16 Şubat 2015, Pazartesi
Murat HERDEM
Murat HERDEM mherdem@airporthaber.com
  • :( rumuzlu arkadaşım haklı, Ankara'dan yurt dışına gitmek tam bir işkence.
  • Evet ya low cost'un kollandığı ülkelerde havacılık fena gelişiyor mesela İrlanda adeta havacılık merkezi. Ya da Wizzair'in Macaristan'ı resmen Avrupanın bağlantı noktası ;)
  • Rusyaya verilen ek 7 frekansın 3 ü niye pgs a verilmişmiş. Thy buz üstünde titrerken pgs ve sen neredeydin murat herdem? Rezilliği Thy çekecek, kaymağı pgs yiyecek, yok öyle yağma! Etraflıca düşünerek yazın yazılarınızı. Thy hakim gücünü kullanmıyor bile yapılanlara bakarak, belki bir çok yerde ticari bile düşünmüyor
  • dünkü savcı öz'ün konuşmaları dinlediniz mi? hamdi topçu yalanlıyor mu bu konuşmaları?

THY HALA NEDEN TEK TAŞIYICI TAYİN EDİLİYOR?

Türkiye'de 1983 yılından itibaren özel havayolu şirketleri kurulmaya başladı. İlk olarak, bilinenin aksine İstanbul Havayolları değil, bugün Genel Havacılık şirketinin sahibi Nedim Sülyak'ın isminin de ilk iki harflerini taşıyan Nesu Air kuruldu. Sonrasında ilk 10 yıllık süreçte kurulan özel havayolu sayısı 16'yı buldu.

Ancak o dönem tamamı devlete ait THY'ye yönelik pozitif ayrımcılığın da büyük etkisiyle o tarihten bugüne kurulan 63 havayolu şirketi kepenkleri kapattı. Tabi şirketlerin kapanmasından yüzde yüz THY'ye yönelik ayrımcılık etkili oldu demek mümkün değil ancak büyük bir payı olduğu da tartışmasız gerçektir.

Bugüne kadar THY'ye yönelik pozitif ayrımcılıkla ilgili çok şeyler yazıldı, çizildi. Bu yazıda, slot ve permi konusunda ne SHGM ne de DHMİ tarafından en küçük bir zorluk çıkarılmayan, bugün hala Atatürk Havalimanı'ndan Ankara'ya yapılan uçuşların tamamının THY tarafından icra edildiği bir ortamda yıllardır göz göre göre uygulanan bir başka ayrımcı tutuma dikkat çekmek istiyorum.

Bilindiği gibi ülkeler arasında havayolu şirketlerinin sefer düzenleyebilmeleri ülkelerarası ikili anlaşmalarla sağlanıyor. Bu anlaşmalar da ülkelerin politik duruşları çerçevesinde sivil havacılık otoritelerine bırakılıyor ve ikili görüşmeler otoriteler üzerinden yürütülerek karara bağlanıyor. Bazen de havayollarının talepleri üzerine ülkeler masaya oturuyor.  İki ülke arasında yürütülen görüşmeler olumlu sonuçlanırsa mutabakat zaptı imzalanıyor ve bayrak taşıyıcı havayollarının önceliğinde uçuş yapılabilmesi için yasal koşullar sağlanıyor. Asıl ayrımcılık da işte tam burada başlıyor. Bayrak taşıyıcı havayollarına tanınan imtiyazlar Avrupa Birliği ülkelerinde çeşitli serbestleşme formülleriyle aşılmaya çalışılırken, Türk Hava Yolları'nın da SHGM'nin de dolayısıyla hükümet yetkililerinin de mevcut sistemden son derece memnun olduğunu ve tek taşıyıcı tayininin sona erdirilmesi noktasında en küçük bir refleksin dahi bulunmadığını mevcut tablodan izleyebiliyoruz.

