28 Ağustos 2017, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY cetinozbey@airporthaber.com
  • Iyi bayramlar dilerim. Benim hayatimda hic torpilim olmadi. Ne yaptiysam kendim yaptim ve bu yuzden kimseye eyvallahim olmadi. Thy'ye de olmayacak. Kendi lisans ve yuksek lisans alanlarim organizasyon, yonetim vb. oldugu icin doktorami da thy uzerine yapmaya dusunuyorum. Bir kabin memuru olarak dahi inanilmaz derecede sayi ve nitelikte; sehven ya da kasten verilmis ve sonu cok kotu hadiselerle biten emir ve talimat biliyorum. Oyle ki artik kendimde ne bu isi surdurebilecek ne de bu ulkede dayanabilecek gucu gormuyorum. Bunu bos vaad olarak soylemiyorum; butun bu sozde yoneticileri isim isim tarihe gecirecegim. Doktora tezimin eklerinden biri 30 dk. surecek bir belgesel olacak ve inaniyorum ki alaninda basarili da olacak. O zaman bana "hain", "yalanci", "ajan" vb. bir suru sifatlar takacaklar ki bunu da goze almamis degilim fakat o zaman geldiginde bana bir haber bulteninde rastlarsiniz sunu bilin : yoneticilerimin sizin kalitenizde olmasini cani gonulden isterdim. Komplekslerim yok, akademik kariyer planim da hic olmadi. Ne idugu belirsiz insanlar (ki inanin hemen hicbiri lisans duzeyinde bile bir egitim, kultur, donanima sahip degiller) yerine sizin idarenizde calisma sansim olsaydi bana hosteslik yapmak, tuvalet temizlemek de koymazdi, ulkemde de yasardim. Ancak simdi caresizligimin ve kendime zoraki cizdigim yolun kaynagi thy personeli olmaktan (su bayram vakti, su saatte yatagimda uzanirken bile) duydugum UTANCTIR. ve bu utanci yok etmenin tek yolu da onu; analiz, kategorize ve ifsa edip sonraki kusaklari haberdar etmektir. Yazilariniz icin tesekkur eder, bayramizi kutlarim efendim.
  • Çetin babam bayramını tebrik eder ellerinden öperim. Melbusat Arif(sinoplu)
  • Çetin bey, güzel yazılarınızı hep zevkle okurum. Önümüz bayram belki tatilde vaktiniz olur diye size sektörle ilgisi olmayan bir kitap önermek istiyorum. Yuval Noah Harari'nin Sapiens isimli kitabını belki beğenirsiniz, hem sizi sektörün dışında tutar biraz. İyi tatiller. Hoşçakalın
  • Cetin bey belli bir yastan sonra avrupaya geldim ve gencligim boyunca ögretilen bircok degerimizin aslinda sekilden ibaret oldugunu yasadim. önyargilarim birer birer kirildi. mesela yabancilar bizden milliyetci olanazlar adamlar bayraklarini don yapiyorlar. onlar bizden daha milliyetci gibime geliyor: vergi kacirma orani cok düsük. is yerlerinde firmalaeina dürüst calisiyorlar yalandan mesai yapmiyorlar en iyisini maximumda vererek katma deger sagliyorlar. bizde firma öder bosver ki cok örnek var yazmaya gerek yok. mallarini mülklerini az ücretten gösterip vergiyi az ödeme orani cok minimumlarda. firmalari isci haklari konusunda cok adaletli olmaya calisiyorlar. burada genelde türk firma sahipleri ki büyük kücük isimli diye ayirmiyorum hepsi iscilerin el temel haklarini bile gasp ediyorlar ve iscisine deger olarak degil süpheli olarak yaklasiyorlar.

