22 Haziran 2015, Pazartesi
Erdal GÜLMEZ
Erdal GÜLMEZ erdalgulmez@airporthaber.com
  • Umarim hepsini birgün başarmış oluruz...
  • Tüm dünyada üretimin Uzakdoğuya, özellikle de Çin' e kaymasının bir nedeni var. Ucuz işgücü, ucuz işçi maliyetleri. Tüm şirketler strateji olarak parçaları buralarda ürettirip, montajını ayrı ayrı yerlerde yapıyor, ana yapıyı da kendi ülkelerinde birleştirip, menşeine de Fransız, Amerikan, Alman falan diyor. Önemli olan kritik parçalar ile projenin felsefesinin aidiyetliği. Almanlar, kimbilir bu projeyi bunlar ile hangi beklentiyle paylaştı. Yine de gerekçesi ne olursa olsun püf noktasının Almanların elinde olacağı kesin. Öyle ise adına niye yerli diyorsunuz? Adı bile yerli değil ki!!
  • Başları ayak, ayakları baş yaparsınız, ne olduğunu bile anlamadan uçurumdan yuvarlanır gidersiniz toplum olarak. Bakın siyasilerde bu tehlikeli oyundan hiç çekince görmeden tribünlere oynayarak, cahillere prim vermiyorlar mı? Sonuç ortada. En basitinden 8 Bakanlığın toplam bütçesinden daha fazlasını bir başkanlığa veren ülkesin. Cami ve imamının sayısı, okul, doktor ve bilim adamı sayısından kat be kat fazla. Görünen o ki ahiret işleri dünyevi işlerden önce. Bu yapıda kaldıkça olmaz işte. İlmin ve bilmin sırrını anlayanlar, son derece basit fizik ve kimya kurallarını, dahi öğrenemeyip her şeyi Allaha atfeden insanlardan bıkıp usanır, kendilerine değer verecek yerlere gider bu hayalleri de orada gerçekleştirirler. Kalanlar da aç tavığun kendini darı ambarında görmesi gibi bu hayallere yatar kalkarlar. Ondan inanamıyorum yapabileceklerine. Ufak tefek başarılarla da gördünmü falan tarzı laflar edilmesin, ayinesi iştir kişinin. Ne zaman tüm dünyada tercih edilir yaptığın, o zaman olmuştur
  • Eğitim insanda davranış değişikliği yapmalı. Sonradan görmüş, şekline şemaline biraz çeki düzen verip, havalı havalı gezenlerin hepsini eğitimli sanıyoruz. Eğitimli insan önce mütevazidir. Ehemmin ve mühimmin ne olduğunu idrak eder. Haddini de hakkını da bilir. Ancak bildiğini sanan, benim diğerlerinden ne farkım var zihniyetli insanların %100' e yakın olduğu bir ülkede böyle ciddi projeler hayata geçmez. Yapıldığı sanılır ama aslında yapılamaz. Zor mu? kesinlikle değil. Örneğin, Embraer firmasının 26.000 çalışanı var. Dünyanın her yerinden mühendisleri toplamışlar. Ama gerçek mühendisleri. Bizdeki mühendisçiklerden değil. (Labaratuara girmeden, projelerden kanırmadan diploma alan mühendislerden bahsediyorum) Benzeri olmayan bir projeyi hayata geçirmişler. Ürettikleri sadece Brezilyanın değil, tüm dünyanın beğenisini kazanmış. Açıköğretim denen bir şeyi bile üniversiteden sayıp, onca kolaylığa rağmen zar zor bitireninin kendisini ODTÜ' lü Boğaziçili ile aynı kefede gördüğü toplumda,

Yerli Dornier

Ülkemizde dönemsel olarak bazı gündemler ön plana çıkar, bunlardan bir tanesi de “yerli uçak projesi” olarak adlandırılan konudur. Son olarak yaşadığımız seçim süreci içerisinde Alman DORNIER uçaklarının temel alınarak yerli bir uçak yapılacak  proje   sıcak gündem yapılınca  kamuoyu bunun bir siyasi yaklaşım mı yoksa ülkemiz ticari hayatını geliştirecek reel ticari bir proje mi  olduğu noktasında karar vermekte zorlandı. Maalesef her zaman olduğu gibi yine bir grup gözü kapalı “evet” bir grup ta gözü kapalı “hayır” dedi.  

