15 Aralık 2008, Pazartesi
Korhan OYMAN
Korhan OYMAN koyman@fit.edu
  • Korhan Bey, görüşlerinize tamamıyla katılıyorum. Kesinlikle bir an önce birşeyler yapılmalı. Bana göre para da var insan gücü de geriye yalnızca İSTEMEK kalıyor... NTSB askeri hava aracı kaza ve kırımlarında da yetkili otorite mi acaba?.. Saygılarımla. Ömer KARAKUŞ
  • Ustad 2009 yeni yıl yazınız bekliyoruz . Tebrikler saygılar
  • Korhan Oyman, dunyadan havacılıgından uzak havacılık kurumlarımız ıcın yegane bılgı kaynagı oldugunu bu yazısı ıle tekrar ıspatlamıs oldu.guzel yazı hocam.tebrıkler.
  • Yorumunuz...Korhan bey, çok güzel bir konuya temas etmişşiniz,İnşaallah sn Savcı bey de doğru kişilerden doğru bilgileri alır ve de gerçek suçluları ortaya çıkarır.

Ulusal Taşımacılık Emniyet Kurumu, Türk NTSB’si?

Geçtiğimiz haftalarda Isparta kazasının Kaza Kırım Nihai Raporu sonuçlandı ve de ardından tüm medya kurumlarında raporla ilgili kısa bilgiler yayınlandı. Bazı köşe yazarları raporu alkışlarken bazıları bir adım daha ileriye giderek artık Türkiye’ninde Amerika’daki gibi bir bağımsız kaza kırım organizasyonuna sahip olması gerektiğinden bahsetti. 

Tabiki Türkiye gündemini uzun uzun işgal etmiş böyle acı bir olayın sonuçlandırılmış olması çok önemli ve bu nedenle gösterilen çabayı her ne kadar raporu okumamış olsamda kutlamam gerekiyor. 1993 yılında ABD’de kaza kırım saha kursu görmüş, Havacılık Emniyeti (Aviation Safety)konusunda master diploması almış bir kişi olarak bu işlerin ne kadar zahmetli ve de zor olduğunu çok iyi bilirim. Ancak her kazadan ve her rapordan alınması gereken dersler ve de sonrasında atılması gereken adımların burada da tam olarak anlaşıldığı konusunda şüphelerim var.

Bunların başında havacılık medyası geliyor. Basın en başından itibaren raporun bir an önce bitirilmesi için sürekli yayınlarla raporu ve de raportörleri baskı altına alıyor. Sonrasında rapor bitirilir bitirilmez daha dağıtım ve de yasal süreç tamamlanmadan Ulaştırma Bakanı’ndan raporun sonucu elde ediliniyor ve de tüm gazetelere manşet oluyor. SHGM’nin ilgili kurumlara veya ilgisini belgeleyebilen kurumlara raporun özetini yollayacağı haberleriyle eşzamanlı olarak bazı haber koşelerinde raporun içeriğiyle ilgili haberler başlıyor yer almaya. Konu hakkında hiçbir uzmanlıkları ve eğitimleri olmamasına karşın raporun bulguları ve içeriğiyle ilgili yorumlar bile yapıyorlar. “Çok güzel olmuş, çok iyi bir çalışma” falan gibi ne idüğü belirsiz tespitlerde bulunuyorlar. Sormak gerekiyor tabi bu üstadlara acaba başarılı bir kaza kırım raporunun kriterleri nedir vede son katıldıkları kaza kırım saha çalışması neydi diye.  Halkı yönlendirme çalışmaları ve Bakanlığa goy goy hat safhasında her zamanki gibi. Birde tabiki Türkiye’deki her olayda olduğu gibi çözümlerde sunuluyor yorumların beraberinde. “Artik bizimde ABD’deki gibi bir Ulusal Taşımacılık Emniyet Kurumu (National Transportation Safety Board-NTSB) teşkilatımız olmalı tüm ulaştırma kazalarına bakacak”. Bu çözüme gönülden katılmakla beraber çekincelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Önce NTSB ne onu bir anlatalım.

