23 Mayıs 2016, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY cetinozbey@airporthaber.com
  • abi, adamlar bunun için kitap yazdı. okumadınmı?
  • çetin bey, face'e yazdığınız not çok doğru. Bu türlerin ne kadar sağlam olduklarını bir kriz durumunda anlayacağız. Hele bir kaç tanesine dokunsunlar bakın neler söyleyecekler.insanoğlu böyle. skylıfe gelince hiç şaşırmadım.
  • bıletler cok pahalı.amerıka bıletlerı ortalama 1000 dolar cıvarı.Ben 500 dolara aktarmları alıyorum.aktarma suresı 3 saatı geçmiyor.
  • THY deki paralelcileri dörtgöze sorun

THY 2016’nın ilk çeyreğinde zarar etti

THY 2106 yılının  ilk üç aylık periyodu için zarar ilan etti. Beni şaşırtan husus bunun köşe yazılarına konu olması ve bir anlamda yönetim başarısızlığı olarak gösterilmesi. THY yönetiminin başarılı olup olmadığı hususunda münazara açmak için birçok husus masaya yatırılabilir. Ve de bunu normal karşılarım. Türk Hava Yolarının bir bütün olarak doğru yönetilmediği ortada. Veya en azından bir zümre buna inanıyor. Ancak ülkenin, bölgenin durumu dikkate alınmadan başarısızlığı ilk üç aylık bilançoya vidalamak ne denli doğru bir yaklaşım olur bilemiyorum.En azından ben buna katımlmıyorum.

Kaldı ki, biz çalıştığımız dönemlerde Havayolları senenin ilk üç ayını genelde zarar ile kapatırlardı. İnsanların seyahati en az tercih ettikleri aylar Ocak, Şubat ve Mart. Kış ayları. Havayolları ikinci üç aylık dönemde ilk çeyreğin zararını toparlamaya başlar ve yılın son iki döneminde ise olağanüstü bir durum yaşanmaması halinde ticari becerilerini ortaya koyardı. Evet; Türk Hava Yolları 2016’nın birinci çeyreğinde 1,2 Milyar TL zarar açıkladı.

THY 2016’ nın İlk üç ayında jeopolitik riskler ve güvenlik sorunlarının Türkiye yönlü direk trafiği olumsuz etkilediği belirtiyor.  Ayrıca güvenlik endişesi nedeniyle Uzak Doğu çıkışlı ve Avrupa varışlı grup iptallerinin yaşandığını ifade ediyor. Haklıdırlar. Yaşanılan bu keşmekeş içerisinde Antalya’da beş yıldızlı büyük bir otelin zarar etmesi gibi THY’ nın dönem zararı da normal karşılanmalı.

Ancak, tabii ki dilemeyiz ama şayet bölgenin, ülkenin durumu ve gelişmeler,terö böyle devam ederse, Türk Hava Yollarının işi zor. Bunu da ifade etmek gerekir. Geçenlerde APH’ de okumuştum. THY’ den açıklama yapılmış. Bu sene 26 uçak daha alınacağına ilişkin. Umarım THY bu kararını gözden geçirir. Zira şirket olması gerekenden hayli fazla ağırlık taşıyor omzunda. Olması gerekenden fazla büyümenin de işte bu sakıncası var.

Allaha hep birlikte dua edelim. İnşallah böyle bir durum olmaz ve de yaşamayız. Geçmişten de bilindiği üzere ülkede yaşanacak bir krizin ekonomimizi sarsması durumunda şirketlerin tasarruf etmek adına alacakları ilk tedbir tensikat. ( Özellikle Turizm ve Taşımacılık iş kolunda )  Acaba THY’ de 2003’ den önce işe başlamış olan kimse kaldı mı acaba? Yok gibi. Temel bey bu hesabı iyi tutmuştur zannederim. Eğer yoksa yönetimin işi uçakların bir kısmının iadesi için çözüm aramaktan çok daha zor. Bu durumda İşe girişte kullanılan torpilin güncel geçerliliği baz alınarak yeni bir çalışan listesi oluşturmak gerekir. Şirkette 2003 öncesi işe girmiş kimse kalmadığına göre. Seç seçebilirsen. Memuriyet hem çalışan hem de yöneten için işte böyle bir şey. Ne kadar beklenmeyen bir durum değil mi? Tepe yönetici olmak zor iş. Her şeyi, her durumu hesap etmek gerek.

