31 Aralık 2010, Cuma 10:33:00

"İPİMİ ÇEKECEK ÇOK İNSAN VAR, RAHAT OLSUNLAR!"

Hava-İş Sendikası Genel Başkanı Atilay Ayçin, mevcut yönetimle ilgili iddialara sert yanıt verdi. İşte Ayçin’in AirportHaber Haber Koordinatörü Murat Herdem’le yaptığı ve sözünü esirgemediği o röportajın ikinci bölümü...
  • sen; serverlerin guvenlikci ilkokul mezunu metreslerini yaninda uzman statusunde calistirdigi sirkette , zavalli, namusuyla 3 kurus paraya calisan iscilerin hakkini savunuyorsun. arkandayiz!
  • 2011 Yılının Tüm Dünya ve Yurdumuza Barış Kardeşlik ve Umutlarımızın Yeşerdiği Sağlık ve Mutluluk dolu Günler Getirmesini Dileriz /// EMEKLERİMİZ ve ÇALIŞAN TÜM İNSANLARIN SAYGI GÖRDÜĞÜ.EKONOMİK VE SOSYAL HAKLARIMIZIN TESLİM EDİLDİĞİ-EDİLECEĞİ GÜZEL BİR YIL UMUDUMUZDUR... HAVA İŞ SENDİKASINDA ÖRGÜTLÜ THY TEKNİK İSG TEC ÇALIŞANLARI...EMEK EN YÜCE DEĞERDİR...Saygı ve Sevgilerimizle...
  • 2011 Yılının Tüm Dünya ve Yurdumuza Barış Kardeşlik ve Umutlarımızın Yeşerdiği Sağlık ve Mutluluk dolu Günler Getirmesini Dileriz /// EMEKLERİMİZ ve ÇALIŞAN TÜM İNSANLARIN SAYGI GÖRDÜĞÜ.EKONOMİK VE SOSYAL HAKLARIMIZIN TESLİM EDİLDİĞİ-EDİLECEĞİ GÜZEL BİR YIL UMUDUMUZDUR... HAVA İŞ SENDİKASINDA ÖRGÜTLÜ THY TEKNİK İSG TEC ÇALIŞANLARI...EMEK EN YÜCE DEĞERDİR...Saygı ve Sevgilerimizle...
  • SENDİKA;SENDİKALI İŞÇİYE 40 DK DA GELEN UÇAĞIN YOLCUSUNU 1 SAAT KARUSEL BAŞINDA VALİZ BEKLETMEK DEĞİLDİR,SENDİKALI İŞÇİ MAĞDUR YOLCULARI TEKERLEKLİ SANDALYEYLE TAŞIRKEN EKMEK YEDİĞİ YERE KÜFÜR EDEN İNSAN DEĞİLDİR,SENDİKALI İŞÇİ OPERASYONU SABOTE EDEN DEĞİLDİR,EN ÖNEMLİSİ BENCE SENDİKALI İŞÇİ SAĞILAN BİRİ DEĞİLDİR!! HERKES HERŞEYİ GÖRÜYOR!! ONUN İÇİN HERKES ADAM GİBİ İŞİNŞİ YAPACAK VE ADAM GİBİDE HAK ETTİĞİ YERDE OLACAK!!! BIRAKIN ARTIK BU AYÇİN GİBİ SÖMÜRGECİLERİ....
Sendikal faaliyetleri dinledikten sonra Hava-İş Genel Başkanı Atilay Ayçin’e, muhalefeti soruyorum. Bir dokunuyor, bir ah işitiyorum... Muhalefetin iddialarına sert tepki gösteriyor, iddia sahiplerini ispata çağırıyor. İşveren ile dirsek temasında olduğunu öne sürdüğü Gökkuşağı Hareketi’nin olağanüstü genel kurul talebini, delegelere alem iddialarını, taciz olayını, başkanlık süresini ve yaşadığı iddia edilen lüks hayatı soruyorum.

