02 Mayıs 2008, Cuma 08:42:13

“Elzem Kararları Tereddütsüz Alıyoruz”

Türk Havayolları Yönetim Kurulu Başkanlığı’na yeniden seçilen Candan Karlıtekin, Türk Havayollarının SKYLIFE Dergisi’ne verdiği röportajda başarıyı elzem kararları almakta tereddüt etmedikleri için yakaladıklarını ifade etti.

Türk Hava Yolları’nın Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine 17 Nisan 2008’de yeniden seçilmiş olan Dr. Candan Karlıtekin, 1 Nisan 2003 tarihinden beri yönetimde yer alıyor. Geçen beş yıllık süreç sonunda bugün Star Alliance üyesi olma noktasına yükselen THY’nin önümüzdeki yıllardaki hedeflerini, Karlıtekin şu sözleriyle özetliyor: “Önümüzdeki yıllarda THY küresel oyuncu kimliğini pekiştirmiş, ürününü müşteri talebine göre geliştirip kabul ettirmiş, müşterileri nezdinde bilinçli bağımlılık yaratmış bir havayolu olacaktır.”

Siz göreve geldiğinizde genel olarak THY’nin durumu nasıldı? Göreve başladıktan sonra nerelere getirdiniz? Dönüm noktaları veya kilometre taşlarını göz önüne alarak anlatır mısınız?

Bizim göreve geldiğimiz günlerde, ABD’deki 11 Eylül saldırısı sonrası havacılıkta dünya genelinde yaşanan krizden çıkış süreci devam ediyordu. Bu olay, sektörde yıllardan beri ihmal edilmiş ama artık kaçınılmaz hale gelmiş birtakım yapısal değişiklikleri tetikleyen bir süreç olmuştur. Şöyle ki; bilinen aksaklıkların giderilmesini ve gereken değişikliklerin yapılmasını engelleyen statükonun direncini kıracak bir uyarana ihtiyaç vardı ve 11 Eylül olayı bu işlevi gördü. THY’de de rasyonelleşme, etkinleşme ve verimlilik anlamında pek çok tedbirin alınmasına yönelik gerekçe oluşmuştu. Şirketteki birtakım hantallıkların önüne geçilme süreci açıldı, bazı eski ve yüksek işletme gideri olan uçaklar elden çıkartıldı ve istihdama ilişkin birtakım düzenlemelerle 2002 yılı kârla kapatıldı. Biz geldiğimizde 2003 yılının ilk üç ayı geçmiş, yıl içi planlar yapılmıştı. 2002 yılından başlayan pozitif gelişme süreci 2003 yılında da devam etti. Biz ise bu süreyi işletmede birtakım kısmi düzenlemeleri yapmakla ve gerek şirketi, gerekse şirketi çevreleyen mahalli ve uluslararası koşulları tanımakla, bu esnada da şirketin geleceğini planlamakla geçirdik. Göreve geldiğimizde 64 adet uçak vardı. 11 tanesi RJ uçaklarıydı. Bunlar operasyonel verimliliği ve etkinliği olmayan uçaklardı. Bunları yok sayarsak aslında 53 uçağımız vardı. Şu an ise, 119 uçaktan oluşan bir filoya sahibiz. 10 milyon yolcu taşıyan bir şirket devralmıştık, 20 milyon yolcuya ulaştık. Bu yıl 23,5 milyon yolcu hedefliyoruz. Ülkemizde son beş yıldaki siyasi istikrar ve ekonomik alandaki atılım ve başarıları THY olarak takip ettik ve yaratılan bu fırsatı ıskalamadık.

Beş yıllık zaman zarfında ikiye katlanmış bir başarı grafiği çizildi. Diğer taraftan hem içeride hem de dışarıda kıyasıya bir rekabet söz konusu. Uçak adedi ve yolcu sayısı paralel katlanan bir artış gösterirken, kârlılığınız ne durumda seyretti? Bu başarı grafiğine eşlik edebildi mi?

2002 yılı dahil olmak üzere bugüne kadar 6 yıl üst üste kârlılığımız devam etti. Fakat kârlılığımızdaki marjlar bazen azaldı, bazen arttı, örneğin 2007’de olduğu gibi. Bu durum şunu gösterdi; eğer şirket işin doğası neyi gerektiriyorsa, kısa ve uzun vadeli planlarını zamanında ve doğru bir şekilde yapar, piyasa koşullarına ayak uydurur, elzem kararları tereddütsüz alıp uygularsa kârlılık doğal olarak ortaya çıkar.

THY eskiden tek başınaydı. Bu tekellik kırılsa bile, eğer iyi yönetilip mücadeleyle rekabet edildiği zaman kârlılıktan birşey eksilmiyor diyebilir miyiz?

