24 Haziran 2013, Pazartesi
Murat HERDEM
Murat HERDEM mherdem@airporthaber.com
  • H. Kasapkaraoglan'dan.... Hakkımda çıkan asılsız, mesnetsiz, uydurma iddialar üzerine bir iki kelam etme zarureti hasıl oldu. Hazır reytingimiz bu kadar yükselmişken komite hakkında kendi üyelerinden bile şerefsizliğe varan hakaretler neticesinde komitenin faaliyetleri ile ilgili de bilgi vermek isterim. Çok sıkıcı olmamak için hemen hemen herkesin yakından takip ettiği Ankara süreciyle başlamayı uygun gördüm. 3 parti 3 bakan 27 milletvekili 1 müsteşar 1 bakan yardımcısı ile yapılan görüşmeler neticesinden alınan tek müspet sonuç Hamdi Topçu ile randevu,Grevin 38. Günü operasyonda nerdeyse aksama olmamış, tespit davalarında alınacak sonuçlar tabi alınabilirse tartışılır, 16000 kişide 700 kişi grevde, Türkiye'nin %80i grevden habersiz, milletvekilleri bile duyunca şaşırıyor, Müsteşar bey hafiften dalgayla başladığı görüşmeyi nasihatlarla sonlandırıyor. Sayın Kılıçdaroğlu yapacak pek birşey yok malum şartlar diyor, Hukuki şartları yerine getirip uygulanan greve 38 gün sonra mahkeme hukuki diyor. Arzuhalimi arz etmeye yetmiyor belâğatim ama tüm bu görüşmelerin bizi getirdiği sonuç grevin çokta başarılı sonuçlar vermeyeceğiydi. Özellikle adalet komisyonu üyesi sayın Turgut Dibek'in tavsiyeleriyle ( bu işi muhalefet tarafından çözülemeyeceği) iktidar partisi milletvekilleri ve ulaştırma bakan yardımcısı Yahya Baş ile görüşmelerimizin neticesinde T.H.Y.A.O. yönetim kurulu başkanı Hamdi Topçu ile bir görüşme ayarlandı. Üç gün süren görüşmelerden sonra Cuma sabaha karşı İstanbula gelişimizden sadece 6 saat sonra saat 9 :00 da toplantı için sendika binasında tekrar bir araya geldik. 9:30 da başlayan görüşmede Ankara'da yapmış olduğumuz görüşmelerin tüm detayları Havaiş yönetim kurulunun saygıdeğer üyeleri ile paylaşıldı. Görüşmenin neticesinde Hamdi Topçu ile olan randevuya icabet etmenin grev sürecine ne şekilde etkisi olacağını tartışmak için Havaiş yönetim kurulunun kendi arasında yaptığı toplantıdan sonra görüşmenin gerçekleşmesinde bir sakınca olmadığı söylendi ve olası detaylar üzerine birkaç tavsiyede bulunuldu. Olası bir davet olursa ya da böyle bir ortam sağlanırsa olumlu karşılanacağı teyidi alındıktan sonra toplantı sona erdi. 15:00 için alınan randevuya 14:45 te gitmemize rağmen derhal kabul edildik. 1saat 7 dakika süren görüşmede bugün için uyuşmazlık ile sonuçlanan tüm maddeler konuşuldu: 305;başından beri görüşmeleri anlaşma yönünde tıkayan en önemli sorun olarak gösterildi.Çözüm noktasında işverenin tutumu hukukçulardan kurulu ortak bir komisyon kurup haksız yere atıldığına inanılan 100 kadar personelin tespit edilip işe geri alınmasının sağlanması idi. Mesai yönetmeliği;kendisine eşdeğer şirketlerin(lufthansa,british vb.)mesai talimatnamesinin birebir uygulanması.Halihazırda benzer şirketlerde uygulanan 24saat istirahatli er uçuşlarının dönüşlerinde ana üste 56saat istirahat yapmak gibi kuralların kabul edilebileceği. Sağlık raporları;20gün üzeri sağlık raporları sonrasında işe dönüş muayenesi şirket hekimi tarafından yapılamaması ve hakem hastanelere giderek uçuş hekimine muayene olduktan sonra uçuşa uygunluk raporu verilmesi ya da verilmemesi neticesinde ücretsiz izne çıkma zorunluluğu olmasını ilettiğimizde kendisinin bu durumdan haberi olmadığı ve konuyu araştırıp iyileştireceği bilgisini aldık. Ayrıca görüşmede şirketin 1ay öncesinden greve katılacak personeli max.1000 civarında öngörüp grev başlamadan