23 Mayıs 2011, Pazartesi 08:23:55

"GÜNDE 25 SAAT ÇALIŞIYORUZ"

Global havayolu şirketleri tribülansa girerken, krizi fırsata çevirmeyi başaran THY, yarım trilyon dolarlık dünya pazarından aldığı payı giderek arttırıyor. Dünyada network ağı en geniş 8. havayolu şirketi olan THY, dünya birinciliğine oynuyor.
  • THY ye baslayali yillar oldu. O zamanlar, Havacilik IETT degildir deniyordu. Burayi yonetemezsiniz deniyordu. Isin dogrusu, sirketini seven ve basarili olmamizi isteyen hemen hemen yoktu. Cok azdi. Bizim basarisizligimiz icin yanip tutusanlar vardi. Sendika en basinda gelendi. Biz basarisiz olunca THY zarar gorecekti ama yine de bunu istiyorlardi. Yorumlari okuyunca, ayni kafada olan bir suru insanin varligini goruyorum. Hadi o yillarda mazeretiniz vardi. Bizi tanimiyordunuz. El insaf, el insaf. Hiz mi vicdan yok sizde. Hic mi biseyler basarmadik. THY ayni THY mi? Bi arkaya donup bakin. Hangi konuda sirketi daha kotuye goturduk? Kendinize samimi olarak bir sorun.
  • Adam anlatmis anlayana ama anlamak isteyene yapilacak bir sey yok herkes isine bakacak kimi uruyecek kervan yuruyecek. Dogru yoldasin thy bunu dusmanlarin da biliyor ama itiraf edecek yurekleri yok
  • adam okadar yazmış sizin takıldıgınız konu 24 saat :)
  • Arkadaşlar bir dakika, bişey dikkatimi çekti.Bir gün 24 saat değilmi yahu?Temel reiz bizimi yiyor yoksa farklı bir zaman kavramımı var acaba?
THY Genel Müdürü Temel Kotil: Pasifik Okyanusu’nun doğudaki ucu Japonya ve Güney Kore’den, Batı ucundaki Kaliforniya sahillerine, Tokyo’dan Seul’e, Los Angeles’a da uçuyoruz. THY olarak uçağımızla bir yolcumuzu Pasifi k’in bir ucundan alıp, güneşi de takip ederek Pasifi k’in diğer ucuna getiriyoruz.

Türkiye 2002 yılının sonu ve 2003’le birlikte havacılık sektöründe hızla gelişmeye başladı. Bu tarihten sonra uçağa binmek artık otobüsle seyahat etmek kadar doğal hale geldi. Özellikle Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın gayretleriyle ortadan kalkan ağır vergilerle sektör oldukça rahatladı ve sırtındaki kamburlardan kurtuldu. Neredeyse yüzde 50’lik ek maliyetlerden kurtulan havacılık sektörü bu 2011’e gelindiğinde 5 kat büyüdü. Bu büyümede amiral gemi konumundaki Türk Hava Yolları ise hem cirosunu, hem yolcu sayısını hem de filosunu en fazla arttıran kurum olarak göz doldurdu.

Türkiye ekonomisine sunduğu katma değerin yanında markalaşma yolunda attığı adımlarla ülkemizin adını dünyaya duyuran THY, uluslararası pazarda liderliğe oynamaya başladı. 2008-2009 yılında yaşanan krizde global şirketler batma noktasına gelirken THY karlılığını arttırarak tüm dikkatleri üzerinde topladı. Krizi fırsata çevirmeyi başaran ve her geçen gün biraz daha büyüyen THY’yi ve havacılık sektörünün durumunu mercek altına alan Turcomoney; THY Genel Müdürü Temel Kotil’le özel bir röportaja imza attı. Kotil’le bu önemli konuyu konuşmak için Atatürk Havalimanı’nın karşısındaki THY Genel Müdürlüğü’ne gidiyoruz. Binanın girişinde bizi birbirinden ilginç uçak maketleri karşılıyor ve daha sonra son yılların en başarılı yöneticilerinden Temel Kotil’le buluşuyoruz. Kotil; Türkiye’nin köprü olma avantajını iyi kullanması gerektiğine özellikle vurgu yapıyor ve havacılık sektöründe büyümek için tüm fırsatların elimizde olduğuna işaret ediyor. Şu anda ülkemizde havacılık sektörüne giren yerli-yabancı firmaların bu potansiyelin bir sonucu olduğunu savunan Kotil; yakın dönemde bu sürecin genişleyerek devam edeceğini ve Türkiye’nin bu anlamda cazibe merkezi haline dönüştüğünü söylüyor.
Akademisyen olmanın yanında, sempatik ve başarılı Genel Müdür’le genelde havacılık sektörünü, özel de ise THY’nin elde ettiği başarıların arka planını konuştuk. İşte dünyanın en büyük 8. Şirketi olan THY Genel Müdürü Temel Kotil’e sorduğumuz sorular ve aldığımız yanıtlar:

