07 Mart 2016, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com

Uçuran Kadınlar

Geçen hafta Can Erel dostumuzdan bir mail aldım. 8 Mart’ı kapsayan haftanın, her yıl farklı ve anlamlı bir tema ile “Dünya Havacı Kadınlar Haftası” olarak kutlandığını yazıyordu. Bu hafta, 2010 yılından bu yana kutlanıyormuş. Bu tarih; Merkezi Kanada’da bulunan “Dünya Havacı Kadınlar Enstitüsü” tarafından belirlenmiş. 8 Mart 1910 tarihinde Paris’li bir çiftçinin kızı olan Baronesse Raymonde de LaROCH (1886-1919), dünyanın uçuş lisansı alan ilk kadın pilotu oluyor. 2010 yılında da Baronesse’in bu başarısının yüzüncü yıldönümü “Dünya Havacı Kadınlar Haftası” olarak ilan ediliyor. Her yaştaki kadınlara “havacılık” hakkında farkındalık uyandırmak, cesaretlendirmek; geçmişte ve günümüzde edinilen başarıları kutlamayı hedefliyor. Kutlamalar farklı etkinliklerle tasarlanıyor. Amaç daha çok kadının ilgisini havacılığa çekmek.

Bir de Marie Félicie Elisabeth MARVINGT (1875-1963) var. Bu cesur kadın da ameliyat hemşiresi. O da, ilk kadın uçuş hemşiresi olarak lisanslanıyor. Kendisi Fransız. Hemşireliğinin yanı sıra dereceli bir yüzücü, bisikletçi ve kayakçı. Alp dağlarının zirvesine tırmanan ilk kadın. Üstelik bir de balon sertifikası var. (Geçen yıl gerçekleşen “Dünya Havacı Kadınlar Haftası”nda, bu havacı kadın için yapılan etkinliklerle kutlanmıştı.)

Diğer taraftan 8 Mart olayı tarihi bir vakaya dayanıyor. Tarih, 8 Mart 1857… Yer, New York… 40.000 tekstil işçisi çalışma koşullarının iyileştirilmesi için fabrikada greve başlıyor. Ancak polis işçilere saldırıyor ve işçiler fabrikaya kilitleniyor. Kısa bir süre sonra çıkan yangında, fabrikanın önünde kurulan barikatlardan kaçamayan çoğu kadın 129 işçi can veriyor. Bu feci olaydan yarım yüzyıl sonra; Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında, 1910’da yangında ölen kadın emekçiler anısına 8 Mart`ın "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmasına oybirliği ile karar veriliyor.

O tarihlerde bizde neler oluyor? Türk kadını 1843’de ebelik eğitimi ile iş yaşamına giriyor. 1858 yılında kız orta okulları açılıyor, bundan 10 yıl sonra kızların eğitimine yasal zorunluluk getiren Maarif-i Umumiye Nizamnamesi de 1869 yılında yayımlanıyor. Kadınlara ücret ödenmesi ise 1897’de kabul ediliyor. Türkiye'nin ilk ve tek kız Üniversitesi İnas Darülfünunu 1914’de açılıyor. 1922’de ise kız öğrenciler de TIP Fakültesine girmeye başlıyor. Ama ilk Türk kadın doktorumuz Safiye Ali Almanya’da eğitim görüyor.

Gelelim uçan ve uçuran kadınlara…

Bendeniz, çocukluğumdan beri hayallerimde, rüyalarımda uçarım. Öyle sıradan yerlere değil, sadece uçan canlıların yaşadığı, çok farklı yapıların bulunduğu, siyah ve gri rengin olmadığı, rengarenk, aydınlık yerlere giderim. Bazen küçülüp karınca kadar olup çiçeklerin içinde dolaşırım. Bazen büyür, devleşir yükseklere ulaşırım. Uçarak kimsenin bilmediği diyarlarda dolaşırım. Çocukken sabah uyanır uyanmaz rahmetli anneme rüyalarımı, hayallerimi anlatırdım. Heyecanla dinlerdi. Bir seferinde babama “Bu çocuk ne olacak, uçmaya kalkışır mı acaba” dediğini duymuştum. Oysa, ne küçükken, ne de daha sonraları hiç uçucu olmayı düşünmedim. Ama havacılıkla uğraşan kadınları hep hayranlıkla izledim. O tarihlerde ilk uçan kadınlar olarak Sabiha Gökçen ve Amelia Earhart’ı biliyorduk. İlerleyen yıllarda, ilk uçan Türk kadınının 1913’de uçtuğunu ve Belkıs Şevket Hanım olduğunu öğrendim.

