13 Şubat 2017, Pazartesi
Oğuz SÖNMEZOĞLU
Oğuz SÖNMEZOĞLU oguzsonmezoglu@airporthaber.com
  • Her anlattığınız hikayeyi büyük merakla ve ilgiyle dinliyoruz ve buradan da tekrar okuyoruz. Meslek hayatımıza atıldıgımızda da bize vermiş oldugunuz bilgiler dogrultusunda ilerlemek düşüncesi bizleri cok mutlu ediyor hocam iyiki varsınız.
  • Her bir yazınızda önemli konulara yer veriyorsunuz ve genç havacılar için kaynak oluşturuyor .
  • Oğuz bey , uçuş emniyeti konusu ne yazık ki ülkemizde özellikle uçuş kazaları sonrası gündeme gelmektedir . Ümit ediyorum ki bu konu en üst merciler tarafından önemle ele alınır ve önleyici aksiyonlar hayata geçirilir. Kazasız belasız uçuşlar olsun .
  • Maalesef CRM eksikligi THY'de diger havayollarina gore daha fazla diye dusunuyorum. Bunun sebebi Kokpit ve kabin ekibi arasindaki mesafe, iletisimin zayifligi> Kabin ekipleri tarafindan bazi kokpit ekiplerinin kabin ekiplerini pek ciddiye almayacagi dusuncesidir.

Uçuş Emniyeti ve İletişim Problemleri

10 Mart 1989... 1363 sefer sayılı Air Ontario’ya ait bir Fokker F-28-1000 Kanada Dryden'den kalkışından hemen sonra kanatlarındaki buzlanma sebebiyle düştü. Görevli kabin memurlarından Sonia Hartwick, kalkıştan kısa bir süre önce kanatlarda biriken yoğun karı fark etmiş, ancak bu hayati bilgiyi kokpit ekibiyle paylaşmaktan kaçınmıştı. Bu davranışının kendisi açısından çok önemli bir sebebi vardı. Kabin memuru daha önceki uçuşlarından birinde, kokpit ekibiyle uçuş emniyetini ilgilendiren bir paylaşımda bulunmuş ve hiç de nazik olmayan bir karşılık görmüştü.

Hartwick, yaşadığı o utanç anında karar vermişti. Bir daha asla kokpit ekibinin işine burnunu sokmayacak, onlarla operasyonel konularda bilgi alışverişine girmeyecekti. Üstelik onun genel düşüncesi, pilotların böyle bir konuda asla hata yapmayacakları yönündeydi. Onlar, mutlaka bu durumun farkındalardı ve bu konuda yapacağı herhangi bir bildirim, ona geçmişte yaşadığı deneyimin bir benzerini yeniden yaşatmaktan başka bir işe yaramayacaktı.

Böylece, 24 kişinin hayatını kaybettiği kazanın öncesinde Hartwick, sırf azar işitmemek için hiçbir şey yapmadı. Ne tuhaftır ki, aynı uçuşta pas olarak seyahat eden bir başka havayolu pilotu da kanatlardaki aşırı karlanmanın farkına varmış, ancak görev başındaki kaptan pilotun sorumluluk alanına girmemek için, tıpkı kabin memuru Hartwick gibi, herhangi bir bildirimde bulunmamayı yeğlemişti.

Geçmişte, bu ve bunun gibi olaylarda insan hatasının farklı boyutlarını ortaya koyan bilim insanları, kokpit ve kabin ekipleri arasındaki etkili iletişimin eksikliğinin, uçuş emniyeti ve güvenliği açısından kritik olan bilgilerin akışını engelleyebildiğine dikkat çektiler, bu konuya örnek teşkil ettiğini düşündükleri tüm vakaları Ekip Kaynak Yönetimi (Crew Resource Management) altında incelemeye koyuldular ve araştırmalarında şu sonuca vardılar: Uçuş emniyeti kavramı, insan psikolojisi dikkate alınmadan doğru biçimde değerlendirilemez. Dolayısıyla, çalışanların psikolojik durumları ve diğer çalışanlarla iletişimi ve emniyete olan etkisinin araştırılması şarttır.

Bu çerçeveden baktığımızda, Türkiye’nin en büyük havayolu şirketi THY’nin de, bu konuda sistematik bir yapı geliştirilmeye çalıştığını görüyoruz. Potansiyel emniyet tehditlerinin tespiti ve bu tehditlere yönelik kurum içinde elde edilen verilerin düzenlenerek çalışanlarla paylaşımı, Emniyet Raporlama Sistemi (SRS) adı verilen yapının bünyesinde gerçekleştiriliyor. Geçtiğimiz günlerde, şirket çalışanlarının bu sistemi daha etkin kullanmaları için bir duyuru yapıldığını öğrendiğimde, Sayın Bilal Ekşi’nin gelişiyle Sivil Havacılık kuralları, uçuş emniyeti ve güvenliği gibi konulara eskiye oranla çok daha fazla ihtimam gösterileceği yönündeki düşüncemde yanılmadığımın farkına vardım.