Nisan’daki Genel Kurul’da yeniden THY Genel Müdürlüğüne seçildiniz. Uçuş yapılan noktalar, uçak filonuz, yolcu adedinizdeki durum, yurtiçi ve yurtdışı hatlar konusunda neler söyleyeceksiniz?

Şirketimiz çok köklü bir şirket ama her zaman aynı şekilde gelişmedi. 1998–2003 arası bir duraklama dönemi var. 2003’e kadar aynı yerde kalınmış. Şirketin 10 milyon yolcusu var. 5 milyon yurtiçinde iç hat yolcusu ve 5 milyon dış hat yolcusu. Bu dönemde de kar-zarar değişik yıllarda meydana gelmiş. Bu da stabil olmayan bir durum anlamına geliyor. Zaten şirketler ya büyüme modundadır, ya durağan dönemlerde instabil durumda olur. Kar edebilirler ancak kar ve zarar orada birbirine arkadaş olmuştur. Çünkü stabil duruma geldikten sonra dinamikleri de bir miktar azalmış oluyor yani fark oluşturma yeteneği azaldığı için zaten stabil durumda oluyor. Aslında yapılanma ve büyüme ondan sonra oluyor. Büyüme ve kelimenin tam anlamıyla sıçrama noktası Sayın Ulaştırma Bakanımız Binali Yıldırım’ın dönemidir. 2002 sonu ve 2003 yılından sonraki dönemden bahsediyoruz. Her ne kadar THY olarak kendi dinamiklerimiz olsa da havacılık olarak olaya bakarsak yalnızca THY değil, THY dışındakiler de bir oyuncu oldukları için, sektöre katkıda bulundukları için hepsi bu büyümeye katkı sunmuş. Peki havacılık sektörü Türkiye’de ne kadar büyüdü? İç hatlarda 5 kat büyüme gerçekleşirken, yolcu sayısı bu dönemde dış hatlarda da yaklaşık 2.5 kat arttı. Bu büyümenin amiral gemisi THY olarak biz olduk. Diğer havayolları da büyümeye katkıda bulundu. Ama bu büyümede hükümet tarafından ortaya konan politikaların etkisi çok büyük. İlave vergiler vardı havacılık sektöründe Sayın Bakanımız onları kaldırdı, akaryakıt üzerinde sınırlandırmalar vardı, havayolu vergileri vardı. Bunların tümü kalkınca sonuçlar da çok pozitif oldu.

Eskiden uçağa binmek lüks sayılırdı ama artık uçağa binmek, otobüse binmek kadar kolay hale geldi. Bu değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hükümetler sektörü nerede konumlandırırsa sektörler de kendilerini orada şekillendirirler. Bu normaldir. Çünkü alınan kararlar biz havayollarına oynayacağımız alanı oluştururlar. Sn. Bakan öncesi ve Sn. bakan sonrası dönemlerden bahsediyoruz. Özel vergiler vardı, deprem vergisi v.s. biliyorsunuz. İç hat yolcu fiyatlarında Euro bazında % 50 bir azalma gerçekleşti ve bu fiyat düşüşleri yolcu sayısına yansıdı. Dediğiniz gibi uçağa binmek otobüse binmek kadar kolay hale getirildi. Bunların tamamı sektörün, sırtındaki yüklerden kurtarılmasıyla ilişkilidir.

