13 Temmuz 2009, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com
  • Tam bu yazınızı aramaya çalışırken uygulamaya geçeceğini gördüm. inşallah tuvelet fikrinizde gerçekleşir.
  • BENİM GİBİ KAPALI YERLERDE SIKINTILAR BASANLAR İÇİN SÜPER BİR ÖNERİ. BUNU FİRMALARA GÖNDERİN. SUHA
  • Şapkasız çıkmam gibi ayakta gitmem diyorum. Yolculara oylatsınlar bakalım onlar ne diyor? Caferin
  • Hocam merhaba, neler tasarladınız çok merak ediyorum. Her uçağa binişimde bize derslerde anlattığınız uçk kabini özelliklerine dikkat ediyorum. dediğiniz gibi hep yeni bir şey görüyorum. Müge

Zihni Sinir Çözümler...

Havacılık dünyası inanılmaz değişimlere sahne oluyor. Artan trafik yoğunluğu, deneyimli bir o kadar da nitelikli personel eksikliği, teknik arıza ve kötü hava koşulları gibi rutin endişelere, salgın hastalıklar ve şekil değiştiren terör ekleniyor. Bir yandan da teknoloji inanılmaz bir hızla gelişiyor.

Bilgi ve malzeme teknolojilerindeki gelişmeler, internet kullanıcılarının artması sorunlara çözüm üretmeyi kolaylaştırıyor. Kârlılığın farklılıkta olduğunu keşfeden işletmeler “inovasyona” yatırım yapıyor, çalışanlarına yeni fikirler üretmeleri için ortam yaratıyorlar. Böylece sektör pek çok alanda yeniliklere açılıyor. Zihni sinir çözümlere ilgi artıyor.

Uçak ve komponent imalatçıları, uçakları hafifletmeye uğraşırken bir taraftan da daha çok yolcu taşımayı hedefliyorlar. Daha çok yolcu taşımak için ilk düşünülen koltuk aralıklarını daraltmak. İnsanları sıkıştırmak. Bu durum, hele de, yüksek sırtlıklı koltuklarda yolcu konforu açısından inanılmaz rahatsız edici oluyor. Orta koltukta oturanın vay haline, biraz kısa boylu biraz da kilolu iseniz eziyet başlıyor. Kıskıvrak, ezilip, büzülüp uçuyorsunuz.

Bir Zihni Sinir Procesi...

Ryanair’in CEO’su Michael O'Leary (1) geçenlerde bir açıklama yaptı. Uçakta 5-6 sırayı sökerek bedavaya yakın bir bedelle uçuş vaat edebileceklerini açıkladı. O’Leary söyleyince herkesin ilgisini çekti. Aslında bu çok da yeni bir fikir değil. Hatta biz de bu girişimleri 2006 yılında havacılık camiasına duyurmuştuk.

İlk çalışmalar Northwest’tin koltuklarlarla ilgili arayışları sırasında kamuoyuna açıklanmıştı.

Bildiğiniz gibi koltuk üreticileri de ekonomi sınıfı için hafif, yatmayan sabit arkalıklı, basit koltuklar tasarlıyorlar. Böylece koltuk aralarını minimuma indirmek mümkün oluyor. (2) Tabii daha çok, daha çok taşımak için ayakta taşıma fikri doğuyor!  (Bu arada “Ekşi sözlük” ayakta yolcu taşıma ile ilgili birbirinden komik yorumlarla doldu…)

Ayakta uçuş tercih eden yolcuların emniyetini sağlamak için ilk çözüm yolcunun poposunu ve sırtını dayamak ve kemerle bağlamak. Malum uçuşta temel kural hiçbir malzeme (loose) serbest bırakılamaz. Hepsinin yeri vardır. Ve özel detaylarla sabitlenir. Dolayısıyla ayakta uçurulacak yolcu da sabitlenmelidir...

Ayakta yolcu...

Benim düşüncem ise dar bir banko düzenleyerek iki tarafına, bağlanarak, bar gibi, sıralanmak… Çeşitli uçak tiplerine göre bendeniz de Zihniye çalışmaları yapmaktayım!

Neticede ayakta oturma (!) genç de olsa uzun uçuşlarda rahatsız edici ve yorucu olacaktır. Ancak kısa uçuşlarda katlanılabilecek bir çözüm gibi görünmektedir. Kısa menzilli küçük uçaklarda pencere tarafında ayakta durulamayacağından, uçağın bombesi nedeniyle cam kenarlarında yine normal yükseklikte, alışılmışa yakın tipte oturma elemanlarıyla çözümler aranacaktır.

Uçaktaki tüm koltuklar eşit değerde mi?

Northwest, ayrıca, ekonomi sınıfında tek tip koltuk kullanılmasına, yani, koltukların tümünün formlarının ve kalitesinin aynı olmasına rağmen konfor ve oturma hissinin farklı olduğu gerçeğine dikkatleri çekmişti. “Koltukların bulundukları yerler aynı olmadığına göre neden aynıymış gibi davranılsın” diyordu. Çünkü cam kenarı, koridor, uçağın acil çıkış kapılarının önlerinde oturanların algıları farklıdır.

