23 Ocak 2017, Pazartesi
Oğuz SÖNMEZOĞLU
Oğuz SÖNMEZOĞLU oguzsonmezoglu@airporthaber.com
  • Oğuz kardeşim yazınızı çok beğendim fakat şuna da vurgu yapmak isyedim; ankete katılan arkadaşlar TC kimlik numaralarını girmek zorunda bırakılmıştır. Sizce böyle bir ankette kim hayır deyipte kendini ifşa etmek ister hele ki istediğini istediği zaman işten çıkarabileceğini sanan bir yönetim varken.
  • 5X5
  • Değerli Oğuz hocam gene keyifle okunan bir yazı hazırlamışsınız. Gerçekten Sendika ile ilgili yazdıklarınız son durumu en iyi şekilde özetlemiş. Umarım havacılıkta konuşulacak güzel olaylar olur ve artık siz de onları yazarsınız. Çünkü sektör her bakımdan daha kötüye gidiyor...
  • Oğuz kardeşim, yine bağımsız (çok önemli), havacılığın içinden gelen bilinçli bir havacılık emekçisi gibi işin doğrusunu çok güzel ve açıklayıcı bir üslupla yazıya dökmüşsün. THY yönetiminden veya sendikadan çıkarı olmayan her bilinçli havacının bu konuyla ilgili yorumu bu olmalıdır. Doğru tektir. Yüreğine ve kalemine sağlık.

Sendika ve Miki Fare

Turizmle uğraştığım yıllarda, yabancı turistler azıcık dövize karşılık tomarla aldıkları TL’nin o zamanki alım gücüne durmadan vurgu yapar, bu durumun bizi ne denli üzdüğüne aldırış etmeden paramıza oyuncak para yakıştırmasını yapıp, Mickey Mouse Money* diye dalga geçerlerdi. O zamanlar, bu benzetme bana her ne kadar rencide edici de gelmiş olsa, o gün bugündür bir şeyin ya da bir işin değersizliği karşısında aklıma nedense hep onu getiririm. Geçtiğimiz hafta, Hava-İş Sendikası ve TİS konusu gündeme geldiğinde de aynı şey oldu ve ben Miki Fare’yi anımsadım yine.

Sendika deyince aklıma, din, dil, inanç, ırk, etnik farklılık ve düşünce ayrımı gözetmeksizin, herhangi bir siyasal görüşe bakılmaksızın, yaşama ve çalışma koşullarının geliştirilmesi, hiçbir hak kaybına uğramadan çalışana iş güvencesi sağlanması için her türlü şartta uğraş veren insanlar geliyor ve elbette sendikacılığın aslında, sadece Toplu Sözleşme zamanlarında ortaya çıkan bir kavram olmadığı gerçeği... Durum bu çerçeveden değerlendirildiğinde, şu anki sendika yönetimlerinin önemli sınavlarından başarıyla geçmesini beklemek de hayalden öteye geçmiyor sanki. 

Sendikalar, normalde, yalnızca işçilerin ekonomik ihtiyaçlarını dile getiren aracı bir kurum değil, aynı zamanda çalışanların sosyal haklarını da güvence altında tutması gereken, onları koruyan, kollayan, onlarla dayanışma içinde olan toplumsal örgütlerdir. Sendikalar, özel günlerde ajanda, cüzdan, kalem dağıtmaktan öte, diğer kurumlardan ve siyasi görüşlerden bağımsız olarak gönüllülük temelinde, öncelikli olarak üyelerinin çıkarlarını koruyacak şekilde görev yapmak zorundadırlar. Üyeler de, her zaman için bağlı bulundukları sendikanın kendilerini koruyup destek olabileceğine, en azından bunun için her türlü gayretin gösterileceğine kendilerini inandırmışlardır. Lakin, günümüz koşullarında sendikalar, işletme çalışanlarına yönelik uygulanan gizli mobbing ve haksız uygulamalara sessiz kalabilmekte, hatta zaman zaman bunun da ötesine geçerek taraf olabilmektedir.

