21 Eylül 2013, Cumartesi 11:32:52

AYÇİN’E KARŞI MUHALEFET BİRLEŞİYOR…

Türk Hava Yolları’nda çalışan yaklaşık 18 bin personel kısa bir süre sonra yeni sendika yönetimini belirlemek üzere sandık başına gidecek. Mevcut sendika yönetimine karşı bayrak açan muhalefetin birleşeceği iddia edildi.
  • Walla Reform hareketi mi neymiş şu Başları Bakan Binali Yıldırım'ın yeğeni Ömer Ömer Haberdar.Oylarınızı ona vermeyin sendika diye bir şey kalmaz.ortada ben size söyleyim. İşveren+sendika bir olur hakkımızdan iyice gelirler.Onlarla sadece Sayın Atilay Ayçin mücadele edebilir.Şimdiye kadar kazandığımız haklar hep onun sayesinde.Bize her zaman destek olduğunu görmemek için kör olmak lazım.Benim oyum Atilay Ayçin'e.Allah yolundaki engelleri kaldırsın inşallah.Amin.
  • Ülkemizde en çok yakınılan konulardan birisidir lider sultası. Ya da diğer bir deyişle koltuk sevdası. Sadece sendika başkanlarına has bir durum değildir bu hastalık. Siyasetçilerde ve diğer başka meslek gruplarında da görülen bir durumdur. Kendilerini meşrulaştırmak için de nasıl olsa seçimle geliyoruz, insanlar istemezse zaten burada bulunmazdık diyerekten de avuturlar kendilerini. Aslında kendileri de çok iyi bilirler ki bir kez iktidarı ele geçirdikten sonra bir daha kopmazcasına yapışırlar o koltuklarına. Bu uğurda her türlü yol mübahtır. İktidarın verdiği avantajlar da rakipleri ve rakip olmasa dahi olma olasılığı bulunanları diskalifiye etmekte kullanılır. Hatta çok samimi olunan ve birlikte yola çıkılan insanlarla da kanlı bıçaklı olunabilir bu uğurda. Bunun birçok örneği toplumun değişik kurumlarında görülmektedir. Maalesef bu kurumlardan biri olan sendikamızda da bu örnekler yaşanmıştır. Daha önce Atilay Ayçin ile birlikte olan Ali Gülçiçek de onun yönetiminde baş temsilcilik yapan Bahadır Altan da bugün rakip olarak karşısına geçmişlerdir. Bir önceki seçimde birlikte hareket eden Ali Gülçiçekle Bahadır Altan hızlarını alamamış olacaklar ki birbirlerinin karşılarına da dikildiler. Şimdi samimi olarak Atilay Ayçin’e soruyoruz: Bir kişi kaç yıl sendika başkanlığı yapmalıdır? Ama dürüstçe cevap vermeli, insanlar istediği kadar ya da bana bu görev layık görüldüğü müddetçe tarzında klasik bir cevap istemiyoruz.
  • Bir sendikanın Toplu İş Sözleşmesi imzalayabilmesi için iki barajı aşması gerekiyor. Birincisi işyeri barajıdır. Yürürlükten kaldırılan 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununda %50 olan işyeri barajı bu kanunun yerine yürürlüğe giren 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile %40 a düşürüldü. THY ve Teknik AŞ de çalışanların büyük çoğunluğu Hava-İş üyesi olduğu için bu işyerlerinde işyeri barajı sorunu yok. Ancak gerek Teknik AŞ deki işkolu değişikliğine ilişkin yaşanan dava süreci ve gerekse THY de örgütlenmeye çalışan başka sendikaların varlığı bu konuda da ileride sorun yaşanma ihtimalini güçlü kılıyor. İkincisi ve asıl sorun olanı ise ülke barajı. Ülke barajı sendikanın, faaliyet gösterilen iş kolunda çalışanların belli bir oranını üye bulundurmasıdır. Basit bir benzetmeyle milletvekili seçimlerindeki %10 olan ülke barajına benzetebiliriz. Bu barajı aşamayan sendika bir işyerinde çalışan üyelerin tamamına sahip olsa dahi Toplu İş Sözleşmesi imzalayamaz. Eski kanuna göre