Rezervasyon sistemlerinin kurulmasından sonra başlatılan, yer seçimi (seat selection) konusuna yeni yaklaşımlar yıllar önce uygulamaya alınmıştı. Özellikle LCC (Low Cost Carrier) modeli için bu önemli değişime, yine Northwest öncülük etmişti. 3’lü ya da 4’lü koltuk konfigürasyonunda, hatta 2’li koltuklarda dahi istedikleri sırada ve koltukta oturmak isteyenlere ekstra bir “+” fiyat uygulaması getirdi. Artık koridor tarafı, çıkış sıraları (exit), pencere yanlarını seçmek için ek bir bedel ödeniyor. Bu uygulama hızla yayıldı. Yolcular bilet alma kararını verirken, oturacağı yeri önemsiyorsa fiyat farkını seve seve ödüyorlar. Yolcu oturduğu yeri önemsemiyorsa zaten bir şey değişmiyor.

Eminim, çok yakında, koltuk aralıkları 29’’ olan pek çok havayolunun uzun boylu ve kilolu yolcuları koridor tarafında, çocuklu yolcular pencere tarafında oturmak için memnuniyetle ilave fiyat farkını ödeyeceklerdir. Otobüslerdeki gibi komşu tercihi, kadın-erkek seçimi de buna eklenince LCC’ler yolcu trafiğinin tüm segmentlerine hitap etme şansını yakalayacak, aynı zamanda ortalama bilet fiyatlarını yükseltme şansı doğacaktır.

İnternet, yolcuların yer seçimini kolaylıkla yapmasına olanak veriyor, aynı olanak acentelerden bilet alan yolcular için de sağlandığında doluluk oranı artacaktır.

Paralı Tuvalet

Ryanair’in CEO’su Michael O'Leary’nin yapmaya kalktığı bir başka Zihnilik de, yine yıllardır tartışılan tuvaletlerin paralı olması… Para nasıl tahsil edilecek sorusu hemen akla gelenler arasında… Tuvalet memurları olmayacağına göre kapılar para ile çalışacak. Çalışacak da $’la mı, €’la mı, yoksa jetonla mı, kartla mı? Jeton ya da kart nereden bulunacak? Bozuk para nasıl temin edilecek?

Bu iş bana çok ters. Çoluk çocuk gidenler veya bu işe gıcık olanlar pekâlâ kapıyı açık bırakıp daha çok kişinin kullanmasını sağlarlar…

Aslına bakarsanız, tuvalet sorunu tüm taşımacılık sistemlerinde, tasarımına, en çok kafa yorulan konulardandır. Temiz suyun temini, el yıkama ve tuvalet pis suyunun toplanması, yolculuk boyunca taşınması, havalandırılması kolay işler değildir. Kötü kullanımdan dolayı lavabo ve tuvaletlerin tıkanması, taşması, kokması, arıza yapması da işin en tatsız taraflarındandır. Üstüne üstlük teknik kontrol ve bakımı da zorludur. Çünkü korozyon kaynağıdır.  Hijyeni, temizliği, sabunu, kağıdı, çöpü daha neler neler…

Tuvaletler yolcu açısından dar, dönecek yer olmayan, çoğu zaman musluğu, sifonu, çöpü hatta kapısının açılma şekli bile zorluk çıkaran bilmece gibi alanlardır.
Yeri gelmişken yaşanmış bir anekdotu paylaşayım. Bir dönemde uçak tuvaletlerindeki klozet kapakları sürekli kırılıyordu. Tespitlerimiz özellikle Almanya çıkışlı charterlarda yoğunlaşıyordu. Araştırmalarımız sonunda anladık ki yolcularımız klozetleri oturarak değil tüneyerek kullanıyorlar. Ardından önlem olarak ‘seat cover’ / kağıt klozet örtüsü kullanmaya başladık.  

Bu zor alanlar için bir Zihniye’lik de bizden… Biliyorsunuz mimaride “cam” kullanmak harcı-alem oldu. Neredeyse tüm cepheler cam kaplanıyor. Dışarıdan bakınca içeriyi göremiyorsunuz ama içerden dışarıyı bir güzel seyrediyorsunuz. Acaba tuvalet kapılarını bu tür camlardan yapsak… İçerde kitap okuyan, bir türlü çıkmak bilmeyen vurdumduymazlar dışarıda bekleyenleri görünce belki insafa gelirler mi? Resimdeki sokak tuvaletleri için geliştirilen tasarımını, bir uçak tuvalet kabinde kullanmaya ne dersiniz?

Paralı tuvalet...

1. http://www.atwonline.com/news/story.html?storyID=17133
2. http://www.nytimes.com/imagepages/2006/04/25/business/20060425_SEATS_GRAPHIC.html

Zihni Sinir Çözümler...

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (6)

Misafir ~ 6 yıl önce
Tam bu yazınızı aramaya çalışırken uygulamaya geçeceğini gördüm. inşallah tuvelet fikrinizde gerçekleşir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 7 yıl önce
BENİM GİBİ KAPALI YERLERDE SIKINTILAR BASANLAR İÇİN SÜPER BİR ÖNERİ. BUNU FİRMALARA GÖNDERİN. SUHA

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 7 yıl önce
Şapkasız çıkmam gibi ayakta gitmem diyorum. Yolculara oylatsınlar bakalım onlar ne diyor? Caferin

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 7 yıl önce
Hocam merhaba, neler tasarladınız çok merak ediyorum. Her uçağa binişimde bize derslerde anlattığınız uçk kabini özelliklerine dikkat ediyorum. dediğiniz gibi hep yeni bir şey görüyorum. Müge

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000