‘THY YÖNETİMİ MUHALEFETİ DESTEKLEDİ’

Atilay Ayçin: Delege seçimlerinin yapıldığı dönem benim içeri alınmadığım, iş yerlerine sokulmadğımız, iş yerlerinde toplantı yapamadığımız dönem. Ne gariptir şirketle ilgisi olmayan insanlar elini kolunu sallayarak elini kolunu sallayarak girebildiler. Oralarda toplantı yapabilme olanakları sağlandı hatta ve hatta işveren yetkilisi konumundaki insanlar oradaki çalışanları o toplantılara katılmaya mecbur ettiler. Şimdi bakın iyi değerlendirmek lazım. Siz bir tarafın bir sendika yönetiminin örgütlü bulunduğu işyerlerindeki iş koluna yapılan itirazı gerekçe göstererek iş yerlerine sokulmamasını fırsat bileceksiniz, onların gidemediği yerlere üstelik şirketle hiçbir bağlantınız olmadağı halde gideceksiniz. O işyerindeki işveren yetkililerince o toplantılar organize edilecek, ordaki insanlar o toplantıları dinlemeye mecbur kalacaklar ve sonuçta orada bir sendika olacak. Yer işletme apronda yapılan toplantıyı herkes biliyor. Biz onay vermeseydik arkadaşların seçilebilme olanağı yoktu. Hata yaptılar yanlış yaptılar. 2 saat sonra delege seçimlerine girmelerine izin veren yönetimdir. o dönemde iş verenin sağladığı araçlar, genel kurula kadar yansıyan baskılar, telefonlara atılan mesajlar ve bu konuda görevlendirilen işveren yetkilisinin beyanları ortadadır, açıktır. THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu’nun bile yazılı açıklaması var. Bu yönetimin gitmesi gerektiğiyle ilgili... Uçuş işletmede yapılan delege seçimleri öncesi atılan mesaj ortada: “ Şu tarihte, şu saatler arasında yapılacak seçimde beyaz oy Gökkuşağı’nın, mavi oy Hava-iş sendikasınındır. Beyaz listeye oy at, oy attır.” Otel odalarında delege arkadaşlara yapılan baskıları buyrun delege arkadaşlar söylesin...

M.H: Delege seçimleri öncesinde çeşitli otellerde delegelerin ağırlandığı ve özel hizmetler sunulduğu iddialarına ne diyorsunuz?

A.A: Bunu kanıtlamayan şerefsizdir. Yapan da şerefsizdir, kanıtlamayan da şerefsizdir. Kalınan otel belli, kalınan otel odası sayısı belli... 22 yıldır sendikacılık geçmişim var, hesabının vermeyeceğim ne bir karar ne bir imza ne bir uygulama yoktur. Bu kadar dik dolaşmamın nedeni budur. Bütün iktidarlara kafa tutmamın nedeni budur. 22 yıldır burada kalmamın nedeni budur. Bütün çamur atmalara rağmen gelen iktidar uğraşır, giden iktidar uğraşır, gelen patron uğraşır, giden patron uğraşır, herkes uğraşır. İçeriden muhalefet uğraşır, gerçi bunlara muhalefet demek mümkün değil... Yani işverenin kendileri ile ilgili söyledikleri çok açık sözler var. Bu arkadaşlarımızın mutlaka kazanmaları gerektiği söyleniyor.

Hata, yanlış, eksik olmuştur ama kasıtlı bu kuruma zarar verecek bu kurumun örgüt içinde bulunan insanların kafasını öne düşürecek hiçbir şeyimiz olmadı. Olsaydı burada olmazdık zaten. Görmediğim cezaevi kalmadı. Adliye koridoru kalmadı. Yargılanmadığım mahkeme kalmadı. Genelkurmay Askeri Mahkemesi’ne kadar... Konuşmalarımdan dolayı, yaptığım eylemlerden dolayı, sözlerimden dolayı... Devletin objektifi altında olduğunu bilen bir insanım. Buna muhalefet demek ağır geliyor. Muhalefet böyle olmaz, çamur atmak sanatı muhalefet olmaz, çapsızlık, seviyesizlik muhalefet olmaz. Bu kurum 16 bin kişinin üye olduğu bir kurum. Bu kuruma sen aday olacaksın, aday olduğun kurumu batıracaksın, o bataklığın üzerine sen bir saltanat vaadedeceksin. Güzel bir gelecek vaadedeceksin. Bu bataklık yutar götürür seni. Bu arkadaşların yaptığı bu... Yapılan muhalefet işsiz kalan 3 tane yandaşa bu sendikada iş imkânı yaratmak amaçlı. Daha önce burada çalışan bir uzman vardı işsiz, daha önce bir eğitim sekreteri vardı işsiz, daha önce çalışan bir başka eleman vardı işsiz. Bu arkadaşlara iş olanağı yaratmak için burayı mevzu olarak kulanmaya ele geçirmeye çalışan bir anlayış bu. 8. madde dediler tutmadı, toplu sözleşmenin sonuçları tutmadı, uçucularla ilgili bizzat bu muhalefetin başındaki arkadaş bir yazı yazdı. Yarım saat sonra bir algılama sorunu oldu, ‘özür dilerim’ dedi, yazısını geri çekti. Bütün bunlar hırs. Şimdi olağan üstü talepleri var. Bu artık son çırpınış. Onun da tutmayacağını çok iyi biliyorlar.



