18 Eylül 2017, Pazartesi
Oğuz SÖNMEZOĞLU
Oğuz SÖNMEZOĞLU oguzsonmezoglu@airporthaber.com
  • Bundan 3 yıl önce nijerya yatılarının birinide atlasglobal antalya base çalışanı Melek isimli arkadaşımız sıtmaya yakalandı 1 ay kadar hastahanede yattı..Melek yabancı uyruklu olduğu için bakıcak kimseside yoktu..Atlasglobal yönetimi 12 kere bile hastahane ziyaretine gelmediler.Ne Kabin Hizmetler müdür de dahil olmak üzere.Servis kazası yaşandı 2 arkadaşımızın beline platin takıldı Atlasglobal yönetiminden yine 1 insan gelmedi..Bu yüzden THY yönetimini tebrik ediyorum.DUyarlılarmış.
  • Bugun hastaneye Özgür Denizli amirimi ziyarete gittim ve taburcu oldugunu ogrendim cok sukur.
  • Oguz yazin vasitasiyla bir hatirlatmada bulunmak istedim,nijeryada otele yaklasik iki bucuk saatte ulasiliyor trafik varsa ve arabada sinek muhakkak oluyor acaba bu sefer gitgel yapilamaz mi,duyduguma gore ekibe ayrilacak 10 koltugu satmak otel parasindan daha karliymis,o yuzden yati yapiliyor,en azindan airport otele alinsak
  • Oguz bey merhaba.. Öncelikle sizi ezbere değil bilgiye dayalı yazınız için tebrik etmek istiyorum.. son bir yıldır airport haber kulaktan duyma, aslı cok daha farklı olan konuları araştırmadan "öncelikli haber" anlayışı ile yayinlamaktadir.. ki bunu olayların aslını yaşayan insanların yorumlarindan da gayet açık gozlemlemekteyiz.. Bunun dışında yapılan güzel şeyleri takdir ettiğiniz içinde ayrica teşekkür etmek istiyorum.. Bunun gibi bircok sitede özellikle thy ve benzeri kurumlar düzenli olarak yerden yere vuruluyor.. yapılan güzel şeyler takdir edilmiyor, görmezden geliniyor.. Bir diğer söylemek istediğim şey ise konunun tam özüne vurgu yapmış olmanız.. bir diger memur arkadasimizinda doktorun umursamayışı sonrası durumunun ciddilestigini hepimiz biliyoruz.. bundan bahsederek probleme değil çözüme odaklandiginiz içinde ayrıca teşekkür etmek istiyorum.. Allahtan yogun bakimda yatan iki arkadasimiza da acil şifalar diliyorum..

Sıtma

1924 yılında dönemin Sağlık Bakanı Dr. Refik Saydam, Ankara’da uzmanlardan oluşan bir komisyon toplar. Aynı konu bir yıl sonra, Birinci Milli Türk Tıp Kongresi’nde ciddi şekilde ele alınır. Hastalığın Anadolu’da tarih boyunca büyük tahribatlar yaptığı, özellikle 1. Dünya Savaşı yıllarında çok yaygınlaştığı bilinmektedir. İnsanların içinde bulunduğu alanlar ve yaşam koşulları kadar, hastalıktan korunma için alınan önlemlerin de bir o kadar önemli olduğu vurgulanır.  1926 yılında bir kanun çıkarılır. 839 sayılı bu kanunla, dalak ve kan muayeneleriyle bu hastalığa yakalananların tespitine, mevcut bataklıkların kurutulması için çalışmalara başlanmasına, sivrisinek barınma ve üreme yerlerinin denetim altına alınmasına karar verilir.