önce 1000kadar kabin memurunu işe aldıklarını ve bu doğrultuda grevdeki hiç kimseye ihtiyaçlarının olmadığını belirtti. Tüm bunların ve bugüne kadar gelen TİS sürecinin konuşulmasından sonra biz sadece haklarını arayan,grev süresince mağdur olmuş işçiler olarak TİS in imzalanması ile işimize dönmek istediğimizi belirttik.Bu talebimiz neticesinde gündemlerinden çıkarmış oldukları TİS sürecini tekrar başlatmayı kabul ettiler. Sendikanın görüşmenin detaylarının kimseyle paylaşılmadan önce kendileri ile paylaşılması yönündeki istekleri üzerine hava-iş genel merkezde kimseye haber vermeden toplanıldı.Görüşmenin tüm detayları paylaşıldıktan sonra insan kaynakları müdüründen Pazartesi 11:00 a randevu alındı.Toplantıda alınan en önemli karar ne olursa olsun en kötü şartlarda bile sözleşmenin imzalanıp imzalanmayacağı grevdeki üyeye sorulacağı idi. Bununla beraber sendikal örgütlülüğe gelebilecek olası zararları bertaraf etmek için TİS ten tüm üyenin yararlanması gerektiği fikri ortaya çıktı. Bu noktada sendikanın bugüne kadar ki stratejileri gereği TİSten herkesi yararlandırma fikri için komiteden mutlak yardım istendi ve biz komite üyelerinden de kabul gördü. Pazartesi sayın Ayçin in komiteyi mikrofonu alarak tek taraflı feshetmesi, 11 deki görüşme, salı günkü görüşmeye ne şartla hangi koşullarda kimlerin nasıl katıldığı malumunuzdur. Salı günkü görüşmelerin akabinde sayın Yağcı'nın mikrofonu alarak bu şartlarda TİSin imzalanması mümkün değildir söylemi yönetim kurulunun verdiği sözlerle ters düştüğü için tepkiye neden oldu. Tepkiler üzerine sendika yetkilileri konuşmanın yanlış anlaşıldığını her ne olursa olsun grevdeki işçinin fikrinin alınacağını beyan ettiler. Neden sonra tüm grevdeki işçilerin gergin bekleyişi devam ederken Havaiş yönetim kurulu üyeleri açıklama yapmaksızın grev alanını terkedip gittiler. Aradan geçen yaklaşık 2 saat geçtikten sonra Havaiş in resmi sitesinden bu şartlar altında TİSin imzalanamayacağını bir bildiri ile yayınlandılar. Ana hatlarıyla anlatmaya çalıştığım bu süreçte grev komitesinin kuruluş amaç ve hedeflerinden taviz vermeksizin emek veren tüm bireyleri her aşamada sendika yönetimi ile beraber hareket ederek iyi niyetle çalışmıştır. Sürecin noktalanması aşamasında grev komitesi kararlı konumunu sürdürmüş fakat Havaiş yönetimi anlaşılmaz bir biçimde verdiği sözlere aldırış etmeksizin farklı bir tutum sergilemiştir. Grevdeki işçilere sorulmadan, grevdeki işçilerin talepleri önemsenmeden Havaiş yönetimince bir karar alınmıştır. Tüm bu süreç boyunca bilirkişi raporlarından alınacak sonuçları dile getirmeyen yönetim bugün anlaşamama gerekçesi olarak bilirkişi raporunu öne sürmektedir. Bütün bu yaşananlar neticesinde her aşamada tereddüttsüz Havaiş yönetimi ile hareket eden grev komitesine çok ağır ithamlarda bulunulması, üyelerinin ayrı ayrı hedef gösterilmesi, tehdit telefonları, hain ilan edilmesi kabul edilemez bir tutumdur. Bu kabul edilemez öfkenin bana yönlendirilmesi de sanırım genel kurul hesaplarından. Yorumuma başlamadan önce savcıyla aramda geçen diyalogdan bahsetmek isterim. Sayın savcı der ki Facebook ve tweeter üzerinden açılan hesaplar hiçbir şekilde nereden kim tarafından açıldığı tespit edilemez, buna mukabil gezi olayları için gözaltına alınan şahısların bile alenen ad soyad ve adres yazılanlar olduğudur. A benim nöron zengini snaps yoksunu arkadaşım çok basit bir araştırmayla bile ulaşabileceğin bu bilgiye rağmen cehalette sınır tanımaz bir çizgiyle