YILSONUNDA FİLOMUZ 184 UÇAĞA ULAŞACAK
Filo olarak ne durumdasınız?
Filo olarak da durum şöyle; yine aynı şekilde geriye gidersem 2002’de filo rakamları 60 uçaktı, geçen seneyi 150 uçakla kapattık. Bu seneyi 184 uçakla kapatacağız. 2003 yılından bu yana filo büyüklüğünde yüzde 137’lik artış kaydettik. Koltuk sayısındaki artış ise 3 kat. Uçak sayısı 3 kart artmadı ama koltuk sayısı daha önemli bir rakam.

Yaş ortalaması kaç filonun?
THY’nin uçak filosunda ortalama yaş 6.5. Diğer özel havayolları da 7-8 civarındadır. Dolayısıyla Türkiye’deki uçak yaşı Avrupa’dakinden daha gençtir. Avrupa’da yaş ortalaması yaklaşık 17. Bu anlamda THY Avrupa’nın en genç filosuna sahiptir.

35 MİLYON YOLCU VE 7.5 MİLYAR DOLARLIK CİRO HEDEFLİYORUZ
Yolcu sayısında nasıl bir trend izledi THY? Koltuk sayısı 3 katı arttı dediniz.
Şimdi bizim iç hat yolcumuz 2010’da 5’den 15’e geldi. Ama havacılık 5 kat büyüdü. Demek ki sıfırdan gelen havayollarının da katkısı var. Dış hat yolcumuz da yaklaşık olarak 5 milyondan 15 milyona geldi. Dolayısıyla biz iç hat ve dış hatta 3 kat büyüdük. Ama bu yıl 35 milyon yolcu hedefliyoruz. 2003’ü referans alırsak her yıl artım miktarı neredeyse bir THY yapıyor. Ancak ciro artışı daha enteresan. 2002-2003 referans alırsak 1.5 milyon dolar bu. Geçen seneyi 6 milyarla kapattık. Bu yıl 7.5 milyar dolar hedefliyoruz. Paranın çoğu yurtdışından geliyor. Biz geçen yıl yaklaşık 4 milyar dolar para getirdik Türkiye’ye. Yurtdışına giden paraları çıkartırsak( Akaryakıt vs) bu paranın %44’ü Türkiye’de kalıyor.

DÜNYADA YARIM TRİLYON DOLARLIK PASTA VAR!
Hem dünya havayolu şirketleri arasında önemli bir oyuncu olacaksınız, hem de yurtiçinde uygun fiyata uçan rakiplerinizle mücadele edeceksiniz. Uygun fiyata uçuşlar var onu nasıl aşacaksınız?
Çok basit, şöyle: Elma ağaçları birbirlerine 3.5 metreden yakın dikilirlerse birbirlerini etkiliyorlar. Güneşi paylaşıyorlar, suyu paylaşıyorlar ikisine yetecek kadar da olmayınca ikisi de bodur kalıyor. Bizim rakiplerimiz Fransa’da, Almanya’da, İngiltere’de oldukları için sorun yok. Tabi iç hattakilerle de yarışırız, onları da boş bırakmayız. Ancak asıl rakiplerimiz dünya. Dünya çok büyük bir pazar. Dünya havacılığı toplamı yaklaşık yarım trilyon dolar. 530 milyar dolar. Bu paranın 7.5 milyar dolarını, yani % 1.6’sını biz alıyoruz. Avrupa bunun % 28’ini, ABD bu pastanın % 31 ‘ini alıyor. Sonuçta daha çok para var. Dünyadaki transfer yolcularının % 66’sı Türkiye’den geçiyor.