Hava-İş Sendikası da, hatırlanacağı üzere, THY A.O.’nun 15 Temmuz sonrasındaki süreci fırsat bilip, birçok personelini hiçbir hukuki dayanağı olmaksızın topluca işten çıkarmasına seyirci kalmıştı, hatta bununla da yetinmeyip “Maalesef bu süreçte işten çıkarılan personele herhangi bir şekilde hukuki destek veremeyeceğiz. Bu konuda işverenle karşılıklı mutabakatımız var.” diyerek emekçi üyelerine daha ilk fırsatta sırtını dönmüştü. Yaşanan bu süreç, diğer bazı işletme yönetimlerine de ne yazık ki ilham kaynağı olmuştu.

Sorumluluk gerektiren anlarda rahatlıkla kafalarını kuma gömebilen bir sendikal yönetimin, çalışanlarına karşı asli yükümlülüklerinin eksikliğini, sadece Toplu İş Sözleşmesi zamanlarındaki göstermelik performanslarıyla kamufle etmesi elbette ki mümkün değildir. Şu an için, Sendika tarafından kendi kaderlerine terkedilen birçok eski (!) üye, haklarını hukuki yollarla aramakta ve hayatlarında ilk ve son kez destek bekledikleri zamanda yüzlerine kapı kapatan Hava-İş Sendikası’ndan, bir daha benzer durumların en azından mevcut çalışanlara yönelik yaşanmaması adına, hesap sorulması gerektiğine inanmaktadır.

Bu açıdan bakıldığında, kurumun gerek bundan önceki yönetiminin uzlaşmaz yapısıyla, gerekse şu anki güdümlü formatıyla, bulunması gereken çizgiden her zaman uzak kaldığı ve böyle bir sendikal yapının, çalışan açısından hiçbir güvenilirliğinin ve garantisinin olmadığı açıkça söylenebilir.

Bugün için diyebilirsiniz ki, Hava-İş Sendikası olmasaydı çalışanlar,Ya işçi çıkaracağız ya da 2017 yılı için ücretlere zam yapmayacağız diyen THY Yönetimi’nin önerisine yine de “hayır” diyebilirlerdi. Elbette bu da bir ihtimaldi, ancak imkansıza yakın bir ihtimaldi. Çünkü, hiçbir aklı selim çalışanın böylesi sıkıntılı bir dönemde, (her ne kadar bu durumun oluşmasında en ufak bir kabahati olmasa da) geçimini sağladığı kurumuna desteğini esirgeyeceği düşünülemezdi, öyle de oldu. THY Yönetimi’nin doğrudan doğruya çalışanıyla karara bağlayabileceği bir konuda, Hava-İş Sendikası yine her zamanki şirket sözcülüğünü yaptı. Sonuç itibarı ile, tek bir anketle de BÜYÜK İŞ (!) başarmış oldu.

* II. Dünya Savaşı sırasında, Japon Hükümeti’nin bastırdığı ve zorunlu olarak kullanıma sunduğu Filipinler Pezosu, düşük alım gücü nedeniyle Filipinler’de yaşayan halk tarafından “Mickey Mouse Money” diye adlandırılmıştı.

Sendika ve Miki Fare

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (5)

Anket safsatası ~ 8 ay önce
Oğuz kardeşim yazınızı çok beğendim fakat şuna da vurgu yapmak isyedim; ankete katılan arkadaşlar TC kimlik numaralarını girmek zorunda bırakılmıştır. Sizce böyle bir ankette kim hayır deyipte kendini ifşa etmek ister hele ki istediğini istediği zaman işten çıkarabileceğini sanan bir yönetim varken.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
YAZI ~ 8 ay önce
5X5

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Tuvana Eroltu ~ 8 ay önce
Değerli Oğuz hocam gene keyifle okunan bir yazı hazırlamışsınız. Gerçekten Sendika ile ilgili yazdıklarınız son durumu en iyi şekilde özetlemiş. Umarım havacılıkta konuşulacak güzel olaylar olur ve artık siz de onları yazarsınız. Çünkü sektör her bakımdan daha kötüye gidiyor...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Havacı ~ 8 ay önce
Oğuz kardeşim, yine bağımsız (çok önemli), havacılığın içinden gelen bilinçli bir havacılık emekçisi gibi işin doğrusunu çok güzel ve açıklayıcı bir üslupla yazıya dökmüşsün. THY yönetiminden veya sendikadan çıkarı olmayan her bilinçli havacının bu konuyla ilgili yorumu bu olmalıdır. Doğru tektir. Yüreğine ve kalemine sağlık.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000