MH: Olağanüstü seçimlerden korkuyor musunuz?

A.A: Bakın bütün samimiyetimle söylüyorum. Olağanüstünün reddetmenizin temel nedeni olağanüstüyü gerektirecek gerekçelerin olmamasıdır. Ben eğer arkadaşların olağanüstü talebinde bir toplu iğne başı kadar, bakın çok net konuşuyorum, haklılık bulsaydım, yönetimi karşıma alırdım olağanüstünü yine gerçekleştirirdim. Bu kadar nettir. Ama bir toplu iğne başı kadar değil ucu kadar haklı hiçbir neden yok. Kaldı ki bu kurum hiç kimsenin özel mülkiyeti değil. 16 bin kişinin içinde olduğu ve her geçen gün içine katılan insan sayısının arttığı bir kurum. Öyle kritik bir süreçten geçiyor ki olmakla olmamak arasında. Sözleşmeler, örgütlenmeler işten atılmalar ve emekliik böylesine can yakan bu kurumun olması veya olmaması konusunda bir ayraç oluşturan böyle bir dönemde,  vallahi kanlı bıçaklı muhalefet dahi kılıcını kınına sokar bu tehlikeli sürecin atlatılmasını beklerdi.

‘SEÇİMİ UZAK ARA KAZANIRDIM’

A.A:  ‘Ey sendika! Bu genel kurulu yapmak zorundasın...’ diyorlar. Ben zaten gideceğim genel kurula... Gidersem ne olur? Uzak ara kazanacağım seçimi bir oyla nasıl kazandığımı herkes biliyor. Genel kuruldan yana hiçbir çekincem yok. Bizim olağanüstü genel kurulu reddedişimizin nedeni genel kurulun aleyhimize biteceğinden değil bütün içtenliğimle söylüyorum. Beni de herkes biliyor onları da herkes biliyor. Benim bu anlamda burada bir sorumluluğum var, sorumlu olmaya davranmaya çalışıyorum, görevimi yapmaya çalışıyorum. Yarın arkadaşlar bizi genel kurula götürecek bir karar alırlarsa hiçbir zorluk, engel çıkarmadan o genel kurulu yaparım, delegenin önüne giderim, delegenin vereceği karara da saygı duyarım. Devam derse devam ederim yeter derse seçilen arkadaşları kutlar kenara çekilirim..

‘İŞVEREN İŞİN İÇİNDE...’

A.A: Bakın şu an olağanüstü genel kurulla ilgili toplanan imzaların toplanmasında işverenin bizzat kendisi işin içinde. Bir işyerine işverenin izni olmadan noter sokulabilir mi, sokulamaz. Peki o iş yerinde bir oda notere tahsis edilebilir mi, edilemez. ‘Ben imza vermek istemiyorum’ diyen delegeye sen imza vermezsen tabiki vermeyebilirsin tabi bunun bedelinin olduğunu düşündün mü’ denir mi? Nasıl olur bu iş? 

