29 Mayıs 2017, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY cetinozbey@airporthaber.com
  • Thy yonetiminden tek kisiyi bile su an onumde duran simitten daha fazla sevmiyorum, susama duyduğum saygıyı da duymuyorum ancak ispiyonculuk ve fareliğe karsi tutumunuzu takdir etmemek elde degil. Ne yazik ki sizin bu saygin tutumunuz kurumunuzda bulunmamakta, zayif karakterli kisiler ispiyonculuga tesvik edilmektedir. Farelik kurumumuza bizzat kurumunuz yoneticileri eliyle sokulmustur. Adam gibi adam olsalar su yazinizdan feyz alirlar da, iste...
  • Ülke sayısındaki yanlış sizin yanlışınız değil genel basında çıkan haberlerin yanlışı ama yine de cevap verme inceliğiniz çok hoş. Güzel yazıların devamını bekliyoruz..Kaleminize sağlık
  • Bravo Çetinim, yine roman yazmışsın.
  • Guzel yazi kaleminze saglik

Sn. İlker Aycı Doğru Konuşmuyor. Yapılan İşi Abartıyor (?)

Konuya Turkish Airlines Euroleague ile gireceğiz. Ama asıl konumuz bu değil. Esas konumuz insanların, çalışanların bazılarının çalıştığı şirkete karşı tutumu.

22 Mayıs 2017, Pazartesi günü saat 11:20:35’ de THY Yönetim Kurulu Başkanının Turkish Airlines Euroleague Final Four ile ilgili beyanatı yer aldı Airporthaber’ de. YK Başkanı bu sponsorlukla 2 Milyar  kişiye ulaştıklarını söylüyordu. Bundan yarım saat sonra bir telefon aldım konu ile ilgili. Yazılana ve söylenene göre Yönetim Kurulu Başkanı doğru söylemiyordu. Yaptıkları her işi büyütüyordu. İtiraz eden THY Çalışanının yazdığı ve söylediği buydu.

THY EUROLEAGUE’ e 2010 yılı Temmuz ayında sponsor olmuştu. Bu anlaşma ile gelecek sezondan itibaren Euroleague karşılaşmaları ' Turkish Airlines Euroleague Basketball ' adını taşıyacak ve sezon sonundaki Final Four karşılaşmaları da 'Turkish Airlines Euroleague Final Four' adıyla oynanacaktı.

Evet, İlker Aycı doğru söylememiş.  Zira THY Euroleague’ Basketball’ü ve Turkish Airlines Euroleague Final Four’u  dünyada izleyenlerin 2 Milyar 134 Bin 962 kişi olduğu diğer  ilgililerce ifade ediliyordu.  Finali izleyenler 500.000 civarında olduğuna göre bu rakamda abartı yok.

Ve de bu gün alınan sonuç. THY EUROLEAGUE müsabakaları 213 ülkede canlı olarak yayınlandı. Ve de seyreden herkes Türk Hava Yolları markasını gördü. 2010 yılında sözleşmeye konulan sponsorluk bedeli şahsen bana da fazla gelmişti. Ama reklamcılıkta bu tür faaliyetlerin ( Sponsorluk + Reklam) getirisinin basit bir hesaplanma şekli var. ( Cost Per Thousand).İsteyen bu hesabı yapabilir. Ve de bu günkü sonucu görünce tabii ki bir Türk olarak mutluyum.

Fenerbahçe’nin başarısından büyük gurur duyduk. Alkışladık ve Avrupa ülkelerinin Türkiye’mize yönelik menfi bakışları nedeni ile milli gururumuz ziyadesi ile okşandı. Kutluyoruz canı gönülden. Şunu da belirtmek isterim ki Fenerbahçe şampiyon olmasaydı bile Türk Hava Yollarına katkısı açısından Euroleague’in değeri azalmayacaktı. Bu ikisi çok ayrı konu.

Evet, böyle yerlere gelmek vizyon ile mümkün olabiliyor. YK Başkanı bu sponsorluk sözleşmesinin hangi tarihte imzalandığını bilmiyor mu? Ya kendisinin THY’ na ne zaman Yönetim Kurulu üyesi olduğunu. Acaba sözleşmenin 5 yıllık temdidini yapan tarihlerde THY Yönetim Kurulunun üyesi olmasın sakın. Burada bahsettiği vizyon Kurumun vizyonudur. Beyanın kişiselliği yoktur.