Siz Air France ve Lufthansa bizim rakiplerimiz değil mi diyorsunuz?
Hayır. Onlar büyük havayolları, hiç küçümsemiyoruz. Ama dünyada en büyük olmak istiyoruz. Biz İstanbul’u dünya havacılık merkezi yapmak istiyoruz. Sonuçta % 66 potansiyel burada. Bu nedenle dünyada en büyük olabilme hedefinin izahatı çok kolay. İstanbul bu kadar şanslı bir yerde. Düşünsenize zengin Avrupa’ya 3-4 saat bir mesafedeyiz. Kimler var? Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya. Bizim tek koridorlu uçaklarımız bu mesafede uçtuğu zaman ki 160 yolcu kapasitesine sahipler. Kaldı ki; bu uçakların en ideal çalışma şartları bu mesafede olabilir çünkü bu mesafelerde giderler minimum oluyor. Bu mesafede bizim küçük uçaklarımız çok fonksiyonlu olduğu için en az büyük uçaklar kadar verimli çalışıyorlar. İstanbul o kadar güzel bir yerde ki; bütün müşteriler tam istediğimiz yerde bizi bekliyorlar. Dubai’de olduğu gibi çok uzakta değiller. O zaman büyük uçak kaldırmak zorundasınız, o zaman o kadar da yolcu bulmak zorundasınız aksi halde zarar edersiniz.

İPEKYOLU HİKAYESİNDEN İLHAM ALARAK BÜYÜDÜK
İleriye dönük hedefiniz nedir?
En büyük planımız aslında “İpek Yolu” projesine benziyor... “İpek Yolu” nu biliyorsunuz. UNESCO’nun da sponsoruyuz ve geçtiğimiz günlerde UNESCO’nun yaptığı bir toplantıya katıldık. O toplantıda akademisyenler İpek Yolu ile ilgili konuşuyorlardı. Orta Asya’da yaşayan Türkler, bozkırda yetiştirdikleri atları Çin’e ipek ve baharat karşılığı satıyorlardı. Yani barter yapıyorlardı. Oradan aldıkları ipek ve baharatları çift hörgüçlü develer ile Semerkan ve Buhara’ya oradan da Anadolu ve Avrupa’ya dağıtıyorlardı. Özetle tacirlik yapıyorlardı. Türklerin en büyük maharetidir aslında tacirlik. Bizler dünyanın en iyi tacirleriyiz ancak bunu unutmuşuz, şimdi yeni yeni hatırlıyoruz. Zenginleştikleri için de Semerkant ve Buhara o zamanın önemli kültür merkezlerinden oluyor. Bu şu anlama geliyor; Türkler geçmişten bugüne iki kültür arasında köprü vazifesi görüyor. Olay yalnızca ipek ve baharat taşımakla ilgili değil, aynı zamanda masalları taşıyorlar, hikayeleri taşıyorlar Sinbad gibi. Özetle kültür taşıyorlar yani. İpek Yolu bir köprüdür işte. Köprünün bir ucunda o zaman Çin, bir ucunda Avrupa ve Anadolu var. Bu olunca da zaten zenginlik ortaya çıkıyor. Para çıkıyor ortaya, türküler ve masallar ortaya çıkıyor. THY olarak biz de aynısını yapıyoruz. TH iç hatlarda yolcu sayısını 3 kat arttırdı. İç hatlarda yolcu sayısı ise genel anlamda 5 kat arttı. Diğer hava yoları da sıfırdan gelip bize kadar ulaştıkları için 5 kat artmış oldu. İç hatlarda çok güzel havacılık aktiviteleri oldu. Sayın Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ı tebrik etmek lazım. Dış hatlarda ise biz Avrupa’da zaten çok güçlü bir hava yoluyduk ve daha da büyüdük. Buradan Avrupa’ya olan köprüyüz. Köprünün bir ucunda Türkiye, bir ucunda Avrupa bulunuyor. Biz bunu yaklaşık 2.5 kat arttırdık.

ÜZERİNDE GÜNEŞ BATMAYAN ŞİRKET
Köprü olmayı başardığı için büyüyen THY, üzerinde güneşin batmadığı bir şirket oldu diyebilir miyiz?
THY gibi Türkiye de köprü olma şansını iyi kullanmalı. Şöyle ki; Pasifik Okyanusu’nun doğudaki ucu Japonya ve Güney Kore’dir. Batı ucu da Kaliforniya sahilleridir. Biz THY olarak Tokyo’dan Seul’e, Los Angeles’a da uçuyoruz. Uçağımız bir yolcumuzu Pasifik’in bir ucundan alıp, güneşi de takip ederek Pasifik’in diğer ucuna getirebilir. Tek kapsamadığımız Pasifik Okyanusu’nun kendisidir. Orada da Hawai dışında yer yok. Olsa mutlaka oralara da uçardık. Yolcu olsun Ay’a bile uçarız.

