23 Mart 2009, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com

Sen benim kim olduğumu biliyor musun?

Havacılık sektörü en gelişmiş teknolojilerin kullanıldığı, neredeyse tüm sektörlere, örnek bir uygulama alanıdır. Havalimanlarındaki hizmetlerin çok boyutluluğu, ülke ölçeğinde temsil niteliği olması bu noktaları cazibe merkezi haline getirmektedir.

Dolayısıyla, havalimanlarının ve uçakların örgütler tarafından sansasyon yaratmak için seçilmesi giderek yaygınlaşmaktadır. Bir yandan da suç işleme tekniklerinde inanılmaz gelişmeler yaşanmaktadır. Bu nedenle günümüzde kişileri tanımanın ve tanıtmanın önemi artmaktadır. Yolcu güvenliğinin kolaylaştırılması ve emniyeti için kimlik ve kişi eşleştirilmesi olağanüstü gayret ve ciddiyet isteyen bir alandır.

Sen benim kim olduğumu biliyor musun?

Havalimanlarına gelen yolcular, müşteriler, çalışanlar, ziyaretçiler kimlik kontrolü, arama bölgelerinden geçirildiklerinde tedirginlik hissine kapılıyorlar. Aranmak, kimlik göstermek ağır geliyor. Hatta bazen daha da ileri giderek “sen benim kim olduğumu biliyor musun?” sendromu başlıyor. Oysa güvenlik sisteminin esası bireylerin ve bütün sistemin emniyetli işlemesidir. Potansiyel suçlu duygusuna kapılmamak gerekir.

Bir an için kendinizi düşünün, sizin siz olduğunuzu nasıl ispat edebilirsiniz? Kendinizi nasıl tanıtacaksınız? İlk akla gelen nüfus cüzdanı, ehliyet, pasaport oluyor. Adınız, soyadınız, imzanız, resimli kimliğiniz yeterli mi? Yıllar önce çekilmiş resminiz artık size benzemiyor olabilir. Hele de kadın olsun erkek olsun moda akımlarının etkileriyle sıkça değişiyorsanız... Geçenlerde aldığınız bir gözlük bile farklı gösterebilir!

Daha da fenası kimliğiniz kötü niyetli kişilerin eline geçebilir, suç işlemede kullanılabilir…

Tanıma tekniklerinden faydalanılması; sadece suçluların ayırt edilmesinde değil aynı zamanda hizmetlerin hızlandırılmasında da önemli bir rol oynamaktadır.
Suçlulara gelince, gerçek kimliklerini sahtesiyle değiştirebilmekte, ya da görünümlerini basit ya da zor operasyonlarla farklılaştırabilmektedirler.

Kişilerin güvenliği, özel bilgilerinin korunması ve yetkili kişiler dışında hiç kimsenin bu bilgilere ulaşamaması için günümüzde pin kodları, şifre gibi araçlar kullanılmaktadır. Bu tür araç ve yöntemlerin kullanılması bile bir seri güçlük ve güvensizlik faktörünü beraberinde getirmektedir. Şifrenin unutulması, kartın başka yerde bırakılması ya da bu bilgilere başkasının ulaşıp güvenlik duvarını aşaması gibi büyük sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu sorunları ortadan kaldırmak ve güvenliği en üst seviyede sağlamak için yeni teknolojik sistemler geliştirilmiştir.

Neler yapılıyor?

Kişilerin kaybolamayan, unutulmayan ve bir başkasında bulunmayan fiziksel ve davranışsal özelliklerini tanıyarak kimlik saptamak üzere geliştirilmiş elektronik ortamlarda saklanabilen otomatik sistemler üzerinde çalışılmaktadır. İnsan beyninin kişiyi tanıma ve ayırt etme özelliği dikkate alınarak yeni teknolojiler sürekli olarak geliştirilmektedir. Böylece çok sayıda parametre dikkate alınabilmektedir.

Kişi veya kişilerin kimliğini tespit etmekte en emin yol, en kesin delil parmak izi olarak değerlendirilmektedir.

Günümüzde uygulanan parmak iziyle kimlik saptama yöntemi oldukça yeni olmasına rağmen eski devirlerde de el ve parmak izleri çeşitli yerlerde kullanılmıştır. Hatta Çinliler, 15.yy’da, yeni doğan çocukları ayırt etmek için boya ile ayak ve el izlerini alırlarmış. Tokyo’daki çalışmalarda da eski yıllarda yapılan çömleklerde sanatçıların parmak izi bulunduğu tespit edilmişti. Bu parmak izlerine göre eseri üreten sanatçılar birbirinden ayrılıyor ve tanınabiliyordu.