                                                           **

Öncelikle ben şahsi düşüncemi çok kısa yazayım; Türkiye katma değeri yüksek alanlara yönelmelidir. Bunlardan biri belki birincisi havacılık olabilir fakat ben yıllardır vakit kaybettiğimizi ve  doğru yerden başlamadığımızı düşünüyorum. Doğru yer neresi derseniz havacılıktan önce farklı bir yerden örnek vermek istiyorum. Hatırlarsanız bir kaç ay önce İzmit körfezi geçiş asma köprüsünün yapımında yaşanan halat kopması neticesinde  tüm yerli çelik halatların kullanımı durdurulmuş bunun yerine ithal çelik halatlar kullanılmaya başlanmıştı. Asma köprü yapmak istiyorsak önce çelik kablo yapmayı öğreneceğiz. Basit gözüküyor olabilir fakat gerçek bu.

Aynı şey havacılık içinde geçerli onlarca yıllardır gündemimiz toplama uçak yapmak fakat  halen  özellikli bir malzeme üretemiyorsak ve halen uçak sistemlerini yöneten yazılımlar konusunda çok mesafe kat edememişsek  durup düşünmek gerekiyor. Bir yandan montaj-toplama işlerini yaparken keşke  diğer yandan da  uçak yapmanın temel iki bileşenine (metalurji ve havacılık yazılımı)  yatırım yapsaydık.

Bugün 100 gramlık ağırlığı olan  bir  adet HPT blade’i sıfırdan üretmeyi  toplama uçak montajı  projesinden çok daha önemli gördüğümü belirtmeliyim. Bu üretim bize  metalurjinin , tasarımın , malzeme biliminin , mühendisliğin havacılığa uygulanmasını ve bizim olmasını sağlar. Aynı şekilde üreteceğimiz bir FFS uçak üretmenin çok önemli bir adımı olurdu.

Ticari konularda kamu doğrudan işin içinde olmamalı (varacağımız yer Sümer ayakkabıları olabilir ) Kamunun görevi özel sektörün önünü açacak çalışmalar yapmak ve  alt yapıyı oluşturacak  çalışmalar olmalı. Bu manada teşvikleri cazip hale getirip uçak üretimini kar edilecek  bir sektör olarak konumlandıra- bilirseniz  zaten özel sektör kapınızda kuyruk olur. Bütün bunlara rağmen özel sektör bu işe yaklaşmıyorsa  orada asla ticari bir imkan yok demektir (kar-zarar konusunda  özel sektöre güvenebilirsiniz)                                                           

                                                     **

Şimdi de  konuyla ilgili  gündeme  gelen bazı sorulara bakalım istiyorum,

1-Ülkemiz serbest piyasa ekonomisi kurallarının geçerli olduğu ve tüm iç-dış ticari hayatın bu teminata dayalı yürüdüğü bir ekonomik sistem uygulanmak- tadır. Şu ana kadar tüm beyanlar yapılacak uçağın 30-35 yolcu kapasiteli bir sivil uçak olacağı şeklindedir. Haliyle  bu uçağın pazarı sivil havacılık sektörü ve müşterisi sivil şirketler olacaktır. Bu şartlar altında ticari bir iş olan sivil uçak üretilip pazarlanması konusu  ile Savunma sanayinin   ( Kamu ) ilgisi nasıl kurulmuştur ? Özel gibi gözükse de kamu adına üretilen bir uçağı özel sektör firması uygun bulmayarak satın almayıp örneğin hazır ekibi var diyerek ATR alsa sonuç ne olur ?

