03 Şubat 2012, Cuma 09:08:09

"KOSKOCA HAVALİMANINDA ŞİKAYET MERCİİ YOK!"

Atatürk Havalimanı’nda Paris uçağını beklerken, ortalık geriliyor. 12 saattir havaalanında beklediğini öğrendiğimiz bir yolcuyu, başka bir yolcu ‘Olsun, ben de 9 saattir bekliyorum’ diye sakinleştiriliyor
  • çocuk, 1. satırda haramı helali kul bilmez diyorsun, sonrada bunları yazdığın kişinin nefesinin haram olduğunu yazıyorsun. çelişki denen bir kavram var dilimizde. git oku öğren neymiş be çocuk.
  • sanki şikayet etsen çözüm bulacaklar peh :)
  • bunlarin sikayet merciinden kasti herhalde bagaj,bilet,ahl deki fahis fiyata satilan yiyecek,icecekler, kapilardaki bilgilendirme panolarinda devamli boarding yazmasini vs sikayet edecekleri bir birim...
  • kimin yalakasisin? kimden mamalaniyorsun? niye agrina gitti? cok mu acitti aldiginiz para haram demem? gorevini yapmayip da dunya para alan,sosyal hak alanlara bunlar haram degilse benim nefesim neden haram ? ben mi gorevimi yapmadim da,ben mi ahl de ortalik birbirine girmisken ortaliktan toz oldum,yolculardan,sorunlardan kactim da nefesim haram oldu?gorevini yapmayanlarin,torpille mevki makam sahibi olanlarin,haksizlik yapanlarin da aldigi para haramdir sen de bunu bil yagci ,yalaka....
İstanbul’un kara gömülmüş yollarda yürüyerek işe gitmeye çalıştığı Çarşamba sabahı, seferlerin art arda iptal edildiği Atatürk Havalimanı’ndayız.

Neredeyse her şehrin bulunduğu rötar listesinde gideceğimiz yer, Paris yok, mutluyuz. Kalkış saatinden 45 dakika önce “Boarding” yazısı yanıp sönmeye başlayınca bahtiyarlığımız katmerleniyor. Ancak mutluluğumuz kısa sür sonra yerini endişeye bırakıyor. İlk darbeyi yiyoruz: 1 saat rötar.
Arap asıllı Fransız bir adam, “Boarding, boarding! 3 hour boarding! What boarding!” diyerek kalkış saatinin yanında hala yazılı bulunan “Uçağa gidin” ibaresine çatıyor. Bir saatlik rötar süremizin sonuna yaklaşırken yolcular yavaştan kapıya yöneliyor. Ancak bir hareket olmadığını fark edenler hafiften gerilmeye başlıyor.

‘Birazdan kavga çıkacak’

Yanımda duran beyefendi ailesiyle beraber Ankara’dan gelmiş. Uçakları 10.20 ancak Ankara’daki gecikmeli kalkınca Paris uçağını kaçırmışlar: “Kaptana İstanbul’a Paris yolcusu olduğumuzu iletmesini istedik ama nafile. 10.20’de kapıdaydık ama almadılar bizi. Uçak 45 dakika rötar yaptı halbuki. Şikayet için THY Genel Müdürlüğü’nü arıyorum ama kapalı! Bölge müdürüne bile ulaşamıyoruz.”

Bir saat uçakta bekleyen Ankaralı aileyi esas sinirlendiren bir sonraki Paris seferi için “yedeğe” alınmaları. Yedekte 7 kişi var ve kapıdaki yetkili hangi sıraya göre alınacaklarını bilmediğini söylüyor. Beyefendi usulca yetkilinin kulağına eğilip uyarıyor: “Burada biraz sonra kavga çıkacak, farkında mısınız?”

Genç kadın yetkili, prosedürü öğrenip geri geliyor: “Sıraya göre alınacaksınız. Eğer uçarsak tabii...”

Bunu duyan gergin yolcular koro halinde söylenmeye başlayınca yetkili de kendini tutamıyor: “Büyük ihtimalle biraz daha uzayacak. Belki de iptal olacak. Havayı görmüyor musunuz?”

Duty Free’yi tavaf edenler
İkinci darbe: 45 dakika rötar. Küçücük “duty free” canı sıkılan yolcular tarafından 40 kere tavaf ediliyor. İnsanlar “koskoca havaalanında” şikâyet merci olmamasından yakınıyor. İleride 12 saattir havaalanında beklediğini öğrendiğimiz bir adam başka yolcular tarafından sakinleştiriliyor: “Olsun bak ben de 9 saattir bekliyorum. Sakin biraz!” Derken uzun boylu bir adamın “Ale ale ale” (Hadi demek istiyor) sesi ile silkiniyoruz. Gergin güruhtan “Bravo” sesleri. Uçağa çağırıyorlar! Saat 15:15.

Alkışlar eşliğinde kalkış
Nihayet uçaktayız. Herkes biraz sakinlemiş durumda ama gözler şüpheyle bakıyor. Saatime bakıyorum, bir saat geçmiş bile. Hostese ne zaman kalkacağımızı soruyorum: Hele bir kanatlardaki karlar temizlensin sonra. Saat 16.22. Birazdan herkesin içini hop edecek bir gelişme yaşanıyor. Tekerlekler dönüyor! Uçakta bir alkış kopuyor. “Hallelujah” diye bağırıyor biri.

Ve kaptanımız saat 16.45’te konuşuyor: “Anlayışınız için teşekkürler. Kalkışta 10. sıradayız. 40 dakikaya kalkmış olacağız.”

13.45’te kalkması gereken uçağımız 4 saat 15 dakikalık rötarın ardından saat 18.00’de kalkmayı başarıyor. Elbette yine alkışlar eşliğinde.

(Hürriyet)

"KOSKOCA HAVALİMANINDA ŞİKAYET MERCİİ YOK!"

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (26)

Misafir ~ 5 yıl önce
çocuk, 1. satırda haramı helali kul bilmez diyorsun, sonrada bunları yazdığın kişinin nefesinin haram olduğunu yazıyorsun. çelişki denen bir kavram var dilimizde. git oku öğren neymiş be çocuk.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
sanki şikayet etsen çözüm bulacaklar peh :)

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
bunlarin sikayet merciinden kasti herhalde bagaj,bilet,ahl deki fahis fiyata satilan yiyecek,icecekler, kapilardaki bilgilendirme panolarinda devamli boarding yazmasini vs sikayet edecekleri bir birim...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
kimin yalakasisin? kimden mamalaniyorsun? niye agrina gitti? cok mu acitti aldiginiz para haram demem? gorevini yapmayip da dunya para alan,sosyal hak alanlara bunlar haram degilse benim nefesim neden haram ? ben mi gorevimi yapmadim da,ben mi ahl de ortalik birbirine girmisken ortaliktan toz oldum,yolculardan,sorunlardan kactim da nefesim haram oldu?gorevini yapmayanlarin,torpille mevki makam sahibi olanlarin,haksizlik yapanlarin da aldigi para haramdir sen de bunu bil yagci ,yalaka....

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000