‘BİZİM ŞAPKAMIZLA EYLEME GİDİYORLAR’

A.A:  Muhalefetin hükümete tek lafı var mı? İşverenlere tek lafı var mı? İlgili yasalara tek laf var mı?  Yok, çünkü hazır yiyici bunlar. Kendilerinin etrafında insan yok ya nerede direniş var oraya gidiyorlar. 78 gün Ankara tekel direnişi vardı. Beni tekel işçisi iyi tanır, Tek Gıda sendikası da iyi tanır. Şimdi orada muhalefet hareketi gittiler, boy gösterdiler. Neden Hava-İş’in şapkasını kullandınız? Gökkuşağısınız... Adam gibi kendi adınla çıkacaksın. Bir başka kurumun bayrağını açarak bu kuruma muhalefet yapamazsın. Dışarıda nerede direniş var, nerede eylem var oradalar. Bu saldırganlaşmanın nedeni de yani sözleşme süreciyle ilgili söylenen hiç birşey tutmadı. Sözleşme ile ilgili dönemde de dediler ki, sözleşme bitmiş ücreti bile belirledi arkadaşlar sağolsun aslında yapılan toplantılar formalite toplantısı. E peki söylediğiniz herşeyin aksi çıktı, hiç mi utanmadınız? 8. maddeye mahkemeler hep aksi kararlar veriyor, hiç mi utanmadınız? Uçuştaki kazanımlarla ilgili yanlış yazdınız özür dilediniz, hiç mi utanmadınız? Gittiğiniz yerlerde Hava-İş dediniz  maya tutmadı yalnız kaldınız hiç mi utanmadınız? Olağanüstü diyorsunuz onun da sonuç getirmeyeceğini gördükleri için bir panik bir telaş içindeler. Yazık günah.

M.H: Hava-İş neden özel havayolu şirketlerinde örgütlenemiyor. Bildiğimiz kadarıyla muhalefetin sözcüsü Bahadır Altan dışında özel havayollarında sendikalı yok. Muhalefet göreve gelirse bu örgütlenmeyi başarabilir mi?

A.A: Şimdi muhalefet hareketinin sözcüsü arkadaş gerçekten çok başarılı çok yetenekliyse bana Pegasus’tan bir üye getirsin... Kendi lehine, sonuçta oradan gelecek delege ona gelecek, bana muhalif. Ayrıca o arkadaş bir sene temsilcilik yaptı. Bana yaptığımız en radikal eylemleri öneren arkadaştır. Laf bol ama uygulama...Bir tane  eyleme kendi yanında getirdiği pilotun ismini söylesin bana. İşten atıldığı gün burda yapılan eylemden vazgeçiren kendisidir. Ne oldu neden vazgeçirdi? ‘Atilay Ayçin’e ve yönetimine güvenmiyorum’ dedi. Niye bir ay ben yatağı yorganı uçağa serdiğimde bana güveniyordun, yanımda bangır bangır ötüyordun, ‘böyle bir sendika üyesi temsilcisi olduğun için gurur duyorum’ diyordun. Tam eyleme bir saat öncesine mi Atilay Ayçin yönetimine güvenmemezlik söz konusu oldu. 11 yıl bana güvenerek çalıştın. Seninle ilgili eylem yapacağım sabahın gecesinde sen bana engel oldun, neden o saate kadar sen benim boynumdaydın, o saate kadar eyleme karşı çıkan bir tek pilot vardı. O da Faruk Sayılır. Başından beri ‘eylemi yapmayın’ dedi Biz de ‘yapacağız’ dedik. ‘Mücadelenin temeli atılmıştır, gerekçesi ne olursa olsun sahip çıkacağız’ dedik. Sabah 6.00’larda gittim, gece 11.00’lerde çıktım. Bütün uçucuları eyleme davet ettim. Tam eylemi yapacağız, teknik hazırlıkları yapıyoruz, arkadaşlara görev dağıtıyoruz...’Bu eylem yapılmayacak’ dedi.

MH: Neden son anda vazgeçildi?

A.A: Bu sorunun cevabını kendileri versin...

M.H: Kamuoyunda Bahadır Altan’ın işten atıldığı zaman verilen desteğin,  işten çıkarılan diğer pilotlara neden verilmediği konusunda sendikaya yönelik eleştiriler de oluyor...

A.A: Onların kim olduğunu söyleyin. İşten çıkarılan pilotları aradık. Ne yapabiliriz diye soruyoruz, “ Teşekkür ederim, aramanız yeterli böyle olması uygun” diyorlar. Açın sorun! Onların vereceği cevap benim kabulümdür.