Tanrı Bize İki Yuvarlak Organ Verdi. Biri Düşünmek, Diğeri Oturmak İçin

KAPSAMINDA BÖLÜCÜ, AYRIŞTIRICI, POLİTİK DOKUNDURMALAR BULUNAN YORUMLARA SAYFAM KAPATILDI. Geçtiğimiz hafta APH’ de sizlerle paylaştığım bir görüşümü tekrarlamak istiyorum. Şimdiye kadar Airporthaber yönetiminin de öngördüğü üzere kapsamında hakaret, iftira, küfür vb. unsurlar olan yorumlar editörlerce yayınlanmıyordu. Son yazımda karşılaştığım nahoş yorumları paylaşarak bunları kaleme alanların sesi olmama konusundaki kararımı gerek APH satırlarında ve gerekse Facebook sütunlarında takdirlerinize sunmuştum. Dolayısı ile bundan sonra muhteviyatında bölücü, çalışanları ayrıştırıcı unsurlar ile gereksiz siyasi dokundurmalar bulunan yorumların da Çetin Özbey köşesinde yayınlanmayacağı hususunu tekrarlamakta fayda görmekteyim. Bu tür yorumlar yazma alışkanlığında olanların yazılarımı okumamasından ayrıca memnuniyet duyacağımı da bilgilerinize sunuyor, bu konuda anlayış göstereceğinize inanmak istiyorum. Saygılarımla

GELİN, ÖNCE KENDİMİZİ YARGILAYALIM. Geçen haftaki yazımın konusu ve gelen yorumlar beni çok etkilemişti. Yazıda anlatmaya çalıştıklarıma rağmen yine de bazı okurlardan yalnış anlaşılmaya çok müsait yorumlar aldım.  İçlerinde yolculara hakaret eden çalışanları hoş görmek gerektiği gibi saçmalıklarda vardı. Yapım itibarı ile münakaşadan / tartışmadan kaçan bir insan değilim. Buna rağmen verdiğim tüm cevapları aşağıdaki sesleniş ile noktalıyorum. Umarım anlaşılır. Konu insani duygularınıza ve vicdanınıza havale edilmiştir.

Hepimiz biliriz ki, bedenimizin bilmediğimiz bir yerine bir “Yargıç” bulunur..

Kimi kalpte oturduğunu söyler, kimi ise onun adresini daha yukarılarda olarak tarifler. Yargıca en güzel mekânı ise bir küçük sofa beyinde, bir bakla oda ise kalbinde yer ayıranlar vermiştir.

Adı mı? 

Bu seçkin kiracımızın adı “ Vicdan” dır.

Sizinki de, benimki de, başkalarının ki de hep aynı isimle çağırılır.

Çatık kaşlı, kırmızı yakalı cübbesi olan, elindeki tokmağı “ karar “ deyip masaya vuran bir yargıç mı bu vicdan dediğimiz? Bilinmez. Gören yok ki tarif etsin.

Yargıç, duygusal oluşumları, beynin mantık fonksiyonu ile yoğurup bizi sorgular  ve de gün boyu yaptıklarımızı yargılarken, gece aniden uykudan uyanırız bazen. Ona neyi, neden yaptığımızı anlatırken,  arada bir rahatsızlık hissettiğimiz olur. Bakarız ki ya yastık ıslanmıştır terden, ya da atlet sırılsıklamdır.

Yaptıklarımızdan ötürü vicdanımızın bize uygun gördüğü mahkûmiyet kararını irdeleme hakkımız pek olmaz? Zira yaşamda bedenimizde misafir ettiğimiz bir üst yargıç yoktur.

Vicdanın bize uygun gördüğü ceza ise genelde aynı fiili tekrarlamamak olur.

O bizi bizi bu kez tepeden, yukarılardan gözlemler. Ceza uygulaması sürecindeki tutumumuzu görmek için.

Yargıcın, vicdanın bu görevi, yaşam perdemiz kapanana kadar sürecektir.

Perdenin kapanmasından sonra, eğer yaşamdaki cezaları kabulleniş şeklimizde terslik yoksa cezaya konu olan fiili tekrarlamamak için gayret sarf etmiş isek, yüce yargıcın bizi ana mahkemede sanki avukatımız gibi koruyacağını söylüyorlar.

İçimizdeki bu yargıcın farkındaysak, onun mahkemesinde her gün kendimize hesap veriyorsak ve de yaptıklarımızdan ötürü kendimizi yargılıyorsak, insan olduğumuza inanabiliriz. Eğer aksi ise yargıçtan uzaksak, insanlıktan da hafiften uzağız demektir. Takdir sizin.

