14 Mart 2011, Pazartesi
Sefa İNAN
Sefa İNAN sefainan@gmail.com
  • Sefa bey van da dhmi ne özel güvenlik alımı neden çıkmazda bu konuyada yer vemeniz blr cok insanı andınlatacaktır
  • TÜM UÇAK TEKNİSYENLERİNİ İLGİLENDİREN KONU UÇAK LİSANSI TÜRK HAVA YOLLARININ BİLE HALLEMEDİĞİ AMA TALTA HALLETTİ ARKADAŞLAR TALTA MODÜL KURSU AÇIYOR
  • Safa beykardesim umut tacirleri yazınızdan sonra Shgm de donen dolapları tüm ictenliginizle yazabildiginiz daha cesur bir yazı beklerdim . Bizlerle bilginiz olmanıza rağmen tüm suistimaller paylaşılmamış her nedense. Sizde yumusuyorsunuz. Yazık yazık
  • Ali Bey döneminde SHGM'ye ticaret girmiştir. Uzun yıllar sonra...

SHGM Şıkır şıkır....

Vakti zamanında Japonya’da kral hastalanmış. Maiyeti yollara düşmüş, en iyi hekimi arıyor...
O devirde, hekimlerin muayenehanesinin önünde ampul yakma adeti (zorunluluğu) varmış; her hekim, ölümüne neden olduğu hasta sayısı kadar ampul yakıyormuş...
Bu durumda; en az ampul yakan, en iyi hekim oluyormuş.

Bizim erkan, en iyi hekimi; dolayısıyla en az ampul yakan hekimi arıyor..

Bakmışlar bir muayenehanenin önünde tek bir ampul yanıyor. Şaşırmışlar, çünkü diğerlerinin önü adeta şıkır şıkır. Yüzlerce ampul yanıyor...

“İşte, imparatorluğun en iyi hekimini bulduk!” demiş, içlerinden biri...

Koyulmuşlar yola; maiyet önde, hekim arkada. Bizimkilerden biri meraklanmış, yaklaşmış hekime: “Neden tek ampul?” demiş.

Hekim, utana sıkıla cevap vermiş: “Ben yeni hekimim; muayenehaneyi daha dün açmıştım!”


                                                                                                 ******
Bu haftaki yazıma, yukarıda okuduğunuz öyküden kıssadan hisse vererek; şıkır,şıkır ampullerin yandığı, ama, bazılarımızın gözlerinin bile,bile tek ampulu gördüğü SHGM‘deki son gelişme olan genel müdürün milletvekili olma adına ettiği istifasını değerlendireceğiz...

Ali Arıduru, SHGM’nin son 35 yıllık tarihinde görülen en medyatik genel müdürdür. Milletvekili olmak için ya paranın yada sponsorunun olması gerektiği konusunda sanırım hepimiz hem fikiriz. Bu sorun, medya ve sektör temsilcileri ile aşılmıştır. Bunun medya bacağını yöneten yayın kuruluşları, SHGM’nin yaptığı her çalışmayı, ECAC ve Eurocontrol’den alınan her ünvanı Ali beyin sempatik resimleri eşliğinde manşetlerine taşımış, alınan görevleri ve ünvanları çok fazla abartarak bakan ve başbakanın dikkatini çekmek hedeflenmiştir.

TOSHİD; gerekli, gereksiz protokol yemekleri eşliğinde Ali Arıduru’nun sürekli gündemde kalmasına özen göstermiştir. Özellikle en büyük aktivite olarak Başbakan, Bakan ve Ali Arıduru’nun ismi, birlikte aynı karede tüm gazetelere tam sayfa ilanlarla servis edilerek “Duy bizi sayın Başbakan!” denilmiştir. Sektörümüzdeki sorunlardan ziyade gözle görülen sektörün yolcu sayısı artışı,uçak sayıları,açılan yeni hatlar(sanki,SHGM’nin göreviymiş gibi) devamlı olarak siyasi mercilere pompalanmış ve bardağın diğer tarafındaki sorunların üstüne gidilememiştir.

Bu planlı gelişmeler sürdürülürken aksilik bu ya Amsterdam-Isparta ve Helikopter kazaları gibi ufak tefek(!) iş kazalarıda yaşanmıştır. Bu aşamada da Ali Arıduru yalnız bırakılmamış, Isparta mahkemelerine sektör temsilcileri tam kadro giderek Ali Arıduruya destek sağlanmaya çalışılmıştır.(Ne işleri varsa orada)

Bu arada “Al gülüm,Ver gülüm” sistemi mükemmel yürütülüp sponsorlar hiç bir zaman unutulmamış, sponsorluğun boyutu nispetinde şirketsel bazda bir takım kolaylıklar ve avantajlar sağlanmıştır. Bu arada abesle iştigalde bulunan ve kendilerine göre çok bilmişlerden (!) oluşan Sivil havacılık akademisinin “Mayday” niteliğindeki sektör güvenlik analizi içeren bildirisi için arzu ettiği randevu isteği yerine getirilmemiştir. Akademi, sanki siyasi muhalefet yapan bir parti kimliğine sokularak tu-kaka ilan edilmekle kalınmamış,sunulan son derece doğru teknik bildiriler, hükümete karşı verilen gensoru imiş gibi değerlendirilmiştir.

