15 Şubat 2009, Pazar
Tevfik UYAR
Tevfik UYAR tevfikuyar@airporthaber.com

Türk-İsrail İlişkileri’nde Yeni Dönem

Davos’taki gerginliğin ardından giderek artan bir gerilim beklentisi sürüp duruyordu.

Mesele en başta “sadece siyasiler arasında kalacak ve askeri alana sıçaramayacak küçük bir atışma” şeklinde –hatta daha da doğrusu bu beklentiyle- değerlendiriliyor, konunun Recep Tayyip Erdoğan’ın asabi kişiliğiyle geçiştirilebileceği sanılıyordu. Ancak geçtiğimiz günlerde İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı Mizrahi’nin Türkiye’nin ermeniler ve kürtlere İsrail’in Filistinlilere uyguladığına benzer bir kırım uyguladığını iddia etmesiyle, konunun sadece iki ülke sivil siyasetçileri arasında kalmayacağı belli oldu. Her ne kadar İsrail Ordusu “Söylemler Mizrahi’nin kişisel görüşleridir ve İsrail Ordusu’nun görüşlerini yansıtmaz” şeklinde açıklama yapsa da, bu pek inandırıcı değildir. Kara Kuvvetleri Komutanı olma sorumluluğuna sahip, çeşitli aşamalardan geçmiş olan birisi, emekli olmadıkça devletin görüşü olmayan bireysel bir görüşü, hele ki uluslararası katılımlı bir konferansta dile getiremez.

Zaten konuştuğum insanlara deyip duruyordum: “İsrail bir ordu devletidir. Sivil siyaset ile ordu siyaseti birbirinden ayrı olamaz. İsrail için sivil siyaset ve askeri politikaların birbirinden ayrı yürüyeceğini beklemek hatadır. Yakında askeri kanattan bir müdahele olacaktır.”

Zaten mevcut Heron’ların menzil ve dayanım açısından daha büyüğü olan Heron-TP modeli için talebimiz geçtiğimiz haftalarda ilgili bakanlıklardan ithalatına izin verilmediği gerekçesiyle reddedilmiş, ancak hem bizim hem de İsrail basını tarafından konunun Recep Tayyip Erdoğan’ın Hamas’tan yana olan açıklamalarla bağlantılı olduğu iddia edilmişti. Şimdi İsrail ile olan diğer askeri projeler de masaya yatırılmayı ve yeniden gözden geçirilmeyi beklemektedir.

Heron’a alternatifler

PKK terörünü engelleme ve anlık istihbarat edinimi amacıyla ısmarladığımız, IAI (Israel Aircraft Industries) üretimi İstihbarat / Keşif / Gözlem kabiliyetli (Inteligence, Surveillance, Reconnaissance - ISR) İnsansız Hava Aracı (İHA) Heronlar, zaten bir senedir gelmiyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin uzun dayanımlı bir ISR uçağına oldukça ihtiyacı var. Nitekim bu bir senede mehmetçiğimiz kendimize ait etkin sayıda anlık istihbarat uçağımız olmaması dolayısıyla bir kaç kez ciddi darbeler, baskınlar yedi, engelleme istihbaratı toplanamadı.

Kurtuluş savaşında yunanlılara karşı mücadele verirken uçak eksikliğinden dolayı keşif yapamamanın çilesini çektiği için daha duyarlı olması beklenen bizler maalesef şu ana dek Heron’un muadili bir uçak geliştiremedik. ISR görevleri yürüten başka İHA’larımız var. Baykar’ın mini İHA’sı ve Malazgirt helikopterleri buna örnektir; ancak Heron faydalı yükün ağırlığına göre 24-52 saat havada kalabilen bir İHA iken (Medium Enduerance – Orta dayanımlı), bizim şu ana dek ürettiğimiz İHA’lar kısa dayanımlı (Short Endurance) uçaklardır (Yaklaşık 40-60 dk.). TAI’nin geliştirdiği Heron muadili, 24 saat görev süreli TIHA uçaklarının ise ilk uçuşu 2010’a, teslimatı ise 2011’e kalmıştır. Yani önümüzdeki iki sene de –Heron’lar gelmediği takdirde- hala gözsüz ve kulaksızız ve anlık istihbarat konusunda dışa bağımlıyız.

Bizim askerimiz envanterimizdeki her araca “Bunda kaç yetimin hakkı vardır?” diye düşünerek, ona gözü gibi bakar. Hakikaten de bu söz eğitimler sırasında pilotlarımıza ve diğer askeri araç sürücülerimize hocalarının aktardığı, önemli bir düşünme tarzını ifade eder. Bu bakış açısı bugüne dek ordumuzu “en iyi ordu” yapan bakış açılarından da biridir.

Bu yüzden parası ödenmiş olan ve yaklaşık bir senedir beklediğimiz Heron’lardan vazgeçilmesi asla mümkün değildir. Ancak konunun İsrail tarafından daha sıkıntılı bir sürece sokulacağı da beklentiler arasındadır. Bu sebeple B planına ihtiyaç vardır.

Hep vurguladığımız gibi: Birlik

Airport TV’de cumartesi günleri yayınlanan ve yapımcılığı ile sunuculuğunu üstlendiğim “Havacılık Endüstrisi” programında her hafta vurguluyoruz. Son bölümdeki konuğum Atalan Makine Genel Müdürü Hakan Atalan ve ondan önceki hafta konuk ettiğim ENMARES Genel Müdürü Ender Uçkun ile verdiğimiz mesaj hep aynıydı: Birbirimize destek olmalı, küçük işletmeler olarak birleşmeli ve büyük taşların altına elimizi sokmalıyız. Potansiyelimiz ve imkanımız olmasa “yapamıyoruz” diyeceğiz; ancak Türkiye artık öyle imkanlara sahip ki ancak “yapmıyoruz” diyebiliriz. “Yapamıyoruz”un bahanesi yok. Yapmamak ve dışa bağımlı kalmak ise bugün “çağdaş devletlerin” yapacağı iş değil...

Türk-İsrail İlişkileri’nde Yeni Dönem

Facebook Yorum

Yorumlar

Misafir ~ 8 yıl önce
Genç kardeşim bizlere yazacak birşey bırakmamışsın. tebrikler . iyi çalışmalar.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000