24 Ekim 2008, Cuma 08:42:42

THY uçağında çıplak adam

Referans gazetesi yazarlarından Osman ÖNDEŞ, bir uçak yolculuğu sırasında yaşadığı ilginç anısını köşesine taşımış. İşte Öndeş'in yazısı...
  • SEN DAHA NEYIN NE OLDUGUNU ATÜ nün YAZILMA SEKLINI BIKMEZKEN HANGI CURRETLE BOYLE BI ACIKLAMA YAPIOSUN ANLAMIS DEILIM
  • İstanbul Atatürk Yeşilköy Havalanı öyle mi :) Komiksin gerçekten :)
  • ağlarlar bu zaten normaldir normal birşey değilmiş gibi yazmak hiç hoş değil,bunun asıl sebebi hoşgörüsüz bir toplum olduğumuzunda apaçık göstergesidir,empati yok,ve sıfır tölerans sonuç sevgisiz bir toplum

Bu makalemi bu ayın ilk günlerinde Hamburg'dan İstanbul'a döndüğümün ertesi günü yazmıştım. Hamburg-İstanbul arasındaki hava yolculuğunun sürprizini anlatmaya kalkışsam, işin ciddiyetini zedelerim diye tereddüt ettiğim için sonradan rafa kaldırdım.

Aradan zaman geçti. Baktım Türk Hava Yolları'nın (THY) İstanbul-St.Petersburg seferi sırasında bir yolcu "Üzerimde bomba var.." diyerek uçağı kaçırmak istemiş. Allahtan adam sarhoşmuş ve ustaca bir manevrayla adamı sek rakı vere vere uyutmuşlar.

Benim yaşadığım olayda yolcuları, hostesleri şaşkın eden yolcu ise "Üzerimde bomba var... Şimdi patlatırım" filan diye bizi tehdit edemezdi. Zira çırçıplak soyunmuştu.
Öykü şöyledir; Uçak Hamburg'dan iki saat geç olarak hareket eder. Yolculara Hamburg üzerindeki yoğun sisin gecikmeye neden olduğu söylenmiştir. Business Class'da bazı koltuklar boş olsa da, Ekonomik Class'da tek koltuk boş değildir.

Uçak havalanırken başlayan cırtlak bir çocuk sesi durmadan devam eder. Yolcular böylesine kulakları tırmalayan cızırtılı çocuk ağlamasının kesileceğini zannetseler de dakikalar dakikaları kovalar. Çocuğun annesi, arada bir pış pış yapar, çocuk daha da ağlar, bağırır. Sonunda anne çocuğu babasının kucağına verir ve bağırtı orada devam eder. Çocuk adeta bağırmak için dünyaya gelmişcesine ne yaparlarsa yapsınlar, verilen süte ağlar, anasına bakar ağlar, etrafa bakar ağlar.

Yolcuların bazılarının kulaklarını tıkamaya başladıkları görülürken, o sırada gayet yakışıklı ve atletik yapılı bir genç adam koltuğundan kalkarak, Business Class kısmına geçer, ilk boş koltuğa oturur.
Ayağında şık makosenler vardır ve çorapsızdır. Oraya girmesine ve oturmasına neden müsaade edildiği bilinmez. Hostesler yemek servisinin ardından Ekonomik Class'tan gelen her yolcuya Business Class'taki tuvaletleri açtıklarından zaten girip çıkanın hesabı sorulmaz olmuştur. Perdeyi aralayan içeri dalmaktadır!

Genç adam birara ayağa kalkar, perdeyi aralar ve tuvalet için ilerler. Üç hostes perdenin ardında, yanlarından tuvalete geçen adama pek dikkat etmemiş olmalıdırlar ki biraz sonra aynı yakışıklı adam üstündeki herşeyini çıkartmış olarak son derece yavaş adımlarla aralarından geçer ve Business Class koridorunda olanca ahenkli bir şekilde yürümeye başlar. Güneşte yanmış teni kadar sallana sallana geçişi, kocaman eski bir saat pandülünü andıracak kadar ritm doludur.

Tam o dakikada bir çığlık duyulur; "Aaa... Adam çırıl çıplak..."

Hostesler yine aralarında meşguldürler. Derken çığlıkları şaşkın bakışlar örter.

Birinin "Aman...Aptesim kaçtı!" diye başını önüne eğişi, yaklaşmakta olan iftar vaktinin berraklığına düşen gölge gibi çaresiz bir komedi tablosunu sergiler.

Bir kız gözlerini açar ve anında iki eliyle yüzünü kapatır. Adam ise aldırmaz şekilde uçağım arka tarafına yürümektedir. Sonra aynı sakinlik içinde, bağırtılara, şaşkınlıktan sesi kısılmışlara aldırmadan gelir koridor tarafındaki koltuğuna oturur ve kemerini bağlar.

