27 Aralık 2010, Pazartesi
Sefa İNAN
Sefa İNAN sefainan@gmail.com
  • yaygın olarak bilinenin aksine devekuşu eti kırmızı, kolestrolu cok cok dusuk ettir. herkese tavsiye ederim
  • Evet Thy adeta bir bukalemun gibi renk değiştirip yada başka deyişle havaya göre çalıp oynuyor.Yanlız ciddi anlamda emperyalist güçlerin elinde oyuncak bir ülkenin kendi benliğine yani 'deve' mi 'kuş' mu olduğuna karar vermesi beklenebilir miydi ki??Sefa Bey'e katılıyorum.Biz yani halk susup duyarsızlaşıp koyunlaştıkça bu tarz daha nice durumlara şahit olmaya devam edeceğiz!..
  • Sizce mesaj doğru adrese gitmişmidir
  • TBMM'inde gece yarısı kanun oylaması yapılır, olmadık bir madde eklenir ve onaylanarak yasalaşır. Onun gibi Kıyafet Yönetmeliğinden sessizce ve sinsice bir madde çıkarılmış mı? Anlaşılan çıkarılmış. Ülkemizin temel direkleri altına tüneller açılıyor ve ayrı bir dünya inşa ediliyor. Bir gün herşey alt-üst yapılacak ve o tüneller yer üstüne çıkacak ama birşeyler yapabilmek için çok geç olacak. Sabah olmadan uyanan var mı acaba?

THY DEVE Mİ, KUŞ MU?

Hikâyeyi bilirsiniz... Hani, “devekuşu”na sormuşlar ya; “Deve” misin, “Kuş” musun..? O da, “Ben deveyim” demiş... O halde “Koş” demişler... “Ben kuşum, koşamam” demiş... “Madem kuşsun, o halde uç!” demişler... “Ben deveyim, uçamam!” demiş!..
 
“Koşmasına” bakanlar “deve” zanneder, “kanat”larına bakan da “kuş!” Ama, ne “deve”dir, ne de “kuş!”
 
Ancak ansiklopedilere baktığınızda, devekuşunun, Struthionidae familyası ve Struthia cinsinin tek üyesi olup, anavatanı Afrika olduğunu görürsünüz. Ancak,  benim anlatmaya çalışacağım devekuşunun anavatanı Türkiye... Ülkemizde yaşayan bu kuş, aynı zamanda bukalemun gibi, değişik duygulara (!) göre renk de değiştirebiliyor. 
 
THY.A.O’nun hem deve, hem de kuş olarak görünmesinin altında çok büyük avantajlar yatmaktadır. İşine geldiğinde; ben kamuyum, işine gelmediğinde; ben özel şirketim diyebilme avantajı THY’nin yüzeysel olarak hepimizin gördüğü başarısının en büyük etkenlerinden biridir.  Bu haksız rekabete karşın özel havayollarımız ve onların temsilcisi TOSHİD ağzını fazla açamıyor. Çünkü ağzını açtığında bakanlığın sopasını yemekten korkuyorlar. Sisteme uymuş gidiyorlar. 
 
THY’nin %52’si sermaye piyasası tarafından borsada işlem görmekte olduğundan, özel şirket statüsünde sayılıyor. Ancak iş fiiliyata ve THY’nin kamu şirketi olduğu zamanlarda yapılan ikili anlaşmalara gelindiğinde,  karşınıza resmen bir devlet kuruluşu çıkıyor. Kısaca, THY adeta bir bukalemun gibi; iş hayatında “ben özel şirketim statüsünü” savunurken, kendisine saldırı olduğunda; anında rengini değiştirip “ben devletim kimliğine” bürünüveriyor.  Neden mi dersiniz?
 
THY’mizinin yurt dışındaki anlaşmalarına bakıldığında eskiden almış olduğu kabotaj haklarından vazgeçmediği görülüyor. Bunun yanı sıra THY’mizin yabancı ülkelere sefer açma arzusu olduğunda, önce Dışişleri Bakanlığımız, sonra da SHGM hemen devreye giriyor ve anlaşmalar ve slotlar bağlanıyor.  Kısaca SHGM genelde THY’ye çalışıyor.  
 
THY yurt dışından uçak kiralarken, kuşkusuz devletin maddi desteğini doğrudan almıyor. Ancak, THY hisselerinin %48’inin devlette olması, THY’ye kredi sağlayan firmalar ya da devletler üzerinde son derece etkili olmaktadır. Baktığınızda, THY özel şirketim dese de, yurt dışı ve yurt içinde devletin gücünü her zaman yanında hissediyor. Maddi olmasa da, manevi olarak bu güçten tek taraflı nemalanıyor. 
 
Bu desteğin yaşanmış bir örneği; Devlet Bakanı Zafer Çağlayan’ın ABD nin Teksas eyaletinde yaptığı bir konuşmada, direkt olarak Temel Kotil’i arayıp, Houston’a sefer açılması için verdiği talimat çok konuşulmuştu. İşin komik yanı, bir bakanın THY ‘nin Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Hamdi Topçu dururken, daha alt seviyede olan genel müdürden bu tür bir istek yapması idi. Bu teklifi özel bir şirkete yaptığınızda (Zaten yapamazsınız!) “Hadi canım sende” cevabı alınacakken, Temel beyin verdiği yanıt sizce ne olmuştur?
 