Ali Arıduru için bu süreç çok sancılı geçmiş, özellikle Isparta’da hayatını kaybeden insanlarımız için bazı kişilerin yürüttüğü kampanya ve açtıkları davalar ve sürdürdükleri Pür Meali tarzı yazılarla Ali Arıduru yıpratılmaya çalışılmış, bu tür yıpratıcı beyanlarda bulunanlar sponsorların dikkatinden kaçmadığından bu kişilere susmaları için bazı görevler ve olanaklar tanınarak düşman geriye püskürtülmüştür.

Değerli okurlarım;
Ülkemizde, siyaset yapmakla kamuda yöneticilik yapmak arasında pek fark yoktur. Birisi; parti başkanına, diğeri ise; bakanına bağlıdır. Kısaca; Siz değil yukarıdaki makam, ne derse o olacaktır. Sizin göreviniz sadece el kaldırıp indirmek ve grup kararlarına saygılı olmaktır. Çünkü sizi halk değil parti başkanı seçmektedir.

Bu nedenle Ali Arıduru’nun bu alışagelmiş sisteme anında uyum sağlayacağı hususunda kuşkum olmayıp eğer milletvekili seçilirse parti başkanı adına çok başarılı bulunacaktır.
Ali bey bu dönem milletvekilliği görevine talip olmakla, kendine göre haklı. Çünkü, hakkında bir çoğu abuk sabuk nedenlerle de olsa 165 dava var. Bunların Isparta kazası gibi önemlileri Ali beyin ilerde canını sıkacak boyuta gelebilirdi.

Güzel ülkemin milletinin vekilliğini davalardan kaçmak veya kişisel beklentiler doğrultusunda kullanan ve kullandırtılan insanlarımız eskiden de vardı. Şimdi de var. Burada,bu dönem biraz fazla da olsa, pek değişen bir durum söz konusu değil. Dokunulmazlık zırhına bürünüp bir takım avantajlardan faydalanmak hoş bir duygu olsa gerek(!)

Arkadaşlar; Havacılığı sadece ticari bir meta olarak görürseniz baştan yanlış yapmış olursunuz. Sivil havacılık bir ulaşım sektörü olup insan ve mal taşıma esaslıdır. Bu tür taşımacılıkta önce insan ve mal güvenliği daha sonra para kazanmak gelmelidir. SHGM gibi otoritelerin doğrudan devlete bağlı olmasının nedeni; havacılığı sadece ticari bir faaliyet olarak gören havayollarının uçuş emniyet ve güvenirliliğini riske atmalarının önüne geçebilmektir. Yani; SHGM vatandaş için vardır.

Ancak; Ali Arıduru’nun veda mesajına baktığınızda, ticari faaliyetlerin önünü açmayı görev edinmiş bir izlenim ediniyorsunuz. Kuşkusuz SHGM sektörün önünü açmak adına yardımcı olmalıdır. Ancak bu yardımcı olmak, asli görevi olan kuralların uygulanmasının ve denetlenmesinin sağlanmasının önüne geçmemelidir. Bunun yanı sıra, havacılığı sevdirmek-genel ve sportif havacılığı güçlendirmek de son senelerde aksayan asli görevlerindendir.

Ancak yapılması gereken bu alt yapısal görevler medya değeri taşımaz ve sektörün menfaatine olsada kişinin ileriye dönük beklentilerini yerine getiremez. Ülkemizdeki görev anlayışında maalesef “Önce Can sonra Canan” gelmekte. Bu nedenle Canan bu dönemde pek önemsenmemiştir.

Hala, kaza-kırım komisyonunun kurulamamış olması, sektördeki yabancı-yerli-askeri-sivil pilot kargaşası-pilot okullarının bazılarının sektör gözündeki yetersizliği ve işsiz pilotların çoğalması- hemen hemen her yerde, hatta neredeyse her köşe başında açılan ve hala açılmaya devam eden, alt yapısız ve sektörel deneyimli öğretim kadrosu olmayan okullar... SHYO’ların hala çözülmeyen sorunu, lisans almaktaki kargaşa, modül sınavlarındaki yanlış uygulamalar..vb...

İşte bunları çözmek, SHGM’nin asıl görevidir.

Ancak; Bunlarla zaman geçirdiğinizde, yani sisteme çalıştığınızda kişisel olarak koyduğunuz hedeften uzaklaşırsınız. Ülkemizde önemli olan çalışmak değil çalışıyor görünüp kendini iyi pazarlıyabilmektir. Bu hiç de zor bir iş değildir aslında.Yanınıza alacağınız bir kaç kişi ile sac ayağı kurduğunuzda hedefe ulaşmak bir anda gerçekleşmektedir.
Ali Arıduru’nun görevi bırakması ile boşluk şimdilik geçici olarak, vekaleten Haydar Yalçın’la doldurulacaktır diye düşünüyorum. Kısaca; belirli zümre; “Kral öldü, yaşaşın yeni kral!” diye kime bağıracağı kişiye belkide(!) seçimden sonra sahip olacaktır.Aynı mantaliteler devam ettiği sürece ilgili makama kim gelirse gelsin,aynı tas aynı hamam devam eder gider.