KRİZİ FIRSATA ÇEVİRDİK
Özellikle kriz döneminde 2009’dan sonra pek çok havayolu şirketi batma noktasına geldi. Siz bu dönemde de kardaydınız ve büyüdünüz peki bunu nasıl başardınız?
Aslında bu sorunun cevabı da ipek yolunda saklı. Yeter ki köprü olmayı bilin, gerisi kolay. İster fikirlere köprü olun, ister yolculara köprü olun hep kazanan oluyorsunuz. Köprü kullanıldığı zaman değeri artıyor. İstanbul’dayız paralı yollar var biliyorsunuz. TEM’in belirli bir kilometresi için bir miktar para ödeniyor ama Boğaziçi ya da Fatih Sultan Mehmet köprüsünden geçerken daha çok para ödüyoruz. Neden çünkü köprü önemlidir. Köprüden geçmek her zaman pahalıdır. Köprü olan her zaman kazanır. Biz de THY olarak krizde köprüden para kazandık. Bizim köprümüz ne? Avrupa’ya, Türkiye’den köprümüz vardı. Ama köprünün bir ucu Türkiye ‘de bitiyordu. O zaman havayolu olarak bizim alabildiğimiz Pazar payı neydi? Türkiye’ye gelen herkesi alabiliriz. Şu an Türkiye’ye gelenlerin % 70’ini biz alıyoruz. Tarifeli seferlerle gelen yolcuların % 70’i bizde. Bunun %100’ünü alırsak bekleyeceğiz ki bir tane daha yolcu gelsin. Biz bu dönemde önemli bir projeye hayata geçirdik ve minnacık Ortadoğu pazarını kocaman yaptık. Yaklaşık olarak Avrupa pazarı seviyesine getirdik. Tabii ki; Avrupa pazarından aldığımız payı da arttırdık. Bu tablo şu anlama geliyordu; Avrupa’dan gelip, Ortadoğu’ya gitmek isteyenler bizim köprüden geçti ve paralarını bize verdiler. Köprüden geçiş pahalıdır. Ondan sonra Uzakdoğu pazarını büyüttük, Afrika pazarına geçtik. Bir miktarda o pazarı büyüttük. O zaman biz ne yaptık, köprümüz Türkiye’de son buluyordu Ortadoğu’ya, Afrika’ya, Uzakdoğu’ya ve Amerika’ya yeni kollar attık, alternatifler sunduk. Yalnız Türkiye’ye gelen yolculara değil, Türkiye’de soluklanıp devam eden yolcuları da biz taşıdık. Bu pazar çok büyük. Elbette bütün yolcuları biz taşıyamayız. Ama yarım trilyon doların çeyreği teorik olarak mümkün, bu alınabilir. Pratikte de imkansız değil. THY olarak uçuş yaptığımız noktaları arttırdık ve yelpazemizi genişlettik. Bu yolla krizi fırsata çevirmeyi başardık.

THY MARKA BİLİNİRLİĞİNİ ARTTIRDI
Kurumsal anlamda dünyada markalaşma yolunda önemli adımlar atarken ses getiren projelere imza attınız. Beklediğiniz geri dönüşümü alıyor musunuz?
Bizim pazarımız dünya. Bu nedenle çeşitli sponsorluk anlaşmaları ve işbirlikleriyle kültür, sanat ve spora destek olan projelere imza attık. Bu alandaki çalışmalarımız güzel ses getirdi. Afrika hepimizin çok merak ettiği ve sevdiği bir yer. Bizim valizlere bağladığımız kırmızı yuvarlak etiketlerden küpe yapmışlar bu çok hoşumuza gitti. Bizim amacımız yeryüzündeki herkese THY’yi anlatmak. Bunu nasıl yapacaksınız? Dünyanın büyük markaları ve büyük sanatçılarıyla bir arada olacaksınız. Yaptığımız reklam çalışmaları ve dev projeler çok markavari oldu ve iyi ses getirdi. Örneğin Tayland’da THY’yi bilmeyen yok.