Özellikle 1917-1925 dönemini kapsayan araştırmalar, ülkemizde bu hastalığa yakalananların oranının toplam nüfusun hiç de azımsanmayacak kadarına karşılık geldiği göstermektedir. Kayıtlara göre, o yıllarda İstanbul nüfusunun % 80’i, İzmir’in % 72’si, Konya’nın % 70’i, Balıkesir’in % 82’si, Mardin’in % 80’i, Trabzon’un % 68,5’i ve diğer illerde birçok insan bu hastalığa yakalanmıştır. Hatta o dönem, Sağlık Bakanlığı Sağlık İşleri Genel Müdürü olan Dr. Ekrem Hayri Üstündağ, konuyla ilgili hazırlamış olduğu raporunda sadece Antalya ve çevresinde yaşayan 200.000 kişiden 172.000’inin bu hastalığa yakalanmış olduğunu yazar.

Geçmişten bugüne sadece ülkemizin değil, özellikle kuzey 61. paralel ile güney 30. paralel içinde yer alan tüm ülkelerin büyük sorunu haline gelen bu hastalığın adı Malarya, nam-ı diğer Sıtma...

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2016 yılı Sıtma Raporu verilerine göre, dünya üzerinde 2015 yılı sonuna kadar bu hastalığa yakalananların sayısı 212 milyon kişiye ulaşmış durumda. Bu vakaların % 90’ı Afrika Kıtası’nda yer alan ülkelerde görülürken, % 7’si Güney Doğu Asya Bölgesi’nde, % 2’si ise Doğu Akdeniz Bölgesi’nde görülmüş. Bununla birlikte son 5 yılda, sıtma vakası oranında % 21’lik, ölüm oranında ise % 29’luk bir azalma olduğu göze çarpıyor.

Özellikle vakaların % 90’ının yaşandığı Afrika Kıtası’nı inceleyecek olursak, Nijerya, Kongo, Uganda, Mozambik, Kamerun, Kenya ve Tanzanya’nın başı çektiğini ve bulundukları bölgelerde 1/10’un üzerinde bir orana sahip olduklarını görebiliriz.

Raporda dikkat çekici bir diğer ayrıntı ise, Orta Afrika Cumhuriyeti, Namibya, Madagaskar, Kenya, Ruanda, Gabon, Kongo, Çad, Kamerun, Brundi, Liberya, Fildişi Sahili, Benin, Gine, Gana ve Burkina Faso’da hastalığa dair vaka sayısında artış yaşanırken, Afganistan, Somali ve Haiti’nin ve Güney Afrika Cumhuriyeti dahil 9 Afrika ülkesinin dışında kalan ülkelerin tümünde hastalık ölüm oranlarında düşüş yaşanıyor olması.

Peki, bazı Afrika ve Güney Amerika ülkeleri dışındaki ülkelerde sıtmadan kaynaklı ölüm ve hastalığa yakalanma oranlarında düşüş yaşanıyorken, biz neden son dönemde bu konuyu, özellikle de THY’nin uçuş personeline dair daha çok işitir olduk?

Aslında cevabı oldukça basit: Ülkemizin gururu THY, dünyada hiçbir havayolu şirketinin yapamadığını yapıyor ve sadece Afrika Kıtası’nda bile 50’nin üzerinde noktaya uçuş gerçekleştiriyor. Ancak, yukarıda bahsettiğimiz birçok riskli bölge de buna dahil. Ne yazık ki, THY’nin destinasyon ağını genişletip kıtaları birbirine yakınlaştırırken, istemeden de olsa, sıtma ve benzeri bulaşıcı hastalıkların yayılması açısından da köprü vazifesi gördüğünü söylersek, abartmış olmayız.

THY’nin kurum olarak kendi bünyesinde, yurtdışındaki bulaşıcı hastalıklara yönelik farkındalık yaratmak adına, ciddi birtakım çalışmalar yürüttüğünü ve bu konuya hassasiyet gösterdiğini iyi biliyoruz. Ancak, tüm bunlar yeterli mi? Sıtma konusunda oluşan eksikliklerin ve ihmallerin çoğu kurumun bünyesi dışında gerçekleşiyor olsa bile, bu aşamada THY’ye hem kendi prestijini, hem çalışanının sağlığını, hem de ülkesinde yaşayan diğer insanları korumak adına, göründüğünden çok daha önemli görevler düşüyor.

