23 Haziran 2014, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY cetinozbey@airporthaber.com
  • Sayın şsyhimiz müritleriniz sizi uçurdular. Bu konu nasıl buralara geldi acaba doğrusu merak ve şaşkınlıkla takip ediyorum. Cocpitteki cenabetlere kadar vah vah vag canım memleketime neler oluyor.
  • Çetin bey, kraldan fazla kralcılık ve şeyh uçurma sevdaları bizi bu hallere getirdi ama hala ders almıyoruz. Çünkü her işimiz çıkar üstüne kurulu. Yöneticiyi yağlıyoruz aman bize dokunmasın veya kıyak bir iş varsa versin ya da bizi korusun,kollasın diye veya kimden nasıl bir çıkarımız varsa ona da ona göre davranıyoruz. Birinden bir çıkarımız varsa saygı,hürmet had safhada yoksa tam tersi. Bunda sistemin de suçu var tabii ama bu sistemi de yaratan sonuçta yine insan. İnsanımız düzgün olsa şeyhini uçurmaz, yöneticisini yağlamaz. Bu durum dünyanın her yerinde var ama bizim gibi geri kalmış ülkelerde oran çok fazla. Biz de makama,sıfata haddinden fazla saygı var halbuki saygı sadece insana olmalıdır insan da saygıyı sahip olduğu kişilik,efendilik,karakterle hak eder. Makamda da çıkar vardır.Hani bürokratlar,yöneticiler vs hep kendilerini ‘’ makam arabasını kendime değil makama alıyorum veya makam nimetlerini kendim için değil makam için kullanıyorum’’ basitliklerinin arkasına sığındırırlar ya o hesap. Halbuki olay normalde sahip olamayacakları şeylere makam sayesinde sahip olma egosu ve kompleksidir. İşini layıkıyle yapma, düzgün ve adil olma vs değil. Makam,mevki ,para vs önemli değildir hepsi gelip geçicidir önemli olan iyi insan olabilmek, iyi eş,dost sahibi olmak ve iyi anılmaktır.
  • sayın yazar sen mürşidi kamillere kurban ol
  • Çetin Bey, Yazilarinizi ilgiyle takip ediyorum. THY'de sizi tanima sansim olmustu, çizginizi de cok begeniyorum. Bir tek elestirim olacak o da neredeyse her yoruma cevap yazmaniz. Okurlariniza sayginizdan boyle bir sey yaptiginiz cok acik ama kisisel 'blog' ortami bence haber sitelerinde pek uygun olmuyor. Sizi tanimayan ve sadece elestri yapmak icin birseyler yazanlarla seviye farkiniz olmali bence. "Alim ile sohbet et, alirsin mertebe; cahil ile etme sohbet donersin ..". Cahilden kastim da egitimsiz insan degil, bilip bilmeden hersey hakkinda yorum yapan, tartistigi konuya vakif olmayan kuru inatli kisilerdir.

ŞEYH UÇMAZ ONU MÜRİTLERİ UÇURUR

Şeyh Uçmaz, onu müritleri uçurur, ne kadar doğru değil mi? Etrafımda uçtuğumu sananları gördükçe kendi kendime gülümserim. Böyle kişilere ise acırım. Çünkü bilirim ki uçtuğunu sanan mutlaka bir süre sonra yere çakılacaktır. Uçan hiç bir şey havada kalmaz. Uçmak hayali de olsa yere çakılmak gerçektir.” Bu satırlar rahmetli Sakıp Sabancı beyefendinin yazdığı “ Başarı Şimdi Aslan’ın Ağzında “ kitabından.

Evet;  mürit diye adlandırılan bu türler tüm işyerlerinde bir adım öte her yerde mevcut.  Yaşamım her kesitinde, bunları görüyoruz. Ve de isimlendirme şeklimiz biraz değişik. Kısaca onlara  “YALAKALAR” diyoruz. Ama rahmetli Sakıp Sabancı Bey gibi bu çabalara gülüp geçebilecek yönetici yok gibi.

Yaşamın her kesitinde özellikle çalışma hayatında, işin devamlılığının birilerinin iki dudağı arasında olduğu işyerlerinde şeyhi / şeyhleri uçurmaya çalışan birçok mürit görmüşüzdür. Çoğu zaman bu insanlara gülmüş isek de genelde şeyhin bu müritleri benimsemesi ve onlara inanması nedeni ile büyük sıkıntılar yaşandığı da bir gerçek. Evet, bazı iş yerlerinde müritlerin dedikoduları ile ve geri zekâlı espiyonlarıyla karar veriliyor ve de insanlar değerlendiriliyor ve hatta yargılanıyor.

