08 Ağustos 2016, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com

Sıklıkla yaşanan TK2993 ve benzeri uçuşlar

Şaşkınlık içindeyiz, kâbus henüz bitmedi. Dört bir yanımızda terörle savaşırken “fetö” hareketinin yarattığı kaotik ortam depremden beter oldu. Açılan yaraların nasıl sarılacağına, süreklendiğimiz kaotik ortamın neden olduğu ve olacağı travmaların nasıl atlatılacağına, objektif ve bilimsel disiplinlearası yaklaşımlarla  sakin olup, aceleye getirmeyip, çare aramak gerekiyor. Diğer taraftan da zamanı iyi kullanmak ve motivasyonu yüksek tutmak önem arz ediyor.

Kaotik kelimesi kaosla ilgili olan anlamına gelir. Kaos ise, Yunanca kökenlidir. Aşırı derecede düzensizlik ve karışıklığı tanımlar. Kaotik durumlarda başlangıç şartlarındaki “ölçülemez” derecede küçük bir değişiklik, sistemin gelecekteki durumunda ”ölçülemez” ve çok büyük değişikliklere neden olabilir. Değişikler birbirlerini etkileyerek hiç beklenmeyen, öngörülemeyen toplumsal olayları tetikleyebilir. Milyonlarca iletişim noktasından aynı anda doğru/yanlış, kasıtlı/kasıtsız anlamlı/anlamsız, ve fakat kontrolsüz kafaları karıştıran bilgi akar. Panik başlar… Olaylar karmaşıklaştıkça da İskender’in kılıcı bile yetersiz kalır. Normalleşme süreci uzar da uzar.

Tam da bu karmaşa ortamının küçük bir örneğini 31 Temmuz günü biz yaşadık. Kızım ve eşi çocukları ile birlikte Dalaman’dan 17:45’te TK 2993 sayılı seferle Sabiha Gökçen’e uçacaklardı.  Sürekli dijital haberleşme halindeydik. Bir yandan da “flight radar” dan takip ediyordum. OHAL nedeniyle uçuştan 3 saat önce meydana geldiler. Yoğunlaştırılan polis kontrolünden geçtiler. Seferin yarım saat kadar gecikmesi olduğunu öğrendik. 18:10’da boarding başladı. Uçak bildirilen zamanda hareket etti. Kızım telefonunu kapatacağını yazdı. 2 dakika geçmedi ki “uçak geri gidiyor… park ediyor…” Ve pilotun anonsu "bir yolcumuz uçmaktan vazgeçti indirmek için döndük, herkes kabin bagajlarını kontrol ederek, başüstü rafından indirip, yanına alsın, fazla bagaj kalırsa kabin ekibine haber verin" diyor. Hikâye şöyle devam etti.

Genç bayan yolcu, yanında iki kişi, ve muhtemelen bir sağlık personeli ile uçaktan iniyor. Uçaktaki yolcular kabin bagajlarını indiriyorlar, kabin ekibi rafları kontrol ediyor. Daha sonra bagajların tekrar yerine konması isteniyor. Uçuş anonsu yapılıyor, uçak tekrar harekete geçecekken, bir erkek yolcu yüksek sesle endişesini belirtiyor ve bu şekilde uçmayacağını detaylı arama yapılmadığını söylüyor. Bir başka yolcu “acaba inen kızın telefonuna bir mesaj geldi de onun için mi inmek istedi, telefonu kontrol edilsin” diyor.  Başka bir yolcu, “eğer mesaj geldiyse çoktan silmiştir” diye söyleniyor. Bazı yolcular da onlara katılıyor… Kabin memurları ne yapacağını ne söyleyeceğini bilemiyor.

Az sonra pilotun "inen yolcular biz İstanbul’a ulaşıncaya kadar polis denetiminde kalacaklar” anonsu geliyor. İtirazı başlatan yolcu daha da şiddetleniyor. Pilot  üçüncü anonsu ile "başka inmek isteyen varsa insin ve aynı şekilde bagajları başüstü raflarından indirelim” diyor. Bu sırada ben de Airporthaber’in sahibi Ali Bey’in online olduğunu gördüm, kendisine bu konu hakkında bilgisi olup olmadığını sordum. “Bilmiyorum, soruşturayım” dedi. O sırada kızım 24 yolcunun indiğini, eşinin ve kendisinin de olasılıkları düşündükçe endişelendiklerini yazıyordu. Uçakta bekliyorlardı. 10 dakika içinde Ali Kıdık’tan haber geldi. “Bir yolcu panik atak nedeniyle inmek istemiş. Polis yolcuları ve bagajları indirmiş, arama tamamlandıktan sonra uçacak!” Aynı anda kızıma sordum, uçaktan indirilmemişlerdi. Ali’ye durumu söyledim!!! Dikkat basına yanlış haber verilmişti. Bu da güven sarsıcı bir durumu daha yansıtıyordu. Bizimkiler inmemeye karar verdiler. Genellikle gençler uçakta kalmışlar!

17:45 uçağı 20:30 da uçabildi. Uçuş ekranları da kalkışı doğru göstermedi. 21:45 gibi havada turlar atarak çok güzel bir inişle sağsalim Sabiha Gökçen’e ulaştılar.

Kızım diyor ki, “THY bu olağanüstü ortamda süreci yönetemedi. Gereksiz panik yaratıldı. İnen yolcunun panik atak geçirdiğini hosteslerden sorarak öğrendik. Bilgi çağında bilgisiz kaldık. Eğer, yetkililer yolculara, “bir yolcumuz sağlık problemi nedeniyle inecek” deselerdi, en ufak bir problem çıkmayacaktı.”

Kâbus gibi dört bir yandan TERÖRle sarılmış bir toplumun vatandaşları olarak keyfekeder uçmak istemeyen yolcu anonsunun ciddi endişe yaratmasını yadırgamamak gerek.
Havacılık için basit sayılabilecek bu tür vakalarda nasıl davranılacağının yeniden ele alınması çok faydalı olacaktır.

Son söz:
Yaşadığımız kâbustan uyanma sürecinde kaotik yapıları yönetmek için demokrasi ipine asılmaktan başka çare yok.

Sıklıkla yaşanan TK2993 ve benzeri uçuşlar

Facebook Yorum

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000