20 Nisan 2009, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com
  • Özel sektörde bazı kurumsallaşmış firmalarda yeni anlayışlar geliştiriliyor. Emekli yöneticilerinden faydalanıyorlar. İşten çıkaracakları kişilere KOÇLUK yapıyorlar. Hatta i bulanlar bile var.
  • Vefa Spor ile ilgili bir araştırma yaparken yazınızı okudum. çok etkilendim. nedense iş yerlerinden ayrılış buruk oluyor. yeni gelenlerde yeni işler yapmak istiyorlar. çalışanların yeni geleni anlaması için yeni gelen sıkı duruyor. eskiyle bağları kesmek istiyor.
  • 3. zarfı açma zamanı geldi de geçiyor, bile
  • Oya hanım o kitabı dikkatle incelerseniz ortaya konan tüm faaliyetlerin mimarı olan ve bu faaliyetler çok büyük emeği geçtiğine yürekten inandığımız eski SHGM Genel Müdür yardımcısı Oktay ERDAĞI ki o hepimizin abisi ve hocasıdır tek bir resmi bile yok o kitabı fazla ciddiye almayın lütfen başkalarının emeği üzerinden kendilerinin reklamını yapan geilp geçici hevesler bunlar. O kitapta resimlerini gördüklerinizin belirtilen o faaliyetlere hiç bir katkısı olmamaıştır. O belirtilen faaliyetler başta Oktay abi olmak üzere SHGM'de çalışan biz gizli kahramanların eserleridir. Bunu yukarda Allah aşağıda tüm SHGM ve sektör çalışanları bilir. her kes kendi eseriyle övünse daha iyi olmazmı vefasızlığın daniskası buna denir işte

Vefa boza mı, bir semt mi? Ya vefasızlık?

Vefa deyince ne ünlü boza markası ne de İstanbul’da bir semt değil kastetmek istediğim.  Gerçek vefadan bahsediyorum… Nedir vefa hiç düşündünüz mü? Gelin önce tersinden başlayalım, yani vefasızlıktan… Türk Dil Kurumu sözlüğünde vefasız: çabuk unutan, ölümlü olarak yer alıyor. Vefa ise sözünde durma, dostluğu sürdürme, sevgi bağlılığı diye geçiyor. Vefa insana vergi bir nitelik… Vefa, içinde hoşgörü, alçak gönüllük olan bir duygu bir davranış bir kültür özelliği. Geniş anlamıyla kişileri de ve kurumları da geleceğe taşıyan nitelikleri kapsamakta. Kuşkusuz, kurum sözü hem yaşayan kurum kültürünü hem de yöneticilerin davranışını yansıtmaktadır. Acaba kurumların da vefalısı vefasızı olur mu?

Bu soruyu sorma nedenim geçenlerde aldığım bir e-posta ile ilgili...

 

Etkilendiğim e-posta Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünden (SHGM’den) geliyordu. Kitap göndermek için adresimi istemişlerdi. Doğrusu, üzerinde çalıştığım bir proje için, “Stratejik Plan” ya da “Faaliyet Raporu” göndereceklerini düşündüm. Bir hafta ya geçti ya geçmedi kocaman bir sarı zarf geldi. İçinden 3 kitap çıktı. İşte vefa ile ilgili yorumum da bu zarf yüzünden gündemime yerleşti.

 

Önce SHGM’nin gönderdiği bu kitapların içeriği hakkında birkaç satırı paylaşmadan geçemeyeceğim.

 

–       Havaalanı Terminal Binalarında Yap İşlet Devret Modeli (YİD)

Akademik yöntemlerle hazırlanan bu kitapta: Havaalanlarının fizibilite, planlama, uygulama ve denetim aşamaları  ele alınarak, yapım yönetimi açısından incelemesi yapılmakta, YİD modeli ile tasarımdan işletme sürecine geçişin durum analizi yapılarak ileriye dönük çıkarımlar sunulmakta.