Birincisi adam şeyh değil. Önce onu şeyh olduğuna inandıracaksın daha sonra ise uçabileceğine. Sonradan da o şeyh tüm etrafındakilerin kendisinin uçabileceğine inanmasını bekleyecek. Bu büyük bir beceri isteyen ve hayli zor olan bir uğraş. Evet; bir kişi ve bir grup var önünüzde. Şeyh ve Müritler. Bunların hangisinin akıllı, hangisinin salak olduğunu ayırt edebilmek kolay değil gibi görünüyorsa da, ikisinin de zekâ açısından normal seviyede olduğunu düşünmek zor. Yine de müritlerin “nispetle amber “ olduklarını değerlendirmek olası. Eh bir insanı uçtuğuna inandırabilmek pekte kolay olmasa gerek. Her kadar şeyh hazretleri buna inanmaya can-ı gönülden hazır olsa bile.

Karar verme mekanizmasının başındaysanız veya başındakine yakınsanız haber taşıyanlar sizi kötüye ve yanlışa ikna etmek konusunda daha maharetli oluyorlar. Ve de bunu sağlayabilmek için inanılmaz büyük gayret sarf ediyorlar. Bu konudaki yaratıcılıkları da ayrı bir konu.

Espiyonluğun prim yaptığını görünce, anlatacak, espiyon edecek bir şey bulamayan o maharetli ağzın primden yoksun kalmamak için espiyon edecek konu / konular uydurduğu da literatürde görülüyor.   En tehlikelisi de bu durum. Allahtan bu denli profesyonel olanlarımız çok çok fazla değil.

Bu zihniyet yanlışlıkla birini methederse, araştırın şöyle veya böyle mutlak bir yakınlık vardır aralarında. Kendi yakınlığı yoksa bile etkin birinin yakınıdır. Evet, amiyane bir deyimle bu müritleri “ Soytarı “ olarak da isimlendirmek mümkün. Küçümsemeyin tarihin en eski mesleklerindenr. Bir yazı nedeniyle araştırmıştım. Geçmişte devr-i Osmanî’ de şu veya bu şekilde öldürülen padişah, sadrazam vb. mevcut. Ama kayıtlarda bir tek soytarının öldürüldüğüne ilişkin kayıt yok. Ama soytarıların asil bir tarafı var. Saraydaki görevleri soytarılık yaptıkları kişinin görevinin son bulması ile noktalanıyor. Bu günün müritlerinde böyle bir özellik  yok. Bu gün size, yarın öbürüne..

Samuel Wanerain 'Bir insanın saygısını kazanırsan, onu kolaylıkla yönetebilirsin, hele ona bir niteliği nedeni ile saygı gösterirsen sevgisi ve bağlılığı büsbütün artacaktır' diyerek yönetim mantığı ile insanın ruh halinin bütünleşmesini net bir şekilde ortaya koymuş..

Bundan binlerce sene önce, felsefenin kurucularından büyük düşünür Socrates 'Hiç kimse bilmediği bir işe girmez ama herkes mesleklerin en ağırı olan ülke yönetimi için kendini yeterli görür' diyerek insan yapısının sentezini ortaya koymuş ve bir anlamda insanları haddini bilmeye davet etmiştir.  Toprağı bol olsun Sokrates’in yaşadığı dönemde iş yerleri ile ilgili söylediği benzeri bir söz bildiğim kadarı ile yok. Ancak bu sözünde geçen ülke yönetiminin yanına iş yeri yöneticiliğini de ilave etmek bir hata olmayacaktır. Siz hiç kendisini çalıştığı iş yeri bölümün yöneticiliğine layık olmadığını söyleyen birini gördünüz mü? Gerek ülke yönetimi ve gerekse iş yönetimi için öne sürülen her fikir “ Ben Olsam “ kelimeleri ile başladığına göre.

ÖLÜM, KÖLE İLE KRALI EŞİT KILAR.