ülke barajı %10 iken yeni kanunla ülke barajı %3 e düşürüldü. Ancak işkollarının değiştirilmesi ve Havacılık İş Kolunun yerine onu da kapsayan çok daha geniş bir Taşımacılık İş Kolunun getirilmesiyle sektörümüzde çalışan işçi sayısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yayınladığı Temmuz 2013 istatistiklerine göre yaklaşık 700 bine çıktı. Hava-İş in ülke barajı için sahip olması gereken üye sayısı yaklaşık 21 bin. Temmuz 2013 istatistiklerindeki üye sayısı ise 13.500 ve ülke barajı oranı %1,96 da kalıyor. Kanun koyucu Hava-İş benzeri birçok sendika bulunduğu ve bir anda sendikaların ülke barajı altında kalma riski bulunduğu için %3 barajını aşamalı olarak 2015 yılına kadar %1, 2018 yılına kadar da %2 olarak uygulama kararı aldı. Bu şu anlama geliyor: Temmuz 2013 istatistiklerine göre 2 yıl sonra Hava-İş Sendikası hiçbir yerde Toplu İş Sözleşmesi imzalayamayacak. Bu nedenle yapılacak seçimlerde kim kazanırsa kazansın ilk ve en önemli sorunu ülke barajını aşmaktır. Teknik AŞ’deki yetki davası olumsuz sonuçlanır ve buradaki 2000 civarındaki üye de giderse yeni yönetimin işi çok daha zorlaşacak. Ancak yaşı 50’nin üzerinde 60’a merdiven dayayan başkan adaylarından birinin başa gelmesi durumunda üyelerinin çoğunluğunu 30’lu yaşlarda olan çalışanların geleceğini ne kadar koruyabileceği ise muamma.
  • Atilay Ayçin Yönetiminin aldığı grev kararına çalışanların %90’ından fazlasının itibar etmemesi sendika yönetiminin çalışanlardan kopuk olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu kopukluğun en büyük nedeni ise Sendikanın başında bulunanların küçük olsun benim olsun mantığıdır. Zira bugüne kadar yapılan sendika seçimlerindeki en büyük sorun, çalışanların sendikadan kopuk olmasından dolayı sendika seçimlerine katılım gösterilmemesidir. Üyelerin birçoğuna sendikaya niye üye oldukları sorulduğunda sadece “Toplu İş Sözleşmesinden faydalanmak için zorunluymuş” cevabı veriliyorsa ve alınan grev kararına kabin hariç çalışan 100 kişiden 99 u katılmıyorsa (bunlara sendikanın atadığı sendika temsilcileri de dahil) bunu sadece işverenin tehditlerine bağlamak çok gerçekçi olmasa gerek. Son zamanlarda ortaya atılan ve ciddi şüphe uyandıran bir iddia, katılımı olmayan ve çalışanların ilgilenmediği bir grevin uzatılmasının sadece seçimlere yönelik bir hamle olduğu ve geçmiş senelerde olduğu gibi düşük bir katılımla (greve katılan uçuş personelinin oy kullanmasıyla yaklaşık 100 delege çıkaracak uçuş işletmenin alınacağı ve 4 yıl daha iktidarda kalınacağı düşüncesiyle)iktidarda kalma hesabı yapıldığıdır. Hava-İş Başkanlar Kurulunun yaptığı açıklamada yaptığı açıklamada bunların gerçek dışı iddialar olduğu belirtilmiş. Umarız dedikleri doğrudur. Açıklamalarının gerçek olduğunu göstermek için Hava-İş Yönetimine açık çağrıda bulunuyoruz: Seçim sandıklarını çalışanlardan kaçırmadan ve gerekirse özellikle uçuş işletmedeki katılımı artırmak için seçim süresini uzatın. Sendika seçimlerine tüm üyelerin katılımını sağlamaya hep birlikte çalışalım. Bu şekilde gelecek bir yönetimin çok daha güçlü olduğu aşikardır. Sendikada gerçek bir demokrasi için çoğunluğun katılımı şarttır. Tabi siz de çoğunluğun değil kendilerinin dediklerinin olmasını isteyen “gezi eylemcilerinden” değilseniz.