 

–       AIRchitecture Major Airport Terminals in Turkey - Havaalanı Terminal Binaları

Hava (air) ve mimari (architecture) sözcüklerini yaratıcı bir biçimde birleştiren kitapta: Türkiye'deki başarılı havaalanı örnekleri İzmir Adnan Menderes Havalimanı, Antalya Havalimanı, İstanbul Atatürk Havalimanı, Muğla Dalaman Havalimanı, Ankara Esenboğa Havalimanı, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı terminal binalarının plan, kesit, fotoğrafları ve özelliklerini anlatan kapsamlı metinler yer alıyor.

 

–       2002’den 2008’e Sivil Havacılık  

–        

Türk sivil havacılık sektörünün son 5-6 yıl içinde kat ettiği mesafeye istatistikler aracılığı ile ortaya koyan bu kitap, SHGM’nin yeniden yapılanması, denetim ve düzenleme faaliyetleri ile uluslararası alanda elde edilen başarılar, hayata geçirilen projeler ve SHGM’nin öncülüğünde gerçekleştirilen Bölgesel İşbirliği Toplantıları gibi çok sayıda konuyu ele alıyor. 

Her üç kitap da sektörde duyulan önemli bir ihtiyacı karşılıyor.

 

Sitemim var

 

THY Tekniği dışında tutarak, sitemim yirmi üç yıl çalıştığım, ailemle eş tuttuğum THY’na….

Birkaç yıl önce Tanıtma ve Halkla İlişkiler eski Başkanı Hamdi Irmak’ın nazik çağrısı üzerine 75.yıl kitabına “THY Emekliler ve Mensupları Sosyal Yardım ve Dayanışma Derneği” olarak karınca kararınca destek verdik. Kitabın kurgusunda havacılık ve THY ile ilgili gelişmeler birlikte ele alındı, ben de ikram ile ilgili bir özetle katkıda bulundum. Aslında bu kitap yıllarca önce projesini yaptığımız 5’li 10’lu yılların kurum kültüründeki önemi ve bu yılların vurgulanmasının kapsamlı bir şekilde ele alındığı büyük projenin bir parçasıydı. Sonuç olarak; 1983’de THY’nin 50.kuruluş yılında rahmetli İlyas Albayrak’ın çabalarıyla yapılan kitaptan sonra ortaya konan içeriği zengin çalışmalardan biri olduğunu web ortamından görebildik... Kitabı birkaç kez ilgililerden istedim, nafile…

 

Geçmişle ilişkiler

 

Geçmişle barışmanın zamanı geldi. Toplumlar da kurumlar da geçmişlerini objektif olarak değerlendirmeli emeği geçenleri doğru şekilde konumlandırılmalıdır.

 

Gerek birey olarak gerek kurum ve gerekse toplum olarak çoğunlukla geçmişi unutup, hatta karalayarak gözlük takmayı reddeden ileri derecede miyoplara döndük. Burnumuzun ucunu göremiyoruz. Geçmişi yok sayarak miladı kendimizle başlatıyoruz. Kurumların tarihini inceler gibi yapıp, birkaç satırla yazıyoruz ama dönüm noktalarına getiren koşulları hiç düşünmüyoruz. Geçmişle ilgilenmek bize zor geliyor.

 

Hatta meşhur 3 zarf hikâyesini (1) bilenler bilmeyenlere anlatsın deyip, gülüp geçenler de çoğunlukta...

 

Artık kötü alışkanlıklarımızdan ve yok sayma modasından hızla kurtulmamız gerekiyor. Kişilikli ve birikimli insanlar, diğer birikimleri yok saymayı nasıl kabullenebilirler ki? Nitekim her türlü araştırma da bilimsel çalışma da eskileri inceleyerek başlamaz mı?

Nedense son yıllarda bizim kültürümüze kötü bir alışkanlık yerleşmiş; eskiye ait ne varsa değiştirmek, eskilerden kurtulmak. Atasözümüz bile “eskiye rağbet olsa bitpazarına nur yağardı” demiyor mu? Diyor da bizler dedemizden kalanları eskicilere verirken, değerini bilenler toplayıp, sahip çıkmadılar mı? Vefasızız yani… Bu kötü alışkanlıkla eskiyi yok sayıp hep sıfırdan başlıyoruz. Birikimler birikemiyor, hizmette üretimde verimlilik ve süreklilik sağlanamıyor. Her şeye yeniden başladığımız için zaman da kaybediyoruz. Dolayısıyla yol alamıyoruz.