ispat diye iki tane mail adresini göstererek nasıl böyle bir iddia içine girersin. Şimdi ben sana desem ki sen bunu ispatla ben thy den istifa edeyim, ama yapamazsan sen artık bir daha ortalıkta gezinme, eminim ki bin tane yalan daha üretir kıvırıp durursun. Ama senin de suçun yok av hazır avcı hazır sende aracısın. Ya sana ne demeli Levent kardeş, namı diğer çapulcu Güneş Yılmaz, sözde servis ettiğiniz bu yalan yanlış bilgilerle, sahte profillerle çıkıp komplo teorileri üretip, kafanızdan hayal gücünü zorlayacak şekilde bağlantı kurman kendi isminle yapmasanda afişe olmuş bu sahte profille yapman çatısı altında bulunduğun Kurumu'da bağlar. Unutma bende 45 gündür grevdeyim ve halihazırda kimseden tek kuruş yardım almış değilim. Bu anlaşılmaz tutumun hangi kaygılarla körüklendiğini ben artık insanların yorumuna bırakıyorum. Her ne olursa olsun, ne söylenirse söylensin grevdeki siz değerli arkadaşlar, siz sorgulayan, eleştiren , hazırda olanı kabul etmeyen insanlarınız. Herşeye rağmen sahip olduğunuz bu asil duygular ve güçlü karakterdir sizi ayakta tutan. Hal böyleyken gerçek dışı, tamamen dayanaksız böyle bir iddiayı sorgusuz doğru kabul etmeniz ve öfke patlaması yaşamanız anlaşılır gibi değil. Ben yine de yaşanmakta olan bu zorlu süreçte böyle patlamaların doğal olduğunu kabul ederek tüm söylenenleri sineye çekiyor ve grevin bir an önce başarıyla sonuçlanmasını diliyorum. ( Sendikanın çalışanları nasıl ortada bıraktığını lütfen paylaşalım ) Sendikanın utanç tablosu 305 kişiyi kovdurdular şimdide 16000 çalışanlı THY'da 290 kişi kaldı greve devam eden ve onlarda ekmeğinden oldu kesinleşti.. Çünkü THY geri dönmek isteyenleri artık kabul etmiyor. Hava-iş sendikası sen ne işe yarıyorsun. Sadece kendi yönetim kurulu üyelerini mi düşünüyorsun??????????????
  • Murat bey, bu konularda muhasebe calismalidir vicdan degil. Romantik olup şirketi batirirsaniz kalan garibanlarida ekmeginden etmiş olursunuz. Ticarette ve iş dünyasında duygusallığa yer yok ve olmamalı.
  • yazar, polisin sabahın köründe kadınlı çocuklu 50 kişilik hiçbir direniş göstermeyen insana tomalı biber gazlı ve coplu saldırı nasıl oldu onu da anlatasa? 20 gün boyun bir çok şehirde milyonlarca insan sokaklara çıkmasının nedeni yalanlardı öylemi? ölen insanlarda mı provakasyon murat bey? kör olanlar sinir krizi, kalp krizi geçirenler? astım atağı yaşayanlar? polisin araba içlerinde demir sopalı adam dövmeleri? elde sopa vatandaşa saldıranlarda mı yalan? onbinlerce insana ki çoğunun tek bir sabıkası olayan insan tonlarca su sıkılması, binlerce metreküp zehir solutmakta mı yalan murat? murat bunlar yalan mı? bunlar yalan değil murat, burda yalan yazan bence sensin. korkma diye başlar ulusal marşımız ve biz korkmuyoruz! Küfür konusunu açmışsın murat, ölenler var murat. öldü insanlar, cenazesine saldırdılar murat, gencecik kızlarımız eyleme katıldı dayak yedi, murat şakamısın sen? faşistmisin sen murat kör musun? hakkında yazmaya değmez ama sen kendine yazar diyorsun.
  • Ben bu sosyal medya olaylarıyla işten çıkarılan 3 TGS personelinin sebep olarak sosyal medyada yazılanlarla alakası olduğunu düşünmüyorum. Çünkü çok daha marjinal, çok daha uc noktalarda ve cümle alemin ortasında hükümete ver yansın yapanlar hala çalışıyorlar. Burada başka sebepler var ve işten çıkarılmalarına kılıf üretiliyor. Kesinlikle sebep olarak ön plana çıkarılan hükümet karşıtı söylemler bu işin gerçek tarafı değildir. Kimse kafasına göre bu işe bir kılıf bulmasın...