Belkıs Hanımın müthiş bir hikâyesi var. Belkıs Şevket Hanım aynı zamanda bir çocuk terbiyecisi, müzik öğretmeni ve yazar. Balkan savaşından sonra Donanma Cemiyeti, uçak ve gemi almak için büyük bir bağış kampanyası açıyor. Belkıs Şevket Hanım da Müdafayı Hukuku Nisvan (Kadın Hakları Koruma Derneği) kurucularından. Bu bağış kampanyasını hararetle destekliyor. Kendisine uçuşu için gerekli izinler alındıktan sonra dernek üyesi kadınlar, bayrak ve flamalarıyla Yeşilköy tayyare meydanına gidiyorlar. Belkıs Hanım’a uçuş elbisesi ve uçuş gözlüğü veriliyor. Daha sonra aslen bir deniz subayı olan Fethi Bey’in pilotajında, “Osmanlı” isimli “Deperdussin” modeli üstü açık uçağına biniyor. İstanbul üzerinde uçuyorlar. Uçuş, iniş ve kalkış dahil, tam 43 dakika sürüyor. Şişli, Hürriyet Abidesi, Üsküdar ve Kadıköy üzerinde gerçekleşiyor. Uçuş sırasında halkı bağış yapmaya çağıran propaganda kartları atıyorlar. Hatta planlanan gün yağış olduğu için uçuş ertesi güne erteleniyor.

Paraşütle atlayan ilk türk havacı kızımız Yıldız Uçman. İzmir’li Yıldız uçaklara çok meraklı ve en büyük arzusu uçmak. Yabancı bir dergide kadın pilot görüyor, içinde havacı olma isteği uyanıyor. Türk Hava Kurumu İzmir Şubesi Başkanlığına, Güzelyalı’daki Hava Üssü Komutanı Şefik Çakmak’a baş vuruyor, havacı olmak isteğini bildiriyor. Nafile… O yıllarda askeri okullara kız öğrenci alınmıyor… 1935 Ağustos’unda, Ankara’da Türk Hava Kurumu’na bağlı olarak Türk Kuşu havacılık okuluna gidiyor. Bizim genç havacıları, Rus uzmanlar çalıştırıyor. Rus uzmanlardan biri ona, “Paraşütle atlamak ister misin?” diye soruyor. Hemen çalışmalara başlıyorlar. Ve Yıldız paraşütçü oluyor. 1935 Eylül’ünün rüzgarsız bir gününde ilk atlayışını yapıyor.

İlk kadın uçucu şehidimiz ise paraşütçü Eribe Hanım. 1936’da Cumhuriyet bayramı için gösterilere hazırlanırken ve henüz 18 yaşında iken, Guadron-59 uçağından, 600 metre yükseklikten atlayışını yapıyor. Fakat paraşütü açılmıyor, virile kapılarak düşmeye başlıyor. Yere 60-70 metre kala virilden kurtuluyor, paraşüt açılıyor ama yine büzüşüyor. Eribe Hanım çok sert bir şekilde düşüyor. Olay yerine ilk yetişenler; Türkkuşu Başöğretmeni Vecihi Hürkuş, Planör Öğretmeni Emrullah Ali Yıldız ve Sağlık Memuru Nihat. Vecihi Hürkuş, yerde hareketsiz yatan paraşütçünün üstüne kapanıyor; “Eribe… Eribe… Yavrum...”. Eribe Hanım, Vecihi Hürkuş’un kızı. Eribe gözlerini açıyor, dudakları titreyerek; “Çalıştım… Açılmadı...” diyor. Hemen hastaneye kaldırıldıysa da, ölümle mücadelesinde yenik düşüyor.

İlk sivil kadın pilotumuz Bedriye Tahir Hanım, “Tayyareci” Vecihi Beyin (Hürkuş), İstanbul, Kalamış’ta açtığı “Vecihi Sivil Uçak Okulunda” eğitime başlıyor. İstanbul’da bir şirkette sıradan bir kâtibe olarak çalışırken pilotluğa kalkışıyor. Çok tepki almasına rağmen vazgeçmiyor. Önce aylığı kesiliyor ve sonunda işten çıkarılıyor, o inatla 1933 yılında brövesini almayı başarıyor.

İlk kadın askeri pilotumuz, Atatürk’ün manevi kızı Sabiha Gökçen. 1937 yılında Eskişehir’de Hava Okulu’ndan mezun oluyor, altı aylık harp uçuş eğitimi gördükten sonra manevralarına ve harekatlara katılıyor. Rusya’da eğitim görüyor.

