22 Mayıs 2017, Pazartesi
Murat HERDEM
Murat HERDEM mherdem@airporthaber.com
  • ne terfisi ne adaleti 19 yıl 8 ay aynı ünvanla çalıştım.üstüne üstlük birilerinin oyunu ile 2 haftalık raporum bahane edilerek işten çıkarıldım.değil bilal ekşi cumhurbaşkanı gelse bu ispiyonculuk ve ali cengiz oyunlarının önüne geçemez.işten çıkarılmamda emeği geçenlere! hakkımı helal etmiyorum.
  • Çok güzel bir yazı olmuş elinize sağlık.THY'de personellin sorunları öncelikle ilgilenilmesi gereken sorunlar arasında olmalı çalışan mutlu ise müşteride mutludur ilkesiyle hareket etmek önemli diye düşünüyorum.FTL sorununun bir an önce çözülmesi gerektiğine inanıyorum.
  • THY de adalet geleceği kadar ütopik bir şey olabilir mi Allah aşkına.. neyin adaleti sağlanıyormuş ve nasıl.... Siyasi desteği olmadan THY de işe kaç kişi alınmış... Taşaron da işe girmek için bile siyasi destek gereken bir ülkede...Yurt dışında 3000 USD 5000 USD lik ücretlerle çalışma olanağı için adalet sağlanacak .... Komik olmayın lütfen.
  • Bilal efendinin thy ve calisanlarina gerçekten adalet getirdiğine inaniyorsaniz hicbir şeyden ya haberiniz yok ya da onu bos yere ovmeyi marifet saniyorsunuz. Thy'de haksizlik ve adaletsizlik, kendilerinden olmayanlara 15 yildir var gücüyle devam ediyor siz görmek isterseniz de istemeseniz de...

THY'ye terfi adaleti geldi

Amerikalı kahve zinciri Starbucks’ın efsane CEO’su Howard Schultz’un, 2000 yılında bıraktığı görevinin başına 2008 yılında yeniden dönmek zorunda kalmasına ilişkin bir makale okudum.

Özetle, makale şu şekilde:

“Kimse vazgeçilmez değildir, gidenin yeri mutlaka doldurulur”  sözünü tekzip eder gibi Schultz’un eksikliği Starbucks’ta her an fazlasıyla hissedildi. 40 milyar dolarlık Starbucks,  2008 krizine kadar her yıl karlılığını yüzde 20 oranında artırırken krizle birlikte işler zora girmişti. İnsanlar krizden dolayı daha az kahve içiyor, maliyetler yükseliyor ve bunların sonucu olarak Starbucks’ın borsadaki hisse değeri 36 dolardan 8 dolara kadar düşüyordu.  Kriz ekonomik olarak hissediliyordu ama Schultz’a göre,  16 bin mağazası bulunan zincirde ‘eski ruh’ da artık yoktu.  

Schultz, Starbucks’ta bir şeylerin yanlış gittiğine inanıyordu.  Görevi bırakmış olmasına rağmen, gördüğü eksiklikleri not olarak Starbucks yönetimine iletti.

Deneyimli CEO, hızlı büyümeden rahatsızdı. Tuvaletlere bile şube açacak seviyeye gelinmesi, kalitenin düşmesine ve yönetilememeye zemin hazırlıyordu.  Özellikle son açılan dükkanlar  zarar ediyor, son 10 yılda yaşanan kontrolsüz büyümenin sonuçları, artık kontrol edilemiyordu. 

Schultz acı bir reçete hazırladı. Dikkat çektiği en önemli konu ise, çalışanlara yeterince önem verilmemesi, yeterince bilgi birikimi ve tecrübe sahibi olmayan çalışanların terfi ettirilmesi ve baristaların eksik bilgi ile kahve yapmak zorunda kalmasıydı. 

Yeniden yapılanma için düğmeye basıldı, ciddi bütçe ayrıldı. 600 mağaza tamamen kapandı, birçoğu yeniden dizayn edildi. Masraflar kısıldı. Çalışanlara kapsamlı kahve eğitimi verildi. Ciddi bir maliyet getirmesine rağmen  yeni kahve makineleri alındı, bilgisayarlar vs yenilendi. Ortamda sadece kahve kokusunun hissedilmesi için içeride kahvaltılık satılması ve hatta çalışanların parfüm sıkmaları dahi yasaklandı. İnsanların bizdeki kahvehane kültürü gibi toplanabilmelerini sağlamak için ücretsiz internet hizmeti sunulmaya başlandı.   