M.H: Genel Başkanlık’tan ayrılmayı düşünüyor musunuz?

A.A: Dün başkaları vardı, şimdi biz varız. Yarın tabiki başkaları olacak. Yani ilelebet biz burada kalacak değiliz. Ben 22 yıldır burdayım. Silah zoruyla ben burada oturmadım. Delege üyeler bana karşı iken gelip burayı işgal de etmedim, gasp da etmedim. Özgür iradesi ile insanların yaptığı işyeri delege seçimlerinden ve o delegelerin belirleyici olduğu genel kuruldan seçilerek geldim. Kaldı ki ben her dönem arkadaşlarımın önünü açmışımdır. Çok net söylüyorum, hiç gizlim saklım yoktur. Bensiz düşünülen her yönetime destek sunmak kaydıyla, yani başka bir muhalefet hareketi oluşturularak değil, ben geri çekilirim. Burada arkadaşlarımın hepsi bana. Her bir dönem sonrası için. ‘Hayır, bu dönem de burada kalman gerekiyor başkanım’ diyor. Şunu da çok net söylüyorum. Eleştirdiğim insanlara benzemeden de gideceğim buradan. 22 yıl uzun bir süre. İyi işler yaptım ki 22 yıldır buradayım. Kötü şeyler yapsaydım bir dönem bile kalamazdım burada. Hele Hava-İş gibi uluslararası arenada hizmet üreten bir şirkette 186 tane farklı meslek grupları farklı çıkarları, farklı gelirleri, farklı yaşam biçimleri, farklı dilleri olan insanların olduğu bir iş yerinde bir dönem dahi kalamazsınız. Ben 22 dönem kaldıysam bu benim başarımıın tescilidir.

M.H: Hava-İş’in mali açıdan denetime kapalı olduğu, hatta yönetimdekilerin bile mali bilgilere erişemediği iddiaları var.