THY'DEKİ 'CADI AVI' VE SOSYAL MEDYA

Gezi Parkı eylemleriyle birlikte sosyal medyanın etkin kullanılması halinde, kitleleri nasıl harekete geçirebildiğini  ve aslında bu platformların bir kaç ergen tarafından ortaya çıkarılan masum projeler olmadığını, yıllarca unutamayacağımız olaylar silsilesiyle tecrübe ettik.

Bir süredir yaşadığımız olaylar, sosyal medyanın Türkiye’de kitleleri yönlendirme gücünü anlayabilmemiz  açısından milattır. O güne kadar, futbol fanatiklerinin birbirlerini aşağıladığı, çeşitli alaycı göndermeler yaptıkları, küfürler savurduğu, medyatik isimlerin linç edildiği, haklarında asılsız haberler üretildiği, hedef gösterildiği , markaların marka değerlerinin alt üst edildiği, sadece ve sadece negatiften beslenen kitlelerin öfkelerini kustuğu ama her şeye rağmen kitlesel değil bireysel tepki seviyesinde kalan sosyal paylaşım platformları vardı. Ancak kişisel öfke dışavurumlarıyla başlayan tepkiler, kimsenin beklemediği anda ve beklemediği yoğunlukta 31 Mayıs günü bir anda kitleleri harekete geçirmeyi başardı. İçten içe yanan kor, bir rüzgarla adeta yangına dönüştü, sokaklarda Ortadoğu ve K. Afrika ülkelerinde yakın geçmişte gördüğümüz manzaraların birebir aynıları yaşandı. 

Günümüz popüler tabiriyle ana akım medya, sindirilmiş görüntüsüyle Gezi Parkı’ndaki olayların başladığı ilk gün, ‘Yayınlarsak başımıza iş alırız’ düşüncesiyle gözlerini olan bitene kapatınca da iş tamamen sosyal medyanın insafına bırakıldı. Böyle olunca, ortaya her türlü istismara açık yazılar, fotoğraflar çıktı. İftiranın, karalamanın, yalanın dolanın bini bir para... Söylenmiş gibi gösterilen asılsız sözler, abartılı fotoğraflar, olan bitenle ilgisi olmayan sayısız provakatif argümanlar...  Geçen üç haftalık  süreçte, şunu açıkça gördük ki, herkes birbirini dolduruşa getirdi, sağlıklı düşündüğünü sandıklarımız bile züccaciye dükkanına girmiş fil gibi her şeyi kırıp döktü. Ama sular durulduktan sonra bunun geri dönüşümü olacaktı... Geçmişte, zavallı bir meczup tarafından sosyal medya üzerinden haysiyetsizce, küfürlere, hakaretlere maruz kalan biri olarak Türk adaletinin veremediği kararı ilahi adaletin vermiş olmasından dolayı mutluyum ama elbetteki herkesin hesabı oraya kalmayacaktı. Kalmadı da...

Öfkesine yenilen ve uygunsuz paylaşımlarda bulunan sayısız kişi şu anda tek tek tespit ettiriliyor. Özellikle THY’de bunun için özel olarak çalışmalar yürütüldüğünü ve adeta cadı avı başlatıldığını biliyoruz.

Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve Anayasa'da düzenlenen temel hak ve özgürlükler gereğince herkes özgürce kendi fikrini söyleme hakkına sahip ancak iş, küfür ve hakaret boyutuna geliyorsa orada dur demek gerekiyor.

Çalışanlar çalışma saatleri dışında yasalar çerçevesinde özel yaşamalarında serbestçe hareket edebilirler, kendi hür iradeleri ile kanunlara ve iş kanununa uygun olarak eylemlere katılabilirler. Ancak, hasta olduğunu ileri sürüp rapor almak ve sonrasında olaylara katılmak, üstüne üstlük olaylar sırasında fotoğrafları küfür ve hakaretlerle birlikte paylaşmak hiçbir özgürlük anlayışına sığdırılamayacağı gibi, iş hukukuna da aykırıdır.

Gezi olayları sürecinde, içindeki öfke fırtınasını dindiremediği için ülkenin başbakanına en galiz küfürleri savurmayı kendisine hak gören Borajet pilotu ile 3 TGS çalışanının başına neler geldiğini hepiniz okudunuz.  Bunları tasvip etmek mümkün değil...

Bir anlık gafletle öfkelerini küfür ve  hakarete vardıran, bunu da açıkça toplum önünde paylaşanlar, en basit tabirle ahmaklıkları yüzünden işlerinden oldular.  Oldular olmasına da acaba şirketlerini doğrudan hedef almayan ya da şirketi doğrudan etkilemeyen bir durum yüzünden işten çıkarılmaları, doğru muydu,  vicdani miydi veya yasal mıydı?

Paylaşımlarda kurumsal kimliğin ön planda olması ve özellikle TGS’den çıkarılanların küfür ve hakaretlerini yaptıkları hesaplarda iş bilgileri kısmında şirketin açıkça görünüyor olması ve üniformalı fotoğrafları, bu kararın alınmasında etkili olmuş olabilir. Ancak her şeye rağmen ben bu sebeple doğrudan işten çıkarılmaları haksız buluyorum. Doğru olan, küfür edilen kişilerin bu işin doğrudan muhatabı olarak küfür edenler  hakkında yargı yoluna gitmeleriydi.

İletişim ve bilişim teknolojisinin en üst seviyede kullanıldığı ülkemizde bu konudaki  gerekli yasal alt yapının bugüne kadar  oluşturulamamış  olması ve küfürlü mesaj içeriklerinin hakettiği cezayı bulmaması ülkeyi yönetenlerin eksikliğidir. Ancak geldiğimiz noktada bazı kurum ve kuruluşlar veya onların yöneticilerinin kendilerini “Kadı” yerine koyarak adalet dağıtmaya başlaması veya son Gezi olayları nedeniyle atılan twitleri kullanarak siyasi duruşlarını pekiştirmeye çalışmaları çok şık davranış olmamıştır.  Bu konuda yaratılan yargısız infaz ve cadı avının ülkemizde yeni Gezi olaylarına neden olabileceğini unutmamak gerekir.

THY'DEKİ 'CADI AVI' VE SOSYAL MEDYA

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (16)

