04 Temmuz 2013, Perşembe 12:37:40

THY TEKNİK'TE YEPYENİ BİR DÖNEM

Türk Hava Yolları Teknik AŞ, ek tip sertifikasını alarak kabin içi ve aviyonik alanlarda değişiklik ve tamir yetkisi kazandı. Yetkinin ne anlama geldiği bu ayki Teknik A.Ş dergisinde detaylarıyla açıklandı.
  • ÜLKEMİZ uçak yapımına doğru emın adımlarla ilerliyor. Emeği geçen herkesın ellerıne ve yüreğine sağlık HAYIRLI OLSUN
  • hayırlı olsun.

THY Teknik A.Ş., Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA) tarafından verilen Ek Tip Sertifikası’nı (Supplemental Type Certificate-STC) aldı. Tasarım Geliştirme ve Projeler Departmanı’nın başarı ile yürüttüğü bir süreç sonunda gelen sertifika, THY Teknik A.Ş.’ye hem önemli bir güç, hem de yeni bir iş sahası sağlayacak. Yetkinin detaylarına ilişkin bu ayki SKY Tech dergisinde detaylı röportaj yayınlandı.

İşte o açıklamalar:

Aldıkları bu yetkiyi bir yıl içerisinde daha da genişletmeyi hedeflediklerini ifade eden Tasarım Geliştirme ve Projeler Müdürü Davut Yılmaz, Ek Tip Sertifikası’nı “Uzmanlaşmış bilginin varlığına işaret eden, katma değeri yüksek bir sertifika” olarak tanımlıyor.

Ek Tip Sertifikası’nı almak THY Teknik A.Ş.’ye ne sağladı?

Öncelikle kısaca mevcut sertifikamızın içeriğine değinmek istiyorum. Şirketimizin sahip olduğu EASA Part 21J sertifikası yapısal, kabin içi ve aviyonik alanlarında küçük değişiklikler ya da tamirler yapmaya izin veriyor. Yapılacak değişiklikleri ‘majör’ ya da ‘minör’ olarak sınıflandırma ve dokümantasyon anlamında realize edilen projeyi EASA adına onaylama, sertifikanın bize verdiği diğer yetkiler arasında. Ek Tip Sertifikası, uçak ya da komponent üreticisi bir firmanın ürettiği ürünlerde modifikasyon yapmaya izin veren çok önemli bir yetki. Bununla birlikte her yetkide olduğu gibi Ek Tip Sertifikası’nda da bazı sınırlamalar var. Şirketimizin almış olduğu STC, maksimum kalkış ağırlığı 5.700 kilogramdan büyük tüm uçaklarda geçerli. Bir başka deyişle küçük bir iş jetinden Airbus A380’e kadar pek çok uçak tipinde bu sertifikayı kullanabiliriz. Bu uçaklar için yetki alanımız ise kabin içi. Dolayısıyla tüm büyük uçakların kabin içinde, majör ya da minör ayrımı olmaksızın herhangi bir değişiklik, tasarım ya da tamir yapabiliriz.

EASA’nın, AB üyesi olmayan ülkeler için uygulamaya koyduğu subjektif kurallar, OEM’lerin ürün ve hizmet satımına ilave olarak bakım ve mühendislik sektörüne nüfuz etmeleri, sektördeki A/S fiyatlarının her geçen daha da aşağı düşmesi gibi global rekabeti zorlaştıran parametrelere karşı alınacak en iyi aksiyonlardan biri, katma değeri yüksek yeni kabiliyetler kazanmaktır. Sektörde önemli bir gücün ve yetkinliğin göstergesi olan Ek Tip Sertifikası, bu rekabette bizim adımıza katalizör görevi görmekle kalmayacak, Türk havacılığının gelişmesinde de önemli bir rol oynayacak diye düşünüyorum.



Bu sertifikanın uygulamaya yönelik yararlarını örnek vererek açıklayabilir misiniz?