Ancak, tüm bu sistematik yaklaşımlara rağmen, (eskiye oranla daha az olsa da) diğer havayolu işletmelerinde yaşanan iletişim sorunlarına benzer sorunların THY’de de yaşandığını söyleyebiliriz. Kokpit ekiplerinin kabin ekipleriyle ilgili, çoğunlukla hatalı iletişim ve bilgi eksikliği konularındaki haklı şikayetlerinin zamanında çözüme ulaştırılmasının uçuş emniyetine olumlu etkisinden bahsederken, ne yazık ki, aynı şeyi kabinden yapılan raporlamalar için söylememiz mümkün olamamaktadır. Bu konudaki asıl sorun, bu iletişim problemlerinin masaya yatırılarak çözülememesinde değil, çoğunlukla yapılan raporlamaların idari süreçte zamanında değerlendirilmeye alın(a)mamasından kaynaklanmaktadır. Oysa ki, kabin ekiplerinin iletişimi konusunda olumsuz bildirimlerin anında irdelendiği bir ortamda, kabin ekiplerinin de yaşamış olduğu sorunlar aynı derecede öneme sahip olmalıdır ve değerlendirilmeye değer bilgiler içermektedir. Biraz önce aktarmış olduğum Air Ontario olayındaki kabin memurunun sahip olduğu çekincelerin, kurum içinde benzer şekilde, uçuş görevinde de bulunan idari kadroda var olabileceği, çok sayıda raporlamanın diğer birimlerle paylaşımının ve sonrasında uygulanmak zorunda kalınacak cezai müeyyidelerin kabin-kokpit diyaloğu açısından kendileri için ileride sıkıntı yaratabileceği düşünülüyor olabilir. Ancak, yaptığı raporlama sonrasında hiçbir aksiyon alınmadığının farkındalığını yaşamış olan bir kabin çalışanın, bundan sonraki süreçte Emniyet Raporlama Sistemi’ne yönelik harcayacağı zamanın da boşa olduğunu düşünmesi, bunun da nasıl olsa değerlendirilmeyeceği gibi yanlış bir kanıya sahip olması muhtemeldir. Bu sebeple, özellikle kabin çalışanlarının bu konudaki çağrıya olumlu geri dönüş sağlayıp sistemi etkin olarak kullanacakları konusunda bazı kaygılarım olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

Her şeye rağmen, muhtemelen içlerinden bazılarının emekliliği dahi gelmiş olan kabin çalışanlarının yazdıkları süresi geçmiş raporların, tozlu raflardan çıkartılarak ne kadar geç olsa da bir gün okunacağına dair ümidimi hala koruyorum. Elbette ki, burada asıl amaç hatalı iletişimde bulunan çalışanın cezalandırılması değil, bu konuda bireyde farkındalık yaratmak ve onu doğruya yönlendirerek sorunun tekrarlanmamasını sağlamak olmalıdır. Dolayısıyla, ne kadar geç olursa olsun raporların değerlendirilmeye alınıyor olması her şeyden önemlidir.

Uçuş emniyetini doğrudan ilgilendirdiğini düşündüğüm bu sürecin iyileştirilmesi konusunda, kanımca başta Kabin Hizmetleri Başkanlığı olmak üzere, ilgili tüm birimler en kısa sürede gereken hassasiyeti gösterecekler ve kabin ekiplerinin de kokpit ekiplerine yönelik raporlarının değerlendirilmesi için çok daha aktif çalışacaklardır.

Tüm kokpit ve kabin ekiplerine sorunsuz, bol CRM’li, huzur dolu uçuşlar dilerim.

Sevgi ve saygılarımla,

Uçuş Emniyeti ve İletişim Problemleri

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (7)

Kabin memuru adayı ⌚ ~ 3 ay önce
Her anlattığınız hikayeyi büyük merakla ve ilgiyle dinliyoruz ve buradan da tekrar okuyoruz. Meslek hayatımıza atıldıgımızda da bize vermiş oldugunuz bilgiler dogrultusunda ilerlemek düşüncesi bizleri cok mutlu ediyor hocam iyiki varsınız.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Vecihi ~ 3 ay önce
Her bir yazınızda önemli konulara yer veriyorsunuz ve genç havacılar için kaynak oluşturuyor .

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Mümtaz ~ 3 ay önce
Oğuz bey , uçuş emniyeti konusu ne yazık ki ülkemizde özellikle uçuş kazaları sonrası gündeme gelmektedir . Ümit ediyorum ki bu konu en üst merciler tarafından önemle ele alınır ve önleyici aksiyonlar hayata geçirilir. Kazasız belasız uçuşlar olsun .

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Maalesef ~ 3 ay önce
Maalesef CRM eksikligi THY'de diger havayollarina gore daha fazla diye dusunuyorum. Bunun sebebi Kokpit ve kabin ekibi arasindaki mesafe, iletisimin zayifligi> Kabin ekipleri tarafindan bazi kokpit ekiplerinin kabin ekiplerini pek ciddiye almayacagi dusuncesidir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000