Bu arada FİFA dünya Futbol Şampiyonasını bu kadar insan izlemiyor diyenler önce araştırmalıdır. Kaç Ülkede yayınlanmış ve kaç Milyar kişi seyretmiş. Evet;  dünyanın en popüler spor organizasyonu olan bu şampiyonayı 2010’ yılında 3,4 Milyar kişi izlemiş. 2014 yılında küresel içerik sağlayıcı Akamai şirketi kendi ağı üzerinden aynı anda 2,5 milyon canlı yayın akışı gerçekleştirmişti. Gerisini siz düşünün artık.

Asıl konumuza değişik açılardan bakalım. KONU ÇALIŞANIN ŞİRKETİNİN BAŞARISINDAN ÖTÜRÜ MUTLULUK DUYMAMASI. Ben, Türk Hava Yollarında uzun süre çalıştım. Ak Parti taraftarı değilim. FB taraftarı hiç değilim.  Bir vatandaş ve eski bir çalışan olmam nedeni ile çalışanları ayrıştırmalarından ötürü Türk Hava Yolları yöneticilerinin tutumlarını ve davranışlarını benimseyen biri ise hiç değilim. Emekliyim. Emekli maaşımı Türkiye Cumhuriyeti Devleti ödüyor. Bu da demektir ki THY ile pas bilet dâhil kişisel hiçbir işim hiçbir alışverişim yok.

Bir köşe vermişler bana Airporthaber’de. Birilerine bir faydam dokunur belki diye yazıp çiziyorum. Yazılarımda konu THY ise mevcut Yönetiminin aleyhinde oluyor çoğunlukla. Bundan mutlu muyum? Hayır.  Tabii ki değilim. Ak Partili olmamam ve yöneticilerini benimsememem THY’ nın başarısız olmasına sevinmemi ve başarılarını göz ardı etmemi mi gerektirir? BU DURUMDA TÜRK OLMAYI, TÜRK HAVA YOLLARINDA ÇALIŞMIŞ OLMAYI NEREYE KOYACAĞIM?  İşte bunu beceremem.

Ya siz. Bir de sizin durumunuza bakalım. Halen Türk Hava Yollarında çalışıyorsunuz. Evinizden çok havalimanında vakit geçiriyorsunuz. Arkadaşlarınız, dostlarınız da orada. Beğenip beğenmeyin her ne ise maaşınızı THY ödüyor. Pas bilet hakkınızda vardır mutlak. İkramiyenizde mevcuttur. Allah artırsın. Yöneticilerinizi beğenmeyebilirsiniz, sevmeyebilirsiniz. Tabii ki sevmeye mecbur değilsiniz. İnsan anasını, babasını ve yöneticilerini kendisi seçmiyor. Yukarıdan tayinle geliyorlar. Siyasi düşüncenizin ne olduğunu bilmiyorum haliyle. Bilmeme de gerek yok. Mantıken seçim dönemlerinde oy kullanmakla sınırlı olmalı particiliğiniz.  İster A partisini tutun isterseniz B’ yi. Her konuyu ayrı kompartımanda değerlendirmelisiniz vb.. sözler bu denli hırs sahibi olan insana bir şeyler anlatmaz. THY Yönetiminin tenkit edecek birçok tarafını bulabilirsiniz. Ama tutup bu sponsorluğu ve sonucunu tenkit etmenizde bir zekâ belirtisi olmadığını söylesem bana kızar mısınız? Kızmamaya çalışın.