NTSB Amerika’nın siyaset üstü en önemli federal kurumlarından biri olmasının yanısıra dünyanında en sistemli ulaştırma güvenliği kurumudur. Biri başkan, biri başkan yardımcısı ve üç üyeden oluşan beş kişilik bir yonetim kurulu direk devlet başkanı tarafından atanır ve de senato tarafından da onaylanır. Bu beş üyenin en fazla üç üyesi aynı siyasi partiden olabilir. Ülkedeki havayolu, karayolu, demiryolu, denizcilik ve de boru hattı taşımacılığı konusundaki kazaların önemli bir bölümü NTSB’nin çalışma alanı içerisindedir. NTSB 1967 yılında havacılık kazalarına bakmak için kurulmuş olup daha sonra diğer taşımacılık sistemlerinide kapsama alanı içine almıştır. Kazaları araştırır bulgularını yayınlar ve önlemlerle ilgili tavsiyelerde bulunur ancak herhangi bir yaptırım otoritesi yoktur. Herşey tavsiye niteliğindedir.  MTOW si 12,500 librenin altındaki uçak kazalarında yetkisini Federal Sivil Havacilik Dairesi FAA’ye bırakmıştır. Kendi bünyesinde 400 uzmanı barındıran NTSB kaza sonrasındaki süreçte özel ve devlet kurumlarından yasaların verdiği yetkiler doğrultusunda fiziki ve insan kaynağı yardımı alır. Sözgelimi kaza kırım ekibini kaza mahaline en kısa sürede ulaştırma işinde her federal kurumun aracı kullanılabilinir. Uçak dağa düştüyse askeri ve yerel kurumların helikopterleri NTSB’nin emrine girer. Kaza bölgesine ulaştığında tek yetkili NTSB’dir ve uçağın enkazı ve enkaz alanı NTSB’nin sorumluluğundadır. NTSB’nin her kazada görev yapacak bir Go-Team denilen ekibi vardır. Bu ekip en kısa sürede bulundukları bölgelerden kaza yerine intikal eder  ve süreci kontrolu altına alır. Bu ekibin sabit üyelerinin tamamı kaza kırım saha eğitimi almış ve eğitimleri sürekli yenilenen konularında uzman kişilerdir. Her ekibin Investigator In-Charge (IIC) adı verilen kıdemli, deneyimli bir sorumlusu vardır. Bunun dışında ekip farklı dallarda uzmanlaşmış kaza kırımcılardan oluşur. Bunlar: operation, structures, powerplants, systems, air traffic control, weather, human performance, survival factors gibi alanlarda uzmanlıkları eğitim, sertifika ve deneyimleriyle tescillenmiş kişilerdir. Uzmanların dışında ilgili kurumların tayin edilmiş yetkilileride araştırmalarda görev alırlar ancak bunlar raporun hazırlanmasında ve yazılmasında bulunamazlar. Bunlara kazazedelerin aileleriyle irtibatı sağlayacak bir koordinasyon görevliside her zaman ilave edilir. Her kazada yönetim kurulundan bir üyede araştırma süresince NTSB ekibinin basın sözcülüğünü üstlenir. Bu kişi dışında kimse basına resmi açıklama yapamaz devlet başkanı dahil. Bu süreçte medyaya hiçbir şekilde sürecin işleyişi dışında bilgi verilmez. Kazanın büyüklüğüne ve karmaşıklığına bağlı olarak kaza raporu 12-18 ayda tamamlanarak NTSB yönetim kuruluna sunulur. Bu zaman zarfında yaklaşık her altı ayda bir yönetim kurulu sözcüsü kamuyu bilgilendirecek sunumlar yapar. Nihai rapor tamamlandığında yönetim kurulunca onaylanır ve Başkentte nihai bulgular, sonuç ve de tavsiyelerden oluşan raporun özeti sunulur. Bu sunumdan bir kaç hafta sonrada nihai raporun tamamı NTSB web sitesinde yayınlanır.

Bakarmisiniz tam bizlik bir iş. Otoriteler üstü bir denetim mekanizması. Bizde iş baştan bozuluyor. Devlet başkanı AKP’li, Başbakan AKP’li, meclisin 2/3 ü AKP’li. Yani bağımsız ve de siyaset üstü olmasına imkan yok çünkü bunu kontrol edebilecek yapı meclisde ve ülkede mevcut değil.

Kaza kırım süreci tamamen otoritenin denetimi altında ve medya buna hürmet ediyor. Tam bizlik değilmi? Bakan raporu basına ilk veren kişi çünkü patron o. Rapor yayınlanmadan bir çok köşe yazarının yazılarını süslüyor ve aynı saatlerde SHGM raporun olayla ilgisi tescilli kurum ve kişilere iletileceğini bildiriyor. Ne komik değilmi medya mensupları olayın en yetkili kişileri.