ZARARIN NERESİNDEN DÖNSEN KARDIR: SKYLIFE

SKYLIFE ile ilgili olarak kelam etmemin çizmeyi aşmak olmayacağını düşünüyorum..  1985-86 yıllarında THY Tanıtma ve Halkla İlişkiler Başkanlığının ilk üçü Uçal Dalgıç Engin Öktemer ve Demiral Albay Beyler beni ünitelerine alınca tanışmıştım bu neşriyatla. O zaman ki adı Türk Hava Yolları Magazin’di. Ve bu üçlü bu neşriyata hayat vermişlerdi.

Halk Oylaması ve SKYLIFE İsmi?

Ve de seneler geçtikten sonra yönetimler değişti, Tanıtma ve Halkla İlişkiler Başkanı oldum. Ben de elimden geldiği kadar bu neşriyatın oturması için uğraştım. Ulaştırma Bakanı neşriyatın isminin değiştirilmesini istedi. SKYLINE adını beğenmiştik ama Hollanda Havayollarının bir neşriyatının adıymış. SKYLIFE dedik. O zamanki Yönetim Kurulu Başkanı da bu adı beğenmedi. En sonunda halka müracaat ettik. Bir anket düzenledik. Bizim Yeşilyurt’ da sokakta oturan ve çarşıda dükkân işleten kim varsa, iş yaptığımız tüm kuruluşların bütün çalışanları dâhil 3000’ e yakın anket iştirakçisi SKYLIFE adını beğendi.. Tesadüf (?) işte. Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı da halkın isteğine saygı gösterdi. Bakana anket sonuçları ile birlikte sunduk. Ve de THY Magazinin adı SKYLIFE oldu. Halen anket, halk oylaması denince aklıma bu gelir ve gülerim. Kendimde bu konuda konuşma hakkı görürüm, zira çok uğraştım.

Her ne ise, şöyle oldu böyle oldu ve SKYLIFE oturdu. Reklam verenler medyanın önemini çabuk kavradılar. Ben Halkla İlişkiler Başkanı olduktan sonra benden önce bu görevi yürüten kaptan pilot arkadaşımızın bu konuda işbirliği yaptığı firmayı senelerce değiştirmedim. Firma hazırlık ve baskıyı yapıyordu. Reklamları biz alıyorduk. 

THY’ de tekrar Yönetim değişti. Gelen Yönetim firma değişikliği yapılmasını istedi. Karşı çıktık ama tabii ki dinletemedik. Firma değişti. vb. O firma ile de uyum içinde çalıştık. Reklam toplama işi bir ajansa verildi. Ve de o zamanlarda piyasa şartlarına uygun bir komisyon ödenmeğe başladı.( Galiba % 10 idi ). Aslında o günde, bu günde SKYLIFE reklamlarını kendi buluyor. Neşriyat ve baskı ve de tiraj iyiydi ve reklam verenin  hedef kitlesine direk sesleniyordu. Bu açıktı.

Zaman geçti. Tanıtma ve Halka İlişkiler Başkanlığından ayrıldım. Gelen arkadaşımızda aynı firma ile çalışmaya devam etti. Bu arada ben THY’ den 2002 yılında mezun oldum ( ? )

Evet; 2003 yılında Abdurrahman Gündoğu THY Genel Müdürü oldu ve ilk işlerinden biri SKYLIFE ‘ı hazırlayan şirketi değiştirmek oldu. Yapılanı öğrenince şunu düşündüm.

İşi İhale İle Vermek, İşlemin Düzgün Yapıldığını Göstermez.