A.A: Bu çok ahlaksızca bir suçlama. Her yönetim kurulu toplantısında mali desibal sunulur. Mecburdur mali sekreter bunu sunmaya. Var sayalım ki sen o yönetimde yalnızsın sorgulayamıyorsun. Ama o yönetime desibal gelmek zorunda. Yani o desibal sendikanın üye girdisi, aylık girdisi, harcamaları çıktısı ve nakdi. Mal varlığı bütün yönetim kurulu ve başkanlar kuruluna sunulur. Yönetim kurulu karar defterine de yapıştırılır ve bütün yönetim kurulu bunun altına imza atar. Bu arkadaş madem böyle bir çekincesi varmış, onun altına neden imza atmış. Yani ona silah dayamadık. Hadi böyle bişey oldu. Yönetime seçildin. 4 yıl... 4 dakika değil, 4 saat değil, 4 ay değil, 4 gece değil. 4 yıl... Nasıl dayandın sen buna? Ayıptır ya. Bu kurumu olamayan şeylerle suçlamak gerçekten ayıptır. Alnım bu kadar dik dolaşmanın nedeni çok açık olmamdır. Ben bu yüzden çok dilimin cezasını çektim, çekmeye de devam edeceğim. Hiç pişman değilim. Yani sürekli pislik ve bataklık üreten bir yerde onu üreten insanlarla olmaktansa onurlu bir başka yerde yaşamak benim tercihimdir. Şimdi 4 yılık süre içerisinde, bu yöneticiydi burada. 10 yıl temsilci olan arkadaş, temsilciydi. Burada sen madem bu konularda rahatsızdın, 10 yılda az bir zaman değil kardeşim. Araştırın direkt Başbakanlık talimatıyla İstanbul Vergi Dairesi’nde mali işlerden denetime tutulan bir tane sendika bulamazsınız. Ben bu baskıları yiyen bir sendikayım. Onun için söyledim, devletin büyüteci altındayım, gözetimi altındayım. Ben attığım adımın kollandığını biliyorum, ben şu odanın dinlendiğini biliyorum. Telefonlarımın dinlendiğini biliyorum, gittiğim her yerde gözlendiğimi biliyorum ve bunun çok ciddi fiziki tehlikelerini atlattım. Ben bugünlere çok kolay gelmedim. Çat kapı geliyor vatandaş. Hiç birşeye dokunamıyoruz, ‘kasanı aç, bordroyu getir, vergine bakıyım, sözleşmene bakıyor tüzüğüne bakıyor, kasada olması gereken paraya bakıyor’... Oynayamıyorsun bile. Bu defalarca yapıldı. Daha yeni 5 yıl geriye dönük denetimden çıktık. Bunu ben yapmıyorum, denetimi devlet yapıyor. Hiç korkum yok, hiç endişem yok, bir virgül hatam çıkmadı. Ayıptır ya...Yani muhalefet yapmak, karalamak değildir. Belden aşağıya vurmak değildir.  Bunu söyleyen arkadaş 6 ay bu sendikanın kapısını açmadan buradan maaş aldı. Muhalefet hareketinin işini yapabilmesi için... Bugüne kadar en küçük bir falsomun olduğunu söyleyen de olamaz. Sen eğer benimle uyumsuz bir şekilde çalışamayacağını gördüysen, onurlu bir insanın yapacağını söylüyorum. Gelirsin, ‘Başkan ben seninle yola çıktım ama gördüm ki şartlar bizim bir arada çalışmamıza uygun değil, ben bu saatten itibaren yolumu ayırıyorum’ dersin, yasada söyleniyor ne yapman gerektiği... Çeker gidersin, aslanlar gibi muhalefetini yaparsın. Sen şimdi geleceksin yemi benim bahçede yiyeceksin, yumurtayı gidip muhalefetin bahçesine yumurtlayacaksın. Böyle birşey yok. 6 ay bu sendikanın bir tek saat kapısı açılmadan uğramadan, bankamatikten maaşını çekerek, ikramiyeni de almak kaydıyla, tazminatını almak kaydıyla buradan beslendin. Onur nerede, gurur nerede, düsürtlük nerede, ahlak nerede? Ben de bundan bahsediyorum. Bana çamur atman için benden temiz olman lazım. Terbiyesizlik yapmayacak kimse, haddini bilecek. Kaldı ki ona rağmen ben bugüne değin ilk defa sizinle konuşuyorum hiç kimseye tek bir laf etmedim, etmeyeceğim de, yazmayacağım da... Yazarsam yazacak çok şeyim var. Ben Sabiha Gökçen’de işçi kokusuyla mücadelenin yanında olmak zorundayım. Beni görünce gözleri yaşarıyor insanların, bana güvendiler çünkü. Ben buradaki 3 tane vatandaşı tatmin etmek için onları ihmal edemem.



M.H: Taciz iddiaları için neler söyleyeceksiniz?

A.A: O konulara hiç girmek istemiyorum. O konuda varsa taciz eden, herkes yetişkin, herkes aklı başında insanlar. Haklarını kullanır varsa böyle bir şey biz de deriz ki var böyle birşey yapanlar da yaptıranlar da cezasını çeker. Onlara hiç girmek istemiyorum. Bu Türkiye’de ve özellikle geri kalmış ülkelerdeki muhalefet anlayışındaki ortak argümandır. Siyaseten, politika açısından zarar veremiyorsan, çamur at izi kalsın politikasıdır. Onlara hiç girmeyeceğim, onun dışında bütün sorularınıza cevap vereceğim.

M.H: Sizin çok lüks bir yaşam sürdüğünüz, çocuğunuzun Avustralya’da eğitim gördüğü şeklinde iddialar da var...