Yüzlerce yıl önce okuma yazma bilmeyenlerin parmak bastığını, halâ parmak basan bir toplum durumuna getirilmek istendiğimizi düşündüğümde, ileri teknoloji ürünü icatların neden bizim tarafımızdan yapılamadığına şaşıyorum!

Bir İngiliz bilim adamı, uzun yıllar çalışarak parmak izlerini sınıflandırıp kendi içlerinde gruplara ayırmış ve bunların dosyalanarak kolayca bulunabilmelerini sağlamıştır.(1) Hindistan’da yöresel kişilerle sözleşme yapan İngilizler, Hintlilerin kabul etme anlamında el izi kullanmalarından hareketle parmak izleri üzerinde çalışmalarını derinleştirmişlerdir. Hiçbir kişinin eli de diğerine benzememektedir. Parmak izine dönüşe el izlerinin çok fazla yer kaplaması etken olmuştur.

El geometrisi ile kişileri belirleme sadece suçlular için değil aynı zamanda önemli, yüksek riskli üslere, bölgelere gizli alanlara girişte kullanılmaktadır. Elin önceden alınan, şekli, boyutları veri bankasına kaydedilip, tespitler bu kayıtlara göre yapılmaktadır. Ama kul yapısı cihazlar, canlı eli cansız elden ayıracak kadar hünerli olamadığından, kötü niyetli kişilerin kurbanı olmaktadır. Bu konuda çok sayıda roman yazılmış, çok sayıda film çevrilmiştir! 

Parmak izlerinin değişmez olması ve devamlılık göstermesi, sınıflandırılabilmesi, birbirine benzemez ve benzetilemez oluşları gerçek kimliklerin belirlenmesi açısından da önemlidir. Parmak izleri, özellikleri nedeniyle bireylerin kimliği yerine geçmektedir.

Bugün kısa sürede, elektronik ortamda depolanmış, çok sayıda parmak izine bilgisayarlar yardımı ile bakılabilmektedir.

Temelde parmak izi insanın resmi, imzası, gibi biyometri biliminin kullandığı ölçülebilir, ispatlanabilir özelliktir. (2) Tanımada biyolojik verilerin değerlendirilme yöntemlerini kullanılmaktadır. İnsanların, iris, retina, kulak, yüz geometrisi, beyin dalgaları, ses, DNA, koku, kafa formu, parmak şekilleri gibi değişmeyen çok sayıda biyometrik özelliği vardır…

Nasıl ki nüfus cüzdanlarına, pasaportlara, yapıştırılmak üzere resimler kullanılıyorsa yakında tüm ülkelerde biyometrikler kullanılmaya başlanacaktır.
Hatta insan beynindeki elektromanyetik dalgaların profilini çıkarmaya çalışan araştırmacılar, bu sistemle kimlik tespiti yapabileceğini iddia etmektedir. Çok maliyetli olan bu yöntem, öncelikle yüksek teknoloji laboratuarlarının güvenliğinin sağlanması için önemlidir.

Örneğin, 1980’lerde yüz tanıma ile ilgili teknikler geliştirilmeye başlanmış, bu teknikler, 1990’larda ticari olarak kullanılır hale getirilmiştir. Dijital kamera ile çekilen fotoğraflarla, yüzdeki göz mesafeleri, kulakların şekli, çene, ağız ve burun mesafeleri gibi karakteristikleri tespit edilerek, gerek duyulduğunda karşılaştırılma esasına dayanmaktadır. Tek yapılacak şey fotoğraf çektirmek olduğundan kişi için de kolay bir yöntemdir ve “benim kim olduğumu biliyor musun?” sendromundan da kurtaracaktır.

(1) Scotland polis teşkilatından Sir Edward Henry Hindistan’da parmak izi sınıflamasını yapıyor.
(2) Biyometri bilimi iki eski Yunanca kelimenin birleşmesinden oluşturulmuştur. Bios hayat, metron ölçü anlamına gelmektedir.

Sen benim kim olduğumu biliyor musun?

Facebook Yorum

Yorumlar

Misafir ~ 8 yıl önce
Çok kısa zaman sonra parmak izi kimlik haline gelecek sanıyorum. Yazınız bana eski bir rektörü hatırlattı. rektör ifade vermek üzere parmak izinin alınmasının ağır geldiğini söylemişti. oysa bundan doğal ne olabilir?

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000