TANRI BİZE İKİ YUVARLAK ORGAN VERDİ. BİRİ DÜŞÜNMEK, DİĞERİ OTURMAK İÇİN.” Başarı hangi yuvarlağın hangi durumda kullanılacağını bilmekle ilgili. Bunu da söyleyen Ann Landers. Evet; bir İşyerinde oturma organı İle düşünenler ortama hâkimse vah diğerlerinin haline:

Eski işyerimde oturma organı ile düşünenler mevcuttu. Şayet şimdi de etrafta benim bilmediğim, tanımadığım yerlerde halen varlarsa yeni türeyenler eskisi kadar başarılılar mı acaba? Sistem onları da eskiler gibi besliyor mu? Onların da içinin çirkinliği yüzlerine, fiziğine yansımış mı? Tesadüfen gördüğüm bir iki resimde boy gösteren eskilerin dışındakileri bilmiyorum. Aslında onları da fazla suçlamamak gerek. Bu o türün yaşam tarzı. Sorun yanlarında bunları bulundurma ihtiyacı hisseden besleyicilerde. Sistemin başındakilerde. Onlar bu ihtiyacı hissettikçe poposu ile düşünenler de hep sahnelerde kalacak ve tepedekilerin etkisi ile kurumda çınlayan zorunlu alkışları ciddiye almayı da sürdüreceklerdir.

 “ZİRVEDE HEM YILANLAR HEM DE KARTALLAR BULUNUR, ANCAK BİRİSİ ORAYA SÜZÜLEREK DİĞERİ İSE SÜRÜNEREK ULAŞMIŞTIR.  Önemli olan nereye gelmiş olduğunuzdan öte oraya nereden ve nasıl geldiğinizdir “ demiş Cenap Şahabeddin. Rahmetlinin bu sözü nasıl bir oluşumdan sonra söylediğini tabii ki bilemiyoruz. 1934 yılından önce yılan ve kartalın yükseliş şekillerini bu şekilde ifade ettiğine göre bundan 83 yıl kadar önce de ortamın farklı olmadığını düşünmek hata olmasa gerek.

EĞİLE EĞİLE YÜKSELEN CÜCE KALIR “ sözü de deyişler sözlüğünün en dikkati çeken satırları arasında yer alıyor. Sağa sola bakın,  bu iki sözü doğruluğunu belgeleyen örneklere etrafınızda mutlak rastlayacaksınız. Sırım gibi, upuzun boylu cüceler etrafınızda yok mu? Mutlak vardır.

Düşünmesini bilmeyen, olayları yan yana koyup süzgeçlemeyi beceremeyen uzun boylu görülen bu cücelerin zirvelerde olması bir yana, çalışanlarla ilgili karar verme yetkisine sahip olduğunu görmek ne kadar üzücü. Bir de bakıyorsunuz ki, işten uzaklaştırılmanız, işe devamınız, izniniz ve sosyal yaşamınız  vb.. hayati önemi haiz konularınızın karar vericisi onlar. Evet, işyerlerimiz bunlarla dolu. Sürüne sürüne, eğile eğile gelmiştir onlar tepelere. Tırmanırken hayli gayret sarf ettikleri de bir hakikat. İki büklüm görünümlerini bozmadan yükselmek için epey uğraşmışlardır.

Etrafımızda bulunan bu türün örnekleri hangi konuda, ne zaman hangi yuvarlaklığın kullanacağını kesin unutmuşlardır. Belki de onların düşünmeye ihtiyaçları kalmamıştır. Kim bilir?  Düşünmeye gerek duymazlar zira bir başkaları onlar için zaten düşünmektedirler. Onlara düşen ise yalnız ve yalnız   “ Evet “ demektir, tabii ki iki büklüm bir konumda.

Aslında bu yazının örneklerle bezenmesinin anlatılmaya çalışanı daha çekici hale getireceği mutlak ama şirket ve isim vermeden bu küçültücü ve çirkin konuda geneli kapsarcasına seslenmenin doğru olmayacağı da açık. Aslında çalışanların büyük bir bölümü bu zihniyeti yakından tanıyordur. Buna şüphe yok. Yine de onların bazen “erkek taklidi yapıp “ oturmaya yarayan yuvarlaklıkları ile düşünmeye çalıştıklarını görebilmek mümkün.  Özellikle güdücüleri uzakta olduğu ve onların yerine düşünme imkânlarının olmadığı zamanlarda. Sonucunu sormayın.