Schultz’un bu dokunuşu Starbuck’a adeta hayat verdi. Borsadaki hisseler yükselişe geçti, mağaza sayısı 20 bini aştı.  

Howard Schultz’un, belki de müdahale edilmese iflasını açıklayacağı düşünülen Starbucks’ı yeniden ayağa kaldırma hikayesinin özeti bu şekilde. Rakamlar arasında boğulmadan, hem müşterilerini hem de kendi çalışanlarını memnun etme stratejisi üzerine kurularak uygulanan bu başarı hikayesi ile kendimce Türk Hava Yolları arasında bir bağ kurdum. 

THY de tıpkı o günlerdeki Starbucks gibi son iki yıldır ciddi bir sınav veriyor. Birçoğu kendisi dışında etkenlerden kaynaklı olsa da Türk Hava Yolları’nın da, Schultz’un modelinden yola çıkarak bu dönemi en az hasarla atlatarak yeniden atağa kalkması için bu krizi fırsata çevireceğine inanıyorum. Her iki şirketin de hızlı büyümeden kaynaklanan benzer sorunlar yaşadığını varsayarsak sürdürülebilir kalite için yapılması gereken öncelikli işler var. Bana göre burada en öncelikli olan ise Schultz’un da dediği gibi, şirketin ruhudur. 

Yukarıda da yazdığım gibi Schultz’un “Çalışanlara yeterince önem verilmemesi, yeterince bilgi birikimi ve tecrübe sahibi olmayan çalışanların terfi ettirilmesi ve baristaların eksik bilgi ile kahve yapmak zorunda kalması” tespitleri THY için de değerlendirilmelidir. THY’nin yeni Genel Müdürü Bilal Ekşi’nin bu konuya hassasiyet gösterdiğini biliyorum. Özellikle terfi edebilmek için , “ Şirkette üç yılı doldurma” koşulu getiren Bilal Ekşi’nin, bu kararla THY’ye en önemli dokunuşlarından birini yaptığını söyleyebiliriz. Eğer uygulanabilirse, bu demek oluyor ki THY'de artık tepeden inme şef, müdür vs olmayacak. 

Maliyetlerin kısılması, verimsiz hatların yeniden gözden geçirilmesi vs bunlar üzerinde mutlaka gerekli çalışmalar yapılıyor ancak THY’nin öncelikle taviz vermemesi gereken konu çalışanların eğitimi ve terfi adaletidir.

O konuda da son dönemde radikal kararlar alınıyor olması THY’nin geleceği açısından hepimizi fazlasıyla umutlandırıyor. 

THY'ye terfi adaleti geldi

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (61)

serdarokthy ~ 5 ay önce
ne terfisi ne adaleti 19 yıl 8 ay aynı ünvanla çalıştım.üstüne üstlük birilerinin oyunu ile 2 haftalık raporum bahane edilerek işten çıkarıldım.değil bilal ekşi cumhurbaşkanı gelse bu ispiyonculuk ve ali cengiz oyunlarının önüne geçemez.işten çıkarılmamda emeği geçenlere! hakkımı helal etmiyorum.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
adalet... ~ 6 ay önce
Çok güzel bir yazı olmuş elinize sağlık.THY'de personellin sorunları öncelikle ilgilenilmesi gereken sorunlar arasında olmalı çalışan mutlu ise müşteride mutludur ilkesiyle hareket etmek önemli diye düşünüyorum.FTL sorununun bir an önce çözülmesi gerektiğine inanıyorum.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Mehmet YILMAZ ~ 6 ay önce
THY de adalet geleceği kadar ütopik bir şey olabilir mi Allah aşkına.. neyin adaleti sağlanıyormuş ve nasıl.... Siyasi desteği olmadan THY de işe kaç kişi alınmış... Taşaron da işe girmek için bile siyasi destek gereken bir ülkede...Yurt dışında 3000 USD 5000 USD lik ücretlerle çalışma olanağı için adalet sağlanacak .... Komik olmayın lütfen.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Sn herdem ~ 6 ay önce
Bilal efendinin thy ve calisanlarina gerçekten adalet getirdiğine inaniyorsaniz hicbir şeyden ya haberiniz yok ya da onu bos yere ovmeyi marifet saniyorsunuz. Thy'de haksizlik ve adaletsizlik, kendilerinden olmayanlara 15 yildir var gücüyle devam ediyor siz görmek isterseniz de istemeseniz de...

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000