BİR İŞİ FALAN FİRMAYA İHALE İLE VERMEK BAHSE KONU İŞİN DÜZGÜN VE DÜRÜSTÇE YAPILDIĞININ TEK BİR GÖSTERGESİ OLMAYIP SONUCU YAN ETKİLERLE ÖNCEDEN BELİRLENMİŞ OLAN İHALELER İŞVERENİN İLERİYE YÖNELİK SAVUNMA HAZIRLIĞINDAN ÖTE DEĞİL. ESASEN KURUMUN ANA MENFAATLERİ KONUYA İLİŞKİN GEREK TEKNİK VE İDARİ ŞARTNAMELERİN HAZIRLIĞI ESNASINDA KORUNUR. GERİYE DÜZGÜN BİR MALİYET HESAPLAMASI YAPARAK İŞİN HAKİKİ EDERİNİ BİLMEK KALIR. BUNU BİLİYORSAN, ŞARTNAMELERİ DÜZGÜN ŞEKİLLENDİRMİŞ İSEN İSTER İHALE YAP, KORKUN YOKSA VE MEVZUAT İZİN VERİYORSA İSTERSEN İŞİ ONAYLA VER.”

Bu Özel Şartnamenin Mucidi: Dönemin Genel Müdürü

Yeni Genel Müdür yeni bir sistem yarattı. Hangi akla ve hangi örneğe istinaden böyle bir şartnameyi imzaladı bilemiyorum.  Tamamı ile “ MADE İN THY”  Her ne ise şimdi ne Hamdi Topçu bey ne de Gündoğdu bey şirkette. Dolayısı ile sistemi kısaca anlatıp bu dönemi noktalayacağım.

THY 2003 öncesi yılda yaklaşık ayda 90- 100 bin adet basılan dergisi Skylife'ın hazırlık, baskı ciltlenme ve dağıtımı işi belirli bir ücret karşılığı ihale ediliyordu.  Reklam gelirleri THY de kalıyordu. Reklam tutarının toplamı üzerinden piyasa gerçeklerine uygun % 10 gibi bir ajans komisyonu ödeniyordu.

Yeni yönetim, bu sistemi tamamen değiştirmiş ve Ağustos 2003 de, derginin hazırlık ve basımının 3 yıl süreyle yapımı işini, aylık 301 bin dolar artı KDV’den yıllık toplam 10 milyon 836 bin dolar artı KDV bedelle, ihale etmiş.Sözleşme ikinci üç yıllık dönem için de uzatılmış.  THY SKYLIFE için bir tek kuruş ödemiyor ve de üstelik yılda 10.milyon 800 bin Amerikan Dolarını da kasasına koyuyordu. Hakikaten ilk bakışta çok çok güzel bir yöntem gibi görünüyor.

Basit Bir Hesaplama: Bakkal Usulü, Ama Doğru

Alın elinize kağıt kalemi ve bir de küçük bir hesap makinesi. Bir tarafınızda dönemin bir SKYLIFE’ı, diğer tarafınızda da aynı dönemde geçerli olan reklam tarifesi olsun. Hesaplayın bakalım o sayıdaki reklam gelirini USD bazında. Bu rakamdan THY’ na ödenecek olan 301 bin Amerikan dolarını da çıkartın. Bir kenara yazın kalanı. Tabii ki derginin hazırlık ve baskı maliyeti de var. İsterseniz 6-7 TL olarak kabul edin birim maliyeti ki, bu çok iyi bir fiyattır. Çarpın tirajla. Ve çıkan hazırlık ve baskı maliyetini de kenara yazmış olduğunuz rakamdan çıkartın. İşte firmaya kalan aylık meblağ budur. İsterseniz bunu 12 ile çarpın.  Türk Hava Yollarının firmaya bıraktığı paranın yıllık tutarını bulun. Bunu 9 ile çarparsanız 2003-2009 döneminde işi yapan firmanın yaklaşık kazancını bulursunuz. İkinci dönem ( 2009-2015 )  içinse reklam geliri hariç tüm birimleri % 4 ila 5 artırın. Ortaya yine bir rakam çıkacaktır. Şimdi THY’ nin 3 yıllık kazancı ( 10 milyon 800. bin USD ) ile iş gören firmanın kazancını karşılaştırın. Sonuç güzeldir. Ama THY adına mı? Yoksa İş gören adına mı? Ona da siz karar verin artık.

THY’ na Yeni Genel Müdür Geldi

Gündoğdu Beyin gidişinden sonra gelen yönetim SKYLIFE’ in hazırlık, basım ve dağıtımını yapan firmayı değiştirmek istedi herhalde. Firmayı değiştirdiler ama şartname kısmen aynı kaldı. Yalnız THY’ na her ay ödenen meblağ değişti. Tiraj artınca THY^na ödenen meblağın düşeceği tabii.

