07 Ekim 2013, Pazartesi
Sefa İNAN
Sefa İNAN sefainan@gmail.com
  • Sefa Bey, her zaman ki gibi güzel bir yazı. Pek çok uçucu personelin bilmediği, şirketin kafasına göre ben yaptım oldu diyerek, tüm haklarımızı tırpanladığı, hukuka aykırı keyfi işler yaptığını yazmış ve çok doğru bir tespit yapmışsınız. Ne yazık ki çoğu kabin ve kokpit personeli halen bundan bir haber. Grev sürecinde kabin ekibi ne yazık ki kendi ayağına sıktı, şirket kabin ekibini kısa sürede eğiteceğinin farkında ve bunun sınavını part-time memurlar ile verdi. Şirket için kabin memuru sadece bir servis elemanı (gerçekte bir emniyet elemanı olduğunu hepimiz biliyoruz). İyi eğitilmemiş bir kabin çok tehlikeli ve gün gelir maliyeti milyar dolar olabilir. Öte yandan sadece 2500 kişilik kokpit, yetiştirilmesinin zorluğu gereği, çok ama çok değerli. Şirket ise kokpite gözden çıkardığı kabinden farklı davranmıyor, ve çok büyük bir hata yapıyor. Fakat unutmayın ki bunları bilen, ve bir kenara not eden, azımsanmayacak bir kitle de mevcuttur. Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner.
  • Sefa bey yorumları okuduğunuzu bildiğim için buraya yazayım dedim. İphone uygulamalarında yukarıdaki saat barına dokununca sayfa en başa döner. Yukarı hızla çıkınca geri tuşuna basarak haber okumak kolaylaşır. Sizin airporthaber uygulamasında bu yok. Özellikle uzun haberlerde onca sayfayı yukarı çıkarıp geri tuşunu aramak can sıkıcı. Yazılımcılarınız ufak bir müdahale ile bunu halledebilirlerse makbule geçecek. Sevgilerimle
  • SEFA BEY TESBİTLERİNİZİÇİN KUTLUYORUM.GALİBA ANLADIĞIM KADARI İLE DEVEYE DİKEN DEMEK İSTEDİNİZ.
  • Sessiz at tepti Sefa bey. Sanırım bu seçimleri kastetmiştiniz.

"SESSİZ ATIN TEKMESİ PEK OLURMUŞ" THY ÇALIŞANI NEDEN GREVE KATILMADI

Pilot, teknisyen, kabin memuru, mühendis, düz işçi ve birçok çalışanın karma olarak katıldığı bu seminerlerin, çok yararlı sonuçlar verdiğini ve birbirleri ile karşılaşmaları zor olan bir çok mesleki grubun, birbirlerini tanımakla kalmayıp, yaptıkları işlerde karşılaştıkları sorunları bilmeleri sağlanır ve konular farklı görüşler eşliğinde tartışılırdı.

İlk önceleri yabancıların verdiği bu seminerler, daha sonra yerli uzmanlar tarafından iki yılı aşkın bir zaman sürdürüldü. Seminerlerin bence çok başarılı sonuçları olmuştur. Seminerlerin sonunda bir anket yapılır ve kişilik profiliniz ilginç sorular eşliğinde belirlenerek, size kişilik yapınız hakkında bilgi verilirdi. Bu testlerde her insanın yapısını anlayabilmek için o kadar çok ilginç örnekler sunulurdu ki; inanılmaz. Örneğin; yakınınızda oluşan bir trafik kazasını gören bir kişi olarak, ne yapacağınız hakkında en az beş altı seçenek sunulur ve sizden bu durumda ne yapmanız gerektiği, şaşırtıcı yanıt seçenekleri eşliğinde sorulurdu. Bazen, size göre en mantıklı yanıt; o sorudaki en düşük puanı almanıza neden olurdu.

Bu konuya girmemin nedeni; eski THY yönetimlerinin bugünkü yönetimlerle kıyaslanması değildir. Bu konuyu açmamın nedeni, THY çalışanlarının, son günlerdeki grev ve sendikal konulara bakış açılarının birbirinden çok farklı olabileceğini anlatabilmek içindir. Kısaca, insanın düşünceleri ve gelişen olaylara karşı verdiği tepkiler çok farklı oluyor.