Vücudun tepe bölümünde bulunan yuvarlağın kullanılmamaktan ötürü artık süngerleşmiş başka bir deyişle işe yaramaz hale gelmiş olduğunu onlar hissetmez. Ama etraftaki çalışanlar bu oluşumu tüm zorluğu ile hisseder ve yaşarlar. Hani derler ya, vücudun tüm hareketlerini beyin yönetir diye. Bu ne kadar doğru bilemem. Görüldüğü kadarı ile bu örneklerde beyin denilen organ onları yalnız iki büklüm tutmaya yarıyor. Bu türün vücudu beynin bir tek bu emrini dinliyor.

Her neyse. Tanrının bahşettiği ikinci yuvarlak organ ile düşünen bu insanlar üst görevlere nasıl geliyorlar ve hükümranlıklarını nasıl sürdürüyorlar? . Bu görevlere gelmek için tepelere çıkmaları sürüne sürüne gerçekleşiyor.  Aynen rahmetli Cenap Şahabeddin’ in ifade ettiği gibi.  Tepelerin altında duran koltuklardaki hükümranlıklarını sürdürmeleri ise yukarıdakilere emir kulluğu yapmakla, yüz süre süre, önlerinde eğile eğile oluyor dostlarım.

Sakın sıkıntının salt bu organı ile düşünen yöneticilerden kaynaklandığını düşünmeyin. Bizlerle aynı seviyede çalışıp düşünme organlarının işlevini yitirmiş olduğu çalışanlar da var. Hem de küçümsenmeyecek kadar fazlalar. Allahtan bunlar çalışanlar ile ilgili karar verme seviyesinde değiller. Ancak yöneticileri diğerlerine karşı menfi yönden etkilemek için uğraşır, saçmalar didinir ve dururlar.

Allah hepimizi bu ikinci yuvarlak organı ile düşünen insanlardan uzak tutsun ve korusun.

Tanrı Bize İki Yuvarlak Organ Verdi. Biri Düşünmek, Diğeri Oturmak İçin

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (12)

Çetin Bey ~ 20 gün önce
Iyi bayramlar dilerim. Benim hayatimda hic torpilim olmadi. Ne yaptiysam kendim yaptim ve bu yuzden kimseye eyvallahim olmadi. Thy'ye de olmayacak. Kendi lisans ve yuksek lisans alanlarim organizasyon, yonetim vb. oldugu icin doktorami da thy uzerine yapmaya dusunuyorum. Bir kabin memuru olarak dahi inanilmaz derecede sayi ve nitelikte; sehven ya da kasten verilmis ve sonu cok kotu hadiselerle biten emir ve talimat biliyorum. Oyle ki artik kendimde ne bu isi surdurebilecek ne de bu ulkede dayanabilecek gucu gormuyorum. Bunu bos vaad olarak soylemiyorum; butun bu sozde yoneticileri isim isim tarihe gecirecegim. Doktora tezimin eklerinden biri 30 dk. surecek bir belgesel olacak ve inaniyorum ki alaninda basarili da olacak. O zaman bana "hain", "yalanci", "ajan" vb. bir suru sifatlar takacaklar ki bunu da goze almamis degilim fakat o zaman geldiginde bana bir haber bulteninde rastlarsiniz sunu bilin : yoneticilerimin sizin kalitenizde olmasini cani gonulden isterdim. Komplekslerim yok, akademik kariyer planim da hic olmadi. Ne idugu belirsiz insanlar (ki inanin hemen hicbiri lisans duzeyinde bile bir egitim, kultur, donanima sahip degiller) yerine sizin idarenizde calisma sansim olsaydi bana hosteslik yapmak, tuvalet temizlemek de koymazdi, ulkemde de yasardim. Ancak simdi caresizligimin ve kendime zoraki cizdigim yolun kaynagi thy personeli olmaktan (su bayram vakti, su saatte yatagimda uzanirken bile) duydugum UTANCTIR. ve bu utanci yok etmenin tek yolu da onu; analiz, kategorize ve ifsa edip sonraki kusaklari haberdar etmektir. Yazilariniz icin tesekkur eder, bayramizi kutlarim efendim.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP ÇETİN B.. ~ 19 gün önce
SİZE BU UTANCI YÜKLEYENLERİN ÇOK ŞEYE MÜSTAHAK OLDUĞU ORTADA. BU YÖNETİCİLERİN BU ŞEKİLDE DEŞİFRE EDİLMELERİNİN SİZE HAİN VB..YAKIŞTIRMALAR İLE DÖNMESİ BANA GÖRE ÖNEMLİ DEĞİL.ÇALIŞTIKLARI ŞİRKETE, ALDIKLARI PARAYA HAİNLİK VE NANKÖRLÜK EDEN KENDİLERİDİR.BU YARADILIŞ DEŞİFRE OLMAKTAN BİLE RAHATSIZLIK DUYMAYACAKLARDIR BU DA İŞİN DİĞER BİR YÖNÜ.BU İŞİ YAPARKEN KENDİNİZİ ÜZMEMEYE ÇALIŞIN. SİZİ NASIL TAKİP EDEBİLİRİM BİLEMİYORUM AMA ÇALIŞMANIZ BİTİNCE MUTLAK GÖRMEK İSTERİM. SİZE SAĞLIKLI BAYRAMLAR VE MUTLU YARINLAR DİLİYORUM.
Çetin babam'a ~ 21 gün önce
Çetin babam bayramını tebrik eder ellerinden öperim. Melbusat Arif(sinoplu)