Yazımı kaleme almaya karar vermeden önce, yazmak istediğim birden çok konu olduğunu farkettim aslında.  Ancak yazacağım konuyu belirlemede, konunun ne kadar dikkat çekeceğine değil, insan hayatı için ne denli önem taşıdığına göre bir sıralama yapmayı uygun gördüm. Bu sebeple, gündemi meşgul eden sendika seçimleri gibi popüler konuları bir kenara bıraktım.

Bundan yaklaşık 2 hafta kadar önce, bir yılı aşkın bir süre beraber çalışma şansına ulaştığım, çok sevdiğim Kabin Amiri bir dostumun, sevgili Özgür’ün sıtmaya yakalandığı mesajını aldık. “Hastaneye gidiyorum, sıtma olmuşum” diye yazmış bizlere. Ne yazık ki, mesajı yazdığı 3 Eylül gününden beri yoğun bakımda. Bana “onu anlat” deseniz, “gelecekte bu konuyla hatırlanacak olması bile, onun yaşam felsefesine hakaret olur” diyebileceğim vasıflara sahip bir insan: hayat dolu, enerjik, her zaman gülen, kendi işini yardımseverliği uğruna ikinci plana atabilen çok iyi bir dost, örnek bir aile babası. Mesleği gereği uçuş yaptığı bir Afrika ülkesinde geçen ay yakalanmış sıtmaya. Türkiye’ye geri döndükten sonra teşhis ve tedavi süresinde yaşadıklarını henüz öğrendim ki, özellikle teşhis aşamasında yaşananlar içler acısı.

Aslında sıtma konusunu değerlendirirken, olaya 3 aşamalı olarak bakmakta fayda var: Hastalıktan korunma yöntemleri, doğru ve zamanında teşhis ve doğru tedavinin uygulanması.

Hastalıktan korunma noktasında, konaklama yapılan otellerin sıtmanın yaygın olduğu bölgelerden mümkün olduğunca uzakta olması gerekliliği, kullanılan koruyucu spreylerin ve giyilen uzun kollu kıyafetlerin yeterli gelemeyebileceği ya da konaklanan otel ne kadar lüks olursa olsun, odalarda sivrisineklerden korunmak için cibinlik, tül ve benzeri malzemelerle alınan önlemlerin yetersiz olduğu düşünülebilir. Diğer yandan, sıtmaya ülkemizde Afrika ülkelerine oranla oldukça az rastlandığından, gerekli ilaçların tedariği aşamasında zaman kaybı yaşanması da olasılık dahilindedir. Aslında, bu görüşlerin hepsinde doğruluk payı var, ancak bugüne kadar yaşadığımız, herkesçe bilinen ve bilinmeyen onca sıtma vakasında en büyük farkın teşhis noktasında ortaya çıktığını çok net söyleyebiliriz.

Sıtmaya ait semptomlar genellikle 7-30 gün içinde görülmekle beraber, çok nadir de olsa bu süre birkaç ayı bulabiliyor ve ateş, titreme, terleme, baş ağrısı, bulantı, kusma, kas ağrısı, aşırı halsizlik gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Bu sebeple riskli bölgelere seyahati sonrasında rahatsızlanan kişinin, nerede olursa olsun, kendisini muayene eden doktora bu bilgiyi vermesi ve grip gibi görünse de şüphe duyduğu her durumda “sıtma testi” yapılmasını talep etmesi hayat kurtarıcı olabilir.

Son yaşanan olayda, muayeneyi yapan ilk doktorun böyle bir talebi reddettiği ve yanlış tedavi başlattığı yönünde bir iddia olduğunu da göz önüne alacak olursak, özellikle bu konuda deneyim kazanmış, bilgi sahibi hastaneler ve doktorların öncelikli tercih edilmesi, havayolunun sağlık birimlerinden bu hastaneler hakkında bilgi talep edilmesi en uygun hareket şekli olacaktır. 

