20 Temmuz 2015, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com

Tam zamanında!

Ayda en az birkaç kez Cuma günleri SAW-ESB-SAW uçuşum oluyor. Gidişi sabahın erken saatlerinde dönüşü ise 17.30 alıyorum. AnadoluJet “TK 7251” Cuma;  17.30 seferi bizim için tatsız bir oyun haline geldi. Eşimle, bendeniz kanına TK karışmış biri olarak “bu defa tam zamanında” bahsine giriyorum. Adeta değişmeyen bir kural haline geldi. Geldi gelmesine ama, yine de şehirden en geç 16.00’da aceleyle ayrılıyorum. (Havayolu şirketi için saat 16.00 civarında 17:30 seferini yapacak uçağın söz konusu seferi kaçta yapacağı bellidir) Esenboğa’ya adım atarmaz gözüm Pegasus seferlerine takılıyor. Hatırlarsanız, bir zamanlar Ali Sabancı şöyle demişti: “Bizimki 77 santim değil ama tam zamanında kalkıyor!” gerçekten “bir zamanlar” sözlerini tutuyorlardı… Son zamanlarda uçuş tablosunda gördüğüm Pegasus’un gecikmeleri içimde sinsi bir duyguyu tetikliyor!

Geçtiğimiz hafta, bekleme salonunda, birbirine göz aşinalığı olan yolcular, aynı şeyleri konuşuyorlar: Neden? Sonradan 28 yaşında olduğunu öğrendiğim bir genç, en çok bir sonraki seferin bizim uçaktan önce yapılmasına içerliyor. Gelirken trafik berbatmış, tam 17.00’de terminale varmış. Güvenlikten koşarak geçmiş geçmesine de geçerken annesinin yaptığı mandalina reçelini de çöpe atmak zorunda kalmış. Güvenlik kurallarına da kızıyor. Nefes nefese körüğe gelmiş. “Heyecan yapma, gate’e yaklaşırken ilk işin körüğe bakmak olsun; ‘uçak yoksa yoktur’. Havacılık karmaşık iştir” dedim. Sohbete böyle başladık. Bu genç arkadaş, sistem analisti imiş, uzmanlık alanı CRMmiş. Neden-sonuç ilişkilerini kurmak onun işiymiş. Tüm parametreler bilindiği halde uçuşlar neden aksıyormuş? Nedenler üzerinde konuştuk.

Gecikmeler beni ne kadar kızdırsa da, savunma içgüdüm hemen harekete geçiyor. Sakin sakin havayı yumuşatmaya çalışıyorum. Ona sordum; “sence uçak seferlerini neler aksatır.” Hızlıca yanıtladı: “kötü hava, teknik arıza, yoğun hava trafiği, önemli kişileri bekleme…” Sohbetimize yolcudaşlarımızın bir kısmı da katıldı. 10-12 kişilik bir grup olmuştuk. Gecikmemiz” min 45 dakikaya” uzamıştı.

Sordum: Kötü hava derken? (gençler böyle konuşuyor)

Dedi: Kalkış ve/veya varış meydanındaki hava koşulları…

Dedim: Kalkış ve/veya varış meydanında hava harika… Peki ya uçuş yolunda! Pilotlar yüksek türbülans riski olan ve elektrik yükü taşıyan (oraj) bulutların içine girmezler, rotadan saparlar, bu yüzden uçuş süresi uzayabilir. Zaten hava trafik merkezi bu durumlarda trafik akışına müdahale eder.

Dedi; teknik arıza olmaması için iyi bakım şart. Ama olmaz değil tabii…

Dedim; evet, arıza olmaz değil. Arızanın olduğu meydan önemli. Uçak şirketinin kendi uçak bakım altyapısının olduğu meydan ise sorunlar daha hızlı giderilir, değilse uzar. (yolcudaşlar bunu hiç düşünmemişler) Yedek parça temini de yedek uçağın sefere alınması da o kadar hızlı olur. Bekleme süresi 8 saati geçerse havayolu şirketi otel ve transfer sağlamak zorundadır.

Geldik yoğun hava trafiğine… Yoğun dönemlerde havada tanımlanan yollar da aynı kara yolları gibi dolar, taşar. Gündeme “slot” geldi. Doğal olarak bilen yok. Hava ve yer slotlarını anlattım. Alınan slotlara uyulmaması veya slot saatlerinin belli bir süreyi aşması halinde uçağının tonajına göre cezası ödendiğini ve daha sonra slot alımındaki önceliğini kaybettiğini konuştuk.

Ekiple ilgili konulardan da bahsetmek istedim ama en çok merak edilen VİP beklemeleri idi.

Hiç böyle bir “bekleme durumuna” rastlamadığımı söyledim! Uçuş ekibinin saatinin dolması halini, dinlenme sürelerini vb. anlattım. Uçağa yerde verilen hizmetler üzerinde de durduk. İlginçtir, sohbet ettiğimiz yolcular, havacılıktaki ufak gecikmelerin, zincirleme etkilerinin farkında değillerdi.

Çeşitli ortamlarda sıklıkla karşılaştığım en temel konu olan “bilgi akışı” burada da gündeme geldi. Pegasus’ta olduğu gibi THY’de de gecikmelerin neden cep telefonlarına bildirilmediğini konuşmaya başladılar. Öyle ya, havayolunun elinde her türlü yolcu bilgisi vardı, neden yolcuya; yolculuğun kalitesini etkileyecek bilgiler gönderilemiyordu! “Dijital dünyanın hayatımızın içinde olmasına rağmen, bu olanakları kullanmamak THY gibi bol yıldızlı bir havayolu için ciddi bir eksik” dedik bu sorunu da çözmüş olduk.

Uçağa çağırıldığımızda, ortalama 150 kişinin uçak içine yerleşiminin çabuklaştırılmasını konuşacak zamanımız kalmamıştı…

Oysa, özellikle körükte, yolcu yükleme daha hızlandırılabilir. Boarding kartlarda, yer numarasına göre 3 veya 4 renkle ayrım yapmak mümkün. Örneğin; 1.sıradan 10.sıraya kadar ‘kırmızı’, 11.sıradan 20.sıraya kadar ‘mavi’, 21.sıradan 30.sıraya kadar ‘yeşil’ bantlar basılıp, önce yeşiller, sonra maviler, daha sonra kırmızılar davet edilerek uçak içine yerleşim kolaylaştırılabilir.

Son söz: Tüm havayolları CRM sistemlerine “yolcuyu bilgilendirme” konseptini eklemeliler. Yöneticiler “kendilerini herhangi bir yolcunun yerine koyarak” ihtiyaç analizi yaptırılarsa değer yaratan önemli bir fayda sunmuş olurlar.

Tam zamanında!

Facebook Yorum

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000