09 Şubat 2009, Pazartesi 07:47:35

First Class ve Business Class uçanlar...

Referans Gazetesi yazarlarından Ertuğ Yaşar, için de siyasilerin çocuklarının da olduğu bir kaç uçuş hatırasını köşesine taşımış...
  • tosundan sonra hamdoşunda maceraları gelecek gündeme çok yakında
  • Cumhurbaşkanının oğlunun reşit olmadan (sanki ev gezmesine giden anne-babanın yanında dolaşan bir çocuk gibi) Suudi Kralının karşısında ne işi var.Kadir topbaşın oğlunun kaçak işyerinin boğaz kıyısında ne işi var.Tayyip erdoğanın oğlunun ve gelininin gizli altın şirketi ortaklığında ne işi var?Melih gökçekin mal beyanında olmayan iki evinin tapusunun ortaya çıkmasının konumuzla ne ilişkisi var...var.. var.. var..bitmez bunlar..durmak yok rezalete devam soyguna devam...
  • Ya gerçekten inanılmaz.Şimdi Cumhurbaşkanı'nın oğlu ekonomide uçunca AFERİN oluyor.Ama bakıyorumda Ertu Bey'in kendisi ''çalıştığı şirketlerin'' kıyakları sayesinde bir kez olsun bile ekonomide uçmuyor. :) Hep önyargı hep önyargı!!!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı CHP'li Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakanın iki oğlunun Cihan Kamer'in çocukları ile ortaklığını ortaya çıkardı ve bu ortaklığın "ahlaka ya da yasalara uymayan bir ilişki olduğunu" ima ediyor.

Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül'ün küçük oğlu Mehmet Emre'nin babasının Suudi Arabistan gezisine, iş adamları heyeti içinde katılması da önemli bir haber gibi duyuruldu.

Cumhurbaşkanı ya da başbakanların çocukları ile ilgili benim de, yirmi yıla yaklaşan iş yaşamımda bazı deneyimlerim oldu. İlk deneyimim, Turgut Özal'ın büyük oğlu Ahmet Özal ile ilgilidir. Sanırım 1992 ya da 1993 olmalı. Yani Turgut Bey başbakanlığının ardından Cumhurbaşkanı olmuştur. Turgut beyin döneminde oğulları ve kızları ile ilgili dedikodular hiç bitmemişti. Ahmet Bey, dönemin güçlü adamıydı. Hatta şimdi adı Star olan Türkiye'nin ilk özel televizyon kanalını Uzanlar, Ahmet Özal ile ortak "Magic Box" adı ile kurmuşlardı.

O yıl ben Tekstil İhracatçılar Birliğinde "yeni yetme" bir analist olarak çalışıyordum. Kota görüşmeleri için Brüksel'e giderdik. Ama hem THY'nin doğrudan uçuşu olmadığı için, hem de heyette yer alan "zengin" tekstilciler o günkü THY'nin güvenlik ve hizmet standartlarını beğenmedikleri için, İsviçre havayolu Swissair ile Zurich aktarmalı uçardık.

İşte o yolculukların birinde, Zurich İstanbul uçuşunda, Ahmet Özal'ı First Class'da görmüştük (biz de business class uçuyorduk). Heyetteki zengin iş adamlarımızdan biri, "daha Türkiye'de first class'da uçacak iş adamı yokken Ahmet nasıl oluyor da first'te uçuyor" diye hayıflanmış ve bazı dedikodulara inandığını ima etmişti.

Ama hazıra dağ dayanmadı. Ahmet Özal bu zenginliği daha sonra sürdüremedi.

İkinci deneyimim, Tayyip bey ile ilgilidir. Yıl 1999 ya da 2000 olmalı. Tayyip bey o zaman hiçbir görevde değildi. Yani belediye başkanlığından ayrılmış; daha parti de kurmamıştı. Belki de o sırada hapiste idi.

İş için gittiğim Chicago'dan dönüyordum. Şirketim bana 2.400 dolar ödeyerek business class bilet almıştı (THY uçağında). Aynı seferde Emine Erdoğan ve oğlu (sanırım o zamanlar ABD'de okuyan Bilal olsa gerek), uçağın 1A ve 1B koltuklarında (business class) oturdular.

Yanımda olan iş adamı arkadaşım ile o anda hiçbir görevi olmayan Tayyip beyin, nasıl olup da bu kadar rahat para harcayabildiğini merak ettiğimi konuştuğumuzu anımsıyorum. Hatta o zamanlar Tayyip beyin çocuklarının yurtdışında bazı (özel) işadamı bursları ile okudukları basında gündeme gelmişti.

Son deneyimim Abdullah Gül'ün büyük oğlu Ahmet Münir ile ilgilidir. Ahmet Gül'ü tanımam. Ama ikimiz de (yıllar farkı ile) aynı lisede okuduk (Saint Joseph Fransız Lisesinde). O nedenle "lise kardeşliğimiz" vardır. Aynı liseden mezun olmuş bir kardeşimin yaptıklarını da olanak olursa mutlaka izlerim.

2007 yılında THY uçağı ile Londra'ya gidiyordum. Ben business class'ta (şirketimin satın aldığı bilet ile) uçuyordum. Uçağa en geç binenlerden biri idim. Uçağa binmeden geçilen son polis kontrolü sırasında önümdeki geç delikanlıyı tanıdığımı düşündüm; ama çıkaramadım (Ankara aktarması ile o da son anda uçağa yetişmişti). Sonra metal tarayıcıya koyunca uçak biniş kartında adına baktım: Ahmet Gül yazıyordu. Yani cumhurbaşkanının oğlu idi.

Ahmet Gül ayrıldıktan sonra polislere geçeni tanıyıp tanımadıklarını sordum. Ne tanıdılar ne de haberleri vardı. Onlara bilgi verilmemişti. Ahmet'in uçakta nerede oturduğuna baktım. Business çlass'ta değildi; ekonomi sınıfı uçuyordu. Uçuş amiri hostesi çağırdım ve sordum. O da uçakta özel bir konuk (yani cumhurbaşkanının oğlunun) olduğunu bilmiyordu. Yani Ahmet kardeşim, olması gerektiği gibi, (cumhurbaşkanı oğlu olmasına karşın) sade bir Türk vatandaşı olarak, uçağa binmiş ve işine gidiyordu. "Aferin sana Ahmet" dedim içimden.

Ertu YAŞAR
REFERANS

First Class ve Business Class uçanlar...

Facebook Yorum

Yorumlar

Misafir ~ 8 yıl önce
tosundan sonra hamdoşunda maceraları gelecek gündeme çok yakında

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 8 yıl önce
Cumhurbaşkanının oğlunun reşit olmadan (sanki ev gezmesine giden anne-babanın yanında dolaşan bir çocuk gibi) Suudi Kralının karşısında ne işi var.Kadir topbaşın oğlunun kaçak işyerinin boğaz kıyısında ne işi var.Tayyip erdoğanın oğlunun ve gelininin gizli altın şirketi ortaklığında ne işi var?Melih gökçekin mal beyanında olmayan iki evinin tapusunun ortaya çıkmasının konumuzla ne ilişkisi var...var.. var.. var..bitmez bunlar..durmak yok rezalete devam soyguna devam...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 8 yıl önce
Ya gerçekten inanılmaz.Şimdi Cumhurbaşkanı'nın oğlu ekonomide uçunca AFERİN oluyor.Ama bakıyorumda Ertu Bey'in kendisi ''çalıştığı şirketlerin'' kıyakları sayesinde bir kez olsun bile ekonomide uçmuyor. :) Hep önyargı hep önyargı!!!

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000