grevden dönen ~ 3 yıl önce
H. Kasapkaraoglan'dan.... Hakkımda çıkan asılsız, mesnetsiz, uydurma iddialar üzerine bir iki kelam etme zarureti hasıl oldu. Hazır reytingimiz bu kadar yükselmişken komite hakkında kendi üyelerinden bile şerefsizliğe varan hakaretler neticesinde komitenin faaliyetleri ile ilgili de bilgi vermek isterim. Çok sıkıcı olmamak için hemen hemen herkesin yakından takip ettiği Ankara süreciyle başlamayı uygun gördüm. 3 parti 3 bakan 27 milletvekili 1 müsteşar 1 bakan yardımcısı ile yapılan görüşmeler neticesinden alınan tek müspet sonuç Hamdi Topçu ile randevu,Grevin 38. Günü operasyonda nerdeyse aksama olmamış, tespit davalarında alınacak sonuçlar tabi alınabilirse tartışılır, 16000 kişide 700 kişi grevde, Türkiye'nin %80i grevden habersiz, milletvekilleri bile duyunca şaşırıyor, Müsteşar bey hafiften dalgayla başladığı görüşmeyi nasihatlarla sonlandırıyor. Sayın Kılıçdaroğlu yapacak pek birşey yok malum şartlar diyor, Hukuki şartları yerine getirip uygulanan greve 38 gün sonra mahkeme hukuki diyor. Arzuhalimi arz etmeye yetmiyor belâğatim ama tüm bu görüşmelerin bizi getirdiği sonuç grevin çokta başarılı sonuçlar vermeyeceğiydi. Özellikle adalet komisyonu üyesi sayın Turgut Dibek'in tavsiyeleriyle ( bu işi muhalefet tarafından çözülemeyeceği) iktidar partisi milletvekilleri ve ulaştırma bakan yardımcısı Yahya Baş ile görüşmelerimizin neticesinde T.H.Y.A.O. yönetim kurulu başkanı Hamdi Topçu ile bir görüşme ayarlandı. Üç gün süren görüşmelerden sonra Cuma sabaha karşı İstanbula gelişimizden sadece 6 saat sonra saat 9 :00 da toplantı için sendika binasında tekrar bir araya geldik. 9:30 da başlayan görüşmede Ankara'da yapmış olduğumuz görüşmelerin tüm detayları Havaiş yönetim kurulunun saygıdeğer üyeleri ile paylaşıldı. Görüşmenin neticesinde Hamdi Topçu ile olan randevuya icabet etmenin grev sürecine ne şekilde etkisi olacağını tartışmak için Havaiş yönetim kurulunun kendi arasında yaptığı toplantıdan sonra görüşmenin gerçekleşmesinde bir sakınca olmadığı söylendi ve olası detaylar üzerine birkaç tavsiyede bulunuldu. Olası bir davet olursa ya da böyle bir ortam sağlanırsa olumlu karşılanacağı teyidi alındıktan sonra toplantı sona erdi. 15:00 için alınan randevuya 14:45 te gitmemize rağmen derhal kabul edildik. 1saat 7 dakika süren görüşmede bugün için uyuşmazlık ile sonuçlanan tüm maddeler konuşuldu: 305;başından beri görüşmeleri anlaşma yönünde tıkayan en önemli sorun olarak gösterildi.Çözüm noktasında işverenin tutumu hukukçulardan kurulu ortak bir komisyon kurup haksız yere atıldığına inanılan 100 kadar personelin tespit edilip işe geri alınmasının sağlanması idi. Mesai yönetmeliği;kendisine eşdeğer şirketlerin(lufthansa,british vb.)mesai talimatnamesinin birebir uygulanması.Halihazırda benzer şirketlerde uygulanan 24saat istirahatli er uçuşlarının dönüşlerinde ana üste 56saat istirahat yapmak gibi kuralların kabul edilebileceği. Sağlık raporları;20gün üzeri sağlık raporları sonrasında işe dönüş muayenesi şirket hekimi tarafından yapılamaması ve hakem hastanelere giderek uçuş hekimine muayene olduktan sonra uçuşa uygunluk raporu verilmesi ya da verilmemesi neticesinde ücretsiz izne çıkma zorunluluğu olmasını ilettiğimizde kendisinin bu durumdan haberi olmadığı ve konuyu araştırıp iyileştireceği bilgisini aldık. Ayrıca görüşmede şirketin 1ay öncesinden greve katılacak personeli max.1000 civarında öngörüp grev başlamadan önce 1000kadar kabin memurunu işe aldıklarını ve bu doğrultuda grevdeki hiç kimseye ihtiyaçlarının olmadığını belirtti. Tüm bunların ve bugüne kadar gelen TİS sürecinin konuşulmasından sonra biz sadece haklarını arayan,grev süresince mağdur olmuş işçiler olarak TİS in imzalanması ile işimize dönmek istediğimizi belirttik.Bu talebimiz neticesinde gündemlerinden çıkarmış oldukları TİS sürecini tekrar başlatmayı kabul ettiler. Sendikanın görüşmenin detaylarının kimseyle paylaşılmadan önce kendileri ile paylaşılması yönündeki istekleri üzerine hava-iş genel merkezde kimseye haber vermeden toplanıldı.Görüşmenin tüm detayları paylaşıldıktan sonra insan kaynakları müdüründen Pazartesi 11:00 a randevu alındı.Toplantıda alınan en önemli karar ne olursa olsun en kötü şartlarda bile sözleşmenin imzalanıp imzalanmayacağı grevdeki üyeye sorulacağı idi. Bununla beraber sendikal örgütlülüğe gelebilecek olası zararları