THY ülkenin tanıtımına da katkıda bulunuyor değil mi?
Elbette bulunuyor. Uçtuğumuz her yere Türkiye’nin adını da götürüyoruz. Biz paranın peşinden koşuyoruz, ülkenin tanıtımına yaptığımız katkı da eşantiyon geliyor diyebiliriz.

Yurtdışında Galatasaray iyi bilinir, cimbom denince herkes tanır. Şimdi THY de biliniyor ve güzel bir noktaya varıldı. Peki hedefe ulaştınız mı?
Hayır hedeflerimiz ulaşılmaz. Belirli bir yol aldık elbette. 1.5’tan, 7.5’a geldik. 5 kat büyüdük. 5 kat daha büyürsek dünyanın en büyük havayolunu geçmiş olacağız. Durmak yok.

VİZELERİN KALKMASI EKONOMİYE DOPİNG ETKİSE YAPACAK
Afrika’da Saga ile vize kolaylığı söz konusu öte yandan Rusya’yla da vize kalktı. Vizelerin kaldırılmasının ne tür yansımaları olur?
Türkiye havacılıkta çok şanslı bir ülke Dünyanın hiçbir yerinde hükümetlerin devlet büyükleri, havacılık için bu kadar çalışmazlar. Vizelerin kaldırılması sadece havacılığın değil başka sektörlerin de işine yarıyor ama bu durum havacılık için süper. Düşünün vize olmadan Rusya’ya gideceksiniz. Vize almak zor değil ancak insanı zihinsel olarak geriye itiyor. Yani gitme konusunda tereddüt yaşıyorsunuz. Bunu Suriye’de net olarak gördük. Eskiden Suriye’ye en fazla haftada 4 sefer yapardık şimdi ise Halep ve Şam dahil günde 4 sefer yapıyoruz. Sefer sayısı ortalama 7 kat artmış. Bunu pek çok ülke için örnek verebiliriz. Türk hükümetinin açılım politikaları ciddi anlamda bize yarıyor. Ama bizim de uçmamız ülkemize yarıyor, buna çarpan etkisi diyorlar, sinerji diyorlar, bereket diyorlar.

Ortadoğu’daki ayaklanmaların olumsuz etkilerini görmediniz mi, ilerisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Olumsuz etkilerini görüyoruz tabii ki. Mesela Libya’ya uçuşlarımız durdurduk. Keşke durdurmak zorunda kalmasaydık. Uçuşlarımızın ötesinde o bölgedeki insanların durumu bizi daha fazla üzüyor elbette. Umarım en yakın zamanda bölge durulur ve orada yaşayan halk demokrasi ve huzura bir an evvel kavuşur.

Kısa vadede nasıl yorumluyorsunuz Ortadoğu’yu?
Libya pazarı kapalı bizim için. Ama onun yanında Cezayir pazarı büyüdü. Tunus pazarı kendini topladı. Lübnan’da sorun vardı, bitti oralar toparlandı. Mısır da düzeldi, Yemen’de sorun yok, belki az uçuyoruz buraya onun için etkilenmedik diyebilirim. Japonya'daki deprem ve sonrasında yaşananlar durumu etkiledi. Bütün bu gelişmelere rağmen bugün dünyada 8.büyük havayoluyuz. Uçtuğumuz nokta sayısı açısından 8. sıradayız. Bu ne demek? Bizim meyve ağacı her taraftan su topluyor demek. Bir yerde bir kriz varsa, diğer tarafa yönelebiliyoruz.

Atatürk Havalimanı’nın yetersiz kalması ile ilgili uçakların havada tur atmaları söz konusu oluyor ve ekonomik kayıplar yaşanıyor bununla ilgili neler söyleyeceksiniz ?
Bahsettiğiniz durum son dönemlerde artık yaşanmıyor. Aslında Kasım-Aralık’tan sonra bizim kalkışlarımızda zaman zaman yaşadığımız sorun da ortadan kalktı. Keza bu sorunların çözülmesi için çok yatırım yapıldı. Avrupa’da zamanında kalkmada 3.sıradayız. Amacımız 1.olmak. Daha önce birinci olmuştuk aslında ancak kaybettik o birinciliği geri alacağız. Biz günlük yaklaşık 800 sefer yapıyoruz. Bu seferlerin 700’ü zamanında gerçekleşiyor. Sıfıra çekmek mümkün değil ama havaalanı yeni yatırımlar yapıyor, daha iyi olacak.