 (Burada ki çekinceye kısmen katılmakla beraber , Eski THY TEKNİK AŞ Genel Müdürü olan ve şimdi SSM olan Prof. Dr. İsmail Demir Bey’in projeye çok katkısı olacağına hiç şüphem yok / THY döneminde birlikte çalıştığımız  için tanıma imkanı olmuştu )

2-Proje değerlendirmesi yapılırken 4 modelin değerlendirildiği belirtiliyor, bunlardan birinin  CASA uçakları olduğu kuvvetle muhtemel.                        CASA uçaklarının ülkemizde üretildiği , halen çok sayıda CASA uçağının hem ülkemizde hem tüm dünyada uçmakta olduğu , CASA uçaklarının hem sivil hem askeri versiyonlarının başarılı bir şekilde uçtuğu , CASA uçaklarının yetişmiş pilot ve teknik ekip açısından ülkemiz açısından çok daha avantajlı olduğu, DORNIER yerine CASA tercihin bize en az yıllar  kazandıracağı ortada iken tercih edilmemesinin sebepleri kamuoyuna izah edilmeli.

(Sanırım CASA uçak üretimi hukuki hakları bize ait olmayacak diye düşünüldü fakat Dornier’in geçmişinde bulunan şirket devri ve iflas süreçleri de ilerde sorun olabilir)

İspanya ile CASA CN-235 uçaklarının Türkiye'de üretimi için  yapılan anlaşma neticesinde  51 adet CN-235 uçağı montajı TAI  sorumluluğu altında Kayseri 2.HİBMK  desteği ile tamamlanmıştı. Halen 54 adet CN-235 TSK envanterinde uçmaktadır. Bu anlaşma çerçevesinde bir çok parçanın imalatı yapılmış ve özellikle kompozit kaplama parçaları imalatında çok iyi tecrübe kazanılmıştı. CN-235 in 60-70 yolcu kapasiteli uçağının versiyonları dünyanın değişik ülkelerinde uçmaktadır.

Endonezya aynı bizim şu an DORNIER ile yapmak istediğimiz  gibi önce İspanyol CASA ile anlaşıp CN-235 montajı yaptı. Proje bitiminde CN-235 üzerinde bazı değişiklikler yaparak kendi adına ve kendi markaları ile  üretim yaptı.Endonezya halen bu uçağı kendi ülkesinde askeri ve yolcu amaçlı olarak kullanmaktadır.(maalesef kimseye satamamışlar fakat en azından kendi ihtiyaçlarını karşılamışlar)

Türkiye benzer şekilde aynı uçağın hem de ciddi sayılacak oranda üretim desteği ile montajını yapmış ,uçuş ve bakım ekiplerini yetiştirmiş ve yıllardır bu operasyonu zaten yürütmektedir. Dornier ile varmak istediğimiz yeri iyi tespit etmek gerekiyor aksi takdirde zaten alınmış bir yolu tekrar etmiş olabiliriz.

3-DORNIER ‘den ticari bir başarı bekleniyorsa, Almanların hem de kendi markaları ile üstelik yıllar önce rekabet çok daha az iken başaramadığını bizim Türk markası ile nasıl başaracağımızı çok iyi etüd etmek gerekir.

(Grundig markasını Arçelik’in satın alıp kısmi başarı kazandığı bir örnek var fakat burada satın alan Arçelik zaten aynı grupta üretim ve ihracat yapan Beko markasına da sahipti)

4-Doğru yerden mi başlıyoruz ? Yani yerli uçak üretmek için optimum çözüm yıllardır üretilmeyen hatta yetkililerin tabiri ile bazı “ blue print” çizimlerin dijital bile olmadığı bir uçak mı olmalı ?

Optimum çözüm kolay değil sanırım burada Wright  kardeşlerin modelini üretip sıfırdan başlayalım diyenlerden tutun Dorniercilere oradan 737 hayranlarına ve güncel model ( A 380 – B 787 ) yapalım diyenlere kadar çok geniş bir yelpaze oluşur.

5-Türk vatandaşlarına ait özel  bir ABD şirketinin Dornier ile ilgili hakları satın alması ve bizim Dornier üretme kararımızın arasında geçen süreç nasıldır ?

