
THY’nin ve diğer şirketlerin tercih önceliğini onlara tanıdığını söylemek pek mümkün değil.
Bu durumda, uçuş eğitim organizasyonlarından istediğini alamayan THY ve diğerleri, yabancı pilota yöneldi. Talep artınca yabancı pilot sayısı da katlandı. Belirli bir kota uygulanmadığı için yabancı pilot sayısı bazı şirketlerde neredeyse Türk pilot sayısına yaklaştı. İş Kanunu’ndaki yeni düzenleme de yabancı pilot istihdamındaki kotanın önündeki engelleri tamamıyla kaldırdı. Şirketler, bir dönem ihtiyaç karşılamak için zorunlu olarak tercih ettikleri yabancı pilotları artık ekonomik avantajları nedeniyle tercih etmeye başladı.
Çünkü, daha önceki bir yazımda da bahsettiğim gibi yabancı pilot hem vergi avantajı sağlıyor, hem de tazminat konusunda işverene ciddi artılar kazandırıyordu. Yabancı pilotlar, sendikalı tek şirket olan THY’nin de olası grev durumunda elini güçlendirebilirdi.
Bunlar yabancı pilotların avantajlarıydı. Ancak, mevcut tabloda yabancı pilot konusunda ipin ucunun kaçtığı apaçık ortada. İlk yabancı pilot Türkiye’ye geldiğinde eminim kimse yabancı pilot sayısının 500’e yaklaşacağını tahmin bile edemezdi.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, ‘Sadece yabancı kaptan pilotlar Türkiye’de çalıştırabilir’ dese de bunun sadece lafta kaldığını gördük. İşsiz Türk pilotların sayısı artarken, bir anda hem yabancı kaptan hem yabancı ikinci pilotların cirit attığı ülke haline geldik. Nasıl gelmesin ki? Bayrak taşıyıcı havayolu şirketimiz, yerli pilotlara tanınmadığı imkanları onlara tanıdı. Yerli pilotu DLR’a soktu yabancıyı ayrı tuttu, yerlide üniversite şartı aradı yabancıda liseyi yeterli buldu, yerli pilota vermediği sosyal hakkı yabancıya verdi. Ev kirasını karşıladı, aylık ulaşım giderini ödedi.
Bu halde Türkiye nasıl yabancı pilot cenneti olmasın ki?
Şimdi yeni bir haber daha geldi. Bayrak taşıyıcımız Yunanistan’dan 30 tane kaptan pilot ithal etmiş! Üstelik bu pilotlar, Airbus 320 serisi pilotlarının mesleki anlamda top noktası olarak niteledikleri 340 uçaklarının kaptan pilotluğu için getirilmişler. Yıllarca geceli gündüzlü çalışarak Airbus 340 pilotluğuna terfi etme hayali kuran Türk pilotlar bir anda komşudan transfer edilen kaptan pilotlara koltuklarını kaptırıveriyorlar… Bu nasıl bir yıkımdır düşünebiliyor musunuz? Bu durumda onlar da haklı olarak THY’ye küsüyor. Duyduğumuza göre bazı pilotlar Emirates, Gulf Air gibi havayolu şirketlerine gitme yollarını arıyor.
Dışarıdan pilot ithal ederken hem kendi rezervlerimizi elimizin tersiyle itiyoruz, hem de yetişmiş iş gücünü küstürüyoruz.
Bunun mantığını anlayabilen var mı? Bir şirket bu ülkenin evlatlarını neden bu kadar ikinci plana atabilir ki? Benim aklım ermedi, eren biri varsa söylesin!