İlk kadın baş hostesimiz Muzaffer Sel adlı genç kız, 1937’de Türk Hava Kurumu’na başvuruyor. Planör çalışmalarına katılıyor, bu arada paraşütle de atlıyor. Türk Kuşu’nda öğretmen oluyor. Öğretmeni Hikmet Yay’la da evleniyor. Onlar tarihimizin ilk havacı çifti. Hikmet bey 1945’te Türk Hava Yolları’na kaptan pilot olarak geçiyor. 1946’da Muzaffer Hanım da THY’nin başhostesliğine getiriliyor. 

İlk kadın hosteslerimiz “Havacı Kadın Kamarotlarımız”, 1946’da görev alıyorlar. Adile Tuğrul, Mualla Bayülken, Münevver Erdoğdu ve Mermin Şen… yerlerini aldılar.

Malum uzun yıllar kabin hizmetlerinin dışında erkek egemenliği olan bir sektördü. Türk Hava Yollarında çalışırken de emekli olduktan sonra da, THY’de çalıştığımdan söz etsem; “Hostes miydiniz?” sorusu ile karşılaşıyorum! Halbuki şimdi kadın mühendislerimiz, pilotlarımız, teknisyenlerimiz, dispeçerlerimiz, hava kontrolörlerimiz var. Kadınlarımız havacılığın her alanında söz sahibi.

Türk Hava Yolları’nın ilk kadın pilotu Emel Arman ise 1995’te göreve başlıyor.

Yerli ve yabancı birçok havayolu şirketine de hizmet veren Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’de uçakların bakım ve onarımında çok sayıda kadın teknisyen görev alıyor. Yıllar önce sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen kadın teknisyenlerin sayısı hızla artıyor.

KADINLAR İÇİN SON SÖZ

Havacılık bir yana; tam da toplumsal öfkenin, kadına şiddetin tavan yaptığı bu günlerde, tarihe dönüp bakmak gerek. Kadınlar, temel hak ve özgürlüklerini Cumhuriyetle kazanıyor, el birliği ile sahip çıkmamız gereken dönüm noktası CUMHURİYET. Cumhuriyetle TÜRK kadınlarının kamusal alana girmesini sağlayan yasal ve yapısal reformlar hızlanıyor. Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun 3 Mart 1924’te çıkarılmasıyla kızlar da erkeklerle eşit haklarla eğitim görmeye başlıyor. Erkeğin çok eşliliği ve tek taraflı boşanması kaldırılarak kadınlara boşanma hakkı, velâyet hakkı ve mallar üzerinde tasarruf hakkı sağlayan Medeni Kanun çıkarılıyor (17 Şubat 1926). Birçok batılı toplumdan önce 1934’de seçme ve seçilme hakkı kazanıyoruz. Hem de hiçbir emek harcamadan, hiçbir mücadele vermeden…

Hatırlayalım: Fransa ve İtalya’da kadınlara 1946’da, İsviçre’de ise 1971’de seçme ve seçilme hakkı tanınmıştı...

Uçuran Kadınlar

Facebook Yorum

Yorumlar

ey yazar ~ 9 ay önce
kadınlara avrupadaki bu ülkelerden daha önce bir hak verilmiş ama sözde. biz hep lafla övünüyoruz. bırak seçme seçilme hakkını, kadın hala erkekten çok daha aşağıda görülüyor. Atatürk yapacağını yapmış biraz da siz milleti bilinçlendirin

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Can EREL ~ 9 ay önce
Harika bir değerlendirme; ellerinize sağlık! Ben de, uzun yıllardır üzerinde çalışarak sürekli gelişerek yaşan bir araştırma çalışmasına dayalı olan ve ulusal havacılığımızın gelişim sürecinde, 1913 yılından bugüne, İLK “Uçan” ve İLK “Uçuran” kadınlarımızın anıldığı “Ulusal Havacılık Gelişim Sürecinde Türk Kadını” konferansımı güncel içeriği ile bu hafta vesilesi ile sunacağım. (Detay: http://www.womenofaviationweek.org/events/turkey/ankara/ankara/other-activities/conference-turkish-women-in-the-development-process-of-turkish-aviation/) Umut ederim, kadın, havacılık ve doğal varlıklarımızın tamamının değerlendirilerek çağdaş yaşam standartlarını yükseltmeyi önemseyen HERKES, Dünya Havacı Kadınlar Enstitüsü (iWOAW) tarafından koordine edilerek küresel ölçekte düzenlen ve web sayfasında izlenen Dünya Havacı Kadınlar Haftası'nda etkinlikler düzenler, düzenlenen etkinliklere katılır ve destekler, sonuç çıkarır... ... ki, "Kadın Yükselsin!"

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Önce ~ 9 ay önce
Emel den önce havayollarında uçan bayan pilotlar da vardı.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000