Sırbistan Hava Yolları JAT’ı alma girişimleriniz ne aşamada?
O iş ihale aşamasında hala bekliyoruz. Bizimle ilgili bir durum yok ihaleye çıkmalarını bekliyoruz. Daha teklif verme aşamasına gelemedik. Bu durumda bekleme modundayız.

THY ULUSLARARASI HAVAYOLU ŞİRKETLERİNE MODEL OLDU
THY’nin başarısına dünyanın bakışı nedir, nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Türk Hava Yolları dünyanın en iyi havayolu şirketi olmak için çalışıyor. Özellikle kriz döneminde kar ederek büyüme trendine girmemiz uluslararası anlamda dikkat çekti. Başarımızın arkasında yatan nedenler merak edildi. Hatta gelişim grafiğimizle ilgili Avrupa Birliği’ne bir rapor sunduk. AB kendi ülkelerindeki havacılık sektörüne ekstra vergi getirmek istiyordu. THY olarak biz, Türkiye’deki uygulamayı ve sonuçlarını rapor halinde düzenleyip kendilerine sunduk. Bizde de ekstra vergiler olsaydı ciromuzu katlayamaz ve bu kadar büyüyemezdik düşüncesini kendilerine anlattık. Bu anlamda THY’nin artık uluslararası arenada görüşü alınan, söylemlerine önem verilen ve alanında model olan bir konuma ulaştığını söylemek mümkün.

EN BÜYÜK SOSYAL SORUMLULUĞUMUZ TÜRKİYE’YE MORAL OLMAKTIR
Sosyal sorumluluk projelerinden bahsedelim isterseniz bu alanla neler yapıyorsunuz?
Birçok projemiz var ama kişisel olarak bir kısmının içinde ben de oluyorum ki onları daha çok seviyorum. Kızılay’la sürekli beraber çalışıyoruz. Dünyanın neresinde bir şey olsa, bize ihtiyaç olsa hemen oradayız. Gerçi başbakanlık paramızı ödüyor ama biz de elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz. Sponsorluklarımız marka olmaya yönelik çalışmalar, sonuçta biz ticari bir kuruluşuz. Fakat en önemli sosyal sorumluluğunuz nedir diye soruyorsanız, en büyük sosyal sorumluluğumuz Türkiye’ye moral olmaktır, Türkiye’nin ekonomisine katkı sunmaktır, Türkiye’nin adını dünyaya duyurmaktır derim.

HEDEFİMİZ GÜNDE 25 SAAT ÇALIŞMAMIZI GEREKTİRİYOR
Başbakan ve Cumhurbaşkanı Gül’ün size ziyaretleri olmuştu. Ve Gül demişti ki “THY, Türkiye’nin yükselen simgesi oldu.” Bu cümle size nasıl bir sorumluluk yükledi?
Elbette Devlet büyüklerimizin bu yaklaşımları bizleri gururlandırdı ve sorumluluğumuzu biraz daha arttırdı. Bu sorumluluk tabiri caize günde bırakın 24’ü, 25 saat çalışmamızı gerektiriyor. Espiri bir yana hedefimiz büyük ve bu hedefe ulaşmak için gerçekten çok çalışıyoruz. Yalnız ben değil, birçok arkadaşım da gün boyu çalışıyor. Başarı zaten böyle geliyor. Rakamsal olarak bakacak olursak biraz daha bu başarıyı net görebiliriz: 1700 hostesimiz vardı şimdi 5500 oldu. 640 pilotumuz vardı 2200 oldu. Toplam nüfusumuz 12.000’den 16.000’e çıktı. Demek ki; biz operasyondaki insan sayısını arttırdık. Ofislerde pek kimse kalmadı, oraya da bilgisayarları koyduk. Herkes bizim gibi personel alırsa % 10 gibi, nüfus artışımız da %10 her yıl, Türkiye’de işsizlik diye bişey kalmaz.