Her ne ise, Ancak çalıştığı şirketin bir başarısını takdir etmeyen, bu başarıyı gölgelemeğe çalışan ve de bunu benimle paylaşarak bir anlamda köşemi kullanmak isteyen THY çalışanına şu suali sorma hakkım var. THY yöneticilerinin başarısızlığı ve bu nedenle THY ‘nın kötü duruma düşmesi sizi memnun mu edecek? Oh, yine başaramadılar diye gülümseyip mutlu mu olacaksınız?  Eğer öyle ise sizinki bir hastalıktır.  Karşı olmakla düşman olmayı ayırt edememek ve bunun etkisi altında hareket etmek en hafif deyimi ile ruhsal bir dengesizliktir. Bu rahatsızlığın toplumsal zararı da hayli fazladır.. Tıbbi yardım almak sizi rahatlatacaktır. Lütfen Sn. Esin Aşkının yukarıdaki anlatımla ilintili olacağını düşündüğüm aşağıdaki yazısını okuyun.

Size geçmiş olsun diyor ve sağlıklar diliyorum.

RAMAZAN AYI, ÖFKE KONTROLÜ; EGO TERBİYESİ.
 

İçinde bulunduğumuz ve 2 nci gününü idrak ettiğimiz Ramazan ayı ile ilgili olarak Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın aşağıdaki yazısını kaleme alacağım bir bir konumdan feragat edip sizlerle paylaşmakta fayda gördüm.

Ramazan orucunun öfke kontro­lü, dayanıklılık eğitimi, ego ter­biyesi için katkıları yeni bilimsel verilerde daha çok anlaşılmaya baş­landı. Ramazan ayının sıcak günlerde de hayatı değiştirecek kadar insanlarca kabul görmesi çok ilginçtir. Ramazan bile modernizmin "İnsanlık geliştikçe dinden uzaklaşacaktır" tezini tersine çevirmeye yetti. Hatta resmi ideoloji "Din ilerlemeye engeldir" diyerek bü­tün dini tezahürleri devlet eli ile kal­dırma uygulamaları yaptığı dönemler­de Ramazan direkler arası eğlence­ye, Ramazan, bayramı şeker bayramı­na çevrildiği halde kitleler arasında kabul görmedi. Bütün bunlar insanın psikolojik do­ğasının iki temel özelliğinden gelmek­tedir. Birincisi: İnsanın sonsuzluk ve ölümsüzlük arzusu ve materyalizmin ölüme açıklama getirememesi, İkincisi: Hayata anlam katma ve te­selli etme kapasitesinin ancak inanç sistemleri sayesinde karşılanabilmesidir. Her şeyi maddeci keskinlikle açık­layan pozitivizm bir soruya cevap ve­rirken yeni on soruyla karşılaştı ve çö­züm üretemedi. Bugün yeni bilim de doğayla reka­bet etmek yerine doğayı yanına alarak ilerlemeyi tercih etti. Yeni bilimin Ra­mazan Psikolojisi'nin açıklayacağı, açlık kürlerini, cinsel perhiz kürlerini, özdenetim, iç disiplin önerilerine yak­laşması ilginçtir. Sıcak günlerde oruç tutmanın insa­nın kulluk vazifesini yapmasından başka insana bu dünyada da başka faydası var mı sorusuna kendi mesle­ğim açısından birkaç açıklama getir­mek isterim.

Medeni Olmanın Ölçüsü Çit Yapmaktır

İnsanoğlu kendisinden durması beklenmedikçe her şeyi yiyip yutma­ya, her şeye sahip olmaya eğilimli olarak genetik yapıda kodlanmıştır. Ancak kötü sonuçlarını gördükçe arzu dürtü sınırlarını oluşturabiliyor. Bu sebeple medeni olmanın ölçü­sü, hukuk anlayışı olarak kabul edil­miş ilk hukuk davranışı da komşusu ile arasına çit çekme davranışı olarak kabul edilmiştir. Bu sebeple özdene­timce disiplin çocuk yaştan itibaren insanlara öğretilmelidir. Bir filozofun dediği gibi; "bir çocu­ğunuz ve bir domuzunuz varsa ve her istediğini verirseniz çok iyi bir domu­zunuz ama çok kötü bir çocuğunuz olur." İşte içimizdeki vahşi kötücül güçle­rin bir hayvan gibi her dediğini yapar­sak ancak kesim hayvanı seviyesinde kalır ama nerde duracağını bilemez. İçimizdeki enerjiyi at terbiyecisi gibi eğitirsek kontrollü bir güç elde ederiz.