Çünkü; birilerinin gölgesinde yaşayarak, ona dalkavukluk yapmaktan öte iş üretmeyenler adeta devlet adamlarının etrafını sarmış bir çember misali sistemden beslenmektedirler. Ülkemizde çok yaygın olarak kullanılan “Evet efendimcilik” “Tamam efendimcilik” olarak da adlandırılan bu günümüzdeki adı ile yalakalığın, Osmanlılarda bir meslek olduğunu sanırım hepimiz biliyoruz. Bu nedenle “En iyi genel müdür son genel müdürdür” sözünü bir yerlere yazmakta fayda var. 

Ancak; dalkavukluğun fazla olduğu yönetimlerde, ihanetlerin de çok yoğun yaşandığı sıklıkla yaşanan bir gerçektir. Çünkü dalkavukluk sistemi, doğrudan kişiye yapılan bir şey olmayıp, kişinin makamına, servetine, gücüne karşı yapılmaktadır. O makam, servet, güç kaybedildiğinde, o kişiye yapılan dalkavukluk anında kesildiği gibi, yeni efendilere yaranmak için eski efendilere ihanet kaçınılmaz olmakta.
 
Bu nedenle “Kral öldü, yaşasın yeni kral” nidaları yükselmeye başladığında, eski dalkavukların yeni krala karşın ne yapacağını değil, eski krala  (istenilen yere gelemezse) karşı ne şekilde davranacaklarını çok merak ediyorum.

Günümüzde aşağılayıcı olarak kullanılan dalkavukluk, Tanzimattan önce kuralları, özel giysileri ve hatta fiyat tarifesi olan bir meslekmiş. Bir diğer adı tarih kitaplarında “Dalkülah” olarak geçmekte. Keşke günümüzün dalkavuklarının da bu işi, meslek ve külahlarındaki farklılıkla belirlense de, bizler de resmen onları tanıyıp saygıda(!) kusur etmesek.
 
Her hafta, sizlere sektördeki üzücü gelişmeleri anlatarak. felaket tellallığı tarzı yazılar yazacak değilim ya... Bu haftaki yazımı da gülümseyeceğinize emin olduğum bir dalkavuk hikayesi ile bitirmek istiyorum.
                                                                                   *******
Sultanın biri, akşam yemeğinde sofraya konan patlıcan oturtmayı çok beğenmiş. Sultanı dinleyen dalkavuk hemen onun söylediklerini onaylamış ve de patlıcanın önemi ve yararları hakkında bir de konuşma yapmış. Bu arada, Sultan yemeği fazla kaçırdığından, patlıcan, midesine oturarak sabaha kadar kıvranıp durmuş. Sabah dalkavuğunu görür görmez, başlamış patlıcan hakkında atıp tutmaya...Dalkavuk da Sultanının arkasından söylemediğini bırakmamış yemeğe... Sultan şasırmış bu defa:

“Akşam yemeğinde patlıcanı öve öve göklere çıkaran sen değil miydin?

“Bendim haşmetlim..”

“Peki şimdi neden patlıcanın aleyhinde konuşuyorsun?”

“Çünkü ben patlıcanın değil, Sultanımızın dalkavuğuyum.”

Sonuç olarak; Bu memlekette bazı kurumların ampulleri şıkır,şıkır yansa da bazıları tek ampul görecek ve patlıcanla sultan arasındaki bu dialog her zaman sürecektir.
Ne mutlu Türküm diyene....

Not/ Yoğun bir hafta yaşadığımızdan www.sefainan.com  isimli bloguma iki haber/yorum koydum. Birisi BRAVO SANA THY başlığı taşırken diğeri Hosteslerimiz aşağılanıyormu?” başlığı taşıyor. Okumanızı tavsiye ederim.

SHGM Şıkır şıkır....

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (25)

Misafir ~ 6 yıl önce
Sefa bey van da dhmi ne özel güvenlik alımı neden çıkmazda bu konuyada yer vemeniz blr cok insanı andınlatacaktır

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
TÜM UÇAK TEKNİSYENLERİNİ İLGİLENDİREN KONU UÇAK LİSANSI TÜRK HAVA YOLLARININ BİLE HALLEMEDİĞİ AMA TALTA HALLETTİ ARKADAŞLAR TALTA MODÜL KURSU AÇIYOR

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Safa beykardesim umut tacirleri yazınızdan sonra Shgm de donen dolapları tüm ictenliginizle yazabildiginiz daha cesur bir yazı beklerdim . Bizlerle bilginiz olmanıza rağmen tüm suistimaller paylaşılmamış her nedense. Sizde yumusuyorsunuz. Yazık yazık

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Ali Bey döneminde SHGM'ye ticaret girmiştir. Uzun yıllar sonra...

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000