Yani önce Dornier kararı verilmiş sonra ilgili firma satın alma mı yapmıştır ? yoksa firma satın almasını yapmış daha sonra firmanın kısmetine başlarına  talih kuşu mu konmuştur ?

6-Bizim çıkmaya çalıştığımız yola  çoktan çıkmış hatta tamamlamış ülkeler var. Bu ülkeler DORNIER ayarında uçak üreten ülkeler maalesef hiçbiri bir Boeing veya Airbus’ın ticari başarısını yakalayamadı.

Boeing’ten sonra bu çapta ticari uçak üretmek isteyen Airbus’a dikkat ederseniz  Dornier ile başlamadı doğrudan başa başa rekabet edebilecek Airbus A 300 ile piyasaya çıktı ve bugün geldiği nokta ortada. Tabi uçak üretmeye karar verdiklerinde alt yapıyı oluşturmakla başladıklarını biliyoruz. Yoksa bugün karar verip yarın uçak üretecek bir dünya yok. Yola çıkarken başaranların nasıl başardığı yolda kalanların nerede hata yaptığını görmek bize de çok iyi örnek olacaktır.

Derlediğim bu sorularda kötü niyet olmadığına inanıyorum bu soruların  çok objektif cevapları da olabilir. Kötüniyet aramak yerine  niye güven sorunu var diye düşünmek ve ikna edici cevapları sunmak daha uygun olmaz mı? Ortalama bir vatandaşın kamu imkanları ile ilgili merakıdır bu konuda  şeffaflık ilgilileri töhmetten kurtarır. Maksat kamu kaynaklarının en iyi şekilde kullanılması için ortak akıl ile düşünmek ,tartışmak , konuşmak en iyi çözümü birlikte üretip sonra bu çözümü birlikte uygulamaktır. İnsanlar inandıkları projelere destek olur. Dayatılan projelere ise kerhen evet deseler bile dört elle sarılmaz en azından hayır dua etmezler.( Subjektif bir konudur fakat ben duanın gücüne çok inandığımı belirtmeliyim)

                                                           **

Uçağımızı hatta uzay mekiğimizi göklerde görmek dileğiyle

Saygılarımla

 

Erdal Gülmez

Yerli Dornier

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (20)

Hagi ~ 1 yıl önce
Umarim hepsini birgün başarmış oluruz...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Karışık iş ~ 1 yıl önce
Tüm dünyada üretimin Uzakdoğuya, özellikle de Çin' e kaymasının bir nedeni var. Ucuz işgücü, ucuz işçi maliyetleri. Tüm şirketler strateji olarak parçaları buralarda ürettirip, montajını ayrı ayrı yerlerde yapıyor, ana yapıyı da kendi ülkelerinde birleştirip, menşeine de Fransız, Amerikan, Alman falan diyor. Önemli olan kritik parçalar ile projenin felsefesinin aidiyetliği. Almanlar, kimbilir bu projeyi bunlar ile hangi beklentiyle paylaştı. Yine de gerekçesi ne olursa olsun püf noktasının Almanların elinde olacağı kesin. Öyle ise adına niye yerli diyorsunuz? Adı bile yerli değil ki!!

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Yapı-3 ~ 1 yıl önce
Başları ayak, ayakları baş yaparsınız, ne olduğunu bile anlamadan uçurumdan yuvarlanır gidersiniz toplum olarak. Bakın siyasilerde bu tehlikeli oyundan hiç çekince görmeden tribünlere oynayarak, cahillere prim vermiyorlar mı? Sonuç ortada. En basitinden 8 Bakanlığın toplam bütçesinden daha fazlasını bir başkanlığa veren ülkesin. Cami ve imamının sayısı, okul, doktor ve bilim adamı sayısından kat be kat fazla. Görünen o ki ahiret işleri dünyevi işlerden önce. Bu yapıda kaldıkça olmaz işte. İlmin ve bilmin sırrını anlayanlar, son derece basit fizik ve kimya kurallarını, dahi öğrenemeyip her şeyi Allaha atfeden insanlardan bıkıp usanır, kendilerine değer verecek yerlere gider bu hayalleri de orada gerçekleştirirler. Kalanlar da aç tavığun kendini darı ambarında görmesi gibi bu hayallere yatar kalkarlar. Ondan inanamıyorum yapabileceklerine. Ufak tefek başarılarla da gördünmü falan tarzı laflar edilmesin, ayinesi iştir kişinin. Ne zaman tüm dünyada tercih edilir yaptığın, o zaman olmuştur

