08 Mayıs 2017, Pazartesi
Murat HERDEM
Murat HERDEM mherdem@airporthaber.com
  • Bahsettiğiniz kişinin İMAMLIK ile yakından uzaktan alakası yok...SAPITMIŞ biri...
  • Mufettis alimlarinda usulsuzluk iddialari. liste belli gostermelik sinav ve mulakatlar. bende basvurdum ama iste amcam yok ankarada.
  • Her şeyi gectim.Bu adam imamlık yapmış kül hakkı nedir bilir herhalde.Seçildiginden beri sendikaya ise gitmediğine herkes şaittir. Telefon açarız geri dönüş yapmaz.Birkac defa işine gelsede akşam 5 den sonra geliyormus.Nedeni sabah dan o saate armut yemekle meşgul olduğunu soyluyorlar.Sahte hoca kül hakkına da girmişin. Çocuğunun riskini armutları yatirmişin hakkımızı helal etmiyoruz sana yazıklar olsun utanmaz adam ne yüzle çıkıcan karşımıza the imam.
  • Sevgili şu armutlardan bizede göndersene bizimde canımız çekti. Hep bana rabbena yapma sen hocasın kül hakkı yemezdin.

The İmam...

“Hacı hacıyı Mekke’de, hoca hocayı tekkede… “ cümlenin devamını bilenler bilir. Burası için çok uygun olmadığı için o bölümü sizin tamamlamanız daha doğru olacak.

Bir imam...

Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı cami imamı.

Çanakkale’nin bir köyünde, evinden camisine, camisinden evine gidip geliyor. Köyün imamının kariyeri bir günde bambaşka bir yöne doğru kaymaya başlıyor.  Bir el, imamın elinden tutuyor…İmamlıktan kazandığı engin muhasebe deneyimlerini(!), THY’nin muhasebe departmanında değerlendirmek için, topluyor cübbesini takkesini İstanbul’un yolunu tutuyor.   

İstanbul’a gelince bizim imamın gözleri fal taşı gibi açılıyor. O güne kadar gördüğü en büyük kalabalık cami cemaati olan çok sevgili(!) imamımız, unisex çalışma ortamının cazibesine kendini kaptırıyor. Deyimi yerindeyse, İstanbul’da yeniden doğuyor, bir anda kendini aklının ucundan geçmeyen bir ortamın içerisinde buluyor. Bu yaşına kadar uhrevi işlere kendini adayan hoca, dünyevi güzelliklerin(!) farkına varıyor, adeta kendini kaybediyor. 

Gel zaman git zaman, bizim hoca, muhasebe işinden de haz almamaya başlıyor. Yeni maceralar istiyor, yeni hedefler peşinde koşuyor.

Sonunda bir el daha tutuyor bizim hocanın elinden, başka bir koltuğa oturtuyor. O güne kadar ‘TİS’ nedir diye sorsan ‘Trabzonspor mu’ diyecek kadar konuya hakim(!) olan sevgili hocamız,  yeni koltuğunu öncekinden daha çok seviyor. Altında araba, iş seyahatleri, yardım istemek için kapısını çalan güzel kızlar… Hocanın aklı başından gidiyor. Anadolu kulüplerinden İstanbul’a transfer olan futbolcular gibi bir anda farklı bir dünyanın içerisinde buluyor kendini.

‘Gizem’li işler çeviriyor, Çanakkale’de hiç görmediği ‘deveci’ armutlarını, bazen ofisinde bazen iş için gittiği seyahatlerde çatır çutur yiyor.

Sevgili hocamız, deveci armutlarını hatur hutur yerken fazla şapırtı çıkardığı için çevredekiler haliyle rahatsız oluyorlar. Hocanın adı, ‘deveci armudu’na çıkıyor. Ama hocayı deveci armudu da kesmiyor.  Kaldığı otellere, marketten başka armutlar da getirtiyor. Armutların odaya servisi sırasında kameraların kayıtta olduğunu aklının ucundan geçirmiyor çünkü gözü armutlardan başka bir şey görmüyor.