Başarılı bir yöneticisiniz ve pozitif yönünüzle dikkat çekiyorsunuz Bu kadar büyük sorumluluğunuzun yanında bunu nasıl başarıyorsunuz. Bu kadar stres altında agresif olmamayı nasıl başarıyorsunuz?
Ben stres hakkımı öğrencilik yıllarımda ve önceki işlerimde kullanıp, bitirdim. Daha önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde daire başkanı olarak çalıştım. Oradaki işim de oldukça stresliydi. Başbakanımız o dönemde İstanbul Belediye Başkanıydı. Sabahlara kadar çalışırdık. Bunun dışında hocalık yaptım, o işte stresliydi. Öğrencilerin bilgisayar çıktısı alacak kağıtları bile yoktu. Öğrenciliğim Amerika Michigan’da geçti ve o da çok zordu, 2 master 1 doktoram var. Biz buraları bitire bitire geldik ve stresi oralarda bıraktık. Özetle bir şirkette üst düzey yöneticiyseniz stresli olmaya, agrasif davranmaya hakkınız yoktur. Hem bunun size ve çevrenize de bir yararı yoktur.. Eğer şirket yönetiyorsanız sakin olmanız gerekir.

Peki THY Genel Müdürlüğü göreviniz boyunca sizi en çok strese sokan olay nedir diye sorsak?
En stresli dönemimiz Amsterdam’daki kazamızdı, ama orada bile sakin tuttuk kendimizi. Bir noktadan sonra kendinizi iyi yönetebiliyorsunuz. Stres başarıyı iter. Bizse başarıyı isteriz. Kardan zarar, ya da zarardan kar ettim deriz ya aynen durum böyledir. Bizim için kar marjının ne olduğu değil, nasıl değiştiği önemlidir. Her noktada süper karlar yoktur. Arkadaşlara filan şu kadar kar etti, sen ne kadar kar ettin diye sormayız. Deriz ki kaç basamak üste çıktın. Hayat felsefemizin böyle olması gerek.

Son olarak eklemek istediğiniz?
Türkiye bir köprü. Köprünün bir ucu bir kültüre, bir ucu başka bir kültüre dokunuyor. Altını çizmek gerekiyor ki; köprüden geçmek pahalıdır. Hele hele Ortadoğu ve Avrupa arasındaki bir köprüden geçmek oldukça pahalıdır. Türkiye köprü olma şansını iyi kullanmalı.

(Turcomoney.com)
"GÜNDE 25 SAAT ÇALIŞIYORUZ"

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (12)

Misafir ~ 6 yıl önce
THY ye baslayali yillar oldu. O zamanlar, Havacilik IETT degildir deniyordu. Burayi yonetemezsiniz deniyordu. Isin dogrusu, sirketini seven ve basarili olmamizi isteyen hemen hemen yoktu. Cok azdi. Bizim basarisizligimiz icin yanip tutusanlar vardi. Sendika en basinda gelendi. Biz basarisiz olunca THY zarar gorecekti ama yine de bunu istiyorlardi. Yorumlari okuyunca, ayni kafada olan bir suru insanin varligini goruyorum. Hadi o yillarda mazeretiniz vardi. Bizi tanimiyordunuz. El insaf, el insaf. Hiz mi vicdan yok sizde. Hic mi biseyler basarmadik. THY ayni THY mi? Bi arkaya donup bakin. Hangi konuda sirketi daha kotuye goturduk? Kendinize samimi olarak bir sorun.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Adam anlatmis anlayana ama anlamak isteyene yapilacak bir sey yok herkes isine bakacak kimi uruyecek kervan yuruyecek. Dogru yoldasin thy bunu dusmanlarin da biliyor ama itiraf edecek yurekleri yok

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
adam okadar yazmış sizin takıldıgınız konu 24 saat :)

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Arkadaşlar bir dakika, bişey dikkatimi çekti.Bir gün 24 saat değilmi yahu?Temel reiz bizimi yiyor yoksa farklı bir zaman kavramımı var acaba?

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000