24 Kasım 2014, Pazartesi
Murat HERDEM
Murat HERDEM mherdem@airporthaber.com
  • Ben de aile şirketi olan bir inşaat şirketinde çalıştım. Allah kimsenin başına vermesin. Maşallah adamlar herşeyi biliyorlar. Hayatımda herşeyi bilen adamlarla ilk defa orada karşılaştım. Nasıl olurda bir adam herşeyi bilir? Anlamak mümkün değil. Google halt etmiş desem yeridir. Projeyi, mimariyi, demiri, çimentoyu, elektiriği, suyu, muhasebeyi, finansmanı, faizi, krediyi, satın almayı, pazarlamayı, peyzajı, teklif vermeyi, maliyet hesaplamayı, taşeron bulmayı velhasılı kelam adamlar aklınıza gelen herşeyi biliyorlar vesselam. Ne sana, ne bana nede herhangi birkonudaki uzmana kesinlikle ihtiyaç duymuyorlar. Canımı zor kurtardım. Hatta arkama bakmadan kaçtım diyebilirim. Türkiye'deki bu aile şirketlerinin kurumsallaşma veya küreselleşme gibi bir şansları olamaz. Zaten bu şirketlerin bu tür büyük projeleri yapabilme şansları sıfır diğebilirim. En baştan projeye 100-0 mağlüp başlıyorlar.
  • Open sky diyen arkadaşım, söylediklerinde haklı olduğun noktalar var ama gelebilmek ve gelmek aynı şeyler değil. Bugün isteyen herkes mogadishu havaalanına uçabilir ama sadece thy uçuyor. İmkan var, slot isteyen yok, yolcu ve kargo imkanı da çok ama uçan yok. Dubai istediği kadar open sky olsun avrupadan oraya uçabilmek için ya mısır üzerineden dolaşacaksınız ya da iran üzerinden. Neredeyse her uçuşda ankara istanbul arası kadar mesafeyi fazladan uçmak zorundasın. Avrupanın merkezindeki havaalanlarında ise durum daha da sıkıntılı. Türkiyede havaalanına 20 nm kalsa eğer isterseniz fl 330 da uçmaya devam edebilirsiniz. Siz istemedikçe kimse sizi alçalmaya zorlamaz, kalkışda da aynı daha ne olduğunu anlamadan bir bakmışsınız uçuşmplanınızdaki seviyeye tırmanmışsınız. Ankara istanbul arası uçuşta fl 350a çıkan uçaklar gördüm ben. Avrupada bu imkanı nereden bulacaksın. Lüksemburgdan kalkıp franfruta git en çok fl 210 alır sürüne sürüne uçarsın. 3. Havaalanı biterse herkesin tercihi olacak
  • Coken YID modeli degil, partisan, ahbap-cavus yandas modelidir. Eger ihale TAV'in da icinde oldugu bir konsorsiyum tarafindan kazanilsaydi. Simdi proje tum hizi ile ilerliyor olacakti.Bazi seylerin soylemekle anlasilmadigi yasanarak gorulmesi gerekiyormus.
  • Kapadokya Havaalanından ne haber? Samsun Havaalanı ne oldu? Ey DHMİ bu işin uzmanları yıllarca size dedi ki ; "Siz bu havaalanlarını trafik yoğunluğuna göre gruplara ayırın, trafiği en yoğun olan 7 hava alanının yanına trafik yoğunluğu düşük olan havaalanlarını ekleyerek özel sektöre devredin. Örneğn Antalya/Kapadokya/Gazi Antep vb. veya İstandul/Samsun/Sinop/Tokat vb" Ancak siz bildiğinizi okudunuz. Geldiğimiz noktada da trafiği düşük hava alanları ve onların zarar ve ziyanı elinizde patladı. Müstahak. Çok yakında başta İstanbul 3. Havaalanı olmak üzere bir çok YİD Modeli de elinizde patlayacakkkkkk

YİD YÖNTEMİ İFLAS ETTİ

Kamunun kısıtlı kaynaklarıyla halka götürülmesi gereken hizmetlerin kısa ve orta vadede yapımının mümkün olamaması nedeniyle Yap İşlet Devret (YİD) modeli ortaya çıktı. 

Son yıllarda çok aceleyle ve siyasi yatırım olarak bu yöntemle  ihale edilen başta şehir hastaneleri olmak üzere çok sayıda projenin, birkaç yıl öncesine göre ağır aksak ilerlediğini görüyoruz.

Sadece Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın YİD  yöntemiyle ihale ettiği başta havaalanı, otoyol,tünel, köprü, liman ve diğer projelerin yatırım bedeli 50 milyar doları geçti.

Ancak piyasadaki mevcut YİD modelle yapılması planlanan   projelere, son dönemde çeşitli nedenlerle uluslararası piyasadan kredi bulmak neredeyse imkansızlaştı.

