04 Ağustos 2014, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com

UÇUŞ HASTALIKLARI AZALIR MI?

Filtreli Uçuş Havaları

İşleri gereği çok sık seyahat eden genç arkadaşlarla sohbetlerimizde, son günlerde hemen her uçuştan sonra hastalandıklarını, daha iyileşmeden yine uçmak zorunda olduklarından, rahatsızlıklarını bir türlü atlatamamaları ile ilgili hikâyeleri dinliyorum. Hastalıkların nedenlerinden biri aşırı sıcaklar ama, onlar “uçak havasına” bağlıyorlar. Kabinde “aynı havanın dolaşıp durduğunu” söylüyorlar. Kaldıkları otel odalarındaki havayı soruyorum! “Oofff… Klima sonuna kadar açılıyor. Püfür püfür keyifle uyuduklarını” anlatıyorlar. Bir de ekliyorlar; “zaten termostatlar göstermelik. Fan ayarı bile neredeyse sabit!” Otellerde olsun, çalışılan kulelerde olsun klimalı ortamlar çok farklı hastalıklara yol açmakta. “Klima hastalıkları” denen bir hastalıkla ilgili çok sayıda uyarıya rastlanmakta*.

Uçağın içinde, otellerde, kara taşıtlarında, büro binalarında, AVM’lerde, kapalı hacimlerde dolaşan havanın tamamı dış hava ile beslenmez. Mevcut hava dış hava ile karıştırılarak soğutulur ya da ısıtılır. Filtrelerden geçirilerek tekrar kullanılır. Konunun önemli bir boyutu ise, bakım ve filtrelerin temizliği ve değişimidir.

Uçuş anonslarındaki “yolculuğun iyi ve rahat geçmesi” sadece kabin içinin konfigürasyonu, koltuk aralıkları, koltukların rahatlığı, seçilen malzeme, eğlence sistemleri ve mükemmel hizmet, harika yiyecek-içecekle tamamlanacak bir yolculuğa işaret etmez. Asıl konu tüm bu olanakları; 10.000 feet ve üzeri yükseklikte, -50 / -60 derecelerde ve düşük basınçta uçan bir kozanın içinde sağlamaktır. Dışardaki hava insanın yaşayamayacağı kadar soğuk ve nefes alamayacağı kadar ozon oranı yüksektir. Hiçbir şekilde cam açma olanağı da yoktur.
Bu nedenle, kabin içinin konfor parametrelerini; havanın sıcaklığı, nemi, basınç düzeyi, oksijen yüzdesini şeklinde sayabiliriz. Kabin içi konforunun temelinde; kabinin ne kadar “havalı olduğu” değil “şartlandırılmış, iklimlendirilmiş hava” yer alır. Uçağın havalandırma sistemleri, insan performansının limitlerini zorlamadan, karıştırılan havanın kalitesini düzenler. Aynı zamanda, dağıtım ve tekrar dolaşım, basınçlandırma, soğutma ve ısıtma, karıştırma, ekipman soğutma, sıcaklık kontrolü olmak üzere 6 temel fonksiyonu üstlenirler.

Uçak, yerde kapıları açık olarak beklediği sırada kirli apron koşullarına, alçalma esnasında kirli şehir havasına maruzdur. Uçak hızla yükselerek kirli havadan kurtulur ama, bu kez de başka sorunlar başlar!

Kabine alınan bagajlar, yolcuların giysileriyle taşınan toz, kargodan gelebilen kir parçacıkları, solunumla oluşan hava da kirlilik nedenlerindendir.

Ozon

Yükseklerdeki havada oksijen miktarı azalır, ozon artar. Ozonun fazlalaşması gözde ve solunum sisteminde rahatsızlık oluşturmaktadır. Yüksek irtifalarda motorla emilen havanın içindeki ozon, sistem içinde oksijene dönüştürülmektedir.

Oksijen

Yükseldikçe basıncın düşmesi, havanın içindeki oksijenin ve bağlı olarak nemin de azalması uçak motorları ile emilen havanın koşullandırılarak, kabin içine verilmesini zorunlu kılmaktadır.

Bugün uçak kabinlerindeki hava, havalandırma sitemleriyle başüstü panellerinden koltuklara verilmekte ve aynı sıradan emilmektedir. Üstelik de baş üstü valflarından istenilen miktarda ve istenilen yönde hava akımı sağlabilmektedir. Böylelikle enfeksiyonların yayılma riski düşmektedir. Emilen havanın içindeki gözle görülemeyecek kadar küçük parçacıklar, hava kirleticiler özel malzemelerden imal edilen filtrelerle tutulmaktadır. Filtreler bir süre sonra; küçük haşaratlar, toz ve bakterilerle dolup mikrop deposu haline gelebilmekte, hastalıkların yayılma kaynağı olarak görülebilmektedir. Filterelerin bakımı/değişimi, uçak tiplerine göre ortalama 5.000 saat uçuş veya 1-1,5 yıl içinde yapılmaktadır. Turizm sezonlarında taşınan yolcu sayısındaki artış kirlenmeyi hızlandırmaktadır. 