bertaraf etmek için TİS ten tüm üyenin yararlanması gerektiği fikri ortaya çıktı. Bu noktada sendikanın bugüne kadar ki stratejileri gereği TİSten herkesi yararlandırma fikri için komiteden mutlak yardım istendi ve biz komite üyelerinden de kabul gördü. Pazartesi sayın Ayçin in komiteyi mikrofonu alarak tek taraflı feshetmesi, 11 deki görüşme, salı günkü görüşmeye ne şartla hangi koşullarda kimlerin nasıl katıldığı malumunuzdur. Salı günkü görüşmelerin akabinde sayın Yağcı'nın mikrofonu alarak bu şartlarda TİSin imzalanması mümkün değildir söylemi yönetim kurulunun verdiği sözlerle ters düştüğü için tepkiye neden oldu. Tepkiler üzerine sendika yetkilileri konuşmanın yanlış anlaşıldığını her ne olursa olsun grevdeki işçinin fikrinin alınacağını beyan ettiler. Neden sonra tüm grevdeki işçilerin gergin bekleyişi devam ederken Havaiş yönetim kurulu üyeleri açıklama yapmaksızın grev alanını terkedip gittiler. Aradan geçen yaklaşık 2 saat geçtikten sonra Havaiş in resmi sitesinden bu şartlar altında TİSin imzalanamayacağını bir bildiri ile yayınlandılar. Ana hatlarıyla anlatmaya çalıştığım bu süreçte grev komitesinin kuruluş amaç ve hedeflerinden taviz vermeksizin emek veren tüm bireyleri her aşamada sendika yönetimi ile beraber hareket ederek iyi niyetle çalışmıştır. Sürecin noktalanması aşamasında grev komitesi kararlı konumunu sürdürmüş fakat Havaiş yönetimi anlaşılmaz bir biçimde verdiği sözlere aldırış etmeksizin farklı bir tutum sergilemiştir. Grevdeki işçilere sorulmadan, grevdeki işçilerin talepleri önemsenmeden Havaiş yönetimince bir karar alınmıştır. Tüm bu süreç boyunca bilirkişi raporlarından alınacak sonuçları dile getirmeyen yönetim bugün anlaşamama gerekçesi olarak bilirkişi raporunu öne sürmektedir. Bütün bu yaşananlar neticesinde her aşamada tereddüttsüz Havaiş yönetimi ile hareket eden grev komitesine çok ağır ithamlarda bulunulması, üyelerinin ayrı ayrı hedef gösterilmesi, tehdit telefonları, hain ilan edilmesi kabul edilemez bir tutumdur. Bu kabul edilemez öfkenin bana yönlendirilmesi de sanırım genel kurul hesaplarından. Yorumuma başlamadan önce savcıyla aramda geçen diyalogdan bahsetmek isterim. Sayın savcı der ki Facebook ve tweeter üzerinden açılan hesaplar hiçbir şekilde nereden kim tarafından açıldığı tespit edilemez, buna mukabil gezi olayları için gözaltına alınan şahısların bile alenen ad soyad ve adres yazılanlar olduğudur. A benim nöron zengini snaps yoksunu arkadaşım çok basit bir araştırmayla bile ulaşabileceğin bu bilgiye rağmen cehalette sınır tanımaz bir çizgiyle ispat diye iki tane mail adresini göstererek nasıl böyle bir iddia içine girersin. Şimdi ben sana desem ki sen bunu ispatla ben thy den istifa edeyim, ama yapamazsan sen artık bir daha ortalıkta gezinme, eminim ki bin tane yalan daha üretir kıvırıp durursun. Ama senin de suçun yok av hazır avcı hazır sende aracısın. Ya sana ne demeli Levent kardeş, namı diğer çapulcu Güneş Yılmaz, sözde servis ettiğiniz bu yalan yanlış bilgilerle, sahte profillerle çıkıp komplo teorileri üretip, kafanızdan hayal gücünü zorlayacak şekilde bağlantı kurman kendi isminle yapmasanda afişe olmuş bu sahte profille yapman çatısı altında bulunduğun Kurumu'da bağlar. Unutma bende 45 gündür grevdeyim ve halihazırda kimseden tek kuruş yardım almış değilim. Bu anlaşılmaz tutumun hangi kaygılarla körüklendiğini ben artık insanların yorumuna bırakıyorum. Her ne olursa olsun, ne söylenirse söylensin grevdeki siz değerli arkadaşlar, siz sorgulayan, eleştiren , hazırda olanı kabul etmeyen insanlarınız. Herşeye rağmen sahip olduğunuz bu asil duygular ve güçlü karakterdir sizi ayakta tutan. Hal böyleyken gerçek dışı, tamamen dayanaksız böyle bir iddiayı sorgusuz doğru kabul etmeniz ve öfke patlaması yaşamanız anlaşılır gibi değil. Ben yine de yaşanmakta olan bu zorlu süreçte böyle patlamaların doğal olduğunu kabul ederek tüm söylenenleri sineye çekiyor ve grevin bir an önce başarıyla sonuçlanmasını diliyorum. ( Sendikanın çalışanları nasıl ortada bıraktığını lütfen paylaşalım ) Sendikanın utanç tablosu 305 kişiyi kovdurdular şimdide 16000 çalışanlı THY'da 290 kişi kaldı greve devam eden ve onlarda ekmeğinden oldu kesinleşti.. Çünkü THY geri dönmek isteyenleri artık kabul etmiyor. Hava-iş sendikası sen ne işe yarıyorsun. Sadece kendi yönetim kurulu üyelerini mi düşünüyorsun??????????????