 Sayın Zafer Çağlayana birisi THY’nin özel şirket olduğunu hatırlarsa bari(!). 
 
THY her ne kadar özelim dese de, siyasi hükümetin ayak seslerini yapılan her işte hissetmek mümkün. THY özel şirket gibi görünse de; genel kurul yapılmaksızın yönetim kurulu başkanı veya genel müdür bile değiştirilebiliyor. Çünkü, THY yönetiminde halka açık hisse olan %52’nin temsilcileri bir araya gelemiyeceğine göre, %48’lik hisse ile %100 devlet egemenliği hüküm sürmektedir. Bir şirketin en önemli karar organı olan genel kurulunda; yönetim kurulu seçimini, genel kurul  üyeleri değil maliye bakanlığı  yapıyor. Sonra da konu mankeni  gibi genel kurula katılmış olan ben ve benim gibi küçük ortakların oylarına formalite olarak başvurarak, senelerdir bir komedi oynanıyor. Ayrıca, genel kurulda ibra olması gereken THY yönetim kurulu başkanı ,yeni genel kurulda divan başkanlığı görevine getiriliyor :) 
 
Bunların yanı sıra genel kurula gerek bile duymadan Maliye Bakanlığı, istediği yönetim kurulu başkanı veya üyesini anında görevinden alabiliyor. (Candan Karlıtekin)
 
THY, neden hem deve hem kuşu misali olma zorunda kalıyor? Biraz daha açalım; 

THY, “devlet şirketi değilim” diyerek, kamu şirketlerinin üzerinde demoklesin kılıcı gibi duran TBMM denetiminden uzak kalıyor. İhaleler, devlet ihale yasasına göre yapılmıyor. THY idari yönden maliye bakanlığına bağlı olduğundan, diğer özel havayollarından farklı olarak Ulaştırma Bakanlığı ile ilgili sadece SHGM ve DHMI boyutlarında ilişki içersinde bulunuyor.  Ayrıca, Türkiyedeki havalimanlarının sahibi pozisyonunda bulunan DHMI genel müdürü THY yönetim kurulunda(!)

Özel şirketsen DHMI genel müdürünün, Kamu şirketi isen SPK eski başkanının yönetimde ne işi var?   
 
Her ne kadar SHGM THY’yi denetliyorum ve gerekirse ceza kesiyorum diyorsa da THY’nin SHGM ye ödediği bir cezaya rastlamak mümkün değil. (Varsa lütfen yorum atıp belgeleyin.) 
 
Bu örnekleri artırmak ve sayfalarca yazmak mümkün.  Ancak ben yukardaki devekuşu örneklemelerini geçen hafta medyamızda manşetlere taşınan” THY’nin kılıkıyafet yönetmeliğindeki”  satır aralarına gizlenmiş  bir maddesini yorumlayıp, THY’nin şu anda kamusal alanda türban yasağı kalkmamışken ve hiç bir özel havayolumuz bu yasağı özel şirket olmasına rağmen delmemişken uygulamasını takdirinize sunuyorum. 
 
THY kendisinden beklenmeyen bir kıvraklıkla bir anda hemen özel şirket zırhına sığınarak bu yasağı deliveriyor. Kısaca; Deve dersen kuşum, kuş dersen deveyim misali....
 
Şimdi gelelim,THY’nin kılık kıyafet yönetmeliğinin perde arkasında yatan gerçeklere; 
 
Bu haber tüm medyaya benim kişisel blog’umdan her zamanki gibi belgeli yayınladığım www.sefainan.com/s,3/haberler  den servis edilmiş. Bu haber 20/12/2010 tarihinde,kişisel sitemin haberler bölümünde yayınlanmış olup hemen ertesi günü tüm medyada manset haberler arasına giren bir haber oldu.  Her zaman sıklıkla belirttiğim üzere sektörden ihbar veya şikayet içeren onlarca telefon ve  e-posta almaktayım. 20 Aralıkda tarafıma gelen bir telefonda  THY Bilgi teknolojileri bölümünde uzman olarak çalışan bayan personelin türbanla giriş yaptığını iletip, bu uygulamanın Güneşli’deki THY bürosunda da olduğunu bildirdiler. THY kılık kıyafet yönetmeliğinin eski halini çok iyi bildiğimden, telefondaki arkadaşa bunun olanaksız olduğunu, çünkü THY nin yönetmeliğine ters düşeceğini bildirdim. Ancak içime kurt düştü ve benim bildiğim yönetmeliğin 26-11-2010 tarihinde değiştirilerek işe başı açık olarak girilme şartının silindiğini gördüm ve kişisel sitemde 20 Aralık 2010 tarihinde yayınlayarak facebook ortamında okurlarımla paylaştım. Bir gün sonra bu haber tüm medyada yankılandı. Ancak bazıları benim belgeli yazımı koyacağına, THY’nin bu konuda verdiği cevabı yayınlayarak yumuşak bir haber yaptılar. Tabiki her zaman olduğu gibi haberi aldıkları kaynağı açıklamadan emek hırsızlığı yapıldı.
 