A.A: Özel hayatım ortada benim. Oturduğum ev de ortada aldığım, maaş da, yaşam standardım da ortada... Genel kurula da bunu getirdiler. Ben mal varlığımı devlete bildirmek zorundayım. Bir yanlış beyanat benim sendikacılık hayatımı bitirir. Vergiler de ortada. Neyse lüksüm anlamadım. Ofisimdeki bu koltuklar ceylan derisi koltuklar oldu. Bir lüks buysa evet o lüks. Ne diyim başka. Ama bunlar hep çarpıtıldı. Benim oğlum 9 senedir yurt dışında. Benim oğlumu ben okutmadım ki. Sınava girdi, kazandı. Oğlum orada hamburgercide çalıştı, salata yaptı. Öyle çalıştı, öyle okudu bitirdi. Yaşantısı da ortada. Yani herkesin çocuğunu herkes nasıl okutuyorsa benim bir tane oğlum var neyim var neyim yok satarım onu yine okuturum. O okuduğu sürece okur. Her şey ortada. Onu okutabilmek için çektiğim krediler ortada. Özel makam arabası dedikleri Passat marka otomobil sendikanın arabası... Üye gelir, hastası vardır alır arabayı gider. Anahtar orada duruyor. Makam arabası olsa o makam arabasını veririm. Ben burada kimin sayesinde oturduğumu biliyorum. Ben buraya insanlara ne söyleyerek geldiğimi biliyorum. İnsanlar bana oy verirken benim neler söylediğimi çok iyi bilir. İnsanların bana bakışlarını biliyorum benden ne beklediğini biliyorum. 22 yıl az bir zaman değil bir tane yanlış, bir tane falso, bir tane çürüğüm olsaydı,   ipimi çekecek çok insan var benim. Rahat olsunlar. Söyledim bakın bu oda dinlemede. Çok net söylüyorum bilerek söylüyorum, yaşadığım şeyler olduğu için söylüyorum.

"İPİMİ ÇEKECEK ÇOK İNSAN VAR, RAHAT OLSUNLAR!"

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (56)

Misafir ~ 6 yıl önce
sen; serverlerin guvenlikci ilkokul mezunu metreslerini yaninda uzman statusunde calistirdigi sirkette , zavalli, namusuyla 3 kurus paraya calisan iscilerin hakkini savunuyorsun. arkandayiz!

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
2011 Yılının Tüm Dünya ve Yurdumuza Barış Kardeşlik ve Umutlarımızın Yeşerdiği Sağlık ve Mutluluk dolu Günler Getirmesini Dileriz /// EMEKLERİMİZ ve ÇALIŞAN TÜM İNSANLARIN SAYGI GÖRDÜĞÜ.EKONOMİK VE SOSYAL HAKLARIMIZIN TESLİM EDİLDİĞİ-EDİLECEĞİ GÜZEL BİR YIL UMUDUMUZDUR... HAVA İŞ SENDİKASINDA ÖRGÜTLÜ THY TEKNİK İSG TEC ÇALIŞANLARI...EMEK EN YÜCE DEĞERDİR...Saygı ve Sevgilerimizle...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
2011 Yılının Tüm Dünya ve Yurdumuza Barış Kardeşlik ve Umutlarımızın Yeşerdiği Sağlık ve Mutluluk dolu Günler Getirmesini Dileriz /// EMEKLERİMİZ ve ÇALIŞAN TÜM İNSANLARIN SAYGI GÖRDÜĞÜ.EKONOMİK VE SOSYAL HAKLARIMIZIN TESLİM EDİLDİĞİ-EDİLECEĞİ GÜZEL BİR YIL UMUDUMUZDUR... HAVA İŞ SENDİKASINDA ÖRGÜTLÜ THY TEKNİK İSG TEC ÇALIŞANLARI...EMEK EN YÜCE DEĞERDİR...Saygı ve Sevgilerimizle...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
SENDİKA;SENDİKALI İŞÇİYE 40 DK DA GELEN UÇAĞIN YOLCUSUNU 1 SAAT KARUSEL BAŞINDA VALİZ BEKLETMEK DEĞİLDİR,SENDİKALI İŞÇİ MAĞDUR YOLCULARI TEKERLEKLİ SANDALYEYLE TAŞIRKEN EKMEK YEDİĞİ YERE KÜFÜR EDEN İNSAN DEĞİLDİR,SENDİKALI İŞÇİ OPERASYONU SABOTE EDEN DEĞİLDİR,EN ÖNEMLİSİ BENCE SENDİKALI İŞÇİ SAĞILAN BİRİ DEĞİLDİR!! HERKES HERŞEYİ GÖRÜYOR!! ONUN İÇİN HERKES ADAM GİBİ İŞİNŞİ YAPACAK VE ADAM GİBİDE HAK ETTİĞİ YERDE OLACAK!!! BIRAKIN ARTIK BU AYÇİN GİBİ SÖMÜRGECİLERİ....

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000