Kapalı olarak yapılan grev oylamalarındaki sonuç ile açık oylama yaptığınızda alınan neticenin birbirinden çok farklı olması nedendir? Açık oylamaya etki eden en büyük faktör, sizce de korku ve çekinme değil midir? “Sessiz atın tekmesi pek olur” atasözümüz, tam da bu duruma uygun kullanılabilir. İnsanları korku imparatorluğu eşliğinde yönetirseniz, fırsatını yakaladığında ummadığınız bir tepki ile karşılaşırsınız.

THY gibi, çok farklı iş gruplarının bulunduğu bir şirkette, toplu iş sözleşmesi yapmak çok zordur. Her grubun birbirinden çok farklı çalışma koşullarının olması ve alınan ücretlerdeki tavan-taban arasındaki çok farklı açıklığın yanı sıra, aynı işi yapan meslektaşlar arasında bile ücret farklılıkları( HABOM-Teknik A.Ş) varken, bu işyerlerinde ideal bir sendikacılık yapılması, çok, ama çok, zor olacaktır. Habom neden ve nasıl kurulmuştur? Kurulmasına etken olan nedenleri, yapılan bir çok yanlışı bilemezseniz bu konuyu anlamaz ve çözümünü de bulamazsınız.

Örneğin; tek bir iş yapılan ve genelde asgari ücretle çalışılan bir iş yerinde, sendikacılık yapmak çok kolay iken; bunu sektörümüze uyguladığınızda, hayal kırıklığı yaşar ve yaşatırsınız. Bu sektörü iyi tanımak ve şirket içindeki her mesleki grubun üretime katkısının yanı sıra, temininde çekilen zorluğu iyi bilmek zorundasınız. Havacılık sektörü kendine has özellikleri olan bir yapılanmadır.

Gelelim havacılık sektöründe sendikacılık yapmak isteyen gruplara:

Yaklaşmakta olan Hava İş Sendikası yönetiminde göreve talip olan adayları ve gruplarını biri hariç çok iyi tanıyorum. Bu biri ise, nereden ve nasıl kalkıştığını anlayamadığım ve havacılık konularına ne kadar hâkim olduklarını kestiremediğim REFORM grubu olduğundan, bu gruba temkinli yaklaşıyorum.    

Bu kadar fazla oluşumun, her zaman için iktidardakinin işine yarayacağını bile bile, hala gruplaşmaların devam ettiğini ilgiyle izliyorum. Bu şekilde giderse; mevcut sendika yönetimi şimdiye kadar yaptıkları bir çok yanlışa rağmen yeniden kazanabilir.

Kapalı kapılar ardında ne dönüyor bilemiyorum ama mevcut sendika yönetiminin işveren tarafından desteklenmesi bile bence sürpriz olmaz. Çünkü adaylar arasında çok daha sert sendikacılık yapacaklar var. Biraz saçma olsa da, kötünün iyisi mevcut yıpranmış veya yıpratılmış yönetim olabilir. 

Şimdiki sendika yönetimin delege yapmakta zorlandığı bir gerçektir.  

Ancak, bu çok da önemli değil. Grupların delege listesine adını yazdıkları birçok kişinin, delege olduklarında ve genel kurulda mevcut sendika yönetimine oy atmayacağını kim bilebilir? Seçime girmek için delege adayı yazarken çok dikkatli olmak lazım. Yukarıda insan faktörü ile ilgili giriş bölümümde, insanların bakış açılarının çok farklı olduğunu ve kapalı oylama, açık tasnif olan bir sistemde, gerçek düşüncelerini rahatlıkla ortaya koyacaklarını belirtmemin nedeni budur. Kimse seçimi kazandım gözüyle bakmasın. İnsanların oy verirken ki iç dünyasını bilemezsiniz.

Delegeler, grupların değil toplumun delegeleridir. Bu delege sistemine son derece karşı olsam da, mevcut durumda, bu sistemle seçime girileceğine göre, genel kurul çok şeye gebe görünüyor. Neler dönecek neler… Seçim günü yaklaştığında, her türlü genel kurul numara ve hilelerini yazıp, toplumu yaşanması olası tehlikelere karşı uyaracağım. Çünkü bu seçimin, katakulliler ile değil gerçekten üyenin özgür iradesi ile verdiği oylarla sonuçlansın isterim.    