Bizim hocanın kırdığı cevizler kırkı geçince, ‘hoop hoca, kendine gel’ diye uyarılar gelmeye başlıyor. Hoca, geceleri uyumuyor, saatlerce deveci armudu kemiriyor. Sonunda da İstanbul gece hayatında kendini kaybeden Anadolu topçusu misali sahada ruh gibi geziyor.

Hoca artık işle ilgilenmiyor hatta ofisine dahi uğramayı bırakıyor ama kurumun imkânlarından sonuna kadar faydalanmayı bırakmıyor. Altında araba, cebinde işe uğramadan aldığı maaş, yanında deveci armudu, kulağında bedava telefon hattı günler aylar böyle geçiyor.  Farkında değil ama göz göre göre kendini kaybediyor, çevresindekilerin gözünde mum gibi eriyor hoca…

Sonra bu imkanlar elinden alınıyor hocanın. Yandım anam diye feryad ediyor.  İmamlık dönemindeki gibi ‘salla başı al maaşı’ düzeninin devam edeceğini sanıyor ama olmuyor. Kalıyor dımdızlak ortada. Bu kez hocanın yolu, kendisi gibi çok sık armut yediği için THY’den atılan itibar erozyonuna uğramış bir meczup ile kesişiyor.  Teknik A.Ş’ye gelen stajyerleri kıstırdığı için THY’nin gözünün yaşına bakmadan kapı önüne koyduğu bu zat, hocaya eski defterleri açtırıyor. Her ikisinin de defterlerinde okumak istemeyecekleri kirli geçmişleri olsa da çamur at izi kalsın diye düşünerek kafa kafaya veriyorlar. Sonuçta, biri kızları hostes yapma vaadiyle kandırıp faydalanan bir zampara, diğeri de işten atılan hosteslerin işe dönüşünü sağlama vaadiyle yolunu bozan bir hoca!

Yazının girişinde dedim ya, “Hacı hacıyı Mekke’de, hoca hocayı tekkede” bulur diye. Bunlar da birbirlerini beş dakikada buldu.  Hoca belli ki tutunacak bir dal alıyor ama tutunduğu dalın geçmişine hiç bakmıyor.

Ben buradan hocaya uyarımı yapıyorum.

Sevgili hocam, eğer kariyer hedeflerinde yeniden eski koltuğuna ya da daha fazlasına oturmak varsa bunun yolu THY’nin stajyer tacizinden dolayı işten attığı kişiden geçmez.  Önce bunu bir anla, sonra yoluna istediğin yoldan devam et olur mu?

The İmam...

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (123)

Bence ~ 3 ay önce
Bahsettiğiniz kişinin İMAMLIK ile yakından uzaktan alakası yok...SAPITMIŞ biri...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
THY MUFETTIS ~ 3 ay önce
Mufettis alimlarinda usulsuzluk iddialari. liste belli gostermelik sinav ve mulakatlar. bende basvurdum ama iste amcam yok ankarada.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
The imam ~ 3 ay önce
Her şeyi gectim.Bu adam imamlık yapmış kül hakkı nedir bilir herhalde.Seçildiginden beri sendikaya ise gitmediğine herkes şaittir. Telefon açarız geri dönüş yapmaz.Birkac defa işine gelsede akşam 5 den sonra geliyormus.Nedeni sabah dan o saate armut yemekle meşgul olduğunu soyluyorlar.Sahte hoca kül hakkına da girmişin. Çocuğunun riskini armutları yatirmişin hakkımızı helal etmiyoruz sana yazıklar olsun utanmaz adam ne yüzle çıkıcan karşımıza the imam.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Hocaya ~ 3 ay önce
Sevgili şu armutlardan bizede göndersene bizimde canımız çekti. Hep bana rabbena yapma sen hocasın kül hakkı yemezdin.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000