Söylendiğine göre SKYLIFE 280.000 ila 300.000 TL arasında basılırmış.  Aslında işin bu şartlarla ihale edileceği gerektiği gibi duyurulsa beş yüz taliplinin çıkacağı mutlaktı. İş bir firmaya ihale edildi. Basında SKYLIFE ne ara ihale edildi ki ( ? )  türünden yazı çıktığını anımsıyorum. Bu demek ki, ihaleden çoğunluğun haberi olmamış.

Şimdi ise Reklam Gelirlerinin % 50’ si THY Kasasına

Her ne ise THY en tepe Yöneticisi yine değişti. Geldi İlker Aycı Bey. O veya bu nedenle şartnameyi ve hizmet alınan firmayı değiştirdiler. Değiştirdiler dediğime bakmayın. Yüzde yüz emin değilim.. Ancak THY YK Başkanına yakın olduğunu söyleyen bir arkadaşım bu bilgiyi verdi. İnşallah doğrudur. Doğruysa bu çok güzel bir gelişme. Yapanın eline sağlık. Teşekkürler ediyoruz.

Gel gelelim. bir neşriyat ki, aylık 100.000 dolaylarında tirajdan peyderpey 300.000 tiraja çıkıyor. Reklam adetlerinde büyük bir değişiklik yok. Zira SKYLIFE bu konudaki kapasitesini zaten doldurmuş durumda.. Üç beş artar, bir iki düşer. ( Yaklaşık 30.000 biner adet basılan SKLYLIFE Business ve Anadolu Jet yayınlarını dikkate almıyorum. Onlardaki reklamları da sayıp, gelirini hesapladım )

Nasıl oluyor da, artan bu tiraja rağmen Bu gün SKYLIFE’ı hazırlayıp, basıp THY’ na teslim eden firma reklam gelirlerinin % 50’sini Türk Hava Yollarına geri ödeyebiliyor. 2003-2009 seneleri arasında THY’ na bu hizmeti veren firma çok çok daha düşük tirajla baskı yapmasına rağmen) THY’ na ayda 301.000 dolar öderken reklam gelirlerinin % 100’ nü kendisi alıyordu. Bu iş, belirtilen sistem ile kaç sene sürdü. Tam 12 yıl. Varın siz hesaplayın.

Son dönemde THY YK Başkanlığı tarafından yapılan bu değişiklikle   ( Sn.Kotil’i zikretmiyorum, zira 2 dönemde kendileri tepelerdeydi ve reklam gelirlerinin yüzde yüzünün firmaya bırakılmasında mutlak imzası vardır.)  yüklenici firmadan geri alınan % 50’lik reklam geliri,  ilk 2 dönemde bu işin doğru yapılmadığının bir göstergesi olarak yorumluyorum? Tersini söyleyecek biri çıkarsa oturup ince hesabı yapabiliriz. Görünen odur ki, son 12 senedir THY SKYLIFE’ın reklam gelirlerinin % 50’si uçmuş ve gitmiş.

TÜM DOKÜMANLARLA    ( ŞARTNAMELER, HER SAYIDA ALINAN REKLAM ADETLERİ, DÖNEMSEL REKLAM TARİFELERİ, KAĞIT CİNSİ VE HER SAYININ SAYFA ADEDİ )  VB.)  BU HESABI YAPIP OKURLARA NAKLETMEYE KALKSAYDIM BU KADAR NET, AÇIK VE KOLAYLIKLA ANLAŞILIR BİR ANLATIM YAPAMAZDIM. YANILIYOR MUYUM DERSİNİZ?

Temennim Verilen Bilginin Doğru Olması.

Eğer bana verilen bilgi yanlış ise ve de hizmetin alımı aynı şartname ile devam ediyorsa, yine de yazıda belirtilen hesabı oturup yapmanız ve de bu işi çok büyük bir süratle düzeltmeniz gerekir. Temenni ediyorum ki Yönetim Kurulu Başkanının konu ile ilgilendiği ve THY zararını aza indirecek çözüm için gayret sarf ettiği doğru olsun. THY’ nin kazancı bir tarafa tepe yöneticiliğini yaptıkları şirketin önemli bir ayıbını temizlenmiş olurlar.