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP ÇETİN BA.. ~ 20 gün önce
SAĞOL ARİF BEY KRDŞ. TEŞEKKÜRLER EDİYORUM. MUTLU BAYRAMLAR OLSUN. SEVGİLERİMLE.
İyi tatiller ~ 21 gün önce
Çetin bey, güzel yazılarınızı hep zevkle okurum. Önümüz bayram belki tatilde vaktiniz olur diye size sektörle ilgisi olmayan bir kitap önermek istiyorum. Yuval Noah Harari'nin Sapiens isimli kitabını belki beğenirsiniz, hem sizi sektörün dışında tutar biraz. İyi tatiller. Hoşçakalın

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP İYİ TATİ... ~ 21 gün önce
TEŞEKKÜRLER EDİYORUM. KİTABI BAYRAM SÜRECİNDE ALABİLECEĞİMİ ZANNEDEDİYORUM. ZİRA TUTUKLUYUZ. TORUN YAZLIKTA BİZLE BİRLİKTE. ANNE BABA TATİLDE.İSTEDİĞİMİZİ YAPMA İMKANIMIZ YOK. MUTLAK OKUYACAĞIM. TEKRAR TEŞEKKÜR EDİYOR İYİ BAYRAMLAR DİLİYORUM.
ecnebiler ~ 23 gün önce
Cetin bey belli bir yastan sonra avrupaya geldim ve gencligim boyunca ögretilen bircok degerimizin aslinda sekilden ibaret oldugunu yasadim. önyargilarim birer birer kirildi. mesela yabancilar bizden milliyetci olanazlar adamlar bayraklarini don yapiyorlar. onlar bizden daha milliyetci gibime geliyor: vergi kacirma orani cok düsük. is yerlerinde firmalaeina dürüst calisiyorlar yalandan mesai yapmiyorlar en iyisini maximumda vererek katma deger sagliyorlar. bizde firma öder bosver ki cok örnek var yazmaya gerek yok. mallarini mülklerini az ücretten gösterip vergiyi az ödeme orani cok minimumlarda. firmalari isci haklari konusunda cok adaletli olmaya calisiyorlar. burada genelde türk firma sahipleri ki büyük kücük isimli diye ayirmiyorum hepsi iscilerin el temel haklarini bile gasp ediyorlar ve iscisine deger olarak degil süpheli olarak yaklasiyorlar.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP ECNEBİLER ~ 21 gün önce
TOPLUM OLARAK NE DURUMDA OLDUĞUMUZU HEPİMİZ BİLİYORUZ.BARAĞI T SHIRT VEYA DON YAPMAKLA MİLLİYETÇİLİK ZEDELENMİYOR. BU BAYRAM TATİLİNDE TÜRKLER YUNANLILARIN MİDİLLİ VE SAKIZ ADASINI İHYA ETMİŞLER. ADAMLAR EGE ADALARININ ÜZERİNDE OYNADIKLARI OYUNLARI BİLİYORUZ.BUNA RAĞMEN.. İŞTE BİZ BUYUZ.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000