Şirketimiz EASA Part 21J sertifikasını almadan önce, özellikle Türk Hava Yolları’nın ihtiyaç duyduğu tasarımlar ve küçük çaplı değişiklikler yabancı şirketler tarafından yapılıyordu. Bu sertifikanın alınmasından sonra bu tarzdaki işleri büyük oranda müdürlüğümüz devraldı. Ancak kabin içi konfigürasyon değişikliği, VIP kabin içi dönüşümler veya uçak içi bilgi/eğlence sistemlerinin eklenmesi gibi büyük çaplı değişiklikler öngören projeler STC gerektirdiğinden, yine yabancı şirketler devredeydi. Yeni aldığımız STC sertifikası bu süreçte önemli bir rol oynayarak, hem yüksek meblağların yurtdışına çıkmasını önleyecek, hem de üçüncü parti firmalara yapacağımız çalışmalarla akışı tersine çevirecek. Diğer yandan mühendisliğin yoğun olarak kullanıldığı, uzmanlaşmış bilginin ön plana çıktığı uygulamalar olan STC projelerinin pek çok aşamasında tasarım, analiz ve test faaliyetleri yürütülmektedir. Dolayısıyla bundan sonraki süreç hem tasarım alanında kalifiye personel açığının kapanmasına hem de 2023’teki yerli uçak hedefine önemli bir katkı sağlayacaktır.

Departman yapınızı ve bundan sonraki hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?

Müdürlüğümüzde dört şeflik bünyesinde 27’si mühendis olmak üzere toplam 35 kişi çalışıyor. Yapısal, kabin içi ve aviyonik alanlarında, aynı zamanda başmühendis olarak da çalışan CVE (Compliance Verification Engineer) arkadaşlarımız var. CVE, EASA Part 21J kapsamında yapılan tüm tasarım, değişiklik ve tamirlerin kurallara uygunluğunu EASA adına denetleyen bir kişi. Ayrıca tüm projeleri uçuşa elverişlilik açısından onaylayan bir ACE (Airworthiness Chief Engineer) -kendisi hem CVE hem de ACE- arkadaşımız var. Bu, EASA’nın uzun bir teknik mülakattan sonra yeterli gördüğü kişilere verdiği bir unvan. Uçak, makine, elektrik-elektronik ve endüstri mühendisliği branşlarından mezun mühendis arkadaşlarımıza ilave olarak, teknik resim hazırlayan teknisyen arkadaşlarımız da departmanımızda görev yapıyor. Yaptığımız işe paralel olarak CATIA, Nastran, Autocad, Zuken vs. gibi pek çok mühendislik programını kullanıyoruz. Müdürlük olarak bundan sonraki süreçte, bir yandan aldığımız yetkiyi efektif bir şekilde kullanırken, diğer yandan yapısal, kabin içi ve aviyonik alanlarına, dördüncü alanı ve uçak sistemlerini dahil etmeyi planlıyoruz. Diğer yandan önümüzdeki yıl içinde özellikle aviyonik ve yapısal sistemlere ağırlık vermek ve bu alanlardaki yetkinliğimizi daha da genişletmek istiyoruz. Ayrıca sivil havacılığımızın tasarım ve imalat süreçlerinin gelişmesine katkıda bulunacak; yetişmiş işgücünden, sistemsel altyapının kurulmasına kadar ki ekosistemi inşa etmek, her zaman için öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor.

THY TEKNİK'TE YEPYENİ BİR DÖNEM

Facebook Yorum

Yorumlar

AKKUS ~ 3 yıl önce
ÜLKEMİZ uçak yapımına doğru emın adımlarla ilerliyor. Emeği geçen herkesın ellerıne ve yüreğine sağlık HAYIRLI OLSUN

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Cengiz Turkoglu ~ 3 yıl önce
Bu tur gelismeler tabiki gurur verici. Ama emin adimlarla ucak yapimina ilerliyor ifadesinin gercekciligi tartisilir. Bu yazida bahsedilen yeterlilik belgesi baska bir uretici tarafindan tasarlanmis ve uretilmis bir ucak uzerindeki onlarca/yuzlerce sistemden sadece bir bolumune yapilacak degisikliklerin tasarimini iceriyor. Ama bolgesel ya da orta/uzun menzilli ucak tasarlamak ve uretmek gibi hedeflerin, SS100, ARJ21, MRJ ve hatta A380 ve B787 projelerinde yasanan sorunlar goz onune alindiginda cok iyi irdelenmesi gerekiyor. Bu projeler en az yarim asirlik deneyimi olan devletlerdeki varolan ureticilerin yasadiklari. Turkiye'de daha bir tasarim ve uretim kurulusu yok iken boyle cok iddiali konusmak oldukca hayalcilik olur. Ayrica en onemlisi bu isin finansinin nasil yapilacagini ve de geri donusunun nasil elde edilecegi dusunulurse, vatandasin verdigi verginin kar edemeyecek buyuk projelere harcanmasi ise cok ama cok iyi irdelenmesi gereken bir konu. Ayrica SHGM'nin yeterliligi ise???
vatandaş ~ 3 yıl önce
hayırlı olsun.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000