19 Mart 2018, Pazartesi
Murat HERDEM
Murat HERDEM mherdem@airporthaber.com
  • "Teknik" diye yazan yazıyı editör çok iyi buldu galiba. 2, 5 defa yayımlanmasına müsaade etmiş..
  • Bu işin tek çözümü bilgisayarda uçuş ve dinlenme sürelerini takip eden programlar yapılmasını sivil havacılığın zorunlu kılması, ikinci konu pilot alırken nasıl olsa iki kişi düşüncesinden vazgeçilmesi gerekli çünki biz profesyonel değiliz. Kendimi ve birkaç kişiyi ayrı tutarım. Kişiyi kokpite koyarken yanındakine güvenerek değil de. tek başına bu işi yapabileceğine kanaat getirerek oraya koymak lazım, Ticaretin döndüğü bu sektörde, kabiliyeti olan değil parayı veren pilot, Öğretmenler maalesef yeterli cesarete sahip değil. Türk eğitim sistemini düşünün. aynısı, uçuş için geçerli. Yani bu ülkede torpilin olmadan hiçbir şirkete giremezsin. Sonuç sizin de söylediğiniz gibi affetmeyen bir sektör.
  • hava takside calisanlarin %90ni ast subaylardan olusuyor. bu kisiler askeriyede calismis aksam olsada ev gitsek aman is yapmayalim diyen aylaklardir. bunlari patron uzman sanir cunku usturada bir numaradir bunlar. is yapmaz lak lak yaparlar. bu ast subaylar ozel sektorde yogunlukla Onur Airde calisir. bunlari baska sirketler almaz. bunlardan hic bir kuruma hayir gelmez...
  • Kaza geliyorum dedi ve siz bunu belirlediniz. Neden gerekli yerleri uyarıp, bu kazayı önlemediniz ??? Yok siz gerekli yerleri uyardınız da yetkililer önlem almadı, o zaman suç duyurusunda bulunun. Öyle kaza olduktan sonra ahkam kesmek kolay; KAZA GELİYORUM DİYORDU.....

TC-TRB kazası adeta ‘geliyorum’ dedi

İran’da düşen uçak Türk sivil havacılığı için bir ilkti. Çünkü sivil havacılık tarihimizde gövde kaybı ile sonuçlanan ölümlü bir iş jeti kazası daha önce hiç olmamıştı.  Bana göre bugüne kadar biraz da şanslıydık belki çünkü yaşadığımız bu son dramatik kaza, yıllardır adeta “geliyorum” diyordu. Hatırlayın daha birkaç ay önce TC-KON tescilli uçak Atatürk Havalimanı’nda facianın eşiğinden dönmüş, uçaktakiler şans eseri hayatta kalabilmişlerdi. Şans eseri  diyorum çünkü uçağın son halini görenler,  o uçaktan ancak şans eseri sağ çıkılabileceğini anlayacaktır. Tek cümle, Allah korudu o uçaktakileri!

O kazadan bir yıl önce ise Cessna Citation 550 tipi bir başka iş jeti Atatürk Havalimanı’nda kırım yaşamıştı. Uçak toprak zemine çıkmış, yine kimsenin burnu dahi kanamamıştı.

İki yıl içinde yaşanan iki iş jeti kazası daha büyük bir kazanın ayak sesleriydi. TC-TRB kuyruk tescilli uçakta bulunanlar diğer iki uçağın içindekiler kadar şanslı değildi. Hepimizi derinden etkileyen  dramatik hikayelerle günlerdir yüzleşmek zorunda kaldık.

İş jeti denilince ilk olarak, “ Patron uçakları güvenlidir” imajı geliyor aklımıza. Böyle bir imajın oluşmasındaki temel sebep, o uçakla hem kendilerinin hem aile fertlerinin hem de şirket yöneticilerinin de seyahat etmesidir. Bu sebepledir ki patron, her zaman en iyi pilotun kullandığı, en iyi teknisyenin bakımını yaptığı bir uçak ister.  Ancak son dönemde yaşanan kaza ve kırımlar, bu tezin yavaş yavaş çürüdüğünün de ıspatı sanki…

Buradan düşen uçağın teknik bir sebeple ya da pilotaj kaynaklı düştüğünü ima etmiyorum. O kazanın kesin sebebi kara kutuların okunmasından sonra ortaya çıkacaktır ancak bu kaza ilk olması açısından ders alınması gereken bir kazadır.

Dış faktörleri saymazsak (hava koşulları, sabotaj vs,) bir uçağın düşmesi, bir takım noktalarda eksik ve yanlış uygulamalar olduğunu akıllara getirir. İş jeti sektöründeki bana göre en büyük eksiklik ve yanlış da, kurumsallıktan, ciddiyetten ve liyakattan uzak işleri yürütme gayretine girilmesidir.

Uçak işletmek maliyetli bir iş olduğu için bu alana giren patronlar önceden bu maliyeti ön göremedikleri için işin içine girdiklerinde yüksek maliyetlerle karşılaştıklarında ilk iş olarak maliyetleri düşürme yoluna giderler. İyi ve deneyimli pilot ve teknisyen yerine vasatı tercih edilir, onların da hakettikleri maaşları ve özlük hakları tam olarak verilmez. Bu şirketlerin başına ise genel olarak, havacılık nosyonu olmayan, sektör dışından patronun güvendiği isimler getirildiği için işe, maliyetleri düşürmek ile başlar. Sektör dışından atanan isimlerin, şirket içindeki dengeleri bozma riski de cabası...