Kaza kırım ekibinin yeterlilikleri, aldıkları saha eğitimleri, daha önce katıldıkları kaza kırım çalışmaları falan hiç verilmiyor rapora şahsiyet kazandırmak adına. Süreç boyunca hiç bilmiyoruz kim bu şahsiyetler ve nedir bunları kaza kırımcı yapan. Sadece bazı köşelerde çalıştıkları kurumlarin isimleri verilmiş. Yetkili kurum SHGM’nin sön dönemde kaza kırım kursu gören veya çalışmaya katılan uzmanları kimlerdir? Son yıllarda SHGM’ce kaza kırımcı yetiştirmek veya ekibi güçlendirmek adına toplam kaç adet kurs alınmıştır eğitim maksatlı? Kimler bu kurslara gönderilmiştir?

Peki bizim NTSB’de yetki ABD’deki gibi olabilecekmidir? Yani kaza kırım ekibi sorumlusu telefonu kaldırıp gece ikide hava kuvvetlerini arayıp ekibi götürmek için uçak veya helikopter isteyebilecekmi veya jandarma komutanına emredebilecekmi kaza sahasının denetimi konusunda?

Denetçinin denetçisi kim olacak? Bakanlığı ve kurumlarını kim denetleyecek emniyet konusunda? Bu kadar senedir iç hatları liberalleştirmek dışında uçuş güvenliği adına ne yaptıklarını soracak yetki kimde? Peki son iki yılda ihale ettikleri üç terminal sözleşmesinden yaklaşık 8 milyar dolar toplayan DHMİ ve Ulaştırma Bakanlığı’nın havalimanlarının ve uçuş emniyetinin alt yapısına harcadığı toplam yatırım miktarı nedir? 8 milyar dolarlık ihalelerin kurumsal sürecini idare edenleri ihale kraliçesi ilan edip terfi ettirenler ve bunlarla boy boy resim çektirenlere “ kardeşim sekiz milyar doların yüzde kaçını havacılığın alt yapısına katacaksınız” diyecek otorite kim?

Yanlış seçilmiş yerlere partizan politikalarla havaalanı yapan, 5-6 milyon dolarlık bir radarı sisteme çok görüp geceyarısı 60-70 tonluk havayolu uçağını kışın ILS’siz radarsız pozitif kontrol olmayan bu meydanlara inmeye mahküm edenleri kim denetleyecek ve hesap soracak?

Atın suçu kaptana ve yardımcısına yazın raporu bitirin işi. İnsanlar öldükleriyle, yakınları kaybettikleriyle, ülke büründüğü yasla kalsın öyle. NTSB’yi kuralım demekle iş bitmiyor sevgili dostlarım. Önce şu alt yapı sorununa bir çözüm bulalım. Yani Mercedes’i almadan önce yolu yapalım. Dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yok yapılacaklar belli. Biraz para, insan gücü ve istek olsun yeter. İnanın 1-2 senede yeniden düzenlenir bu alt yapı istenirse.

Iyi haftalar hepinize.

Dr. Korhan Oyman

College of Aeronautics

Florida Institute of Technology

koyman@fit.edu

Ulusal Taşımacılık Emniyet Kurumu, Türk NTSB’si?

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (7)

Misafir ~ 8 yıl önce
Korhan Bey, görüşlerinize tamamıyla katılıyorum. Kesinlikle bir an önce birşeyler yapılmalı. Bana göre para da var insan gücü de geriye yalnızca İSTEMEK kalıyor... NTSB askeri hava aracı kaza ve kırımlarında da yetkili otorite mi acaba?.. Saygılarımla. Ömer KARAKUŞ

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Ayvaz ~ 8 yıl önce
Ustad 2009 yeni yıl yazınız bekliyoruz . Tebrikler saygılar

Yanıtla

Kalan karakter 1000
dunyadan bıhaber havacılık camıamız... ~ 8 yıl önce
Korhan Oyman, dunyadan havacılıgından uzak havacılık kurumlarımız ıcın yegane bılgı kaynagı oldugunu bu yazısı ıle tekrar ıspatlamıs oldu.guzel yazı hocam.tebrıkler.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Rumuz ~ 8 yıl önce
Yorumunuz...Korhan bey, çok güzel bir konuya temas etmişşiniz,İnşaallah sn Savcı bey de doğru kişilerden doğru bilgileri alır ve de gerçek suçluları ortaya çıkarır.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000