Türk Hava Yolları çalışanlarının sendikası Hava İş’te önümüzdeki haftadan itibaren heyecan fırtınası başlayacak. 305 çalışanın işten çıkarılması, etkisiz de olsa devam eden grev gibi sorunlar arasında gidilen sendika seçimlerine kısa bir süre kala hem Atilay Ayçin başkanlığındaki mevcut yönetim hem de muhalefet seçimleri kazanmak için aralıksız çalışıyor.

THY çalışanlarının mevcut yönetimi sendikanın başında görmek istemediği kaydedilirken, muhalefetin 3-4 parçaya ayrılması da Atilay Ayçin’in ekmeğine yağ sürdüğü belirtiliyor. Gökkuşağı, Emek Meclisi, Değişim Hareketi ve son olarak da Reform Hareketi adı altında 4 ayrı gurubun sendika yönetimine aday olması çalışanların kafasını karıştırdı.

THY çalışanlarının bu durumdan rahatsız olduğu muhalefetin tek çatı altında birleşmesi gerektiği vurgulanırken, bu anlamda çalışmaların hız kazandığı kaydediliyor.

AirportHaber’in edindiği bilgiye göre Güç Birliği Platformu adı altında bir oluşumun başladığı ve tüm grupları bir araya getirmek için görüşmelere başlandığı iddia edildi. Güç Birliği Platformu’nun Bahadır Altan dışında tüm muhalif liderlerle ortak aynı çatı altında olmak için çaba harcadığı gelen haberler arasında. Güç Birliği Platformu’nun, Bahadır Altan’ın ekibinde olanlara ise kapılarının açık olduğu kararı aldığı hatta Yavuz Güver’in de bu sebeple Bahadır Altan ekibinden ayrıldığı konuşuluyor.

Öte yandan Atilay Ayçin’e de ağır suçlamalar başladı. Atilay Ayçin’in sendika yasasından faydalanarak ve delege sayısını kendi lehine çevirerek seçimleri kazanmayı hedeflediği iddia ediliyor. Ayçin’in kamyoncular dahil bir çok kesimden yeni üye yaptığı ve bu yeni üyelerin doğrudan delege vasfı kazandığı böylelikle kendisine avantaj sağladığı belirtiliyor. Atilay Ayçin’in havacılık sektöründeki bazı şirketlerden de tek bir üye yaptığı bu üyelerin doğrudan delege olduğu gelen haberler arasında. Ayçin’in yaptığı bu üyeliklerin yasal olduğu ancak etik olmadığı kaydediliyor.

Muhalefeti çok kızdıran bu gelişmeler grupların birleşmesi için fırsat olarak görülürken, bazı muhaliflerin mahkemeye gitmeye hazırlandıkları, yeni üyelerin ve doğrudan delege olacak kişilerin açıklanması için baskı yapacakları da ifade ediliyor.

Öte yandan Atilay Ayçin’in grevde bulunan yaklaşık 400 kadar Hava-İş üyesini kendi tarafında tutmayı amaçladığı gerekçesiyle grevi sürecini uzattığı da iddia ediliyor.