Bu arada iki hatırlatmada bulunmak isterim. Konu ile ilgilenmeye başlayınca sağdan soldan SKYLIFE’ın geçmiş sayılarını almaya başladım. Malum SKYLIFE’ın kapağı selefonlu. Tabii ki 300000 adet neşriyatın teslim almadan önce kontrolünü yapmak mümkün değil. Eskiden bir muayene komisyonu vardı. Onlar bile bunu yapamazdı. Benim bulduğum mecmuaların içinde kapağı selefonlanmamış olanlar da çıktı. Hani bilginiz olsun istedim.

Emirle bile olsa bu tür şartnamelerin altına imza koyan yöneticinin / yöneticilerin bu işten anlamadığı açık. Anlasa,  bu sorulur der,  korkar, imzalamaz ve o makamı terk ederdi. Galiba biri korkmamış, konuyu en tepedeki ile tartışmış ve koltuğu bırakıp gitmiş Tabii ki ben orada değildim ama bana böyle anlatılmıştı.

Aklıma bir şey takıldı. Halka İlişkilere ilk gittiğimde Sn. Yılmaz Oral Paşa Genel Müdürdü. Arkadan Sn. Cem Kozlu geldi. Sn. Yusuf Bolayırlı Bey de peşinden. Neye şaşırırım biliyor musunuz? Bu yöneticiler nasıl Genel Müdür olmuşlar ki? Hiç çevreleri mi yokmuş? Bu yöneticilerin kendilerinden iş isteyen tanıdıkları da yok muydu? Falan işin şartnamesini şöyle hazırlayın şeklinde bir istekleri de olmadı.  Bize hiç şu işi buna verelim, bu işi de şuna verelim de demediler. Bunlar nasıl yöneticiydi?  Yusuf beyin bu konudaki bir alım onayı için bize kök söktürdüğünü halen hatırlarım.

Bir Yaşanmış: Bu İhale de Cem Kozlu Kimin Tarafındaydı?

Hiç unutmam Cem Kozlu Bey bir ihalede herhalde bizden şüphelendi diye düşünmüştük. Kendisi bana kibarca sormuştu. ” Falan firmanın sahibi Yeşilyurt’ta oturuyormuş. Arkadaşınızdır herhalde?” Nasıl bir düşünce ise; Yeşilyurt’un eskisiydim ve de tüm semt sakinleri benim arkadaşımdı mutlak (?) Personel üniformasıydı ihalenin konusu. Ve de komisyon uzun toplantılar sonucunda bir  karar almış olmasına rağmen  Sn. Kozlu komisyona İngiltere’den bir uzman getirteceğini söyleyip ihalenin sonlanmasına engel olmuştu. İşlemin tarafsızlığını onaylatma mecburiyetini neden gerekli gördüklerini anlamamıştık. Sonra baktık ki iş onaylatmak falan değil, seçimi yeniden bu hanımefendiye yaptırıp sonucunu bize tasdik ettirmekmiş. En azından görünüm buydu. Uzman İngiliz hanımefendinin uçağı ihaleden yarım saat önce inmişti havalimanına. Belli ki patron ihale saatini uçağın inişine göre ayarlamıştı. Cem beyin uygun gördüğü 2 kişi gitti uçaktan aldı misafiri. Direk ihale salonuna soktular. İhaleye firmalarca verilen örneklerin hiç birinde firma etiketi yoktu, hepsi sökülmüştü. Bunun yerine tüm üniformalar numaralanmıştı. İngiliz modacı tek başına ayrı bir odada uzun uzun çalıştı ve erkekler ve bayanlar için birer üniforma seçti. Ve gerek kumaş ve gerek se model ve işçilik açısından en iyi örneğin bunlar olduğunu açıkladı. Okudukları numaralar ihale komisyonunun da bir önceki toplantıda öngördüğü firmaların üretimiydi. Hafiften ağırımıza gitmesine rağmen, sonuca çok gülmüştük. Bir süre sonra düşündük ki Cem Kozlu bize genelde inanırdı. Böyle davranmasının bir nedeni olmalıydı?