Geçen gün bir arkadaşımızın cenazesinden dönüyorduk. Trafik hayli yoğundu. Arabayı kullanan Metin Göksel THY’ de birlikte görev yaptığımız,  bir yöneticiden bahsederken “ Sen bu arkadaşı hiç böyle bir toplulukta / törende gördün mü “ sualini yöneltti bana. Doğrusunu isterseniz ya hiç görmemiştim, ya da yalnız bir cenaze töreninde rastlamıştım kendisine  “Benim İstanbul dışında olmam veya önemli bir özel işim nedeni ile iştirak edemediğim uğurlamalara katıldı ise onu da bilemiyorum, bunun dışında hiç görmedim veya bir törende gördüm kendisini” cevabını verdim. Kaldı ki hem Metin hem de ben bu tür birlikteliklerde bulunmaya büyük gayret sarf ederdik.  Aynı suali ağabey diye hitap ettiğimiz bir büyüğümüze bir arkadaşımızın eşinin vefatının sene-i devriyesinde yapılan dua’ da sordum bu defa. Aldığım cevap daha enteresandı. “ Evet; ben gördüm. Ama o önemli insanlarla ( ? )  ilgili törenlere iştirak eder, şeklindeydi. Oysaki ölüm köle ile kralı eşit kılar derler ya. Daha önce de paylaşmıştım sanırım. Büyük bir savaşı kazandıktan sonra Büyük İskender ünlü filozof Diyojen’ i birbiri üzerine yığılmış insan kemikleri arasında bir şeyler ararken görür ve ne yaptığını sorar. Kısaca bitireyim. Cevap Büyük İskender’i kendisine getirir. “Babanızın kemiklerini arıyorum, ama hangi kemiklerin kölelere hangisinin ise babanıza ait olduğunu ayırt edemiyorum “ Evet; ölünce insanlar arasındaki ayırım ortadan kalkıyor. Kemikler ise hep aynı.

Bir arkadaşımız vardı. Nedense insanları kırmaktan hoşlanırdı. Ve de bunu sıklıkla yapardı. Üst pozisyonda olduğu için de birkaç kişi haricinde kimse onu bu açıdan fazla tenkit de etmezdi.  Bir gün Kumkapı’ da bir arkadaşımız kendisine “ bu gün bir yakının vefat etse cenazeye yüzlerce kişi gelir. Hele bir bu görevden, o zaman görelim hakiki dostlarını, o zaman bak cenazeye kaç kişi gelecek“  mealinde bir söz söyledi. Donup kalmıştık. Zaman geçti, bu arkadaşımız görevinden ve bir süre sonra da şirketten ayrıldı.  Pek uzun sayılmayacak bir süre sonra aile büyüklerinden birini kaybetti. Ben İstanbul dışındaydım. Bu törenlerin gediklisi olan üç arkadaşımız cenazeye iştirak etmişler. Akşam telefon edince öğrendim ki rahmetlinin tabutunun taşınması için cenaze arabasının şoföründen yardım almışlar. Dördüncü yokmuş.

Evet, insanları kırmamak gerek.

Arkadaşlarınızın iyi günlerinde olduğu kadar kötü günlerinde de onlarla birlikte olmak gerek..

Neden duygusallaştım bilemiyorum. Belki ibret olur, birileri ucundan tutar ve kendine bir şey çıkartır diye bu yaşanmışı sizlerle kısaca paylaşmak istedim. Biliyorum, nasihat gibi konuşmalar ve yazışmalar sevilmez. Bunu öyle değerlendirmeyin. Duygusallığıma verin.

ŞEYH UÇMAZ ONU MÜRİTLERİ UÇURUR

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (28)

