15 Ocak 2012, Pazar 10:10:26

THY BU PLANI UYGULAYAMAZ!

Akşam Gazetesi'nin havacılık yazarı Tolga Turgut, bu hafta köşesinde Orhan Birdal'ın da çözüm önerisi sunduğu Atatürk Havalimanı'ndaki rötar ve yoğunluk ile ilgili görüşlerini açıkladı...
  • Sabiha gökceni tam kapasite ile kullanmadigimiz sürece,ücüncü havalimanina hic gerek yok.Fazla paraniz varsa alt yapiya harcayin.
  • Yazar yanlış anlamış olmalı. Küçük uçaklar, dar gövdeli değil, bölgesel uçaklardır.
  • BELKİ DANİMARKALI BİRKAÇ PİLOT TV LERE VE BASINA DEMEÇ VERİRLERSE BU KEPAZELİĞE ÇÖZÜM BULUNUR.DEĞİL Mİ VATANINI ÇOK SEVEN?! POLİTİZE OLMUŞ SADECE GÜNÜ KURTARMAYA ÇALIŞAN SAYIN ÇOK KITMETLİ YETKİLİLER?
  • askeri alan ile kıyıda bulunan DHMİ ve İBB sosyal tesislerini yıkarsınız orada bir paralel pist yaparsınız. Gerekirse deniz doldurulur. Oraya iç hatlar terminali yapılır. Bu tarafta dış hatlar olur. Tabi işinize gelirse.
Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürü Orhan Birdal, geçtiğimiz günlerde Atatürk Havalimanı'ndaki rötarları azaltmak ve İstanbul dahilinde artık dayanılmaz bir boyut alan hava trafik sorunuyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Yeni ve pragmatik bir çözüm önerisinin bulunmadığı açıklama daha çok geçmişten bugüne kronikleşen hava trafik sorunuyla ilgili nelerin başarıldığı üzerine odaklanmıştı. Aslında kaçınılmaz sonu ertelemek üzerine nelerin yapıldığını aktardı dersek daha isabetli olacaktır. 

DHMİ, iyi niyetle çalışan bir kurumumuz. Hatta Türkiye'deki bürokrasiye rağmen göreceli olarak çok başarılı işler yaptıklarının da altını çizmek gerekir. Lakin İstanbul Atatürk Havalimanı'nda (AHL) süregelen rötarlar, ülkece kaybedilen milli servet ve kaybolan tüzel kaynaklar başlı başına bir ulaşım ve havacılık sorunudur. İşte bu nedenle daha vizyonlu ve sorunu kökten çözmeye odaklı bir ülke havacılık master planının yapılması elzemdir. Kimilerinin  'üçüncü havalimanı projesi var' ya da 'Sabiha Gökçen'e bir pist daha yapılacak, öyle çözeriz' dediklerini duyar gibiyim.    

Değerli okuyucularım, her iki çözüm önerisi de mutlaka İstanbul ve ülke hava trafiği problemini çözme potansiyeline haizdir. Ancak doğru planlama ve uzun vadeli rasyonel öngörüler yapılmazsa, beş-on sene sonra yine aynı problemlerle uğraşıyor olacağız. Son üç hafta içinde AHL'den birkaç sefer uçtum. Uçuşların birinde lodos sebebiyle saat 16:00 civarında pist başında yaklaşık 20 uçak kalkış için beklemekteydi. Acaba ülkemizin havacılığına yön veren kurumlar ve havacılık şirketlerimiz havada ve yerde kaybedilen zamandan dolayı kaybedilen kaynak (para+işgücü) toplamını hesaplıyorlar mı? Elbette bu hesabın günlük, aylık ve yıllara dağılarak yapılması gerekir, zira AHL'de yaşanan sorun sadece bugünün değil, son yılların sorunudur. 2003 yılından itibaren yöneticilik yaptığım kurumlarda şapkadan tavşan çıkartmaya çalışsak bile AHL'de yıllık 40-45 milyon yolcu sınırının üzerine çıkılamayacağının altını çizdiğimde sözde havacı büyüklerimiz beni karamsarlıkla ve sektörü tanımamakla eleştirmişlerdi. Görülüyor ki bugün gelinen noktada Birdal dahil olmak üzere bir konsensüs oluşuyor gibi.
 