Yolcular solunum sırasında CO2 ürettiğinden oksijen ihtiyacı daha da artmaktadır. İkramda kullanılan kuru buz da (katılaştırılmış karbondioksit) kabin havasının kalitesini bozmaktadır. Bu arada, filtreler CO2di de süzmektedir.

Temiz hava

Yetişkin bir insanın genel olarak saatte 30 metreküp temiz havaya ihtiyacı vardır**. Uçakta yolcu başına düşen hava miktarı ise bir telefon kulübesine benzetilebilir! Nitekim, ASHARE uçak yolcusunu “dar alanlarda uzun süre oturarak, en az miktarda hava kullanan kişiler” olarak tanımlamaktadır.

Bu havanın %50’si dışarıdan alınır. Dış havanın kabin içindeki tekrar dolaşım havası ile karıştırılması için havalandırma sistemleri çalışmaya başlar… Dışarıdaki hava ile değişmesi ve yeniden dolaşıma giren kabin havasının süzülmesi sırasında hava saatte 20-30 kez değiştirilmiş olur.

JAR'a göre uçaklarda yolcu başına dakikada 10 feet küp, yaklaşık temiz hava alınması gerekmektedir. Bu oran, kabin basınçlandırma devreye girdiği yıllarda 0.42 m3/dakika iken, bugün, yüksek maliyetler dolayısıyla, 0.17 m3/dakikaya düşmüştür.

Nemlilik

Yaşanılan ortamın konforlu olması için genellikle 22-270lik bir sıcaklık ve % 40-60’lık bir bağıl nem oranı idealdir. Uçak kabinlerindeki bağıl nem genellikle % 20'nin altında kalmaktadır. Yani uçağın içindeki hava “kuru havadır”. Nemin fazla olması her nekadar korozyona ve iklimlendirme sistemlerinde donmaya yol açabilirse de düşük nem de gözlerde, ağızda ve burunda rahatsızlığa yol açabilir, ancak fazla risk taşımaz. Bu rahatsızlık, yolculuktan önce ve yolculuk sırasında iyi bir sıvı alımı yapılarak giderilebilir. Ayrıca cilt nemlendirici losyon kullanmak, burun deliklerini nemlendirmek üzere burun spreyi kullanmak ve kontak lens yerine gözlük takmak gibi basit önlemlerle üstesinden gelinebilir.

Yeterli sıvı alımı olmazsa uzun uçuşlarda dehidratasyona (vücut sıvısının azalması) meydana gelebilir. Bu sıvı alımı uçuş öncesinde ve sırasında alkolsüz içecekleri kapsamalıdır. Alkol dehidratasyona katkı yaptığından, uçmadan önce ve uçuş sırasında alkol kullanımı kısıtlandırılmalı, tercihen içmekten kaçınılmalıdır. Nezle, grip, sinüzit gibi durumlarda mümkün olduğunca uçak yolculuğundan kaçınılmalıdır. Eğer bu gibi durumlarda  seyahat kaçınılmazsa, doktora   danışarak  uçuştan önce bazı  ilaçlarla önlem alınabilir. Böyle durumlarda   alkollü içkiler burun mukozasında ve burun etlerinde şişmeye neden olabilir.

Kabin ısısı

Yükseklerdeki -50 derecelik havanın ısıtılması gerekmektedir. Sıcaklık ayarı ciddi önem taşır, aşırı sıcak hava yolcu sağlığını etkileyeceği gibi, pilot kabininde -aşırı dikkat gerektiren işlerde- hata yapma riskini de artırır***. Hava kalitesinin kontrolü açısından kokpitin kliması yolcu kabinininden ayrı tasarlanmıştır. Sıcak hava gibi aşırı soğuk hava da yolcuları rahatsız eder.

Basınç

Kabin basıncı deniz seviyesi ile aynı olmayıp, uçak 10.000 metre irtifada dahi olsa, 2 bin 600 metrelik yükseklikteki basınca eşit tutulmaktadır. (nefes alırken yüksek rakımlı tepelerdeymiş gibi hissederiz). Düşük basınç vücuttaki gazların genişlemesine neden olur. Soğan, lahana, çiğ elma, turp, salatalık, kavun, kuru fasulye vb gibi yiyeceklerden ve gazlı içeceklerden kaçınılmalıdır. Giysiler bol ve rahat olmalıdır.