©AirportHaber.com

AYÇİN’E KARŞI MUHALEFET BİRLEŞİYOR…

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (70)

NANKÖR OLMAYIN ~ 3 yıl önce
Walla Reform hareketi mi neymiş şu Başları Bakan Binali Yıldırım'ın yeğeni Ömer Ömer Haberdar.Oylarınızı ona vermeyin sendika diye bir şey kalmaz.ortada ben size söyleyim. İşveren+sendika bir olur hakkımızdan iyice gelirler.Onlarla sadece Sayın Atilay Ayçin mücadele edebilir.Şimdiye kadar kazandığımız haklar hep onun sayesinde.Bize her zaman destek olduğunu görmemek için kör olmak lazım.Benim oyum Atilay Ayçin'e.Allah yolundaki engelleri kaldırsın inşallah.Amin.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Reform Hareketi ~ 3 yıl önce
Ülkemizde en çok yakınılan konulardan birisidir lider sultası. Ya da diğer bir deyişle koltuk sevdası. Sadece sendika başkanlarına has bir durum değildir bu hastalık. Siyasetçilerde ve diğer başka meslek gruplarında da görülen bir durumdur. Kendilerini meşrulaştırmak için de nasıl olsa seçimle geliyoruz, insanlar istemezse zaten burada bulunmazdık diyerekten de avuturlar kendilerini. Aslında kendileri de çok iyi bilirler ki bir kez iktidarı ele geçirdikten sonra bir daha kopmazcasına yapışırlar o koltuklarına. Bu uğurda her türlü yol mübahtır. İktidarın verdiği avantajlar da rakipleri ve rakip olmasa dahi olma olasılığı bulunanları diskalifiye etmekte kullanılır. Hatta çok samimi olunan ve birlikte yola çıkılan insanlarla da kanlı bıçaklı olunabilir bu uğurda. Bunun birçok örneği toplumun değişik kurumlarında görülmektedir. Maalesef bu kurumlardan biri olan sendikamızda da bu örnekler yaşanmıştır. Daha önce Atilay Ayçin ile birlikte olan Ali Gülçiçek de onun yönetiminde baş temsilcilik yapan Bahadır Altan da bugün rakip olarak karşısına geçmişlerdir. Bir önceki seçimde birlikte hareket eden Ali Gülçiçekle Bahadır Altan hızlarını alamamış olacaklar ki birbirlerinin karşılarına da dikildiler. Şimdi samimi olarak Atilay Ayçin’e soruyoruz: Bir kişi kaç yıl sendika başkanlığı yapmalıdır? Ama dürüstçe cevap vermeli, insanlar istediği kadar ya da bana bu görev layık görüldüğü müddetçe tarzında klasik bir cevap istemiyoruz.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Reform Hareketi ~ 3 yıl önce
Bir sendikanın Toplu İş Sözleşmesi imzalayabilmesi için iki barajı aşması gerekiyor. Birincisi işyeri barajıdır. Yürürlükten kaldırılan 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununda %50 olan işyeri barajı bu kanunun yerine yürürlüğe giren 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile %40 a düşürüldü. THY ve Teknik AŞ de çalışanların büyük çoğunluğu Hava-İş üyesi olduğu için bu işyerlerinde işyeri barajı sorunu yok. Ancak gerek Teknik AŞ deki işkolu değişikliğine ilişkin yaşanan dava süreci ve gerekse THY de örgütlenmeye çalışan başka sendikaların varlığı bu konuda da ileride sorun yaşanma ihtimalini güçlü kılıyor. İkincisi ve asıl sorun olanı ise ülke barajı. Ülke barajı sendikanın, faaliyet gösterilen iş kolunda çalışanların belli bir oranını üye bulundurmasıdır. Basit bir benzetmeyle milletvekili seçimlerindeki %10 olan ülke barajına benzetebiliriz. Bu barajı aşamayan sendika bir işyerinde çalışan üyelerin tamamına sahip olsa dahi Toplu İş Sözleşmesi imzalayamaz. Eski kanuna göre ülke barajı %10 iken yeni kanunla ülke barajı %3 e düşürüldü. Ancak