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Yapı-2 ~ 1 yıl önce
Eğitim insanda davranış değişikliği yapmalı. Sonradan görmüş, şekline şemaline biraz çeki düzen verip, havalı havalı gezenlerin hepsini eğitimli sanıyoruz. Eğitimli insan önce mütevazidir. Ehemmin ve mühimmin ne olduğunu idrak eder. Haddini de hakkını da bilir. Ancak bildiğini sanan, benim diğerlerinden ne farkım var zihniyetli insanların %100' e yakın olduğu bir ülkede böyle ciddi projeler hayata geçmez. Yapıldığı sanılır ama aslında yapılamaz. Zor mu? kesinlikle değil. Örneğin, Embraer firmasının 26.000 çalışanı var. Dünyanın her yerinden mühendisleri toplamışlar. Ama gerçek mühendisleri. Bizdeki mühendisçiklerden değil. (Labaratuara girmeden, projelerden kanırmadan diploma alan mühendislerden bahsediyorum) Benzeri olmayan bir projeyi hayata geçirmişler. Ürettikleri sadece Brezilyanın değil, tüm dünyanın beğenisini kazanmış. Açıköğretim denen bir şeyi bile üniversiteden sayıp, onca kolaylığa rağmen zar zor bitireninin kendisini ODTÜ' lü Boğaziçili ile aynı kefede gördüğü toplumda,

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Ben de yorayım 3 ~ 1 yıl önce
Bu noktalarda tespitleriniz güzel ve can alıcı. EK yapayım; ÜLKE mizde havacılık TRACTOR'(çekip çeviren, götüren, yönlendiren)ü yok. yani bu işi alıp götürecek büyük ve birleştirici bir ÜNİVERSİTEmiz yok. Çil yavrusu gibi dağılmış havacılık uzmanları (olabildiği kadarı). Mesela neden ODTÜ veya İTÜ seçilip bu dev görevi sorumluluğu üstlenmiyor. Böyle bir üniversitede abartmasız 100'lerce profesör ve doçent bulunmak zorundadır. Bunların herbiri birer uçak sisteminin profesörü ve ana bilim dalı yöneticisi olmalıdır. Bir kısmı ise genel bağlayıcı koordine kurucu olmalıdır. Diğer yandan bu havacılık projesinde yer almak isteyen ve yeterli niteliklere sahip olan bir ENDÜSTRİ birliği oluşturulmalıdır. Yanısıra mecburi olan bir diğer gerek ise POLİTBÜRO kurulması zarurtidir. Bu büro üniversite ile hükümetin/TBMM nin ilişkilerini yönlendirmelidir.
Aa ~ 1 yıl önce
Haklılık payı olmakla birlikte yanıldığınız noktalar var. Odtü,itü, bilkent gibi üniversiteler abartılıyor, abartılıyor, abartılıyor. Bu fakülteler yılda binlerce mezun vermesine ve 25/30 yıldır bu mezunlar piyasada olmasına rağmen ne havacılıkta ne de diğer sektörlerde elle tutulur hiç bir şey elde edilemedi. Mesele üniversiteye ya da eğitime göre referans noktası koyarak iş yapmak değildir. Mesele insanların hangi alanlarda severek çalışacağını belirterek onları yönlendirmektir. İnsan gibi şartlar altında çalıştırmaktır. Yaptıkları hatalara rağmen onlara destek çıkmaktır.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000