BÜYÜKLER ATATÜRK KÜÇÜKLER S. GÖKÇEN'E       
 
DHMİ Genel Müdürü, büyük uçakların Atatürk'e, küçük uçaklarınsa Sabiha Gökçen'e yönlendirilmesi şeklinde bir öneride bulunmuş. Teoride kulağa hoş gelerek bürokrasiye zaman kazandırsa da bu çözüm önerisi pratikte imkansızdır. Örnek olarak THY'yi ele alalım. Geniş gövdeli uçaklarını doldurmak üzere diğer şehirlerden hatta ülkelerden dar gövdeli uçaklarla yolcu taşıyor. Bu bağlantılar olmazsa geniş gövdeli uçaklarını doldurması mümkün değil. AHL gibi dünyada trafik hacmi açısından ilk 50 havalimanından biri olan ve THY'nin hub and spoke (merkezde toplayarak yolcunun değişik destinasyonlara dağıtılması) yöntemiyle operasyon yaptığı bir havalimanında böyle bir önerinin uygulanamayacağını sektörü biraz tanıyan herkes bilir. 
 
AHL'de kısa vadeli çözüm olarak, ivedilikle genel havacılık, her türlü eğitim uçuşu, tarifesiz (charter) trafiğin tümü ve kargonun başka havalimanlarına yönlendirilmesi gerekiyor. Böylece hava trafik sahası kısmen rahatlatılmış, pist meşguliyet oranı (runway occupancy time) ve park sahalarının yoğunluğu minimize edilmiş olur. Bir havalimanının kapasitesini belirleyen 5 ana unsur vardır. Hava trafik sahası kapasitesi, pist kapasitesi, uçak park kapasitesi, terminal kapasitesi ve kara-deniz yolu trafik bağlantıları. Bu unsurların hava trafik sahasının planlanmasından itibaren doğru ve kısa-orta-uzun vade olarak planlanması sonucu başarılı bir hava trafik yapısına kavuşulur. Maalesef AHL ve Sabiha Gökçen'de planlamalar kısa-orta vadeli veya geçici çözümler olarak tezahür ettiği için kronik bir hava trafik problemi devam ediyor. Dileriz ki proje aşamasında olan İstanbul'un üçüncü havalimanı bilimsel, rasyonel ve uzun vadeli bir vizyonun ürünü olur.  

Tolga Turgut / AKŞAM
THY BU PLANI UYGULAYAMAZ!

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (13)

Misafir ~ 5 yıl önce
Sabiha gökceni tam kapasite ile kullanmadigimiz sürece,ücüncü havalimanina hic gerek yok.Fazla paraniz varsa alt yapiya harcayin.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
Yazar yanlış anlamış olmalı. Küçük uçaklar, dar gövdeli değil, bölgesel uçaklardır.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
BELKİ DANİMARKALI BİRKAÇ PİLOT TV LERE VE BASINA DEMEÇ VERİRLERSE BU KEPAZELİĞE ÇÖZÜM BULUNUR.DEĞİL Mİ VATANINI ÇOK SEVEN?! POLİTİZE OLMUŞ SADECE GÜNÜ KURTARMAYA ÇALIŞAN SAYIN ÇOK KITMETLİ YETKİLİLER?

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
askeri alan ile kıyıda bulunan DHMİ ve İBB sosyal tesislerini yıkarsınız orada bir paralel pist yaparsınız. Gerekirse deniz doldurulur. Oraya iç hatlar terminali yapılır. Bu tarafta dış hatlar olur. Tabi işinize gelirse.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000