09 Nisan 2012, Pazartesi
Tevfik UYAR
Tevfik UYAR tevfikuyar@airporthaber.com

UÇAN ARABA / SÜRÜLEBİLİR UÇAK?

Hollywood yapımı bilim kurgu filmlerinin konularını sınıflandırarak az çok insanların bilimsel ve teknolojik gelişmeler sahasında nelere ilgi gösterdiği kestirilebilir. Normal... Sinema da bir endüstri neticede; ve en çok satacak konuyu ele alacak. En popüler konuları zaman yolculuğu, yapay zeka, uzay keşifleri, ütopyalar/distopyalar olarak sıralayabileceksek, gelecekten beklentilerimizin de özellike bu alanlarda olduğunu iddia edebiliriz.

Alternatif tarih senaryolarını aradan çıkardığımızda geriye bir tek gelecek kurguları kalıyor. Bunların pek çoğunda benzer öğelere rastlamamız normal... Yazarların, okurların ve izleyenlerin gelecekten beklentileri açık: Kolay seyahat! Işınlanma ya da uçan arabalar... Hatta zaman zaman matriks gibi, insanların oturduğu yerden dalmış oldukları bir siberuzay.

Bilimkurgu eserlerindeki bu öğeler elbette ki ortaya hayal ürünleri olarak çıkıyorlar. Peki bir icat tam olarak nerede hayal edilmeye başlıyor? Mucidin tahayyülünde mi? Yoksa yazarın mürekkebinde mi?

İhtiyaç ve ürün arasındaki garip ilişkiye burada da rastlıyoruz:

“İhtiyaç icadın anasıdır” sözü bir takım öneli icatlar için yanlıştır; zira hayati icatlardan bazıları ilk ortaya çıktıklarında bugünkü şekliyle kullanılmıyorlardı ve hatta kullanılacağı da pek düşünülmemekteydi.

Sözgelimi Edison’un icadı olan gramafon, onun daha çok engelliler için düşündüğü bir icat idi ve müzik kutusu yapımı için kendisinden izin almaya gelen şirketleri ve girişimcileri, icadın değerini düşüereceği gerekçesiyle, iyi bir karşılık önerilmesine rağmen reddetmişti. Elbette Edison’u gramafona iten sebep de kendisinin düşündüğü bir ihtiyaç olsa da bu amaç çoğunlukla sapmış ve bugünkü kaset ya da CD’lerin ana-babası olan gramafon ve plak ikilisi, ilk etapta müzikleri kaydedip geri dinleme amacından uzak olmuştur.

Daha güncel bir örnek olarak bilgisayarı örnek olarak verebiliriz: Bilgisayar ağ kurma, ticari kayıtları tutma ve bilgileri saklama, iletişim gibi ihtiyaçlardan ortaya çıkmadı ve ilk etapta büyük ölçüde kolay hesaplama ihtiyacından doğdu. William Gibson Neuromancer’da internetin bugünkü halini –ve hatta ulaşılmak istenen daha gelişmiş bir ağı ve sanal gerçekliği- tanımladığında, internet ABD’de bir hükümet projesi idi ve 1990’lara kadar da ticarileşmeyecekti.

Manzaraya göre bilimkurgu eserlerindeki bir takım öğeler genelde mevcut çalışmalardan yola çıkarak oluşturulmaz ve mucitler ve kaşifler, yazarların tahayyülünden filmlere aktarılmış bu icatlara ulaşmaya çalışırlar.

İşte şu “uçan araba” mevzuu da tam olarak bu örneğe uyuyor. Bengalli Rukiye Hüseyin 1905’te “Sultan’ın Rüyası” adlı politik ve feminist ütopyasını yazıp, içeriğinde uçan arabalardan bahsettiğinde henüz Wright kardeşler uçaklarını uçuralı iki yıl geçmişti ve uçakların sivil bir taşımacılık faaliyetinde kullanılacağı tarihlere on yıllar vardı. 1930’lara kadar da konsept olarak düşünülüp, gerçekten de endüstriyel anlamda bunun çareleri aranmaya başlanmayacaktır. Benzer şekilde Jules Verne’in Ay’a yolculuğu tarifi ile buna imkan sağlayacak araçların icat edilmesi arasında uzun bir zaman vardır.

Bence bilimkurgunun yönlendirici etkisini bugün Terrafugia şirketinin ürettiği “uçan araba”sında görüyoruz şimdi ve bir tabirin zorlamasıdır bence bu. Aracın “Uçan Araba” olarak anılmasını doğru bulmuyorum, zira o hayallerimizde yer alan, bilimkurgu filmlerinde gösterilen, aerodinamik kuvvetlerle değil de, artık dönemin insanı her neyi icat etti ise onlar sayesinde dikey kalkarak, taşıyıcı hiçbir yüzey kullanmadan trafikteki seyre katılan araçlar gibi değil. Belki de bu yüzden ilgili araç bir uçan araba değil, yollarda da sürülebilir bir uçak. “Uçan Araba” diye anlandırılıp lanse edilmesi ise bir pazarlama stratejisi, zira Uçan Araba’nın hepimizin zihinlerinde hazır bir yeri –ve hatta hepimizin bir özentisi var-. Oysa tanıtım videolarında da gösterildiği üzere, evinizin garajından piste kadar bir otomobil gibi gidip, oradan da kalkış gerçekleştirmekten başka getirdiği işlevsel bir yenilik yok.

Tabi ki çalışmayı küçümsemiyorum! Genel ve sportif havacılığın son derece gelişmiş olduğu ABD gibi ülkelerde hususi pilot ve havacılık meraklılarının yoğun ilgi göstereceği, böyle bir kolaylık sayesinde bir çok sıkıntıdan kurtulacakları aşikar, ama ben “uçan araba” demek için yerçekimini başka türlü yeneceğimiz o günü bekliyorum hala. Görebilirsek ne ala...
UÇAN ARABA / SÜRÜLEBİLİR UÇAK?

Facebook Yorum

Yorumlar

Misafir ~ 5 yıl önce
Yarın bunu bir savaş aracı olarak görürsek şaşırmayalım.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000