işkollarının değiştirilmesi ve Havacılık İş Kolunun yerine onu da kapsayan çok daha geniş bir Taşımacılık İş Kolunun getirilmesiyle sektörümüzde çalışan işçi sayısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yayınladığı Temmuz 2013 istatistiklerine göre yaklaşık 700 bine çıktı. Hava-İş in ülke barajı için sahip olması gereken üye sayısı yaklaşık 21 bin. Temmuz 2013 istatistiklerindeki üye sayısı ise 13.500 ve ülke barajı oranı %1,96 da kalıyor. Kanun koyucu Hava-İş benzeri birçok sendika bulunduğu ve bir anda sendikaların ülke barajı altında kalma riski bulunduğu için %3 barajını aşamalı olarak 2015 yılına kadar %1, 2018 yılına kadar da %2 olarak uygulama kararı aldı. Bu şu anlama geliyor: Temmuz 2013 istatistiklerine göre 2 yıl sonra Hava-İş Sendikası hiçbir yerde Toplu İş Sözleşmesi imzalayamayacak. Bu nedenle yapılacak seçimlerde kim kazanırsa kazansın ilk ve en önemli sorunu ülke barajını aşmaktır. Teknik AŞ’deki yetki davası olumsuz sonuçlanır ve buradaki 2000 civarındaki üye de giderse yeni yönetimin işi çok daha zorlaşacak. Ancak yaşı 50’nin üzerinde 60’a merdiven dayayan başkan adaylarından birinin başa gelmesi durumunda üyelerinin çoğunluğunu 30’lu yaşlarda olan çalışanların geleceğini ne kadar koruyabileceği ise muamma.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Reform Hareketi ~ 3 yıl önce
Atilay Ayçin Yönetiminin aldığı grev kararına çalışanların %90’ından fazlasının itibar etmemesi sendika yönetiminin çalışanlardan kopuk olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu kopukluğun en büyük nedeni ise Sendikanın başında bulunanların küçük olsun benim olsun mantığıdır. Zira bugüne kadar yapılan sendika seçimlerindeki en büyük sorun, çalışanların sendikadan kopuk olmasından dolayı sendika seçimlerine katılım gösterilmemesidir. Üyelerin birçoğuna sendikaya niye üye oldukları sorulduğunda sadece “Toplu İş Sözleşmesinden faydalanmak için zorunluymuş” cevabı veriliyorsa ve alınan grev kararına kabin hariç çalışan 100 kişiden 99 u katılmıyorsa (bunlara sendikanın atadığı sendika temsilcileri de dahil) bunu sadece işverenin tehditlerine bağlamak çok gerçekçi olmasa gerek. Son zamanlarda ortaya atılan ve ciddi şüphe uyandıran bir iddia, katılımı olmayan ve çalışanların ilgilenmediği bir grevin uzatılmasının sadece seçimlere yönelik bir hamle olduğu ve geçmiş senelerde olduğu gibi düşük bir katılımla (greve katılan uçuş personelinin oy kullanmasıyla yaklaşık 100 delege çıkaracak uçuş işletmenin alınacağı ve 4 yıl daha iktidarda kalınacağı düşüncesiyle)iktidarda kalma hesabı yapıldığıdır. Hava-İş Başkanlar Kurulunun yaptığı açıklamada yaptığı açıklamada bunların gerçek dışı iddialar olduğu belirtilmiş. Umarız dedikleri doğrudur. Açıklamalarının gerçek olduğunu göstermek için Hava-İş Yönetimine açık çağrıda bulunuyoruz: Seçim sandıklarını çalışanlardan kaçırmadan ve gerekirse özellikle uçuş işletmedeki katılımı artırmak için seçim süresini uzatın. Sendika seçimlerine tüm üyelerin katılımını sağlamaya hep birlikte çalışalım. Bu şekilde gelecek bir yönetimin çok daha güçlü olduğu aşikardır. Sendikada gerçek bir demokrasi için çoğunluğun katılımı şarttır. Tabi siz de çoğunluğun değil kendilerinin dediklerinin olmasını isteyen “gezi eylemcilerinden” değilseniz.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000