Uçağın kalkış ve inişi esnasında dış ortam basıncı hızla değişir. Günümüz uçaklarında kabin basıncı   otomatik  olarak   ayarlanmakla  beraber  dış  kulak yolu yeterli  derecede  dengelenemeyebilir ve orta  kulakta sorunlar oluşabilir. Böyle durumlarda sık sık  yutkunma, bir şeyler yemek, çiklet çiğnemek orta  kulak  basıncının dengelenmesini  kolaylaştırır.
Hastalanmamak ya da hasta gibi hissetmemek için; öncelikle “yolcunun” kendisine özen göstermesi beklenir. Ebola, Sars, tüberküloz, kızamık gibi bulaşıcı hastalık taşıyanların seyahat etmemesi önemli bir insani sorumluluktur.

Kabin tasarımlarını yapanlar, uçak imalatçıları, uçak operatörleri salgın hastalığı olan yolcular için ayrı bölmeler üzerinde durmuşlar, ancak verimsiz olacağı düşüncesiyle uygulamaya alınmamıştır.

Sonuç

Enfeksiyon hastalıklarının uçakta bulaşma riski oldukça düşüktür. Uçak kabininin hava kalitesi çok dikkatle kontrol edilmektedir. Uçaklarda % 50'ye varan oranlarda dış hava dolaşıma girmektedir.  Dolaşan hava; madde, bakteri, mantar ve birçok virüs parçacıklarını yakalayan yüksek verimli filtreleri ile tutulmaktadır.

Hava yoluyla geçen bulaştırıcıların yolcular arasında yayılması olasılığı oldukça düşüktür. Ancak eğer enfeksiyon kaynağına çok yakın olunursa hastalık geçebilir. Yan yana oturan yolcular arasında grip bulaşması olabilir. Havalandırmanın kapalı olduğu ve uçağın uzun süre zeminde beklediği hallerde grip daha da yayılabilir.

Başka kişileri enfekte etme veya diğer ülkelere hastalığı bulaştırma riskinden ve kişisel sağlık sebeplerinden dolayı, bulaşıcı hastalıklar taşıyan kimselerin bu durumda yolculuk yapmamaları gerekir.

Son söz:

1. Bir A340 veya tek koridorlu A320 uçaklarında 1m3 havanın içindeki virüs veya zararlı adedi 28. Daha eski nesil olan A310 uçaklarında bu rakam 76. Diğer taraftan; Amerikan hastane standartlarına göre 1m3 havadaki zararlı sayısı ameliyathanede en az 50, acil bakım ünitelerinde en az 150 olmak zorunda. Sonuç olarak, kabinler çoğu zaman hastanelerden bile daha sağlıklı***.

2. Günde 8-10 saat uçan, pilotlarımız da kabin görevlilerimiz de “MEHMETÇİK” gibi yorgunluk nedir bilmez, üşümez, korkmaz, hastalanmaz, virüslerden etkilenmezler…

*Sıcak havalarda konforlu olabilmek ve verimli çalışabilmek için kullanılan klimalar aynı zamanda sağlığımız açısından ciddi sorunlara da neden olabiliyor. Klima yoluyla bulaşan en önemli hastalık “klima hastalığı” olarak da adlandırılan “lejyoner hastalığı". AVM’lerde de ciddi bir tehdit unsuru

ASHRAE: American Society of Heating, Refrigerating and Air Conditioning Engineers, kuruluşu 1894

**6331 sayılı İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU

*** Havayolu Pilotlar Derneği (ALPA) tarafından yapılan araştırmalara göre artan sıcaklık pilotların daha fazla hata yapmasına neden oluyor. İnsandaki deri ısısı 2 derece arttığında vücut ısısı 1 derece yükseliyor. Hata oranı ise yüzde 3 artıyor. Deri ısısı 6 derece yükseldiğinde vücut ısısı 1-2 derece artıyor. Hata oranı ise yüzde 25'e çıkıyor. Konforun lüks olmadığını belirten dernek, yüksek tempoda ve çok dikkat gerektiren bir iş olan pilotlukta havalandırma sistemlerinin önemine dikkat çekiyor.

Kaynaklar:
http://naca.central.cranfield.ac.uk/reports/arc/cp/1136.pdf
http://www.mmo.org.tr/resimler/dosya_ekler/6ba0bd323b1609f_ek.pdf?dergi=1043
http://www.seyahatsagligi.gov.tr/page/oneriler/hava_yolculugu_onerileri.aspx
 

UÇUŞ HASTALIKLARI AZALIR MI?

Facebook Yorum

Yorumlar

MNG Lİ ~ 2 yıl önce
SEVGİLER GÜZEL BAYAN:)

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Hoşgeldin ~ 2 yıl önce
Sultan hanım hoşgeldiniz. İki ayın üstüne çıkan bu yazıyı yavaş yavaş okuycam...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
iPhone Uygulaması ~ 2 yıl önce
Oya hanım, tam da tatil öncesi yazdığınız yazı benim için çok yararlı oldu.Bu aralar salgın hastalıklar bayağı yaygın bu nedenle yurtdışı tatilimi iptal etmek üzereydim. Faydalı bilgiler için teşekkür ederim.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000