THY’yi diri tutan en önemli faktör rekabettir. Eğer rekabet olmazsa, koltuk değneklerine alışmış, koruma duvarları arkasına sığınmış bir yapı içinde başarıya ulaşmak imkânsızdır. Tüm sektörler için de bu durum geçerlidir. Ayrıca eğer THY’nin rekabeti olmasa, diğer özel havayolu şirketlerinin başarısı da söz konusu olamaz. Bu şekilde hepimiz sürekli teyakkuz halinde ve başarılı olmak için her türlü tedbiri alıp uzun vadeli ayakta kalma planları yapan bir yönetim anlayışıyla sorunların çözümünü ertelemeden geleceğe doğru ilerliyoruz.

Peki yurtdışındaki rekabetin koşulları ve mevcut tablo nasıl?

İlk geldiğimiz zaman THY’yi ciddiye alan yoktu. Biz, düşüncelerimizi ortaya koyan atılımı yapıp projelerimizi birer birer gerçekleştirince tüm dünyanın ilgisini çekmeye başladık. Zaten önceleri de uluslararası bir rekabet söz konusuydu ancak son yıllardaki dünya havayollarında liberalleşme, körfezde yeni taşıyıcıların türemesi derken bu işe herkes hücum etti. Uluslararası rekabetin şiddeti de gittikçe arttı. Sonuçta biz şunu gördük; rekabet artık hem blokların kendi içinde hem de bloklar arasında olacak. Bu çerçevede biz bir seçim yaptık ve Star Alliance’a dahil olduk.

Açılan yeni uçuş noktaları, büyümenin diğer bir göstergesi. THY sürekli olarak yeni noktalara uçuyor, bazen de daha önce kapatılmış olan noktaları tekrar ulaşıma açıyor. Politikalarınızı belirlerken kriteriniz ne oluyor?

Kısa vadeli kârlılıkla uzun vadeli sürdürülebilir kârlılık dengesi kuruyoruz. Açacağımız bir hattın ilk zamanlar zarar etmesini bir kayıp değil uzun dönemdeki kâr için bir yatırım telakki ediyoruz. Esasen bu yatırımı yapacak gücümüz var. Açılan her hat kendisi dışında uçuş ağına ayrıca bir katkı yapıyor ve THY uçuş ağını tümü itibariyle besliyor. Nitekim bu potansiyeli gördüğümüz noktalarda risk alıyoruz. Bayrak taşıyıcı olmak çok başka birşey. Bazen kapattığımız bir hattı daha sonra açtığımız da oluyor. Zamanında zarar etmiş fakat daha sonra değişen ve gelişen koşullar yeterli talep artışını oluşturmuş, bu sefer de hattı yeniden açıyoruz. Ben buna ‘kritik eşik yaklaşımı’ diyorum. Kritik eşiği geçtikten sonra o hat açılabilir. Uçulan nokta sayısı ve bu noktalara uçulan frekans, haftalık sefer adedi çok önemlidir. Global ölçekli bir havayolu olarak, doyurucu ve kuşatıcı bir ürün demeti sunmak durumundasınız. Genel yaklaşım olarak dünyanın her neresinde bize para kazandıracak bir fırsat bulursak, altyapı, ekipman, mevzuat da uygunsa biz oraya uçmayı şiar edindik.

THY yönetimi olarak gelecekle ilgili planlarınızı öğrenebilir miyiz?

Göreve geldiğimizde 15 yıllık bir perspektif ve ilk beş yıl için uygulama planı yaptık. Bu planın yüzde doksan dokuzu tam isabetle gerçekleşmiştir. Bu konuda tevazu göstermek istemiyorum. Bu 15 yıllık perspektifi daha ileri kaydırdık, artık hedefimiz 2023. Bu tarihe kadar yine beş yıllık uygulama planımız var. Önümüzdeki yıllarda THY küresel oyuncu kimliğini pekiştirmiş, ürününü müşteri tabeline göre geliştirmiş ve kabul ettirmiş, müşterileri nezdinde bilinçli bağımlılık yaratmış bir havayolu olacaktır. Nitekim yurtdışı bilet satışlarının, yurtiçi bilet satışlarını geçmiş olması çok önemli bir göstergedir. Bu durum yurtdışındaki insanların zihninde tanınıp kabul edildiğimiz anlamına gelmektedir. Altıncı trafik dediğimiz, yani yolcuyu dünyanın herhangi bir yerinden alıp başka bir yerine götürme konusunda her gün daha ileri gitmeyi hedefledik.

Şu an dört yıldızlı bir şirketiz. Uzun menzilli ve geniş gövdeli uçaklarla yapılan seferlerde beş yıldızlı bir dünya şirketi olmak istiyoruz. Orta menzilli ve dar gövdeli uçaklarla yapılan seferlerde dört yıldızlı olan pozisyonumuzu devam ettireceğiz, zaten bunun ötesi iş modeli olarak uygun değil. Böyle bir gereksinim de yok. THY olarak artık sınırlarımız içinde değil, gelişen ve değişen koşullar altında geleceğimizi sınırlarımızın dışında da arayacağız. Şimdilik bu kadar ipucu yeter sanırım.

Kaynak: SKYLIFE

 

“Elzem Kararları Tereddütsüz Alıyoruz”

Facebook Yorum

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000