Havayolu sektöründekinin aksine şirketteki tüm işler patronun iki dudağının arasından çıkacak söze endekslidir. Patronun önceliği maliyetse ona göre, emniyetse ona göre işleyiş sağlanır. Patron emniyet odaklı ise sorun çıkmaz ancak maliyet odaklı ise, kurallar esnetilerek ihlal edilme sınırına kadar gelir hatta zaman zaman ihlal edilir.

Pilotlar patronun özel şoförü gibidir. Uçuş görev saati ve dinlenme kuralları çoğu zaman umurlarında olmaz. Özellikle Atatürk Havalimanı’nda slot sorunu olduğu için iş jetleri geç kalkar geç inerler. Slot alabilmek için saatlerce bekleyen pilotların görev saatleri limitlerin çok üzerine çıksa da bunun kontrolünün sağlıklı şekilde yapıldığını söylemek güçtür. Tabi son dönemde Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün, iş jeti sektöründe çalışan pilotların uçuş görev saatlerini ihlal etmeleri üzerine, “ Limitleri aşarsan rapor et, ben yakalarsam cezanı keserim. Sen raporlarsan sana dokunmam” garantisi vermesi üzerine bir nebze düzelme olduğunu varsayabiliriz ancak yine de bu ihlalin sıfır noktasına ulaşmasının mümkün olmadığını düşünüyorum. Bu arada uçuş görev saatlerine özen gösterilmesini talep eden pilotların da, “ İşine gelirse” denilerek kapı dışarı edildiğini de biliyorum.

Maliyet kalemleri arasında en yüksek giderlerden biri de teknik bakım olduğu için bu konuda da geçmişte tali yollara giren şirketler olduğunu biliyoruz. Özellikle Malta’daki bir bakım şirketinde kağıt üzerinde bakımlar yapıldığı konusunda, ciddi şekilde araştırılması gereken ihbarlar da olduğunu hatırlatmak istiyorum. Kaldı ki yakın geçmişte, photoshop kullanılarak bakımı yapılmış gibi gösterilen uçaklardan tutun, geçersiz lisansla uçurulan pilotların tesadüf eseri yakalandığı olayları da duyduk.

Özetle, genelleme yapmıyorum ve düşen uçaktan bağımsız olarak iş jeti sektöründe bir başıboşluk ve keyfilik olduğunu, denetim ve kontrol mekanizmalarının havayolu sektörüne göre daha ağır ve eksik işlediğini, ‘patron’ların güç ve imtiyazlarını kullanarak, birçok işi kitabına uydurmak için her bir fırsatı değerlendirdiğini düşünüyorum.

TC-TRB kazası adeta ‘geliyorum’ dedi

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (49)

Aydın ~ 4 ay önce
"Teknik" diye yazan yazıyı editör çok iyi buldu galiba. 2, 5 defa yayımlanmasına müsaade etmiş..

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Türk Pilotu ~ 4 ay önce
Bu işin tek çözümü bilgisayarda uçuş ve dinlenme sürelerini takip eden programlar yapılmasını sivil havacılığın zorunlu kılması, ikinci konu pilot alırken nasıl olsa iki kişi düşüncesinden vazgeçilmesi gerekli çünki biz profesyonel değiliz. Kendimi ve birkaç kişiyi ayrı tutarım. Kişiyi kokpite koyarken yanındakine güvenerek değil de. tek başına bu işi yapabileceğine kanaat getirerek oraya koymak lazım, Ticaretin döndüğü bu sektörde, kabiliyeti olan değil parayı veren pilot, Öğretmenler maalesef yeterli cesarete sahip değil. Türk eğitim sistemini düşünün. aynısı, uçuş için geçerli. Yani bu ülkede torpilin olmadan hiçbir şirkete giremezsin. Sonuç sizin de söylediğiniz gibi affetmeyen bir sektör.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Ahahahahh ~ 4 ay önce
Kendini ayırt ediyormuş ahahahha
tombul ~ 4 ay önce
hava takside calisanlarin %90ni ast subaylardan olusuyor. bu kisiler askeriyede calismis aksam olsada ev gitsek aman is yapmayalim diyen aylaklardir. bunlari patron uzman sanir cunku usturada bir numaradir bunlar. is yapmaz lak lak yaparlar. bu ast subaylar ozel sektorde yogunlukla Onur Airde calisir. bunlari baska sirketler almaz. bunlardan hic bir kuruma hayir gelmez...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Yeşil ~ 4 ay önce
Saçmalamakta sınır tanımamak bu olsa gerek.subay astsubay olması bence tecrübe demek ama alacağınız kişi hava kuvvetlerinde hangi departmanda çalışmış yani sadece lisansa değil mesela periyodik atölye yada hat seviyesi bakımlarda çalışmış kişiler tercih edilirse daha sağlıklı olur ama sizin gibi önyargılı ve saçma olmamak lazım
Madem ~ 4 ay önce
Kaza geliyorum dedi ve siz bunu belirlediniz. Neden gerekli yerleri uyarıp, bu kazayı önlemediniz ??? Yok siz gerekli yerleri uyardınız da yetkililer önlem almadı, o zaman suç duyurusunda bulunun. Öyle kaza olduktan sonra ahkam kesmek kolay; KAZA GELİYORUM DİYORDU.....

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000