11 Ocak 2009, Pazar
Tevfik UYAR
Tevfik UYAR tevfikuyar@airporthaber.com

Yunanistan nasıl susar?

Sorunlarını “AB”isine çözdürmeye çalışmaktan vazgeçmeyen Yunanistan, haksız iddialarda ve söylemlerde bulunmaya devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta Ege Denizi üzerinde eğitim uçuşu gerçekleştiren Hava Kuvvetleri’miz yine Yunanistan hükümeti tarafından malzeme haline getirildi. Yunan Savunma Bakanı Meyremakis, Türkiye’yi topa tutarken, Yunan Medyası da her zaman olduğu gibi yangına körükle gitti... Bizdeki durumun aksine, halen Yunanistan’da uzlaşmaya yönelik bir tavrın esamesi bile okunmuyor, çünkü Yunanistan “milli hedef”i olan Megal-i ideanın yerine başka bir kitlesel milli hedef koyamıyor.

Türkiye’nin kaderi

Türkiye’nin tehdit algılamaları dini farklılıklar, enerji paylaşımı, su paylaşımı ve denize çıkış gibi çok görülen stratejik anlaşmazlıklar değil, komşuların eskiden kalma olduklarını iddia ettikleri hesapları kapatma arzusudur. Çünkü Yunanistan da dahil Türkiye’nin hemen hemen bütün komşularının günümüzdeki coğrafyaları, Türkiye Cumhuriyeti’nin mirasını devraldığı eski Osmanlı İmparatorluğu içindedir. Nitekim Yunanistan’ın da dönemin büyük devletleri vasıtası ile 1830 yılında bağımsız hale gelene kadar kaderi Osmanlı Devleti himayesinde kalmaktı. Bu devletin kuruluşundan itibaren Türk-Yunan münasebetleri 1930-1954 yılları hariç olmak üzere daima ama daima sorunlu oldu. Bu özelliğiyle Türk-Yunan ilişkileri, özellike cumhuriyet sonrası Türk dış politikasının önemli kalemlerinden birini teşkil etti.

“Megali İdea” taraftarlığı

Yunan Dış Politikası, devletin gizli ya da görünür misyonu ve de vizyonunun temelini mirasçısı olduklarını savundukları Doğu Roma İmparatorluğunu yeniden diriltmek anlamına gelen “Megali İdea” (Büyük Ülkü) ve bunun bir alt dalı olarak Girit ve Kıbrıs gibi Rumların yaşadıkları büyük adaları Yunanistan’a ilhak etmek anlamına gelen “Enosis” teşkil etmektedir, ve maalesef bu arzu halk tabanına da yayılmış halde olduğu için özellikle seçim öncelerinde ve hazırlıklarında ulusal bir kapmanya olarak, Türkiye’ye sözlü saldırıda bulunmak adet haline gelmiştir. Bakınız rakamlar neler gösteriyor: Yunanlı Siyasal Bilimler Profesörü Pandasiz Terliktsis’in Yunanistan’da 20-70 yaşları arasında ki kişilere yaptığı anketin sonuçlarına göre, ankete katılanlardan üniversite mezunu olanların % 97’si, 30-40 yaş grubunda yer alanların ise % 100’ü Megali İdea’yı istediklerini ortaya koymuşlardır. İsteklerin yanı sıra bu hayalin mümkün olabileceğine olan inanç da korkutucudur. Üniversite mezunlarının % 46.9’u, 30-40 yaşlarında olanların ise % 66.7’si Megali İdea’nın gerçekleşmesinin mümkün olduğuna inanmaktadır (Yılmaz Tezcan, Türk-Yunan İlişkilerinin Dünü, Bugünü, Yarını, s.45-46).

Ancak gerek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne verdiği askeri, siyasi ve mali destek, gerek Trakya, İstanbul ve Anadolu’da sahip olduğu topraklar ile Megali İdea’ya en büyük engel Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Mağduriyet politikası

Bu sebeple Yunanistan, sürekli olarak ülkemiz aleyhine propaganda kampanyaları düzenleyerek, uluslararası sansasyon yaratmaya ve Türkiye’ye karşı kamuoyu oluşturmaya çalışmaktadır. Bu tip çalışmalarla yetinmeyen Yunanistan, iki ülke arasında çıkan tüm sürtüşmeleri “Uluslararası Sorun” konumuna getirmek için özel çaba sarfetmekte, sorunu muhakkak “AB”isine devretmek istemektedir. Yunanistan’ın bu yöndeki faaliyetlerinin ana konsepti Türkiye’yi mütecaviz, kendilerini ise mağdur göstermektir. Genellikle bu çalışmalardan olumlu netice alamayan komşumuzun, uluslararası diplomaside etkin olan devletlerin arabuluculukları ya da zorunluluklar neticesinde ülkemiz ile uzlaşmak, kısa süre sonra ise bu uzlaşmayı geçersiz saymak gibi bir alışkanlığı da bulunmaktadır.Yunanistan’ın bu taktiği kullanarak Türkiye’yi yıpratmaya çalıştığı konular aşağıdaki gibidir:

• Ege Adaları’nın uluslararası kurallara aykırı olarak silahlandırılması,
• Kıta sahanlığı tarif kriterlerine göre Türkiye’nin Ege Denizi’nin yarısından fazlasına sahip olma fırsatı varken; ancak adaletli olması açısından bu hakkını kullanmazken diğer yandan haksız bir biçimde adalarının varlığından yola çıkarak Türkiye’nin kıyılarına hapsedilmeye çalışılması,
• Yunanistan’un hukuksuz biçimde 1936’da karasularını 6 mile çıkarması ve şu an 12 mile çıkarmaya çabalaması
• Chicago sözleşmesine aykırı olarak; Yunanistan’ın 6 millik karasuları olmasına rağmen hava sahasını 10 mil sayması ve Türkiye’nin uluslararası hukuka göre Yunanistan’a ait olmayan bu 4 millik dilimdeki eylemlerini ihlal olmamasına rağmen ihlal olarak sayması ve engelleme uçuşlarında bulunması
• Yunanistan’ın 1952 yılında Yunanistan’ın kontrolüne verilen Ege Denizi üzerindeki tüm FIR hatlarını huduttan sayması (Bu gelişmeler üzerine Türkiye, 1966, 1968, 1971 ve 1974 yıllarında ICAO nezdinde girişimlerde bulunmuşsa da her hangi bir sonuç elde edememiştir.)
• Hepimizin bildiği Kıbrıs meselesi
• Yunanistan’da yaşayan Türk azınlıklara uygulanan inanılmaz kısıtlamalar ve insanlık dışı muameleler
• Türkiye’deki PKK terörünün Yunanistan tarafından gizli ya da açık, mali, lojistik ve siyaseten desteklenmesi

Sonuç

Bugüne dek, Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan, bazı doğrudan taleplerini AB şartı olarak önümüze koyabilmeyi başarmıştır. Tüm bu durum değerlendirildiğinde Yunanistan’ın sorunlarını devretmeye çalıştığı AB nezdinde çözüm aramaktan ziyade, hava sahası hususunda ICAO, ve karasuları sınırı konusunda Uluslararası Adalet Divanı’nda çözüm arama girişimleri sürdürülmeli, Yunanistan’ın sözkonusu talebinin müzakereleri sürdürme şartı haline gelmesi beklenmeden, en uygun şekilde, daha üst ve özel kurumlarca çözümünün sağlanması gerekmektedir. Bu sebeple acil önlem paketi olarak, özellikle hava sahası konusunun ICAO nezdinde çözümü şarttır. Türkiye’nin ağırlığının arttığı, Yunanistan’ın ise giderek egemenliğini kaybettiği havacılık alanında çözüm bulabilmek için doğru zaman bu zamandır.

Yunanistan nasıl susar?

Facebook Yorum

Yorumlar

mhorzum ~ 8 yıl önce
Tevfik Bey konuyu çok güzel özetlemişsiniz ancak bence Türkiye dış politikalarda oldukça zayıf kalıyor.Terör sorunu, ermeni sorunu, türban sorunu, ekonomik ve dolayısıyla milli bağımsızlık sorunları....Yıllardır çözülenemedi ve yaptırımlar uygulanmadı.Başa gelen hükümelerin oy kavgasına kurban oldu hepsi.Zaman zaman oy avantajına bile çevirdiler.Yunanistan ile dostluk mesajları verilse de ara ara yaptığımız bir milli maçta açılan pankartları dahi herşeyi özetliyor.İyi çalışmalar...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
LC ~ 8 yıl önce
12 adanın Türkiyeye bu kadar yakın olmasının Türkiyenin ve Türk insanının günlük yaşamda denizi ve hava sahasını kullanması anında ihlal suçlamasıyla kriz şekline dönüşmesi kaçınılmazdır. Çünkü uluslararası kıta sahası tanımına göre Yunanistanın bunu iyi niyetle dahi sorun etmesi kaçınılmazdır. Aksi halde tüm ihlallere ilgisiz kalarak zamanla meşrulaşmasına yol açar ki bu da devletler hukukunda ihmallerinde ötesinde ihanetle suçlanılacak bir konudur. 12 adanın Yunan hükümranlığında kaldığı sürece sürekli problem yaşanacaktır. Dünyada böyle başka bir örnek yok. Burnunun dibinde nefes bile aldırmayacak, stratejik güvenliğini tehlikeye atacak ve kriz çıkaran bu duruma çözüm için adaların tarafsız yönetilmesi veya TC ye verilmesi kaçınılmazdır

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000