Farkındalık Eğitimi

Ramazan orucunun, insanın duy­gu eğitiminde önemli bir yeri olan kendisine önyargısız bakabilme yani farkındalık becerisine büyük katkısı vardır. İnsan hayatının bir döneminde "Dur, düşün yeniden başla" yapması bir fabrikanın yıllık bakıma girmesi gi­bidir. Böylece iç bakım ve gözden ge­çirme ile kirlenen iç derinliklerini onarma şansı yakalar. İşte Ramazan döneminde egoizmi denetlemeyi ba­şarabilmek, sessiz iyilikler yapabil­mek, iyilik yapma duygusunu güçlendirmek önemli kazanımlardır.

Kendini Yeniden İnşa Fırsatı

Ramazan ayı sosyal ibadet ayı olarak da önem taşır. Kişi kendi yalnızlığını gidermesi için Ramazan ayı döneminin ortak sıcak at­mosferinden faydalanabilir. Empati, karşılıksız yardım, sosyal güven duygusunun güçlenmesi... gibi etik de­ğerlerin öğrenilmesi dünya­yı daha yaşanılır hale getirir. Kendisini yeniden inşa etmek isteyenlere Ramazan dönemi bol malzeme sunar.

"Oğlum Bak Git"

Öfke kontrolü ve dür­tü kontrolü insanın en çok yasal sorun yaşama riski olan davranışlardır. "Oğlum bak git" diyen te­mizlik işçisinin sonunda dayanamayıp kendisini kız­dıran çocuğun kafasında 26 dikişlik yara yaptığı vi­deoyu çoğumuz seyretmişizdir. Eğer o işçi 'Oğlum bak git' dedik­ten sonra bir de 'La havle" çekebilse veya Ramazan ayında olsaydı olay ya­ralanmaya gitmeyecekti. Sıcak günlerde nefsimizi terbiye et­mekten söz ederken aslında beynimi­zin ön bölgesinde vites kutusu gibi hız ayarlayan Anterior Cingulat Gyrus de­diğimiz bölgeyi eğitiyoruz. Bu eğitimin duygusal zeka eğitiminden başka bir şey olmadığını bilmeliyiz. Ramazan, dayanıklılık eğitimi vere­rek sabırlı olmayı bize meditatif bir eylem ola­rak öğretmektedir

Sn. İlker Aycı Doğru Konuşmuyor. Yapılan İşi Abartıyor (?)

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (15)

Sayın Çetin Bey ~ 4 ay önce
Thy yonetiminden tek kisiyi bile su an onumde duran simitten daha fazla sevmiyorum, susama duyduğum saygıyı da duymuyorum ancak ispiyonculuk ve fareliğe karsi tutumunuzu takdir etmemek elde degil. Ne yazik ki sizin bu saygin tutumunuz kurumunuzda bulunmamakta, zayif karakterli kisiler ispiyonculuga tesvik edilmektedir. Farelik kurumumuza bizzat kurumunuz yoneticileri eliyle sokulmustur. Adam gibi adam olsalar su yazinizdan feyz alirlar da, iste...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP SN. ÇETİN. ~ 4 ay önce
KİM KÖTÜ BELLİ DEĞİL. İSPİYONU İSTEYENLER Mİ? YOKSA YAPANLAR MI? KANAATİMCE İSPİYONLA YÖNETENLER ÇOK DAHA KÖTÜ. KALDI Kİ İNSANLAR İSPİYON EDECEK BİR ŞEY BULAMAYINCA KENDİLERİ MASAL YAZMAYA BAŞLIYOR.ALLAH İSLAH ETSİN.
Detaycı Kaptan ~ 4 ay önce
Ülke sayısındaki yanlış sizin yanlışınız değil genel basında çıkan haberlerin yanlışı ama yine de cevap verme inceliğiniz çok hoş. Güzel yazıların devamını bekliyoruz..Kaleminize sağlık

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Rafet Şişman ~ 4 ay önce
Bravo Çetinim, yine roman yazmışsın.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Ses ~ 4 ay önce
Guzel yazi kaleminze saglik

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP SES ~ 4 ay önce
TEŞEKKÜR EDİYORUM.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000