Kısa bir süre sonra konuyu anladık. O dönemde THY’ nin bağlı olduğu Bakan bey kendisine bu iş için bir firma önermiş. ( öneri kelimesi nezaketen kullanılmaktadır )  Ve de haddini bilmez komisyon üyeleri o firmanın üretimini beğenmemiş ilk toplantıda firmayı ihale dışı bırakmışlar. Hakikaten firmanın örnek ürünü ihaleye iştirak eden firmalarınkilerin  arasında gerek model, gerek kumaş ve gerekse malzeme açısından en kötüsüydü. Üstelik Cem Kozlu Bey kendisine önerileni de bize aktarmamış çok güvendiği bir arkadaşımızla paylaşmıştı. Ama Cem bey yine de İngiliz uzmanın değerlendirilmesine sunulan  örneklerin içine de o firmanın mamulünü  de koydurmuştu. Ve de sonuçta Bakan beyin öngördüğü firmanın üretimini İngiliz uzman beğenmemiş ve olur dememişti. Maalesef elden bir şey gelmiyordu.

 Ne o;  Türk Hava Yolları ihaleyi düzgün yapacakmış. Ürünün en iyisini uygun şartlarla alacakmış? Eskiler hakikaten iyi yönetici değillermiş. İşe özgü bir şartname bile hazırlatamamışlardı bize. Nasıl gelmişlerdi ki oralara?

THY 2016’nın ilk çeyreğinde zarar etti

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (22)

kitabı var. ~ 7 ay önce
abi, adamlar bunun için kitap yazdı. okumadınmı?

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP KİTABI VAR. ~ 7 ay önce
BİLDİKLERİM BANA YETİYOR.BİR SAYFASINI OKUDUM. BU İŞTEN NEMALANAN ADAM İŞ KENDİSİNDEN ALININCA OTURUP KİTAP YAZIYOR VE ROMAN KAHRAMANINI KONUŞTURUP İLİŞKİYİ ANLATIYOR.BU NE KADAR GEÇERLİDİR Kİ?BANA GÖRE SUSUP KENARDA OTURSA DAHA İYİYDİ BANA GÖRE. BU İŞLERDE İŞİN HESABINI YAPABİLMEK HER TÜRLÜ İTİRAFTAN DAHA GEÇERLİ.TEŞEKKÜRLERİMLE.
merhaba ~ 7 ay önce
çetin bey, face'e yazdığınız not çok doğru. Bu türlerin ne kadar sağlam olduklarını bir kriz durumunda anlayacağız. Hele bir kaç tanesine dokunsunlar bakın neler söyleyecekler.insanoğlu böyle. skylıfe gelince hiç şaşırmadım.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
skylife ~ 7 ay önce
Son ihalenin detaylarının hiçbir yerde yazılmaması çok enteresan. Neden gizliyorlar? Gazeteler neden yazmıyor?
CVP SKYLIFE ~ 7 ay önce
SON İHALEYİ GURURLA AÇIKLAMALARI GEREK AMA, DAHA EĞER YAZDIĞIM DOĞRU İSE ÖNCEKİLERİ REKLAM ETMİŞ OLURLAR. ARTIK ÖNEMİ YOK. ZARARIN NERESİNDEN DÖNERSEN KARDIR DEYİP GEÇMEK GEREK..
aktarmlara ~ 7 ay önce
bıletler cok pahalı.amerıka bıletlerı ortalama 1000 dolar cıvarı.Ben 500 dolara aktarmları alıyorum.aktarma suresı 3 saatı geçmiyor.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Cahil ~ 7 ay önce
Havacılık pazarı o şekilde işler. Bilmeden konuşma istersen. Havayolları direkt uçtukları yerden para kazanmazlarsa kumar oynayıp mı kazanacaklar??! Aynısını Avrupa çıkışlı Amerika varışlı THY biletlerini kontrol ederek gözlemleyebilirsin
5.Trafik hakkı ~ 7 ay önce
Avrupa çıkışlı Amerika varışlı THY bileti? Cahil kim?
Dörtgöz ~ 7 ay önce
THY deki paralelcileri dörtgöze sorun

Yanıtla

Kalan karakter 1000
dörtgöz ~ 7 ay önce
Kim bu dörtgöz? Safinazın kocasının adaşı olan dörtgöz mü?
the ibish ~ 7 ay önce
Yorumum nickimde gizli:) o kendisini bilir. Başka lakapları da var ama bence en orijinali bu.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000