Bu tür projeleri genellikle ülkemizdeki yeni palazlanan ve daha çok aile şirketi görünümündeki şirketlerin üstlenmesi ve bu şirketlerin ‘patron şirketi’ olmasından dolayı  yönetimsel sıkıntılarının bulunması, birçok sorunu da beraberinde getirdi. TAV’ı bir kenara bırakırsak YİD yöntemiyle ihale alan şirketlerin kurumsallıktan uzak ve profesyonel olmayan yönetime sahip olduğunu  söyleyebiliriz.   

Bu aile şirketlerinin idari yönetiminde herhangi bir kalite sisteminin olmaması ve otomosyon alt yapısının kurulmamış olması nedeniyle de kayıt sistemleri çok sağlıklı değil. Bu yüzden uluslararası kredi kuruluşlarının talep ettiği bilgi ve belgeleri sunabilme kabiliyetleri de zayıf.

Bugüne kadar bu tür projelerin başta ülkemizdeki Ziraat Bankası, Vakıfbank ve Halk Bankası olmak üzere kamu bankaları ve çok az sayıda da yabancı ortaklı özel bankanın katılımıyla ve en fazla 6-7 banka eliyle yürütüldü.

Ancak geldiğimiz noktada tek başına milli kaynaklarla ve çok kısıtlı sayıdaki bankanın mali gücüyle bu projelerin yürütülmesinin artık imkansız olduğu ve hatta bu konuda çok yakın bir gelecekte krizlerin yaşanabileceğinin sinyallerini almaya başladık.

DHMİ tarafından ihale edilen Bodrum Havalimanı’nda geçmişte yaşanan kriz ve kriz sonunda işi üstlenen yabancı şirketin yapılan ikinci işletim ihalesini alamaması  nedeniyle milyonlarca dolar zarar etmesinin bu tür projelere kredi veren bankalar üzerinde yarattığı olumsuzluklar ve Çukurova Havalimanı’nın kredi arayışlarında karşılaştığı sorunlar bile mevcut YİD modelini artık iyice tartışmalı hale getirdi.

Çok büyük reklemlarla  ve gösterişli törenlerle ihale edilen 3. havalimanı için de kredi sorunu yaşandığı ortada. Türkiye’nin 5 önemli inşaat şirketi tarafından   ihalesi alınan ve DHMİ ile anlaşması imzalanan 3. havalimanının yapımına öz sermaye ile başlanıldı ancak kredi bulunamamasının kafaları meşgul etmesi sebebiyle inşaat istenen hızda ilerlemiyor. Bu noktada hem Cumhurbaşkanı hem de Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın tıkandı gibi görünen sürece zaman zaman müdahelelerini de yakınen izliyoruz.

Bu projenin ihaleyi alan şirketler tarafından nasıl yönetildiği projenin profesyonel yöneticiler tarafından mı yoksa aile bireyleri tarafından mı yönetildiğini bilmiyorum ancak projenin kredi ihtiyacının yönetilemediği ve henüz hiçbir ilerleme kayıt edilemediği net şekilde anlaşılıyor ki, eğer kredi konusunda bir olumsuzluk yaşanırsa LİMAK Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir’in dediği gibi, 2017 yılında İstanbul hava sahası kilitlenir, havacılıktaki 10 yıllık başarıların tamamı alaşağı olabilir.

DHMİ tarafından YİD yöntemiyle ihale edilen havalimanlarının yapımında son yıllarda karşılaşılan kredi sorunları da gösteriyor ki bu projelere uluslararası ve milli finans kuruluşlarından kredi bulabilmek için DHMİ tarafından verilen yolcu garantisinin tek başına yeterli olmadığı  bunun mutlaka değişik teşviklerle de desteklenmesi gerekiyor.

DHMİ tarafından verilen sözkonusu yolcu garantisi dikkatle incelenirse bu garantinin ihaleyi alan şirketlere kredi bulmalarında yardımcı olmaktan daha çok terminal veya havalimanlarındaki yolcu artışı sonucu yolcu servis ücretlerinden DHMİ’nin üçte bir oranında pay almasını garanti altına almaktır. Bu uygulama da orta ve uzun vadede işletmecilerin gelirlerini azalttığı için kredi verenler nezdinde ihaleyi alan şirketler aleyhine çok önemli bir neden teşkil ediyor. (DHMİ  bugüne kadar Zafer Havalimanı hariç hiçbir işletmeciye yolcu garantisi nedeniyle herhangi bir ödeme de yapmamıştır.)

DHMİ’nin artık YİD yönteminin zorluğunun farkına varması ve bu sistemi yeniden gözden geçirerek önünü açması gerekir.Çünkü Türkiye şartlarında artık milyarlarca dolarlık ihaleler YİD yöntemiyle yürütülemez boyutlara ulaşmıştır. DHMİ’nin çok övündüğü YİD yöntemi DHMİ’nin tarihi başarısızlığı olarak ortaya çıkabilir. Bu bakımdan YİD yöntemini revize etmekte fayda olacağı kanısındayım.