Bir an düşündümde ; yine bizim yaptığımız  177 ülkede haber olan “THY’nin deve kesme olayı” şimdi olsaydı o zamanki etkisini yaparmıydı?  diye kendi kendime düşünceye daldım. Şimdi deve kesilse hemde pistin ta ortasında olsa bile inanıyorum ki, bir iki gazete dışında kimse yazmaz. Kısaca; İstenilen oluyor ve zaman içinde ALIŞIYORUZ(!).
 
Şimdi de THY’nin bu yönetmelik değişikliğine verdiği cevabı yayınlıyorum.
 
“Özel şirket statüsünde olan Ortaklığımız için her yıl yaz ve kış dönemlerinde yayınlanan kıyafet genelgesinde çalışanlarımızın uymak zorunda olduğu kurallar hatırlatılmaktadır. Bu çerçevede üniforma giyme zorunluluğu bulunan operasyon birimlerimizdeki ucuş (kokpit ve kabin ekipleri) ve yer hizmetleri ekiplerimiz için belirlenen üniformayı giyme zorunluluğu konulmaktadır. Diğer personel için de temel olan kurallar belirtilmektedir.Yolcularımıza hizmet veren tüm personelimiz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da aynı şekilde Türk Hava Yolları kurumsal kimliğine uygun olarak belirlenen üniformalarını giyecektir.” 
 
Ben bir şey anlamadım siz ne anladınız Allah aşkına ? 
 
THY’nin cevap verme gereği duyduğu haberde “türbana yeşil ışıkmı yakıldı” diye soruluyor. THY’de cevap veriyor “üniforma giyenlerde bu sorun yok” diyor. Ve diğer personel için temel olan kurallar belirtilmektedir diye devam ediyor.. Soru ne cevap ne...  Ben diyorum bayram haftası, o diyor mangal tahtası. Ne alaka?  Soru, "eski yönetmelikteki personelin kılık kıyafet yönetmeliğindeki “başı açık olarak işe girmelidir” cümlesinin neden kaldırıldığı”.  Cevapta ise; üniforma giymeden çalışan binlerce THY personeli atlanıp, sadece üniformalı personel ön plana çıkartılıp, "THY’nin kurumsal kimliğine uygun olarak belirlenen üniformalar giyilecektir” deniyor. 
 
Peki; Yine THY’nin verdiği yanıtta, “ kurumsal kimliğe uygun olarak belirlenen üniformalar” sözcüğünden ne anlıyoruz? Kurumsal kimliğimiz değiştikce(ki, değişti) üniformaların şekli ona uygun olacaktır anlıyorum.  Yani Katar-Emirates-İran-Libya uçucu ekiplerinin giydiği üniforma tarzına zamanla geçilebilir denmek isteniyor gibi..... Siz ne dersiniz?  Çünkü; THY’nin 77 senelik kurumsal kimliğinde çalışanların başı açık olarak işe girme zorunluluğu vardı. Bu değişebildiğine göre ileride üniformalılarda neden aynı tarz değişiklik yapılmasınki? Hem kurumsal kimlik Allah’ın emri değilki?
 
Buna da yavaş yavaş alısırız(!) merak etmeyin. Toplumun bu kadar duyarsız “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” tarzı devam ettikce üniformalı personelde değişiklik olsa kim ne diyecek ki?... Bugün konuşur yarın unuturuz. 
 
NOT/ Bu haftaki ikinci köşe yazım “Birlikten güç doğar” başlığı ile Türkiyede havacılık sektöründe çalışan tüm teknik elemanları kapsayan bir öneridir. 
THY DEVE Mİ, KUŞ MU?

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (30)

Misafir ~ 6 yıl önce
yaygın olarak bilinenin aksine devekuşu eti kırmızı, kolestrolu cok cok dusuk ettir. herkese tavsiye ederim

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Evet Thy adeta bir bukalemun gibi renk değiştirip yada başka deyişle havaya göre çalıp oynuyor.Yanlız ciddi anlamda emperyalist güçlerin elinde oyuncak bir ülkenin kendi benliğine yani 'deve' mi 'kuş' mu olduğuna karar vermesi beklenebilir miydi ki??Sefa Bey'e katılıyorum.Biz yani halk susup duyarsızlaşıp koyunlaştıkça bu tarz daha nice durumlara şahit olmaya devam edeceğiz!..

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Sizce mesaj doğru adrese gitmişmidir

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
TBMM'inde gece yarısı kanun oylaması yapılır, olmadık bir madde eklenir ve onaylanarak yasalaşır. Onun gibi Kıyafet Yönetmeliğinden sessizce ve sinsice bir madde çıkarılmış mı? Anlaşılan çıkarılmış. Ülkemizin temel direkleri altına tüneller açılıyor ve ayrı bir dünya inşa ediliyor. Bir gün herşey alt-üst yapılacak ve o tüneller yer üstüne çıkacak ama birşeyler yapabilmek için çok geç olacak. Sabah olmadan uyanan var mı acaba?

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000