 

Ülkeler kurumlarının ne kadar eski olduğu ile öğünürler, bazıları da kendilerini çok eskiymiş gibi göstermek isterler. Şirketler geçirdikleri yıllarla övünürler. Ömrü 100 yılı aşkın şirket sayısı önemli ekonomik göstergelerdendir. Çünkü sağlıklı yaşlanmak önemli bir marifettir.

Bizim dileğimiz de sivil havacılık kurumlarımızın ve THY’mizin 100 değil 100’lerce yıl yaşaması…

 

Yıllar öyle çabuk geçiyor ki, birden kendinizi çalışmakta olduğunuz kurumların dışında buluverdiğinizde acaba neler hissedeceksiniz? Ya da soruyu şöyle soralım:

Eski kurumunuzun size nasıl davranmasını bekliyorsunuz!

 

(1) Rivayet şöyle: Şirkette eski genel müdür kovulur, yeni bir genel müdür atanır. Eski müdür görevi devrederken, yenisine tavsiyelerde bulunur ve 3 adet zarf verir. Zarflar numaralıdır. Eski müdür yenisine ileride her başı sıkıştığında bir zarfı açmasını söyler. Ve yeni müdür işe başlar. Altı ay her şey yolundadır. Fakat sonra satışlar aniden düşer. Ne yapacağını bilemeyen yeni müdür, 1. zarfı açar. Zarftan bir cümlelik öğüt çıkar:


- Kendinden önceki müdürü suçla... Yeni müdür hemen bir basın toplantısı yapar ve kendinden önceki müdürün politikalarını suçlar. Basın ve borsa bu açıklamaları olumlu bulur, şirket hisseleri toparlanır, bu arada satışlar da düzelir... İşler bir süre daha yolunda girer. Fakat sonra üretim sorunları çıkar. Yeni müdür gecikmeden 2. zarfı açar. Zarfta şu cümle yer almaktadır:


- Ortamı kötüle. Şirketi yeniden organize et. Yeni müdür reorganizasyonu yapar, sorun çözülür. Bir süre sonra işler yine fena halde bozulur. Yeni müdür koşa koşa gidip ve 3. zarfı açar:


- 3 zarf hazırla...

 

Vefa boza mı, bir semt mi? Ya vefasızlık?

Facebook Yorum

Yorumlar

Misafir ~ 8 yıl önce
Özel sektörde bazı kurumsallaşmış firmalarda yeni anlayışlar geliştiriliyor. Emekli yöneticilerinden faydalanıyorlar. İşten çıkaracakları kişilere KOÇLUK yapıyorlar. Hatta i bulanlar bile var.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 8 yıl önce
Vefa Spor ile ilgili bir araştırma yaparken yazınızı okudum. çok etkilendim. nedense iş yerlerinden ayrılış buruk oluyor. yeni gelenlerde yeni işler yapmak istiyorlar. çalışanların yeni geleni anlaması için yeni gelen sıkı duruyor. eskiyle bağları kesmek istiyor.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 8 yıl önce
3. zarfı açma zamanı geldi de geçiyor, bile

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 8 yıl önce
Oya hanım o kitabı dikkatle incelerseniz ortaya konan tüm faaliyetlerin mimarı olan ve bu faaliyetler çok büyük emeği geçtiğine yürekten inandığımız eski SHGM Genel Müdür yardımcısı Oktay ERDAĞI ki o hepimizin abisi ve hocasıdır tek bir resmi bile yok o kitabı fazla ciddiye almayın lütfen başkalarının emeği üzerinden kendilerinin reklamını yapan geilp geçici hevesler bunlar. O kitapta resimlerini gördüklerinizin belirtilen o faaliyetlere hiç bir katkısı olmamaıştır. O belirtilen faaliyetler başta Oktay abi olmak üzere SHGM'de çalışan biz gizli kahramanların eserleridir. Bunu yukarda Allah aşağıda tüm SHGM ve sektör çalışanları bilir. her kes kendi eseriyle övünse daha iyi olmazmı vefasızlığın daniskası buna denir işte

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000