Kağıt üzerinde 10 yıldan bu yana özel havayolu statüsünde olan ve şekil olarak diğer havayolu şirketlerinden farkı bulunmayan THY'nin, bazı durumlarda, " Biz özel havayoluyuz, gerekli gördüğümüz de şirket menfaati için aldığımız kararları uygularız" tarzı savunma tekniklerini bir kenara bırakıp 'biz devlet havayoluyuz' diyerek tek taşıyıcı olmanın nimetlerinden sonuna kadar faydalandırıldığını görüyoruz.

Şimdi denilebilir ki, "THY'nin uçtuğu noktalara diğer havayolu şirketleri uçmak istedi de, biz mi vermedik?

Biliyoruz ki, THY'nin sefer yaptığı birçok nokta, özellikle 2006 yılından itibaren Afrika ülkeleri ağırlıklı olarak açılan 'Paralel hatlar!' birçok havayolunun getiri sağlamayacağını düşündüğü noktalardı. O noktalara özel havayolları uçmak istemeyebilirdi. Ama bu, otoritenin tamamıyla THY'yi tek taşıyıcı tayin etmesi için bir sebep olmalı mı?

Örneğin bugüne kadar Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü hiç özel bir havayolu için  ikili görüşme masasına oturdu mu? Veya 191 ülkeden 164'ü ile imzalanan ikili anlaşmaların, özellikle son dönemde imzalananlardan önemli bir bölümünün, THY'nin uçmayı planladığı ülkeler olması da sadece bir tesadüften ibaret miydi?

Sadece ilk kez imzalanan anlaşmalar olarak da bakmamak lazım. Yeni ek slotlar sağlandığında bunların da tamamının THY uhdesine verilmesi, hangi adil rekabet şartlarıyla ifade edilebilir ki? Yakın geçmişte  Rusya ile yapılan anlaşmayla Moskova-İstanbul hattında Pegasus’a 7 frekans uçma hakkı verildi. Ancak bunların sadece 3’ü Pegasus’a tahsis edildi. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, göz göre göre diğer 4 frekansı ise Moskova’ya zaten çok sayıda seferi olan THY'ye vermedi mi?

Kısacası Türk sivil havacılığı şeffaf, rekabetçi ve adil bir yönetim için öncelikle tek taşıyıcı tayin edilmesi garabetinden artık kurtulmalıdır. 1980 öncesinde, henüz özel havayollarının bulunmadığı bir dönemde bayrak taşıyıcıya ayrıcalık uygulaması, bugünün şartlarında serbest rekabet şartlarına aykırıdır. 1980'lerin öncesine dönüşü çağrıştıran bu uygulamanın bir an önce değiştirilmesi ve her havayolunun uluslararası anlaşmalarla kazanılan haklardan belirli oranlarda faydalandırılmaları sağlanmalıdır.

THY HALA NEDEN TEK TAŞIYICI TAYİN EDİLİYOR?

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (20)

:(( ~ 2 yıl önce
:( rumuzlu arkadaşım haklı, Ankara'dan yurt dışına gitmek tam bir işkence.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
iPhone Uygulaması ~ 2 yıl önce
Evet ya low cost'un kollandığı ülkelerde havacılık fena gelişiyor mesela İrlanda adeta havacılık merkezi. Ya da Wizzair'in Macaristan'ı resmen Avrupanın bağlantı noktası ;)

Yanıtla

Kalan karakter 1000
iPhone Uygulaması ~ 2 yıl önce
Rusyaya verilen ek 7 frekansın 3 ü niye pgs a verilmişmiş. Thy buz üstünde titrerken pgs ve sen neredeydin murat herdem? Rezilliği Thy çekecek, kaymağı pgs yiyecek, yok öyle yağma! Etraflıca düşünerek yazın yazılarınızı. Thy hakim gücünü kullanmıyor bile yapılanlara bakarak, belki bir çok yerde ticari bile düşünmüyor

Yanıtla

Kalan karakter 1000
öz ~ 2 yıl önce
dünkü savcı öz'ün konuşmaları dinlediniz mi? hamdi topçu yalanlıyor mu bu konuşmaları?

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000