Ayşegül Öztopuz ~ 2 yıl önce
Sayın şsyhimiz müritleriniz sizi uçurdular. Bu konu nasıl buralara geldi acaba doğrusu merak ve şaşkınlıkla takip ediyorum. Cocpitteki cenabetlere kadar vah vah vag canım memleketime neler oluyor.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP AYŞEGÜL.. ~ 2 yıl önce
DOĞRUSUNU İSTERSEN BENDE ANLAMADIM. HELE HELE İSLAMİYETİMİ TARTIŞACAĞIZ SÖZÜNE İYİCE ŞAŞIRDIM.BUNDAN SONRA BVU TÜR YORUMLARI CEVAPLAMAYACAĞIM. BAŞKA ÇÖZÜM YOK.
şeyh ve makam ~ 2 yıl önce
Çetin bey, kraldan fazla kralcılık ve şeyh uçurma sevdaları bizi bu hallere getirdi ama hala ders almıyoruz. Çünkü her işimiz çıkar üstüne kurulu. Yöneticiyi yağlıyoruz aman bize dokunmasın veya kıyak bir iş varsa versin ya da bizi korusun,kollasın diye veya kimden nasıl bir çıkarımız varsa ona da ona göre davranıyoruz. Birinden bir çıkarımız varsa saygı,hürmet had safhada yoksa tam tersi. Bunda sistemin de suçu var tabii ama bu sistemi de yaratan sonuçta yine insan. İnsanımız düzgün olsa şeyhini uçurmaz, yöneticisini yağlamaz. Bu durum dünyanın her yerinde var ama bizim gibi geri kalmış ülkelerde oran çok fazla. Biz de makama,sıfata haddinden fazla saygı var halbuki saygı sadece insana olmalıdır insan da saygıyı sahip olduğu kişilik,efendilik,karakterle hak eder. Makamda da çıkar vardır.Hani bürokratlar,yöneticiler vs hep kendilerini ‘’ makam arabasını kendime değil makama alıyorum veya makam nimetlerini kendim için değil makam için kullanıyorum’’ basitliklerinin arkasına sığındırırlar ya o hesap. Halbuki olay normalde sahip olamayacakları şeylere makam sayesinde sahip olma egosu ve kompleksidir. İşini layıkıyle yapma, düzgün ve adil olma vs değil. Makam,mevki ,para vs önemli değildir hepsi gelip geçicidir önemli olan iyi insan olabilmek, iyi eş,dost sahibi olmak ve iyi anılmaktır.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
sofi ~ 2 yıl önce
sayın yazar sen mürşidi kamillere kurban ol

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP SOFİ ~ 2 yıl önce
BİR SÖZCÜĞÜN GERÇEK ANLAMININ DIŞINDA, BAŞKA BİR ANLAMI KARŞILAYACAK ŞEKİLDE SOYUT OLARAK KULLANILMASINA MECAZ ANLAMI DENİR. BAZI YAZILARDA “ŞEYH-İ TERBİYE, ŞEYH-İ İRŞAD, ŞEYH-İ TASLİK DE DENİLEN ŞEYH-İ TARİKAT İSE MÜRİD VE MÜNTESİBLERİNİ TASAVVUF YOLUNDA EĞİTİP YETİŞTİREREK ALLAH'A ULAŞTIRAN ÖNDERDİR.” SÖZÜ GEÇER. HAKİKİ MÜRŞİDİ KAMİL’LERE TABİİ Kİ SAYGI DUYARIM. EĞİTMENDİRLER “En’âm 64 ,Yâsîn 74 ,A’râf 191 ,En’âm 41 ,Yûnus 18 ,Tevbe 113 (Bakara 165 ,Tevbe 31, Yâsîn 75 ,Âl-i İmrân 80 ,İsrâ 42 ,Mâide 72 ,Âl-i İmrân 151 En’âm 80 ,En’âm 81 ,Nisâ 48 ,Nisâ 116 ,En’âm 22 ,En’âm 23 ,En’âm 94 -Yûnus 35 “ SURELERİNİ DİKKATLE OKUYUN LTF. GÖRECEKSİNİZ Kİ, MÜMİNİN ALLAHA ULAŞMASI İÇİN BİR ARACIYA İHTİYACI YOKTUR. BİR ARKADAŞIMIZA SORMUŞTUM, SİZE SORAYIM. KURANI KERİMDE HANGİ SUREDE “ ŞEYH “ KELİMESİ GEÇİYOR. BENİ AYDINLATIN LUTFEN.
Android Uygulaması ~ 2 yıl önce
Çetin Bey, Yazilarinizi ilgiyle takip ediyorum. THY'de sizi tanima sansim olmustu, çizginizi de cok begeniyorum. Bir tek elestirim olacak o da neredeyse her yoruma cevap yazmaniz. Okurlariniza sayginizdan boyle bir sey yaptiginiz cok acik ama kisisel 'blog' ortami bence haber sitelerinde pek uygun olmuyor. Sizi tanimayan ve sadece elestri yapmak icin birseyler yazanlarla seviye farkiniz olmali bence. "Alim ile sohbet et, alirsin mertebe; cahil ile etme sohbet donersin ..". Cahilden kastim da egitimsiz insan degil, bilip bilmeden hersey hakkinda yorum yapan, tartistigi konuya vakif olmayan kuru inatli kisilerdir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000