YİD YÖNTEMİ İFLAS ETTİ

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (26)

Ben de çalıştım ~ 2 yıl önce
Ben de aile şirketi olan bir inşaat şirketinde çalıştım. Allah kimsenin başına vermesin. Maşallah adamlar herşeyi biliyorlar. Hayatımda herşeyi bilen adamlarla ilk defa orada karşılaştım. Nasıl olurda bir adam herşeyi bilir? Anlamak mümkün değil. Google halt etmiş desem yeridir. Projeyi, mimariyi, demiri, çimentoyu, elektiriği, suyu, muhasebeyi, finansmanı, faizi, krediyi, satın almayı, pazarlamayı, peyzajı, teklif vermeyi, maliyet hesaplamayı, taşeron bulmayı velhasılı kelam adamlar aklınıza gelen herşeyi biliyorlar vesselam. Ne sana, ne bana nede herhangi birkonudaki uzmana kesinlikle ihtiyaç duymuyorlar. Canımı zor kurtardım. Hatta arkama bakmadan kaçtım diyebilirim. Türkiye'deki bu aile şirketlerinin kurumsallaşma veya küreselleşme gibi bir şansları olamaz. Zaten bu şirketlerin bu tür büyük projeleri yapabilme şansları sıfır diğebilirim. En baştan projeye 100-0 mağlüp başlıyorlar.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Open sky ~ 2 yıl önce
Open sky diyen arkadaşım, söylediklerinde haklı olduğun noktalar var ama gelebilmek ve gelmek aynı şeyler değil. Bugün isteyen herkes mogadishu havaalanına uçabilir ama sadece thy uçuyor. İmkan var, slot isteyen yok, yolcu ve kargo imkanı da çok ama uçan yok. Dubai istediği kadar open sky olsun avrupadan oraya uçabilmek için ya mısır üzerineden dolaşacaksınız ya da iran üzerinden. Neredeyse her uçuşda ankara istanbul arası kadar mesafeyi fazladan uçmak zorundasın. Avrupanın merkezindeki havaalanlarında ise durum daha da sıkıntılı. Türkiyede havaalanına 20 nm kalsa eğer isterseniz fl 330 da uçmaya devam edebilirsiniz. Siz istemedikçe kimse sizi alçalmaya zorlamaz, kalkışda da aynı daha ne olduğunu anlamadan bir bakmışsınız uçuşmplanınızdaki seviyeye tırmanmışsınız. Ankara istanbul arası uçuşta fl 350a çıkan uçaklar gördüm ben. Avrupada bu imkanı nereden bulacaksın. Lüksemburgdan kalkıp franfruta git en çok fl 210 alır sürüne sürüne uçarsın. 3. Havaalanı biterse herkesin tercihi olacak

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Haklısınız da ~ 2 yıl önce
Hocam haklısınız da 3. hava alanına uçmak için öncelikle SLOT ve PERMİ almak lazım. Siz Türiye'de bunların nasıl alındığını biliyormusunuz? Permi için önce SHGM'ye müracaat edeceksiniz sizin bu müracaatınız SHGM tarafından başta THY olmak üzere ilgili ilgisiz tüm kurum veya kuruluşlara gönderilerek görüş sorulup günlerce cevap beklenecek. Sonra zaten THY'den olumsuz cevap gelecek,THY'nin Ankara şübesi gibi çalışan SHGM'de bu doğrultuda uçuşu hiç bir haklı gerekçe göstermeden reddedecek. Daha sonra talep sahibi kapı kapı dolaşıp haklılığına anlatarak bir torpil bulmaya çalışacak tabi tüm bunlar olurken aradan kimler bu konuda nemalanacak o da işin bir başka boyutu. Ancak 3. havaalanına uçmak isteyen her kimse doğduğuna bile pişman edileceği için adam da talebini geri çekip hertürlü zorluğa rağmen yine de başka havaalanlarına uçacak. Bunun yüzlerce örneğini biz biliriz. İstanbuldan kargosunu Tırlara yükleyip Bulgaristana götürüp oradan uçağa yükleyip götürmek zorunda kalanları biliriz.
Yanlis ~ 2 yıl önce
Coken YID modeli degil, partisan, ahbap-cavus yandas modelidir. Eger ihale TAV'in da icinde oldugu bir konsorsiyum tarafindan kazanilsaydi. Simdi proje tum hizi ile ilerliyor olacakti.Bazi seylerin soylemekle anlasilmadigi yasanarak gorulmesi gerekiyormus.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
EY DHMİ ~ 2 yıl önce
Kapadokya Havaalanından ne haber? Samsun Havaalanı ne oldu? Ey DHMİ bu işin uzmanları yıllarca size dedi ki ; "Siz bu havaalanlarını trafik yoğunluğuna göre gruplara ayırın, trafiği en yoğun olan 7 hava alanının yanına trafik yoğunluğu düşük olan havaalanlarını ekleyerek özel sektöre devredin. Örneğn Antalya/Kapadokya/Gazi Antep vb. veya İstandul/Samsun/Sinop/Tokat vb" Ancak siz bildiğinizi okudunuz. Geldiğimiz noktada da trafiği düşük hava alanları ve onların zarar ve ziyanı elinizde patladı. Müstahak. Çok yakında başta İstanbul 3. Havaalanı olmak üzere bir çok YİD Modeli de elinizde patlayacakkkkkk

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000