Unutulmaması gereken; sıtmada erken teşhisin, tedavi kadar hayati olduğudur.

Herkese sağlık dolu günler dilerim.

Not: THY Kabin Hizmetleri Başkanı’nın, yoğun bakımda olan arkadaşımızın ailesini, hastanede neredeyse her gün ziyarete geldiği bilgisini aldım.  Meslektaşlarına değer vererek, onları öncelikle idari değil de “insani” boyutta değerlendirdiğini bize hissettirdiği için duyduğum memnuniyeti belirtmek isterim.  Umuyorum ki, sürekli “yolumuza gençlerle devam ediyoruz” mesajı veren üst yöneticiler de bu yaklaşımdan feyz alarak, görevi uğruna sağlığını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan bu genç arkadaşımıza, “hastanede ziyaretine gelemeseler bile” sahip çıkacaklar, onun mesleğiyle ilgili gelecekte yaşaması olası her türlü mağduriyetinin önüne geçeceklerdir.

SEVGİLİ ÖZGÜR’Ü EN KISA SÜREDE SAĞLIĞINA KAVUŞMUŞ OLARAK ARAMIZDA GÖRMEK ÜMİDİYLE...

Sıtma

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (12)

kabin ~ 2 ay önce
Bundan 3 yıl önce nijerya yatılarının birinide atlasglobal antalya base çalışanı Melek isimli arkadaşımız sıtmaya yakalandı 1 ay kadar hastahanede yattı..Melek yabancı uyruklu olduğu için bakıcak kimseside yoktu..Atlasglobal yönetimi 12 kere bile hastahane ziyaretine gelmediler.Ne Kabin Hizmetler müdür de dahil olmak üzere.Servis kazası yaşandı 2 arkadaşımızın beline platin takıldı Atlasglobal yönetiminden yine 1 insan gelmedi..Bu yüzden THY yönetimini tebrik ediyorum.DUyarlılarmış.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Cpt ~ 2 ay önce
Bugun hastaneye Özgür Denizli amirimi ziyarete gittim ve taburcu oldugunu ogrendim cok sukur.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
eren ~ 3 ay önce
Oguz yazin vasitasiyla bir hatirlatmada bulunmak istedim,nijeryada otele yaklasik iki bucuk saatte ulasiliyor trafik varsa ve arabada sinek muhakkak oluyor acaba bu sefer gitgel yapilamaz mi,duyduguma gore ekibe ayrilacak 10 koltugu satmak otel parasindan daha karliymis,o yuzden yati yapiliyor,en azindan airport otele alinsak

Yanıtla

Kalan karakter 1000
... ~ 3 ay önce
Oguz bey merhaba.. Öncelikle sizi ezbere değil bilgiye dayalı yazınız için tebrik etmek istiyorum.. son bir yıldır airport haber kulaktan duyma, aslı cok daha farklı olan konuları araştırmadan "öncelikli haber" anlayışı ile yayinlamaktadir.. ki bunu olayların aslını yaşayan insanların yorumlarindan da gayet açık gozlemlemekteyiz.. Bunun dışında yapılan güzel şeyleri takdir ettiğiniz içinde ayrica teşekkür etmek istiyorum.. Bunun gibi bircok sitede özellikle thy ve benzeri kurumlar düzenli olarak yerden yere vuruluyor.. yapılan güzel şeyler takdir edilmiyor, görmezden geliniyor.. Bir diğer söylemek istediğim şey ise konunun tam özüne vurgu yapmış olmanız.. bir diger memur arkadasimizinda doktorun umursamayışı sonrası durumunun ciddilestigini hepimiz biliyoruz.. bundan bahsederek probleme değil çözüme odaklandiginiz içinde ayrıca teşekkür etmek istiyorum.. Allahtan yogun bakimda yatan iki arkadasimiza da acil şifalar diliyorum..

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000