10 Ekim Perşembe Teknik A.Ş’ nin delege seçimleri varmış. Mevcut sendika yönetimi tarafından seçim günü belirleniyor.,Teknik A.Ş deki çalışanlar ne yapıp edip, demokratik haklarını kullanmalılar.  

 Teknik’te muhalefet birleşmiş veya birleştirilmiş olarak tek liste çıkılacak diye duyumlar alıyorum. İnsanlar, layık olduğu şekilde yönetilirmiş diyerek, delege adaylarına oy verecek olan teknik üyelerinin, tekniğin hak ve menfaatlerini en iyi koruyacağını düşündüğü listeye oy vermesini dilemekten başka ne yapılabilir ki?

THY-Hava-İş hukuk savaşında, geçen hafta bir dava daha bitirildi (Yargıtay aşaması hariç) Bu dava uçucuları kapsıyordu. Devamlı olarak yazılan ve eski toplu iş sözleşmesinde var olduğu söylenip işverence reddedilen ve yok denilen uzun mesafe uçuşlarında 36 saat olan dinlenme süresi başta olmak üzere, uçucularla ilgili bu ve buna benzer bir takım tek taraflı (sendika görüşü alınmadan) yapılan değişiklikleri içeriyordu.

Değiştirilme nasıl oldu ve anlaşmazlığın kaynağı nedir? Toplu iş sözleşmesini tıkayan bu konuyu biraz açalım;

22.Dönem Toplu İş Sözleşmesini hatırladığımızda; “uçucu ekiplere yönelik maddeleri tek tek yazmak yerine mevcut THY yönetmeliğine atıfta bulunalım denmiş. Bu sistem, THY yönetmeliğinde bir değişikliğe gideceği zaman 15 gün önceden sendikaya haber verilmesi ve sendikanın görüşünü alma şartı içeriyor. Hal böyleyken, THY uçucu ekiplerle ilgili dinlenme sürelerini kapsayan maddelerde sendikaya haber vermeden ve görüş almadan tek taraflı değişikliğe gidiyor.( Ben yaptım oldu mantığı) Örneğin; uzun uçuşlardaki 36 saatlik dinlenme süresini bir anda 24 saate indiriyor.

Sendika yönetimi bu duruma itiraz ediyor ve bu görüş alınmadan değiştirilen yönetmeliğe itiraz ediyor. Bu itiraza rağmen THY ben ne dersem o demeye devam ederek yönetmeliğini uygulamaya devam ediyor.

22.dönemde karşılıklı yapılan Toplu iş sözleşmesi aynen 23.dönemde de yüksek hakem kurulu tarafından değişikliğe gitmeden uygulanması gerekirken, sendikanın görüşü alınmadan tek taraflı olarak yapılan değişiklik yanlış olmuştur. 

Bu uygulamadan sonra sendika mahkemeye gitti ve bilirkişi atandı. Bilirkişi raporu, sendika lehine yayınlanınca, mahkeme de bu konuda THY aleyhine kararı verdi. Yargıtay’ın da bu kararı onaylaması durumunda (ki onaylar, tahmin ediyorum) tekrar 22. Dönemde neye atıfta bulunulmuşsa, o döneme dönülmek zorunda kalınacak gibi görünmekte.

THY-Hava-İş arasındaki bu uyuşmazlık maddesinin, grev süreci öncesi uçucu ekiplere iyi anlatılamadığını düşünüyor ve bu nedenle sendikanın bu konuyu çok daha net tüm uçucu ekibe anlattıktan sonra onlardan gelen tepkiyi iyi irdeleyip greve çıkıp çıkmamaya karar verilmesi gerekirdi diye düşünüyorum. Çünkü hepimiz biliyoruz ki THY’nin yumuşak karnı bilhassa kokpit ekipleriydi. Onların katılmadığı bir grevde başarılı olmak bugünkü şartlarda mümkün görülmüyor.

Hâlbuki sendika yönetimi, bu kozunu kullanmak yerine 305 in işe geri alınmasını, toplu iş sözleşmesinin olmazsa olmaz maddesi olduğunu konusuna yer verdi. THY buna karşı,305 konusunun sendika tarafından grevin olmazsa olmaz maddesi olmaması gerektiğini mahkeme aşamasında sunup bunu savununca davayı kaybetti. Çünkü bu konuda sendikanın yazılı bir isteği yoktu.