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Muhasebe ~ 3 yıl önce
Murat bey, bu konularda muhasebe calismalidir vicdan degil. Romantik olup şirketi batirirsaniz kalan garibanlarida ekmeginden etmiş olursunuz. Ticarette ve iş dünyasında duygusallığa yer yok ve olmamalı.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
TYLER ~ 3 yıl önce
yazar, polisin sabahın köründe kadınlı çocuklu 50 kişilik hiçbir direniş göstermeyen insana tomalı biber gazlı ve coplu saldırı nasıl oldu onu da anlatasa? 20 gün boyun bir çok şehirde milyonlarca insan sokaklara çıkmasının nedeni yalanlardı öylemi? ölen insanlarda mı provakasyon murat bey? kör olanlar sinir krizi, kalp krizi geçirenler? astım atağı yaşayanlar? polisin araba içlerinde demir sopalı adam dövmeleri? elde sopa vatandaşa saldıranlarda mı yalan? onbinlerce insana ki çoğunun tek bir sabıkası olayan insan tonlarca su sıkılması, binlerce metreküp zehir solutmakta mı yalan murat? murat bunlar yalan mı? bunlar yalan değil murat, burda yalan yazan bence sensin. korkma diye başlar ulusal marşımız ve biz korkmuyoruz! Küfür konusunu açmışsın murat, ölenler var murat. öldü insanlar, cenazesine saldırdılar murat, gencecik kızlarımız eyleme katıldı dayak yedi, murat şakamısın sen? faşistmisin sen murat kör musun? hakkında yazmaya değmez ama sen kendine yazar diyorsun.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Sca ~ 3 yıl önce
Ben bu sosyal medya olaylarıyla işten çıkarılan 3 TGS personelinin sebep olarak sosyal medyada yazılanlarla alakası olduğunu düşünmüyorum. Çünkü çok daha marjinal, çok daha uc noktalarda ve cümle alemin ortasında hükümete ver yansın yapanlar hala çalışıyorlar. Burada başka sebepler var ve işten çıkarılmalarına kılıf üretiliyor. Kesinlikle sebep olarak ön plana çıkarılan hükümet karşıtı söylemler bu işin gerçek tarafı değildir. Kimse kafasına göre bu işe bir kılıf bulmasın...

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000