Hosteslerin gözleri faltaşı gibi açılmıştır. Eğitimlerde kendilerine çok doğal olarak donsuz bir yolcuya nasıl müdahele edilir konusu öğretilmemiş olmalıdır ki, ağızları açık bakakalırlar. Yine de bu duraksamaları çok sürmez. Biri hemen battaniye alır, adama doğru yürürken, bir diğeri uçakta doktor olup olmadığı anonsunu yapar.

Allahtan uçakta Bodrum'a devam edecekken gecikmeden dolayı uçağını kaçırmış olan bir doktor bulunur. Doktor, mesleğinin emsalsiz bilgeçliğinde çıplak adama yaklaşarak, bir şeyler söyler. Adam biraz sonra bu kez verilen battaniyelere sarılı olarak yeniden Business Class tuvaletine ahenkle yürür.

Hostesin biri o sırada yine panik yapar "İyi ama adamın elbiseleri nerede" der.

Yolculardan biri cevap verir; "Tuvaletin penceresinden aşağı atmış olmasın!"

Neyse adam elbiselerini giyer ve muzaffer bir edayla yerine yürür.

Karşı koltuktaki kız kaçamak gözlerle adama bakar...

Abdesti kaçanlar, herife çok kızgındırlar. Bazıları "Vah vah,genç de bir adam... Allah kimseye böyle bir hastalık vermesin" derler.

Adamın yanındaki koltukta oturan ve korkudan herhalde baygınlık geçirmekte olan genç kadın, elini kalbine bastırmaktadır. Çocuğun iki saattir bitmeyen cızırtısını bile durmuştur!
Yolculardan biri yavaşca "Acaba çocuğun bağırtısı adamı çileden çıkartmış olmasın..." gibi abuk birşeyler söyler.

Hostesler "İyi ama, her çocuk cızırtısı karşısında yolcular soyunursa biz neyaparız..." derler..

Zaten uçak İstanbul'a gelmek üzeredir.

Derken Hostesin çağrısı duyulur; "Sayın yolcularımız birazdan İstanbul Atatürk Yeşilköy Havaalanı'nda olacağız. Lütfen yerlerinize dönünüz. Masanızı kapatınız. Koltuklarınızı düz duruma getiriniz ve kemerlerinizi bağlayınız."

Havalaanında o çırçıplak adamı karşılamak üzere bekleyen polisler, yanlarından geçen yolcularla kahkahalar dolu kısa sohbetlere dalmışlardır.

Adamın başına ondan sonra ne geldiği benim tarafımdan bilinmese de bu beklenmedik şovdan rahatsız olanlar, kızanlar, şaşıranlar, çok memnun olanlar, kahkahalarla gülenler olduğu akla gelebilir.
Tüm gecikmelere rağmen Atatürk Yeşilköy Havaalanı'na iki buçuk saatte varışın ardından "Ohh nihayet İstanbul'a vardık" diyenler, bizim gibi tam ikibuçuk saatte evlerine gittiklerinde yorgunluktan perişan halde olsalar bile, yine telefona sarılıp dostlarına kocaman eski bir saat pandülü gibi sallana sallana yürüyen o çıplak adamın halini anlatarak kahkahalar atarlar.

Bana gelince, İstanbul'a döndükten sonra uzun bir yolculuğa daha çıktım. Bu yolculuk sırasında uyurgezer bir yolcunun tuvalet yerine bir başka yolcunun üzerine işemek gibi atılımını nasıl önlediğimizi artık anlatmayacağım. Dostlarım benimle uçak seyahatin giderek tehlikeli hale geldiğini düşünmekteler.

Yine de yaşam çıplak bir adamın boşvermişliğinde, başarıların, yenilgilerin, ahlaklı oluşun ya da ahlaksızlığın, yetim hakkı yemenin veya topluma yararlı bir insan olmanın, sadakatin, sadakatsizliğin, namusun veya fahişeliğin, insanları istismar etmenin ya da insanlığa hizmet etmenin erdeminde yaşam denilen bu uğraşın bir pamuk ipliği kadar anlık çelişkilerle dolu olduğunu anlatmaktadır.

Referans / Osman ÖNDEŞ

THY uçağında çıplak adam

Facebook Yorum

Yorumlar

TİMURUM ~ 8 yıl önce
SEN DAHA NEYIN NE OLDUGUNU ATÜ nün YAZILMA SEKLINI BIKMEZKEN HANGI CURRETLE BOYLE BI ACIKLAMA YAPIOSUN ANLAMIS DEILIM

Yanıtla

Kalan karakter 1000
teoman ~ 8 yıl önce
İstanbul Atatürk Yeşilköy Havalanı öyle mi :) Komiksin gerçekten :)

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Rumuzrumuz ~ 8 yıl önce
ağlarlar bu zaten normaldir normal birşey değilmiş gibi yazmak hiç hoş değil,bunun asıl sebebi hoşgörüsüz bir toplum olduğumuzunda apaçık göstergesidir,empati yok,ve sıfır tölerans sonuç sevgisiz bir toplum

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000