Sendika bu davayı kazandı kazanmasına ama “Hayır 305 konusunda yazılı bir isteğimiz yok beyanı”, sendika yönetimine yönelik güvensizlik yarattı. Bunun yanı sıra 305 dediğimiz konudaki başarısızlık ve işten atılmaların toplumu ürkütmesi ve tabii ki daha grev başlamadan E-postalar ile uçucu ekiplere greve katılıp katılmayacağının sorulması şeklinde yapılan grev kırıcılığı, çalışanların greve katılmamalarında ki en büyük etkenlerden olmuştur. Ancak yine de greve katılımın azlığına ve bu kadar olumsuz koşullara rağmen iyi mücadele edildiği bir gerçek.     

NOT/ Kaçırılan pilotlarımızı yine unutmadım. Bu konu ile ilgili hükümetimizin ve yetkililerin yaptıkları uğraşlar sanırım yeterli olmuyor. Yazı tarihim olarak 59.güne giren bu kaçırılma olayında, her şeyi hükümetten ve yetkililerden beklemek yeterli olmayabilir.

TALPA nın IFALPA aracılığı ile tüm yabancı havayollarının pilotlarını örgütleyip, Beyrut uçuşlarını boykot etmeleri Lübnan hükümetini zora sokacak ve çözüm arayışlarını hızlandıracaklarını düşünüyorum.   

Sizler için, UNUTMAYIN VE UNUTTURMAYIN isimli bir video hazırladık. Lütfen tıklayın ve izleyin.

"SESSİZ ATIN TEKMESİ PEK OLURMUŞ" THY ÇALIŞANI NEDEN GREVE KATILMADI

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (26)

Kerkenez ~ 3 yıl önce
Sefa Bey, her zaman ki gibi güzel bir yazı. Pek çok uçucu personelin bilmediği, şirketin kafasına göre ben yaptım oldu diyerek, tüm haklarımızı tırpanladığı, hukuka aykırı keyfi işler yaptığını yazmış ve çok doğru bir tespit yapmışsınız. Ne yazık ki çoğu kabin ve kokpit personeli halen bundan bir haber. Grev sürecinde kabin ekibi ne yazık ki kendi ayağına sıktı, şirket kabin ekibini kısa sürede eğiteceğinin farkında ve bunun sınavını part-time memurlar ile verdi. Şirket için kabin memuru sadece bir servis elemanı (gerçekte bir emniyet elemanı olduğunu hepimiz biliyoruz). İyi eğitilmemiş bir kabin çok tehlikeli ve gün gelir maliyeti milyar dolar olabilir. Öte yandan sadece 2500 kişilik kokpit, yetiştirilmesinin zorluğu gereği, çok ama çok değerli. Şirket ise kokpite gözden çıkardığı kabinden farklı davranmıyor, ve çok büyük bir hata yapıyor. Fakat unutmayın ki bunları bilen, ve bir kenara not eden, azımsanmayacak bir kitle de mevcuttur. Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
iPhone Uygulaması ~ 3 yıl önce
Sefa bey yorumları okuduğunuzu bildiğim için buraya yazayım dedim. İphone uygulamalarında yukarıdaki saat barına dokununca sayfa en başa döner. Yukarı hızla çıkınca geri tuşuna basarak haber okumak kolaylaşır. Sizin airporthaber uygulamasında bu yok. Özellikle uzun haberlerde onca sayfayı yukarı çıkarıp geri tuşunu aramak can sıkıcı. Yazılımcılarınız ufak bir müdahale ile bunu halledebilirlerse makbule geçecek. Sevgilerimle

Yanıtla

Kalan karakter 1000
HELAL OLSUN... ~ 3 yıl önce
SEFA BEY TESBİTLERİNİZİÇİN KUTLUYORUM.GALİBA ANLADIĞIM KADARI İLE DEVEYE DİKEN DEMEK İSTEDİNİZ.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
SESSİZ AT ~ 3 yıl önce
Sessiz at tepti Sefa bey. Sanırım bu seçimleri kastetmiştiniz.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000